Vahim Bir Okul Cinayeti ve Bir Sosyal Medya Rezaleti

Vahim Bir Okul Cinayeti ve Bir Sosyal Medya Rezaleti

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla..

Bizleri İslam ile şereflendiren Âlemlerin Rabbi, mülkün sahibi, şanı yüce Allah’a sonsuz defa hamd olsun.

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi en başta ölçü ve örnek Rasul Hz. Muhammed’in, ehli Beytinin, güzide Ashabının, İslam ümmetinin ve sizlerin üzerine olsun.

Sanırım şu vahim hadiseyi duymayanınız ya da TV’ lerden seyretmeyeniniz yoktur:

İstanbul / Başakşehir ilçesindeki Kayaşehir Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu’nda yaşanan bıçaklı saldırıda yaşları 10 ile 13 arasında değişen sekiz öğrenci yaralandı.

Saldırıyı gerçekleştiren gözaltına alındı. Yaralı öğrenciler ilk müdahalelerinin ardından hastaneye kaldırılırken, 15 yaşındaki saldırgan öğrenci F.M. gözaltına alındı.

İlerleyen saatlerde Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ağır yaralı öğrencilerden birisi olan Eslem Sare Bulut’ un hayatını kaybettiğini açıkladı. (Kaynak: Haber siteleri – 06.10.2026)

Muhterem akide kardeşlerim

İnanın bu konuda hiçbir yazı yazmamaya ve hiçbir paylaşım yapmamaya karar vermiştim. Ama beni çok çok üzen ve derinden yaralayan bu olayla ilgili gördüğüm bir “video paylaşımı”, beni bu satırları yazmaya mecbur etti adeta..

Uzun yıllardır sosyal medya platformlarımda ya da şahsi web sitemde “üstüne basa basa” yazdığım ve söylediğim bir husus vardı. Diyordum ki:

“Ey Müslümanlar, özellikle de ey dava adamı davetçi gençler, lütfen Allah rızası için ne amaçla olursa olsun eşinizin, ailenizin, çoluk çocuğunuzun sakın ha resimlerini şu internet ortamında veya sosyal medyada paylaşmayınnnn..”

Nedenini ve makul gerekçelerimi de uzun uzun anlatmama rağmen, insanlar paylaşmaya devam ettiler. Hatta bugün bile bir arkadaşımı yine uyardım. Ama nafile.. “İmam bildiğini okur..” misali davetçi (!) kardeşlerim paylaşımlarını devam ettirdiler ve ettiriyorlar da..

Beni çok çok üzen ve bu satırları yazmaya mecbur eden hususa gelince:

Cennet ehli minik yavrumuz, anneciğinin kuzusu, babacığının göz bebeği Eslem Sare Bulut kızımız, bugün memleketi olan Bartın’ın Ulus ilçesi Konuklu köyünde toprağa verildi.

Rabbim bu çok zor imtihanlarında, annesine, babasına ve tüm aile fertlerine sabrı cemil versin. Onları, yavruları ile “ayrılmamak üzere” cennette buluştursun.

Dünkü bu vahşi cinayetten sonra, kim nereden buldu ya da “ilk kim paylaştı” bilmiyorum, maktul minik yavrumuzun resimleri “bugün” sosyal medyada dolaşıma sokuldu.

“Evlat acısı ve naaşının memleketlerine nakli ve defni işleriyle” uğraşan bir ailenin, kalkıp ta ciğerparelerinin resmini bu ortamda paylaşması elbette ki mümkün değildir.

Güzel insanlar, bu hususa biraz sonra geri döneceğim inşaAllah. Size bir tadımlık bilgi olarak “Yapay Zekâ” teknolojisinden bahsetmek istiyorum.

Nedir bu 21. Yüzyılda bulunan yeni teknoloji?

Yapay zekâ; Bilgisayarların, yazılımların veya robotların insan benzeri “Öğrenme, akıl yürütme, problem çözme ve karar verme gibi zihinsel süreçleri ‘taklit etmesini’ sağlayan yeni bir teknoloji..” dir.

Peki, yapay zekâ neyi hedefler?

“Temel olarak makinelerin deneyimlerden öğrenmesini, yeni girdilere uyum sağlamasını ve insanlar tarafından yapılan görevleri aynen yerine getirmesini..” hedefler.

Bu yeni teknoloji nihayetinde kendisine “veri/bilgi yüklenen” bir araçtır.

Euro News web sitesi 09 Ocak 2025 tarihinde, dünyaca meşhur iş adamı Tesla ve SpaceX’ in CEO‘su Elon Musk’ un şu detaylı açıklamalarına yer verdi:

Musk, yapay zekâ modellerini eğitmek için kullanılabilecek “yüksek kaliteli eğitim verilerinin” artık yetersiz olduğu ve kamuoyuna açık verilerin “neredeyse hepsinin” kullanıldığı görüşünde.

Son yıllarda yapay zekâ geliştirmeye de yönelen Elon Musk, sektördeki uzmanların yapay zekâ eğitiminde ‘sınıra yaklaşıldığı’ yönündeki fikirlerine kendisinin de katıldığını belirtti.

Kendi sosyal medya platformu X‘ te canlı bir sohbette konuşan Musk, “Artık yapay zekâ eğitiminde ‘insan bilgisinin neredeyse toplamını’ temelde tükettik. Bu, aslında geçen yıl oldu,” dedi.

Kardeşlerim Musk’ ın bu açıklamasında da ortaya konduğu gibi adeta bir “Bilgi Bankası” gibi bir şey olan yapay zekânın “Ana sermayesi” ona yüklenen “veri” imiş.

Bu verilerin doğru ya da yanlış olması ise ayrı bir tartışma konusu. Gelecek yıllarda “İnsan zekâsını her alanda ve tüm yönleriyle geride bırakacağı varsayılan Süper Yapay Zekâ (ASI)” teknolojisinden bahsedenler de var ama bu yazının konusu bunlar değildir.

Son birkaç yıldır yapan zekâ teknolojisine hayran (!) olan nice insanımızın, bu teknolojiden “hayırlı ve faydalı işlerde” yararlanmak yerine, adeta “Şeytanla da işbirliği yaparak, bu teknolojiyi istismar ettiklerine” üzülerek şahit oluyoruz.

Hem de öylesine “iğrenç işlerde” kullanıyorlar ki, görünce hayretler içinde kalıyorsunuz.

Çok çok basit bir örnek vereyim.

Bazı çok bilmiş (!) insanlar yapay zeka ile “eski fotoğrafları” yeni çekilmiş bir fotoğraf haline getirebiliyorken, onun paylaşımına yorum yapan birisi diyor ki;

“Şu gönderdiğim resimde yanımda ayakta dikili duran kız arkadaşımı, mayolu bikinili hale getirir misin?” Şerefsiz adam da bunu “bir emir” sayıp aynı resmi, aynı yüzlü kızcağızı istediği hale getiriyor..

Sanırım bunun çok çok örneklerini sizler de görmüşsünüzdür. Şimdi tekrar Eslem Sare Bulut yavrumuza dönelim.

Herhangi bir resmi istediği gibi “yapay zeka marifetiyle” kılıktan kılığa sokabilen “bir işgüzar” da, bu gün kalkmış mazlum ve maktul yavrumuz Eslem Sare’ nin yukarıda söz konusu ettiğim “sosyal medyada dolaşıma giren resmini” almış, çok beğeni elde etmek adına bir “operasyon” yapmış.

Nice “ehli gaflet zavallı sosyal medya kullanıcıları” da bunu “paylaşmış ta paylaşmış..” yazıklar olsun, yazıklar olsun size..”

Ne mi yapmış?

“Ben Eslem Sare Bulut.. Bugün sabah her sabah olduğu gibi annem beni uyandırdı. Gözlerimi açtım okul üniformamı giydim. Annem beslenmemi hazırladı ve sonra beni okula uğurladı.. Benim de herkes gibi hayallerim vardı. Bir çocuğun elinden oyuncağını alır gibi, hayatımı ve tüm hayallerimi bir bıçakla elimden aldılar…..”

diye yazılmış ve kurgulanmış uzun bir metni “video olarak” sanki “Canlı yayında” okuyormuş gibi Eslem Sare yavrumuza seslendirdiler.

Ulan alçak ve şerefsiz adam, sende hiç mi vicdan, merhamet, insanlık, acıma duygusu yok? Sen bu işgüzarlığı nasıl yaparsın, kimden izin aldın?

Bu paylaşımının annede, babada, kardeşlerinde ve tüm ailesinde “Nasıl bir travmaya” sebep olacağını hiç mi düşünmedin geri zekalı adam?

Senin yavruların böyle bir katliama maruz kalsa ve aynı şeyi birileri “Senin yavruların için de yapsa” ne yapardın bire densiz?

Ailesi acılar içinde kıvranırken, yaşadıkları şoku daha üzerlerinden atamamışken, minik yavrularını toprağa koyarken, senin bu “yangına körükle gidercesine” sergilediğin “gayrı insani ve gayrı İslami tavır” ne ile izah edilir. Yazıklar olsun sana.. Yazıklar olsun sana..

Peki, şu “herkesin paylaştığı her bir şeyi hemen paylaşmayı” bir maharet sayan ve hayata “At Gözlüğü” ile bakan insanlara ne demeli?

Bu fecaat dolu ameli ve videoyu paylaşmanın “İslam’a zıtlığını” bir kenara bıraktım, inanın elin gavuru da olsa “insaf sahibi hiçbir insan” bunu alıp ta paylaşmaz.

Muhterem Müslümanlar ve ey Davetçi gençler

Bizlerin sosyal medyada bulunmasının ya da yapay zekâyı kullanmasının, mutlaka ama mutlaka “muayyen bir amacı” olmalıdır ki O da;

“Sırf Allah rızası için; Emri bil maruf nehyi anil munker yapmak yani Rabbimizin emrettiği ve razı olduğu şeyleri ortaya koymak ve Rabbimizin nehyettiği, razı olmadığı, haram kıldığı her bir şeyi de insanlara nehyetmektir.”

Bunu da bu gün ancak “ya ferdi olarak, ya vaizler olarak ya da cemaatler, vakıflar, dernekler ve STK’ lar olarak” çok çok sınırlı bir miktarda yapabiliyoruz.

Asla bir devletin sahip olduğu imkanlara sahip değiliz.

Umarım bu son olayda yaşanan “Eslem Sare Bulut yavrumuzun yapay zeka ile konuşturulması hadisesi” bu yazımı okuyan bütün insanlara bir ders olur da bir daha “asla ve kat’a” ne bir sosyal medyada ne de herhangi bir internet ortamında bir daha, “karısının, kocasının, bacısının, kızının, oğlunun vs.” hiçbir resmini paylaşmazlar inşaAllah.

Ey insanlar ve ey Davetçi gençler. Bu son olay bir kere daha bize göstermiştir ki;

İSLAM, ASLA BİR DEVLETSİZ OLMAZ..

BİR DEVLET TE ASLA İSLAM’SIZ OLMAZ..

İşte bizim bu davetimiz; mutlaka ama mutlaka “Rabbimizin emrettiği ve razı olduğu yegâne doğru nizamlara, yani İslam nizamlarına ve bu nizamları tatbik etmesi kendisine farz kılınan İslami bir Devlete” olmalıdır.

Bunlar yok ise; “güzel bir dünya hayatı” da ve “güzel bir ahiret hayatı” da yani “Cennet” te yok demektir.

Biz bu davette bulurken, “Rabbimin şu hitabını” da tüm Müslümanlara bir kere daha hatırlatmak zorundayız:

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اسْتَج۪يبُوا لِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ اِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْي۪يكُمْۚ

“Ey iman edenler, Sizi, size hayat verecek şeylere davet ettiği, çağırdığı zaman, Allah’a ve Resulüne icabet edin.” (Enfal suresi 24)

Şanı yüce Allah (cc), bizlere tekrar “hem dünyamızı hem de ahiretimi kazandıracak İslami bir Devlet” kurma konusunda yardım etsin ve işlerimizi kolaylaştırsın.

“Ey Rabbim, bu makalemi okuyan, anlayan, benimseyen ve paylaşan tüm Müslümanlara, son nefeslerine kadar şahit, son nefeslerinde de o müjdelenen İslami Devlet’ te şehit olmayı nasip eyle..”

Ey güzel insanlar ve ey Davetçi gençler

Bir gün ecel/süre bitecek, ölüm gelecek ve ayrılacağız dostlar. Şu boş kubbede hoş bir sadâ bırakanlara selam olsun..

Bekir Yetginbal – 07 Ekim 2026


Tags:

 
 
 

Bir yanıt yazın