İslam Davası İçin Bir Plan ve Disiplin Dâhilinde Çalışanlara Selam Olsun
İslam Davası İçin Bir Plan ve Disiplin Dâhilinde Çalışanlara Selam Olsun
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla..
Bizleri İslam ile şereflendiren Âlemlerin Rabbi, mülkün sahibi, şanı yüce Allah’a sonsuz defa hamd olsun.
Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi en başta ölçü ve örnek Rasul Hz. Muhammed’in, ehli Beytinin, güzide Ashabının, İslam ümmetinin ve sizlerin üzerine olsun.
Sevgili kardeşlerim ve Davetçi gençler
Erzincan şehrimizle ilgili TV’ de güzel bir tanıtım programı izliyordum. Her insan, kendi memleket sevdasını dile getirirken, gönül dünyasında kendi şehri, her zaman “en güzel şehir” dir değil mi?
İşte bu bağlamda, o tanıtım programında bir Erzincan’ lı kardeşimiz şu nükteli cümleyi kullandı:
“- Dünyada iki tür canlı vardır: Erzincan’ lı.. ve Diğer canlılar..”
Bu nükteden yola çıkarak İslam davası için çalıştığını, mücadele verdiğini söyleyen nice Müslümanın “hal ve gidişatına” baktığımızda “iki tür davetçi profili” karşımıza çıkıyor:
A: Bir plan ve disiplin dâhilinde çalışanlar
B: Bir plan ve disiplin dâhilinde çalışmayanlar
Her analizci farklı konularda, farklı tasnifler ve gruplandırmalar yapabilir. Ama benim bu yazımın konusu ise sadece “Plan ve Disiplin” olacaktır inşaAllah.
Elbette ki; ister bir fert olsun isterse bir cemaat, kitle ya da (Demokratik değil İslami bir) siyasi parti olsun “Bir plan ve disiplin dâhilinde” yapacağı çalışmaların ve verdiği mücadelenin bir müddet sonra illaki “semeresini” elde edecektir.
Ne demiş atalarımız: “Emek olmazsa yemekte olmaz..”
İşte bu cümleden olmak üzere, “sizlere de bir teşvik olsun” sadedinde sosyal medyada bulunan bir kardeşimin yaptığı “Bir yılın muhasebesi” içerikli yazısını aşağıda sizler için alıntı yaptım.
Önce bir okuyalım, sonra düşüncelerimi aktarmaya devam edeceğim inşaAllah.
—-‐———————-
Benim için yıl; 15 Eylül’de başlayıp 31 Ağustos’ta biter.
Bu yıl ilk defa, yaptığım tüm işleri yazdım; pazar akşamları o hafta yaptıklarımı ve bir sonraki haftanın planını çıkardım.
Her sene bunu yapmayı planlıyordum ama bir yerden sonra devam ettiremiyordum. Şu an bu yılsonuna kadar getirdim hepsini tek tek yazdım.
Bugün 31 Ağustos.. Yılın son günü, muhasebe günü. Bugün “bir yıl boyunca yaptığım bütün işlerin” bir dokümanını çıkardım.
Sonuç şöyle: 2025-2026 döneminde;
Toplam 193 ders yapmışım.
33 ders; Hidayet’ül Hikme ve Makasıd ul Felasife üzerinden İslam felsefesi. Dersler bitti yakında yayınlanacak ve kitapları çıkacak.
16 ders; El-munkız; Dersler yayınlandı ve kitap çıktı.
24 ders; O’nun Gibi Dersler yayınlandı, inşaAllah bunlar da kitaplaşacak.
46 ders; İhya.Dersler yayınlanıyor, ders bitince kitap da hazır olacak.
74 hadis dersi. Kitap yayınlanacak ve yeniden çekilecek.
130 videoya konuk olmuşum. Bunlar şöyle; 42 Sorun Konuşalım, 9 televizyon programı, 12 radyo, 40 bölüm Bekir Develi ve 27 bölüm çeşitli YouTube kanallarında.
43 konferans/konuşma yapmışım; Bunların biri yurtdışı, 17’si şehir dışı, 25’i İstanbul’da gerçekleşmiş.
43 kitap okumuşum; Yaptığım derslerle ilgili okuduğum kitaplar ve makaleler hariç.
44 ziyaret yapmışım.
167 misafir ağırlamışım; Bunların 33’ü grup olarak gelmiş, diğer 134’ü özel görüşme.
28 film, 4 belgesel izlemişim.
37 toplantı yapmışım; Bunun 22’si Vakıf yönetim kurulu, geri kalanları istişare toplantıları.
32 yazı, makale yazmışım; Bunların 24’ü aylık dergi yazısı. Dergi yazıları “Selefle Baş Başa” adıyla kitaplaştı.
Bir kitap tercümesi yapmışım; “Allah’ın Sanatındaki Harikalar” ismiyle yayınlandı.
Bilanço bu kardeşlerim. İçimde ukde kalan birkaç şey var inşaAllah bunlarda seneye düzelir. Ders yoğunluğundan dolayı serbest kitap okumaya vaktim olmuyor.
Tüm kitaplar ya derslerden ya da dergi yazılarından çıkıyor. Fihristini oluşturup yazılmayı bekleyen nice kitaplar var.
Şimdi bana biraz müsaade, iki hafta; yalnız kalma, kafa dinleme ve önümüzdeki yılı planlama zamanı. Selametle kalın.
Muhammed YAZICI – 01 Eylül 2026 tarihli paylaşımı
———————–
Güzel insanlar maşallah bu “gayretli, azimli, planlı ve disiplinli” kardeşimizin yazısını okudunuz. Gıpta etmemek mümkün mü? Rabbim ondan razı olsun ve tüm salih amellerini kabul etsin.
Çocukluk yıllarımda evimizin yaklaşık 1.000 metrekare kadar güzel ve verimli bir bahçesi vardı.
Rahmetli babam her sene “bahara girerken” bu bahçede düzenlemeler yapar, “hark ya da karık” dediğimiz paralel kanallar açar, içine bol miktarda güvercin gübresi katar, sonra da her türlü sebzenin “Fide ve tohumlarını” bu toprakla buluştururdu.
Temmuz ve Ağustos adeta “hasat aylarının başlangıcı” olurdu. Benim için; “Emeğinin karşılığını bol bol toplamak” o kadar muhteşem bir duygu idi ki tarif edemem.
Bir davetçi için de “Emeğinin, mücadelesinin ve çalışmalarının mahsulünü görmek” sanırım benzer duyguları sizlere de tattırıyordur.
Mesela “Laiklik akidesine” iman eden bir kişiyi, bu akideden vaz geçirip, onun “İslam akidesi” ile müşerref olmasına yani “hidayete ermesine” vesile olmak ne muhteşem bir kazançtır değil mi?
Örnek ve muhteşem davetçi Hz. Muhammed (sav), Hayber Gazvesi sırasında sancaktar olarak görevlendirdiği Hz. Ali’ ye hitaben dedi ki:
“Bir insanın senin vasıtanla hidayete ermesi, üzerine güneşin doğduğu her şeyden (dünyadan ve içindekilerden) daha hayırlıdır.” (Buhari Cihad, 102 ve Müslim Fezailu’s-Sahabe, 34)
Keza bir “Fosseptik Çukuru” olan Demokrasinin “aldatıcı cazibesine kapılıp” şu ya da bu partiye gidip oy veren Müslümanlara yaptıkları bu işin, “İslam’ a göre haram olduğunu anlatmak, onu ikna etmek ve onu bu pis amelden vaz geçirmek”, ne güzle bir kazançtır değil mi kardeşlerim?
Bu konuda daha yüzlerce örnek verilebilir.
Burada asıl olan, sadece ve sadece bu leziz mahsullere ulaşmak değil, bu kardeşimizle birlik ve beraberlik içinde, omuz omuza, “Allah’ın kitabı ve Rasulünün sünnetini, İslami bir Devlet eliyle hakim, hakem ve hükümran kılmak, arkasından da İslam Devleti’ nin ilan edeceği cihad yoluyla İslamiyet’i tüm Avrupa, Amerika, Asya ve Afrika’ da hakim ve hükümran kılmak, Dünya Müslümanlarının tek ümmet ve tek devlet olması için Fikri ve siyasi mücadele vermektir..”
İşte bütün bunların olabilmesi güzel kardeşlerim, ancak ve ancak “Bir plan ve disiplin dâhilinde çalışmaktır.”
Bizler; “Sınırlandırılmış hedefimize –ki o İslam Devletidir- Sınırlandırılmış fikirler, üsluplar ve yine Sınırlandırılmış bir metod ile –ki o Nebevi metoddur-“ yola koyulur, plan ve programlarımızı yapar, dört dörtlük bir “Askeri disiplin çerçevesinde” hareket edersek, umulur ki Rabbimiz aynı Rasulüne ve Ashabına gönderdiği nusretini/yardımını bize de gönderecektir inşaAllah.
Kardeşlerim, güzel insanlar ve ey Davetçi gençler.
Şu andan itibaren oturup bir “Nefis Muhasebesi” yapalım. Eksikliklerimizi tespit edelim, yeni yeni planlar ve siyasi üsluplar icat edelim ki Nusret bize de gelsin.
Şu ayetler kulağımızdan hiç inmeyen küpelerimiz olsun:
“Ey iman edenler, Eğer siz Allah’a (onun dinine) yardım ederseniz, Allah da size yardım edip (zafere ulaştıracaktır. Dünyada izzet ve şerefe, ahirette ise Cennete ulaşıncaya kadar sizi hidayet üzerinde devamlı kılıp) ayaklarınızı sabit ve sağlam tutacaktır.” (Muhammed suresi 7)
“Allah, içinizden iman edip de Salih amel işleyenlere vaad etti ki, kendilerinden evvel gelenleri nasıl yeryüzüne sahip ve hakim & hükümran kıldıysa, onları da yeryüzüne sahip ve hakim kılacaktır..” (Nur suresi 55. Ayet)
Ey şeytana tapan, onu Rab edinen, İslam ümmeti ve tüm insanlığa “Tuzak üstüne tuzaklar kuran” Küreselci sermaye çetesi ile onların yerli ve milli uşakları.. Şu ayetlerde sizin kulağınıza küpe olsun:
“Kafirlere de ki; yenileceksiniz ve cehenneme sürüleceksiniz.. Ve o ne kötü bir döşektir” (Ali İmran suresi 12)
“Ben onlara sadece mühlet / bir süre veriyorum. Şüphe yok ki, benim tuzağım metin/çetindir.” (Kalem suresi 45)
“Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.” (Saf Suresi 8)
Her zaman üstüne basa basa seslendirdiğimiz şeyi, “Gür bir seda ile bir kere daha” haykırıyor ve diyoruz ki:
İSLAM, ASLA BİR DEVLETSİZ OLMAZ..
BİR DEVLET TE ASLA İSLAM’SIZ OLMAZ..
İşte bizim “belli bir plan, program ve disiplin” içinde büyük bir azimle yaptığımız bu davet ve çalışmalar; mutlaka ama mutlaka “Rabbimizin emrettiği ve razı olduğu yegâne doğru nizamlara, yani İslam nizamlarına ve bu nizamları tatbik etmesi kendisine farz kılınan İslami bir Devlete” olmalıdır.
Bunlar yok ise; “Güzel bir dünya hayatı” da ve “Güzel bir ahiret hayatı” da yani “Cennet” te yok demektir.
Biz bu davette bulurken, “Rabbimizin şu hitabını” da tüm Müslümanlara bir kere daha hatırlatmak zorundayız:
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اسْتَج۪يبُوا لِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ اِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْي۪يكُمْۚ
“Ey iman edenler, Sizi, size hayat verecek şeylere davet ettiği, çağırdığı zaman, Allah’a ve Resulüne icabet edin.” (Enfal suresi 24)
Şanı yüce Allah (cc), bizlere tekrar “hem dünyamızı hem de ahiretimi kazandıracak İslami bir Devlet” kurma konusunda yardım etsin ve işlerimizi kolaylaştırsın.
“Ey Rabbim, bu makalemi okuyan, anlayan, benimseyen ve paylaşan tüm Müslümanlara, son nefeslerine kadar şahit, son nefeslerinde de o müjdelenen İslami Devlet’ te şehit olmayı nasip eyle..”
Ey güzel insanlar ve ey Davetçi gençler
Bir gün ecel/süre bitecek, ölüm gelecek ve ayrılacağız dostlar. Şu boş kubbede hoş bir sadâ bırakanlara selam olsun..
Bekir Yetginbal – 11 Ekim 2026
Tags: