Şeytanı Şeytan Yapan; İşlediği Hata Değil, Onu Savunmasıydı
Şeytanı Şeytan Yapan; İşlediği Hata Değil, Onu Savunmasıydı
İnsanın “hata yapması, günah işlemesi veya yanlış bir karar vermesi” insan olmanın bir parçasıdır. Asıl tehlike, insanın “yanlış yaptığını gördüğü hâlde gururuna yenilip hatasını kabul etmemesi, kendisini haklı çıkarmaya çalışması ve doğrudan dönmemesi” dir.
İslami açıdan bakıldığında burada “İblis’in Âdem’e secde etmemesi” üzerinden çok güçlü bir mesaj vardır. İblis’in problemi “yalnızca emre karşı gelmesi” değildi; “kibirlenmesi ve itaatsizliğini haklı göstermeye çalışması” idi. Kendini üstün görerek, “Ben ondan daha hayırlıyım” anlayışına sığındı.
İşte sözün “Manâsı derin…” denilen kısmı tam olarak burada başlıyor:
Bir insan yanlış yapabilir.
Yanlış söz söyleyebilir.
Birini kırabilir.
Günah işleyebilir.
Haksızlık yapabilir.
Fakat insanı asıl tehlikeye götüren şey, “Ben yanlış yaptım” diyememeye başladığı andır.
Çünkü hata karşısında “pişmanlık varsa” dönüş mümkündür. “Özür varsa” telafi mümkündür. “Tövbe varsa” yeniden başlamak mümkündür.
Ama insan “kendi hatasını sürekli savunmaya, bahaneler üretmeye ve kendisini haklı çıkarmaya başladığında” vicdanının sesini susturmaya başlar.
Bu söz aslında bize şunu söylüyor: Hata yapmak seni kötü biri yapmaz.
“Hatanı bile bile savunmak, yanlışını doğru göstermeye çalışmak ve kibirle geri adım atmamak” çok daha büyük bir tehlikedir.
Ve belki de sözün en güzel tarafı şu: Başkalarının hatalarına bakmadan önce kendi nefsimize bakmamızı hatırlatıyor.
“Ben hiç hata yapmam” demek yerine,
“Hata yaptığımda kabul edebiliyor muyum?”
“Özür dilemem gerektiğinde gururumu yenebiliyor muyum?”
“Yanlış olduğumu anladığımda geri dönebiliyor muyum?” diye sormamız gerekiyor.
Çünkü bazen insanı büyüten şey “hiç hata yapmamak” değil, yaptığı hatayı fark edip Allah’a dönmek ve nefsine rağmen “Ben yanılmışım” diyebilmektir.
– Alıntı –
NOT:
Bekir Yetginbal olarak ben de diyorum ki; bugün bazı fertlerin, özde değil sözde bazı Müslümanların, bazı cemaatlerin, birçok devlet adamının kalkıp ta hâlâ “bir foseptik çukurundan” çok çok daha pis olan DEMOKRASİ’ yi savunması, onu; davası için güya “amaç değil araç edinmesi” koşa koşa sandık başına gidip, “şu ya da bu partiye oy vermesi”, tam da burada anlatıldığı gibi ŞEYTANİ bir ameldir.
Ey Müslümanlar
İslam’ ın davet metodu yani Hz. Muhammed’in (sas), “Rabbinin emri ile” üzerinde yürüdüğü “Nebevi Metod” tertemiz ortada iken, ne diye “Şeytanın Güzergâhı” olan DEMOKRASİ, sizin aracınız oluyor?
O güzergâhın sizi cehenneme doğru sürüklediğini göremeyecek kadar kör mü oldunuz? 100 yıl yetmedi, bir 100 yıl daha mı istiyorsunuz?
Ey Müslümanlar
Umarım şu ayet aklınızı başınıza getirir:
(Ey Rasulüm) De ki: “İşte bu benim yolumdur (metodumdur). Ben, ne yaptığımı bilerek Allah’a çağırıyorum; ben ve bana uyanlar (bunu yapıyoruz). Allah’ı ortaklardan tenzih ederim ve ben müşriklerden değilim.” (Yusuf suresi 108)
Tags: