Terörsüz Türkiye Projesi ve Bir Kitabın Hatırlattıkları
Terörsüz Türkiye Projesi ve Bir Kitabın Hatırlattıkları
Bizleri İslam ile şereflendiren Âlemlerin Rabbi, mülkün sahibi, Şanı yüce Allah’a sonsuz defa hamd olsun.
Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi en başta ölçü ve örnek Rasul Hz. Muhammed’in, ehli Beytinin, güzide Ashabının, İslam ümmetinin ve sizlerin üzerine olsun.
Muhterem kardeşlerim ve Davetçi gençler
Son birkaç yıldır hiç mi hiç gündemimizden düşmeyen/düşürülmeyen bir spot cümle var malumunuz: “Terörsüz Türkiye”
Bu cümle az ve öz ifadesiyle Türkiye Cumhuriyeti devleti tarafından halkın önüne adeta bir “Siyasi hedef” koymuş ve bu hedefin tahakkuku için de adı; “Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” olan bir komisyon kurulmuştur.
Bu oluşum, Meclisteki tüm partilerin katıldığı, “52 kişilik” bir komisyondur. Komisyon başkanı, aynı zamanda TBMM’ nin debaşkanı da olan Numan Kurtulmuş’ tur.
Bu Komisyon; Türkiye’de özellikle “Çözüm Süreci” olarak tanımlanan bir dönemde kurulmuştur. Komisyonun “kurulma amacını” izah edenler diyorlar ki;
Bu amaç, birkaç temel noktada toplanır:
1. Toplumsal barışı güçlendirmek: Türkiye’de uzun yıllar süren terör ve çatışma ortamının sona erdirilmesi, toplumda kardeşlik ve birlik duygusunun pekiştirilmesi hedeflenmiştir.
2. Demokratik çözüm yollarını araştırmak: Sorunların şiddet yerine “demokratik yöntemlerle” çözülmesi için öneriler geliştirmek, “siyasi ve hukuki adımları değerlendirmek” amaçlanmıştır.
3. Görüş ve öneri toplamak: Akademisyenler, sivil toplum kuruluşları ve farklı kesimlerden insanların görüşlerini alarak “kapsamlı bir rapor hazırlamak”için kurulmuştur.
4. Meclis’e yol göstermek: Elde edilen bilgiler doğrultusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne “politika önerileri” sunmak hedeflenmiştir.
Kısacası bu komisyon, Türkiye’deki toplumsal sorunlara “daha geniş katılımlı, barışçıl ve demokratik çözümler üretmek için” oluşturulmuş bir araştırma ve danışma organıdır.
Kardeşlerim, alnı secde izli güzel insanlar
Öncelikle sizlere 1998 de yazılmış bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Kitabın adı: “Türkiye’ nin Kürt Meselesi” (Sayfa Sayısı: 328, Baskı Yılı: 2015, Yayınevi: Profil Yayıncılık)
Yazanlar: Grahame F. Fuller & Henri J. Barkey. Peki, kimdir bu iki adam bir de ona bakalım:
Grahame F. Fuller: (1936 – 29 Ocak 2026)
ABD’ nin eski CIA yetkilisi, Orta Doğu uzmanı, yazar ve siyasi analisttir. Özellikle İslam dünyası, siyasal İslam ve bölge politikaları üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Fuller, CIA bünyesinde uzun yıllar görev yapmıştır.
Henri J. Barkey: (1954 – Halen hayatta)
İzmir’li Musevi bir ailenin çocuğu olarak İstanbul’da doğdu. Eski CIA danışmanıdır, ABD ve Türkiye vatandaşlığı bulunmaktadır. 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında tutuklanan Osman Kavala ve hakkında yakalama kararı bulunan Henri Barkey ‘in de hazırlanan bu iddianamede, 15 Temmuz darbe girişiminde rol aldığı belirtilmişti.
Bu kitabı ve yazarlarını, ”niçin bu yazımda söz konusu ettiğimi” biraz sonra anlayacaksınız güzel insanlar.
Uzun zamandır, devletin “Terörsüz Türkiye” siyasi hedefi ve bu “Siyasi komisyon çalışmaları” hakkında bir şeyler yazmak ve düşüncelerimi sizlerle de paylaşmak istiyordum, bir türlü kısmet olmamıştı.
Ama birkaç gün önce “şahit olduğum ilginç bir şey”, beni bu yazıyı hemen yazmaya sevk etti.
Konu şudur:
Türk ordusunda uzun yıllar görev yapan, “Tümamiral” rütbesine yükselen “Prof. Dr. Cihat Yaycı” bey, 15 Mayıs 2020′ de imzalanan bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile “Türk Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı” görevinden alındı ve “Genelkurmay Başkanlığı” emrine verildi.
O da bu gelişme üzerine; “Onurunun örselendiğini” ve “Kendisine kumpas kurularak görevden uzaklaştırılmış bir Amiral olarak mesleğini icra edemeyeceğini” belirten bir dilekçe yazarak 18 Mayıs 2020‘de görevinden istifa etti.
Cihat bey, Türkiye’nin “Uluslararası sulardaki/denizlerdeki hak ve hukukunu” dakik bir incelemeyle ortaya koyan ve bunları can siper hane bir şekilde savunan, “Mavi Vatan” projesinin de geliştiricisi ve mimarı olarak tanındı.
Her ne kadar “katılmadığım” bazı fikir ve görüşleri olsa da, kendisini ne zaman TV’ de ya da YouTube’ de görsem izlerim, makalelerini elimden geldiğince okurum. Çünkü araştırmacıdır ve birikimli bir kişiliği vardır.
Tarih 27 Nisan 2026..
GZT isimli YouTube kanalı, Prof. Dr. Cihat Yaycı bey ile bir söyleşi yaptı. Bu söyleşide Cihat bey, yukarıda; “şahit olduğum ilginç bir şey..” dediğim bir konu üzerinde “ısrarla” durarak dedi ki:
“… Türkiye, İsrail’in taşeronu olan bu örgütün (PKK’ nın) başını ezmelidir. Artık örgüte taviz vermekten Türkiye vaz geçmelidir. Örgütün silah filan bıraktığı yok. Örgüt etrafta fink atıyor, kimi kandırıyoruz?
Buradan tekrar hatırlatıyorum; Ne olur şu 1998 yılında Grahame F. Fuller ile Henri J. Barkey tarafından yazılmış olan Türkiye’ nin Kürt Meselesi isimli kitabın (içeriği ile) bu ‘Çözüm Sürecinde’ ortaya konanların, nasılda ‘Bire bir örtüştüğünü” ben bu kitaptan okuyunca (bu gidişatı) şaşkınlıkla izledim..
Başta ‘Bu iş için bir Komisyon kurulması’ dâhil olmak üzere, bunun bir ‘ABD – İsrail Aklı’ olduğunu artık Devleti yönetenler iyice anlamalı ve buna bir ‘DUR’ demelidir..
Görüldüğü üzere örgüt; terörist elebaşının hiçbir şeyini dinlemiyor.. Çünkü bu örgütü yöneten, ne terörist elebaşı ne de başkası.. Örgütü yöneten Amerika ve İsrail..”
Saygı değer kardeşlerim
Cihat Yaycı beyin bu dediklerini, açıp internette videodan izleyebilirsiniz. Ben şahsen bu kitabı alıp okumadım. Ama inanıyorum ki, Cihat bey, “olmayan bir şeyi” söz konusu etmiyor.
Bugün gelinen nokta ile ABD’ li iki kilit ismin 1998 yılında kaleme aldığı/önerdiği şeylerin adeta “birbirleri ile örtüşmesi” hatta bu gün siyasette “pratiğe dönüşmüş olması” sizce de ilginç değil mi?
Sanki 25 yıl öncesinden, bu işin bu güne kadar “Fikri zemini hazırlanmış ve kamuoyu oluşumu sağlanmış” gibi değil mi?
Elbette ki önerilen bu planın; ABD için kısa, orta ve uzun vadeli hedefleri vardır.
Tarih boyunca yakinen şahit olduk ki; ister İngiltere, ister ABD, ister Avrupa Birliği, isterse Çin ve Rusya olsun “hiçbir emperyalist kâfirin” Müslümanlara önerdiği, tavsiye ettiği ya da dayattığı hiç plan ve proje, asla ve kat’a Müslümanların hayrına olmamıştır.
Bilakis hepsi de onların; “Böl, parçala, küçült, dilimlere ayır ve kolayca yut..” siyasetlerinin bir parçası olmuştur.
Ama aynı emperyalist kâfirler ve en başta da katil İsrail, “önce işgal sonra ilhak” siyasetiyle, Almanlar “Doğu ve Batı Almanya” olan devletleri “tek devlet oluşturma” siyasetiyle, katil Donald TRUMP / ABD, 50 devleti 50 eyalet ve “Tek Devlet” siyaseti hatta “51. eyalet Kanada, 52. eyalet Grönland” siyasetiyle sürekli kendilerini “Tek Parça” haline getirmeye çalışmıyorlar mı?
Dolayısıyla Türkiye’ deki “Devlet Aklı” nın, iki “sabıkalı adamın” yazdığı bir kitap içeriği minvalinde “Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” kurarak, siyaset izlemesi hangi akla hizmettir?
Zannediyorlar ki böyle yapmakla “Doğru ve köklü bir çözüm” ortaya koyuyoruz..
Hayır.. yanılıyorsunuz, hata ediyorsunuz beyler..
Fikren hatalı başlanan bir işin, hatalı ve yanlış hatta “Konjenital bir siyasi sonuç” doğurması kaçınılmazdır.
Tıbbi literatürde kullanılan “Konjenital sonuç ya da doğum” nedir bilir misiniz? Kısaca izah edeyim:
“Bir bebeğin anne karnındaki gelişimi sırasında kol, bacak, el veya ayak gibi uzuvlarının bir kısmının ya da tamamının normal şekilde gelişmemesi veya hiç oluşmaması..” durumudur. Yani “doğuştan uzuv eksikliği veya deformasyonu” dur Allah korusun.
Hangi anne ve baba bunu arzu eder?
Biraz da olsa kafası çalışan hangi akıl sahibi bir siyasetçi, ülkesi ve halkı için böyle “Konjenital bir siyasi sonuç” doğurması kaçınılmaz böylesi bir projeye gözü kapalı hemen “Evet” diyebilir?
Ama maalesef “52 kişilik” bir komisyon üyesi milletvekili ve bay Numan Kurtulmuş hararetle buna “Evet” diyorlar ve yarın bir gün de bunu TBMM’ nin onayı ile “yasal hale” getirecekler ve adına da diyecekler ki;
“Türkiye halkı Evet dedi..”
Görünen köy kılavuz istemez misali; karnını doyurmak için, ailesini geçindirmek için “asgari ücret” peşinde koşan milyonlarca emekçinin, kıt kanaat geliri ile “kalan ömrünü tamamlamaya” çalışan milyonlarca emeklinin, 10 milyondan fazla işsiz garibanın “bu planın, bu projenin hakikati” hakkında, Allah rızası için doğruyu söyleyin hiçbir bilgisi var mı?
Muhterem kardeşlerim ve Davetçi gençler
Bakın ben şu ana kadar “İslami bir zaviyeden” hiçbir şey söylemedim.. Akıl sahiplerini “Akli bir zaviyeden” düşünmeye davet ettim değil mi?
“İslami bir zaviyeden” konuşmaya, yazmaya başlasam “sadece ve sadece” şu komisyon adında yer alan “Demokrasi Komisyonu” terkibi içindeki, mahiyeti “bir Pislik, bir Leş ve bir Foseptik çukuru” olan İslam düşmanı bu kâfir Batılıların adına “Demokrasi” dedikleri bu “Bela” hakkında yüzlerce sayfa yazı yazabilirim.
Şimdilik buna gerek bile duymuyorum.
“- Ya Bekir amca maşallah bu süreç hakkında yazıyorsun, yerden yere vuruyorsun da peki sende bir ilaç, bir çare, doğru ve köklü bir çözüm var mı?”
Ahhh güzel kardeşim, benim hayatta var oluş gayemi, Ümmeti Muhammed ve tüm insanlık için nelere iman edip benimsemiş olduğumu “yakinen bilse idin” sanırım bu soruna gerek kalmazdı.
Evet; bir davetçi, bir siyasetçi, bir devlet adamı olarak elhamdulillah bende “bir ilaç, bir çare, doğru ve köklü bir çözüm”var ve o da şudur:
Ne zaman ki;
Müslümanların istek, azim ve gayreti, şanı yüce Allah’ın da buna mukabil yardımı sonrasında, İslam Akidesinin amir bir hükmü ve gereği olarak İslam Devleti tekrar kurulur, işte o zaman; “Kâfir Batılıların siyasi amaçları için bir aparat olarak kullandıkları terör ve terör örgütleri ile yapılan böylesi yanlış siyasi ve askeri mücadele yöntemlerine” dayalı bu gidişat ve tüm İslam dışı uygulamalar, Allah’ın izni ve yardımıyla o zaman son bulur ve bulacaktır da inşaAllah..
Yeter ki bizler gerçekten onu “Canı gönülden ve tam bir teslimiyetle isteyelim, onun yolunda canlarımızı, mallarımızı, zamanımızı ve nice emeklerimizi feda edelim” güzel kardeşlerim.
Bu nedenle bir kere daha
Ve gür bir sesle diyoruz ki;
İSLAM ASLA DEVLETSİZ OLMAZ..
BİR DEVLET DE ASLA VE KAT’A
İSLAM’SIZ OLMAZ, OLMAZ, OLMAZ..
Ey Rabbim bizleri de bu salih amele memur eyle, bizlere Nusret ile İslami bir Devlet sahibi olmayı, bu Devletimizin ilan edeceği Cihad yoluyla İslam Risaletini tüm dünyaya hakim, hakem ve hükümran kılmayı nasip et Allah’ ım..
Ey Rabbim, bu makalemi okuyan, anlayan, benimseyen ve paylaşan tüm Müslümanlara, son nefeslerine kadar şahit, son nefeslerinde de o müjdelenen İslami Devlet’ te şehit olmayı nasip eyle.
Ey güzel insanlar ve Davetçi gençler
Bir gün bizler için de ecel/süre bitecek, ölüm gelecek ve ayrılacağız dostlar. Şu boş kubbede hoş bir sadâ bırakanlara selam olsun..
Bekir Yetginbal – 05 Mayıs 2026
Tags: