Ey İnsanlar İslam’ sız Hayat Neye Yarar?
Ey İnsanlar İslam’ sız Hayat Neye Yarar?
Bizleri İslam ile şereflendiren Âlemlerin Rabbi, mülkün sahibi, şanı yüce Allah’a sonsuz defa hamd olsun.
Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi en başta ölçü ve örnek Rasul Hz. Muhammed’in, ehli Beytinin, güzide Ashabının, İslam ümmetinin ve sizlerin üzerine olsun.
Değerli Müslümanlar ve Davetçi gençler
Yaşı itibariyle benim gibi orta yaşın üzerinde olanlar belki şu olayı hatırlarlar.
1980’li yılların sonunda bir gün TRT Tv’ yi seyrederken, hava durumu sunuculuğu yapan Ersin İMER, sıcaklıkların sıfırın altına düştüğü bir kış akşamında, bülteni muzip gülümsemesi eşliğinde “Hepinize donsuz geceler dilerim sevgili seyirciler” cümlesiyle kapattı.
Bunun üzerine yer yerinden oynamış, olay ertesi gün manşetlere taşınmış ve bu durum “ciddiyetsizlik” addedilerek zavallı adam acilen ekrandan uzaklaştırılıp, masa başı bir göreve getirilmişti.
Sıcaklıkların sıfırın altına düştüğü kış günlerinde malumunuz “Don ya da donma” dediğimiz olay gerçekleşir, su birikintileri cam gibi buz tutar. Seraların olduğu bir bölgede ise “Don vurmasın” diye sera içinde soba yakıldığı olur.
Herhangi bir kelimeye koyacağımız bir “ek” ile o kelimenin; “olumlu bir anlam” ifade etmesini sağlanabileceğimiz gibi “olumsuz bir anlam” ifade etmek de mümkündür. Yukarıdaki örnekte olduğu gibi..
Bu makalemin başlığındaki “İslam’ sız hayat” veya “İslam’ lı, İslam ile dolu dolu hayat” deyimleri ile de kastettiğimiz şey; o kelimeye cümle bütünlüğü içinde “olumlu ya da olumsuz” anlam yüklemedir.
Hepinizin de bildiği bir hakikattir ki;
“Demokratik, Laik, Kapitalist Cumhuriyet” ile yönetilen devlet ve toplumlarda, müesses nizam, Akide olarak “Laikliği” yani “Dinin hükümlerini toplum ve Devlet yönetiminden ayrı gayrı tutma” düşüncesini benimsediği için, o müesses devlet düzenine “İslam’ sız bir hayat” demek, onun vakıasını tarif etmek demektir.
Aynı şey; bir fert, bir aile, bir cemaat ya da cemiyet için de söz konusudur.
Etrafımıza şöyle bir göz gezdirdiğimizde; İslamiyet’i hiç mi hiç benimsemeyen, ataist olduğunu söyleyen, İslam’ sız hayata “Evet” diyen fertler yok mu? Var.. Hem de milyonlarca.
Aileler yok mu? Var.. Hem de yüzbinlerce. Cemaatler, dernekler ya da vakıflar yok mu? Var.. Hem de binlerce.
Topluma yani cemiyete gelince;
Onlar adeta rüzgarın bir o yana bir buyana savurduğu “bir tüy” gibidir.. Rüzgârın yönüne göre bir bakarsın fanatik Kemalist olmuşlar, bir bakarsın koyu Milliyetçi, bir de bakarsın ki; “Canım sana feda ya Rasulallah..” diyen peygamber sevdalısı olmuş gidiyorlar.
Ama “Laik” devletler böyle değildir..
Onlar yaptıkları her bir işi “bilinçli ve planlı” yaparlar. Laiklik akidesini canları pahasına da olsa “korumak için, yerleştirmek ve yaygınlaştırmak için” Laik devletler 7/24 görev başında olurlar ve asla uyumazlar.
Uyuturlar ama onlar için uyumak kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü “Laiklik” onlar için “Hayat & Memat” yani “Ölüm & Kalım” meselesidir.
Peki, “İslam’ sız Hayat” dediğimiz ve uğrunda “Ölümü bile göze aldıkları” bu “Laiklik” akidesi gerçekten “uğrunda ölünecek kadar” akla kanaat, kalbe güven veren, insan ve toplum “fıtratına” bire bir uyan doğru bir akide midir?
Asla ve kat’a doğru bir akide değildir.
Yeryüzünde bugün iki din / hayat nizamı vardır: Hak din ve Batıl din.. İslam hak dindir, İslam dışındaki her din batıldır, çürüktür, yalandır, aldatmacadır, şeytan işidir.
Şu iki ayeti tekrar hatırlayalım:
“Hak geldi, batıl zail oldu (gerçek geldi, yalan ve yanlış yıkılıp gitti) Zaten bâtıl yıkılmaya mahkûmdur.” (İsrâ suresi 81)
“Bugün sizin dininizi / hayat nizamınızı kemâle erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak / hayat nizamı olarak İslam’ı seçtim.” (Maide suresi 3)
Bir an için ayetler ya da hadisleri kenara bırakalım (bunu, bunlara inanmayanlar için diyorum) ve şu “insan” denilen mahlûkun anatomik yapısına bir bakalım.
Bu yapıda iki temel özellik görüyoruz:
Birincisi; Uzvi / bedensel ihtiyaçlar. (Yeme, içme, nefes alıp verme, WC ye gitme vs.)
İkincisi; İçgüdüler. Bekâ İçgüdüsü (Hayatta kalma ve kendini koruma), Nev’in Devamı İçgüdüsü (Cinsellik ve neslin devamı) ve Tedeyyün İçgüdüsü (Kutsama / Yaratıcıyı tanıma)
Uzvi / bedensel ihtiyaçlar doğru tatmin edilmez yani doyurulmaz ise insan ölür. Ama içgüdüler doğru tatmin edilmez yani doyurulmaz ise insan ölmez ama bunalıma girer, bunalımlı bir hayat yaşar.
Laiklik akidesini; “fert, aile, cemaat, cemiyet yani toplum ve devlet binasının temeli olarak benimseyen ve bireysel veya toplumsal sosyal hayatı bu temel üzere kuranlar” ile
İslam akidesini; “fert, aile, cemaat, cemiyet yani toplum ve devlet binasının temeli olarak benimseyen ve bireysel veya toplumsal sosyal hayatı bu temel üzere kuranlar” elbette ki ayrı dünyanın insanları olacaklardır.
Birinci gruptakiler “İslam’ sız bir hayata” evet derlerken, ikinci gruptakiler “İslam’ lı bir hayata” evet demişlerdir.
Bu iki grubun; “İçgüdülerin ve Uzvi ihtiyaçların doyurulması” konusunda bugün “güncel pratik uygulama” olarak yapageldiklerine baktığımızda bile “Hak ile Batıl arasındaki” devasa farklara şahit oluyoruz.
Özellikle de “İslam’ sız bir devlet hayatı nice fertleri, aileleri, toplumları” büyük bir süratle uçurumun kenarına getirmekte ve kıçlarına da bir tekme vurup onu aşağıdaki kayalıklara atmaktadır. Sonuç; parça parça olmuş hayatlar.
Buna binaen sürekli ifade ettiğim bir hususu burada bir kere daha “üstüne basa basa” tekrar dile getirmek istiyorum:
İslam, asla bir Devletsiz olmaz..
Bir devlet te asla İslam’sız olmaz..
Şimdi haklı olarak diyebilirsiniz ki; “- Peki Bekir amca sana göre ‘yegâne doğru ve köklü çözüm’ nedir, ne yapmamız lazım?”
Cevap olarak şunu söylüyor ve şuna davet ediyorum: Ne zaman ki;
Müslümanların istek, azim ve gayreti, şanı yüce Allah’ın da buna mukabil yardımı sonrasında, İslam Akidesinin amir bir hükmü ve gereği olarak, Allah’ın kitabı ve Rasulünün Sünnetini topraklarımızda bir gün yeniden “Hâkim, hakem ve hükümran kılacak” bir İslam Devleti tekrar kurulur,
Tüm İslam dışı uygulamalara, emperyalist kâfirlerin bir pislik ve bir bataklık olan Demokratik Laik düzenlerine Allah’ın izni ve yardımıyla son verilir ise işte o gün, Allah ve Rasulünün razı olacağı yegâne “Doğru ve Köklü çözüme” ulaşılmış, İslam dışı ve İslam’ sız tüm hayatlardan, icraatlardan ve tüm siyasetlerden kurtulmuş oluruz kardeşlerim.
Son olarak diyeceğim şudur:
İslam dışında bir yolla yani “İslam’ sız bir hayat yolu ile” mesela kumarla, faizle, borsa ile, hırsızlık, tefecilik, silahlı gasp ile, hile ve aldatmaca ile milyonlarca lira paran, kilolarca altının, yazlıkların, kışlıkların, arabacıkların vs. oldu diyelim..
Neye yarar, neye yarar, neye yarar.. İslam’ sız bir hayat neye yarar. Bilakis böyle bir hayat; hem dünyamıza zarar, hem ahiretimize zarar..
İşte içinde yaşamakta olduğumuz şu Demokratik, Laik, Kapitalist düzen de zaten bu değil mi?
Şanı yüce Allah (cc), bizlere tekrar ahiretimizi de kazandıracak İslami bir Devlet kurma konusunda yardım etsin ve işlerimizi kolaylaştırsın.
“Ey Rabbim, bu makalemi okuyan, anlayan, benimseyen ve paylaşan tüm Müslümanlara, son nefeslerine kadar şahit, son nefeslerinde de o müjdelenen İslami Devlet’ te şehit olmayı nasip eyle..”
Ey güzel insanlar ve ey Davetçi gençler
Bir gün ecel/süre bitecek, ölüm gelecek ve ayrılacağız dostlar. Şu boş kubbede hoş bir sadâ bırakanlara selam olsun..
Bekir Yetginbal – 21 Ağustos 2026
Tags: