Nesnelerin İnterneti ve Sokak Köpekleri

Nesnelerin İnterneti ve Sokak Köpekleri

Bizleri İslam ile şereflendiren Âlemlerin Rabbi, mülkün sahibi, şanı yüce Allah’a sonsuz defa hamd olsun.

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi en başta ölçü ve örnek Rasul Hz. Muhammed’in ve sizlerin üzerine olsun.

Muhterem kardeşlerim, saygıdeğer Müslümanlar. Yazıma başlamadan önce sizden bir ricam olacak.

Bu makalemde ele alıp işleyeceğim her bir konunun, bir sonraki konu ile ORGANİK BİR BAĞI vardır.

Dolayısıyla bu bağı ya da “tüm konuların birbiriyle olan bağlarını” mutlaka kurarak “Yazıda verilmek istenen ANA MESAJI” yakalamaya çalışın.

Duyarlılığınız için şimdiden çok çok teşekkür ediyorum. Umulur ki bu yazım hayırlara vesile olur inşaAllah.

21. yüzyılda “teknolojinin, teknolojik araç ve gereçlerin ulaştığı nokta” insanoğlunu hayrete düşüren, şaşırtan hatta zaman zaman da korkutan bir noktadır.

Elbette ki teknolojiyi geliştiren de nihayetinde insandır. Bilim adamlarıdır.

Fakat bir bilim adamı bunları tek başına yapamaz. Ona çok çok büyük maddi destek ve imkânların sunulması lazımdır.

Bu destek, görüyoruz ki “ya Ulus devletlerden ya da Devlet gibi maddi güç çok çok fazla olan büyük şirketlerden” gelmektedir.

Devletler ya da büyük şirketler, kendi menfaatleri için bilim adamlarına “Bir Hedef Proje” sunmakta ve “Bunu yapabilir misin” demekte..

Mesela bu yüzyılda, hemen hemen her alanda çok çok kullanılmaya başlayan, ta 1940’ lı yıllarda düşünülen YAPAY BİR ZEKA ile “Üretimde kullanılan tüm makineler” arasında bir kombinasyon kurma, onları “aynı anda birlikte” hareket ettirme, adeta “Düşünen Makineler” icat etme isteği, 21. Yüzyılda çok daha farklı alanlarda vücut buldu.

O farkı alanları dile getirmeden önce şu YAPAY ZEKÂ nedir ne değildir konusunda size tadımlık bilgi vermek istiyorum.

YAPAY ZEKA; İnsan zekâsına özgü olan, “Algılama, öğrenme, çoğul kavramları bağlama, düşünme, fikir yürütme, sorun çözme , iletişim kurma, çıkarımsama yapma ve karar verme..” gibi yüksek “Bilişsel fonksiyonları” veya “Otonom  davranışları” sergilemesi beklenen “Yapay bir İşletim Sistemi” dir.

Bu sistem; aynı zamanda “Düşüncelerinden tepkiler üretebilmeli ve bu tepkileri fiziksel olarak dışa vurabilmeli..” idi..

YAPAY ZEKÂ ile öncelikli hedeflene şey; “Bilgisayar kontrolündeki bir ROBOT’ un” çeşitli faaliyetleri “Zeki bir canlıya yani İnsana benzer bir şekilde” yerine getirme kabiliyetine ulaştırmaktı..

Ama 21. Yüzyıl başlarında yakinen şahit olmaya başladık ki bu teknolojilerin asıl sahibi Batılı aile Şirketleri bu işi sadece “Makine & Üretim ve Tüketim” ekseninin çok çok dışına taşıyıp, İNSAN ODAKLI bir takım çalışmalara yöneldiler.

Nedir “İnsan Odaklı” dan kastım?

“İnsan iradesini, aklını ve son tahlilde de vücudunu tam teslim almak ve insanı bir Robot gibi kullanmak..” isteği.. Bu istek; ne kadar da çok Lanetli kör Şeytan’ın ta Hz. Adem (as) dönemindeki isteğine benziyor değil mi?

İşte Küreselci şirketler, yeni süper “Kuantum bilgisayarlar” ve “Yapay Zekâ teknolojisi” ile bu amaca yönelik DİJİTAL ÇAĞIN yeni bir merhalesine geçerek İnsanların kendilerine adeta ROBOT gibi itaat edeceği ‘Yeni bir Sistem Kurgusu’ gerçekleştirdiler.

Bu sistem kurgusunun özü; İnsanlar hakkında elde ettikleri “tüm DİJİTAL VERİLERLE ve insan vücudunda Deri altına monte edilecek bir BİYOMETRİK CİP ile” uzaktan “Hacklanebilir İnsan” oluşturmak..

Hatta şimdilerde bunu bir adım daha öteye taşıdılar.

Biyometrik Cip’ e bile gerek kalmadan yeni NANO TEKNOLOJİ ile Biyoloji Laboratuvarlarda üretilen AŞILAR İÇİNE katılan ve gözle görülmeyen partüküllerle uzaktan “Hacklanebilir İnsan” oluşturmayı da başarabilmişlerdir.

Böyle bir insan teşbih yerinde ise “YARI ROBOT YARI İNSAN” yani artık O, “Hibrit bir İnsan” dır.

Kardeşlerim size birazda İNTERNET konusunu anlatmak istiyorum. İnternet nedir?

İnternet; İNTER (arasında) ve NET (ağ) kelimelerinin birleşmesinden oluşur. Bu da “Ağlar Arasında” anlamına gelen bir ifadedir.

İngilizce “İnterconnected Networks” kelimesinden türetilmiştir. Tam Türkçe karşılığı ise “Kendi içinde bağlantılı olan ağlar bütünü” olarak tanımlanır. Türkçede “Genel Ağ” olarak da kullanılmakta.

İnternet; tüm kısıtlama ve sınırlardan bağımsız, “Merkezi kontrol dışında işlev gösteren” ve “ Tüm bilgisayarların bir ağ dâhilinde birbiri ile bağlantıda olmasını sağlayan” bir iletişim ağı olarak nitelendirilir.

Kısacası internet; TCP/IP olarak adlandırılan bir “Transfer kontrol protokolünün kullanılması suretiyle” bilgisayar ağlarının birbirine bağlanmasını sağlayan “Elektronik iletişim ağı” dır..

İnternet sayesinde “Bilgiye Erişim” dünya çapında yerine getirilebilmektedir. Bulunulan bir konumdan bağımsız olarak her bilgi paylaşılabilir, kolaylıkla iletişim kurulabilir.

Dünyanın pek çok yerinde internet hala mevcut olan telefon hatları üzerinden işlev göstermeye devam etmektedir.

Bu iletişimin temini için Ülkelerarasında örülü olan “karasal hatlar” mevcuttur. Ayrıca Kıtalararası iletişim için okyanus altına fiber kablolar ile uydu alt yapısı döşenmiş haldedir.

Bu hatlar sayesinde ülkeler internet ağı ile “birbiriyle bağlantı içerisinde” olup her türlü iletişim olanağı elde edilir. İnternet sayesinde bir bilgiye her an “konumdan bağımsız olarak” kolaylıkla ulaşılabilir.

Sevgili kardeşlerim 

Yazımın başlığındaki ilk cümle NESNELERİN İNTERNETİ dedim değil mi? Sizlere tadımlıkta olsa buradaki ikinci kelime olan İnterneti biraz anlattım.

Şimdi de şu NESNE ya da NESNELER kavramı üzerinde durmak istiyorum. Türk Dil Kurumu sözlüğünde;

NESNE; “Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık,  öznenin dışında kalan her konu, obje” dir denilmekte.

Bunu bir örnek cümlede ele alalım: “Ali bir kitap almış..” Bu cümlede `Kitap` nesnedir.

Mesela evimizde ya da işyerimizde “Günlük hayatta en çok kullandığımız” bazı NESNELER den örnek verelim;

Kalem, Masa, Sandalye, Koltuk, Televizyon, Tabak, Kaşık, Çatal, Bardak..

Beyaz eşya olarak da Buzdolabı, Çamaşır makinası, Derin dondurucu, Bulaşık makinası, Fırın, Klima vs. sayılabilir.

Şimdi de gelelim İNTERNET ile NESNE / NESNELER arasında “Nasıl bir bağ” kurulduğu yani NESNELERİN İNTERNETİ konusuna güzel kardeşlerim.

Bakın “Nesnelerin İnterneti” ne demekmiş.. Konuyu işin uzmanlarından öğrenelim:

Kısaltması IoT olan “Internet of Things” teriminin Türkçedeki karşılığı olarak sunulan Nesnelerin interneti;

‘Günlük hayatta kullanılan nesnelerin’ internet sayesinde ‘Diğer nesneler ile’ veri alışverişi yapabilmesini ve ‘Nesnelerin birbiriyle tam olarak Senkronizasyon halinde olmalarını sağlayan’ bir teknolojidir..

Bu teknoloji; “Ortamlardan verileri toplamayı, göndermeyi ve üzerinde işlem yapmayı” sağlayan web özellikli akıllı cihazlardan oluşur.

Nesnelerin interneti; Sistemdeki cihazları, toplanan verileri bir ağ geçidi ile aktarır, verilerin analiz edilebileceği bir “Bulut sistemine” veya farklı bir “uç cihaza” bağlayarak paylaşır.

Nesnelerin interneti; cihazları birçoğunu işlerini insan müdahalesi olmadan, diğer ilgili cihazlar ile iletişim kurarak birbirinden aldıkları bilgiler doğrultusunda gerçekleştirir.

Nesnelerin interneti ile günlük hayatları kolaylaştıran uygulama alanları olduğu gibi kurumsal, üretimsel ve endüstriyel alanlarda da şirketlere çeşitli faydalar sağlayan uygulamalar yoğunlukla kullanılıyor. (Bu bilgi kaynağı: www gtech com tr isimli web sitesi)

Muhterem kardeşlerim

Yukarıda bir kelime geçti: SENKRONİZASYON.. Bu kelime, İngilizcedeki “Synchronization” kelimesinin Türkçedeki kullanılma halidir. Anlamı ise şudur:

SENKRONİZASYON; Eş zamanlama veya eşleme, Eşgüdümlü çalışan parçalı sistemlerin zamanlamalarının eşleştirilmiş olmasıdır.

Mesela 300 kişilik Askeri bir Birliğin Vatan Caddesindeki GEÇİT TÖRENİNDE aynı anda ve beraberce “Adım atma ve yürüyüşlerinin” tam bir uyum halinde ve birlikte olması kışladaki SENKRONİZASYON EĞİTİMİ sayesinde olmaktadır.

Onların bu hareketine de SENKRONİZE HAREKET denilir.

Bir örnek daha verelim.

Savunma Sanayi Başkanlığı tarafından TSK (Türk Silahlı Kuvvetleri) için imal edilen KAMİKAZE SİHALAR vardır.

Bu SİHALAR, belki 20-30 santim boyunda bir DRON birliğidir. Her bir DRON da bir patlayıcı yüklüdür.

50-100 adet arası DRON dan oluşan bu KAMİKAZE SİHALAR yukarıda söz konusu ettiğim YAPAY ZEKA ile bağlantılı olarak SENKRONİZE BİR ŞEKİLDE havalanmakta, 100 Araçlık bir “Düşman Askeri Konvoyuna” yönelmekte/yöneltilmekte ve her bir KAMİKAZE DRON, bir düşman askeri aracına çarpıp onu imha etmekte, kendisi de imha olmaktadır.

Bilim adamı, Teknoloji, Yapay Zekâ, Robot, Dijital Çağ, Biyometrik Cip, Hacklanebilir İnsan, Nano Teknoloji, Hibrit bir İnsan, İnternet, Nesne, Nesnelerin İnterneti, Senkronizasyon ve Kamikaze Dron..

Her biri teşbih taneleri gibi değil mi? Devam ediyoruz..

Son olarak “Nesnelerin İnterneti” konusuna iki örnek vermek istiyorum.

Kendisine lüks bir MERCEDES marka makam arabası tahsis edilen üst düzey bir bürokratın genç oğlu, babasından izinsiz makam arabasını alıp arkadaşlarıyla bir yere gidiyorlar.

Gittikleri yerde kontak anahtarını kaybediyorlar. Tüm aramalara rağmen anahtar bulunamıyor.

Durumu babasına iletiyorlar. Baba araba firmasına problemi arz ettiğinde ona deniliyor ki:

“Beş dakika sonra araba, internet üzerinden çalıştırılacak. Arabaya binip eve geldiklerinde firmamız arabanın yeni anahtarını bir arkadaşımız vasıtasıyla size iletecek..”

Araba bir nesne.. Bu nesne ile internet üzerinden kurulan bir alaka.. Yani “Nesnelerin İnterneti”

İkinci örnek yine arabadan..

“Araba Filosu” olan bir şirket, her bir aracının konumunu ATS yani ARAÇ TAKİP SİSTEMİ denilen bir sistem üzerinden görmek istiyor.

ATS cihazı takılı bir aracın “Bulunduğu yeri, hızını, nerede durup nerede çalıştığını” rahatlıkla  görebildiğiniz gibi, “gerektiğinde de aracı uzaktan durdurabilme vs..” imkanınız da var..

Aynı yukarıdaki “Uzaktan çalıştırma” örneğinde olduğu gibi.

Bu sitemi kullanan bir firmadaki operatör arkadaşım bir gün bana dedi ki:

“Araçlarımızdan birisini merkezden takip ediyordum.. Baktım bizim araç stop etmiş AMA araba SEYİR HALİNDE.. Şok oldum.. Hemen ilgili şoför arkadaşımı cepten aradım ne oluyor diye.. Meğer arkadaşımız araba ile Araba Vapuruna/Feribota binmiş İstanbul Boğazından karşıya Feribotla geçmekte imiş..”

Nesnelerin, “İnternetle kurulan alakaları” artık öylesine yaygınlaştı ki yeni nesil inşaat sektöründe AKILLI EVLER diye “Yeni ev tasarım ve uygulamaları” evdeki her nesneye İNTERNET ÜZERİNDEN HÜKMETME dönemini başladı.

Evde bulunan birçok nesne, bir yazılım programı ile istenildiği saatte aktif, istenildiği saatte pasif konumuna getirile bilmektedir. Aynı AKILLI CEP TELEFONLARI üzerinden yapılan birçok uygulamalar gibi.

Şimdi geldik SOKAK KÖPEKLERİ konusuna..

Kardeşlerim yukarıda kurduğum şu cümleleri bir kere daha hatırlatıp, Sokak Köpekleri konusu ile bir bağ kuracağım.

Demiştim ki;

İşte Küreselci şirketler, yeni süper “Kuantum bilgisayarlar” ve “Yapay Zekâ teknolojisi” ile bu amaca yönelik DİJİTAL ÇAĞIN yeni bir merhalesine geçerek İnsanların kendilerine adeta ROBOT gibi itaat edeceği ‘Yeni bir Sistem Kurgusu’ gerçekleştirdiler.

Bu sistem kurgusunun özü; İnsanlar hakkında elde ettikleri “tüm DİJİTAL VERİLERLE ve insan vücudunda Deri altına monte edilecek bir BİYOMETRİK CİP ile” uzaktan “Hacklanebilir İnsan” oluşturmak..

“BİYOMETRİK CİP ile uzaktan ‘Hacklanebilir İnsan’ oluşturma” merhalesine gelen Bilim adamları (!) bu merhaleye gelmeden önce yüzlerce hatta binlerce defa bununla ilgili hayvanlar üzerinde deneyler yaptılar.

Yakında izlediğim bir belgesel videosunda, İnsan vücuduna en yakın özellikler taşıyan bir hayvan olarak FARELER üzerinde yapılan çeşitli deneyler anlatılıyordu.

Deneyin finalinde ‘Hacklanebilir Fare’ oluşturuldu ve Fareye “İnternet üzerinden yönlendirme” yapılıyordu. Yani bir Nesne/Fare ya da Nesneler/Fareler ve İnternet..

Alın size Nesnelerin İnterneti.. Akabinde de istenilirse, tüm nesnelerin internet üzerinden SENKRONİZE yani toplu hareketi..

Hatırlayın milyonlarca ÇEKİRGENİN sürüler halinde Afrika’daki ekin tarlalarında yaptığı / yaptırıldığı büyük tahribatı..

Sanırım bununla ilgili haberleri TV’ lerde sizler de izlemişsinizdir. İsterseniz internette bulup seyredebilirsiniz.

Türkiye’de son 10-15 yıldır yoğun bir şekilde SOKAK KÖPEKLERİNİN kulaklarına ya da deri altlarına CİP’ler takılmakta.. Sanırım takılmayan Sokak Köpeği kalmadı gibi.

Her çocuk gibi, ben de çocukluk ya da gençlik başlangıcı yıllarımda bahçemizde zaman zaman köpekler besledik, yavru iken aldık yıllarca baktık.

Keza köylerimizde hemen herkesin kapısında mutlaka bir köpek olurdu.

O yılların Sokak Köpeği ile “Bu yılların Sokak Köpeği” DAVRANIŞ BİÇİMLERİ arasında ben şahsen DAĞLAR GİBİ farklar gözlemliyorum.

Daha bu hafta TV’ deki bir haberde, 3 Sokak Köpeği, bina girişinde ayakta bekleyen ve Cep telefonu ile uğraşmakta olan bir bayana aniden saldırıp ayağından yaraladılar.

Genellikle “kaçan insana ya da korktuğun gördükleri insana” köpekler saldırır denilir ama bu bayana durup dururken niçin saldırdılar?

Bu asla normal bir durum değil.. 

Yine Sokak Köpeklerinin 10-15’er kişilik SOKAK ÇETELERİ oluşturduklarına, “Toplu hücum Toplu Defans” Futbol teriminde olduğu gibi TOPLU HALDE SALDIRDIKLARINA şahit oluyoruz.

Nice yavrularımızı parçalayıp öldürdüler. İhtiyar annemizi ne hale getirdiler gördük. İnanın çocuklarımızı, torunlarımızı ÇOCUK PARKINA götüremez olduk. Çünkü parklar köpeklerle dolu ve adeta fırsat kolluyorlar.

Bunu da asla normal bir durum olarak görmüyorum kardeşlerim.

Camiden evine sabah akşam gidip gelirken sürekli Sokak Köpekleri saldırısına uğrayan arkadaşım “Artık bunları öldürmek farz oldu..” dedi.. Hangisi daha muhterem? Hangisi “Eşrefi Mahlûk?” Köpek mi insan mı?

Sizce de bu Sokak Köpeklerinin bu DAVRANIŞ BİÇİMİ normal mi? Onları bir görmemizde, “Masum acınacak hayvanlar” diye sever, yiyecek içecek verirken, bir başka görmemizde “Bize karşı bir canavar haline getiren” SAİK nedir kardeşlerim?

“Acaba Sokak Köpekleri üzerinde bir deney bir Operasyon mu söz konusu?” Sanki ülkemizde birileri, bir şeylerin deneylerini yapıyor gibi..

Bu konuda hala “7/24 Kulağının üzerine yatan” aciz, duyarsız Devlet adamları.. Sizi ALLAH’A ŞİKAYET ETTİK bilesiniz..

Şimdi birisi kalkıp bana; “Bekir amca sende mi Komplo Teorisyeni oldun?” demesin kardeşlerim. Çünkü görünen köy kılavuz istemiyor.

Şeytanice düşünenler, Şeytana tapanlar, Şeytanın gönüllü askeri olanlar TÜM BU TEKNOLOJİLERİ ve İMKÂNLARI sadece insanlığın refahı, huzuru, kolaylığı, üretim artışı vs. için mi kullanıyorlar?

Hayır hayır hayır..

Canım kardeşlerim, yakın zamanlarda yaşamakta olduğumuz birkaç TOPLUMSAL IZDIRABA daha parmak basmak istiyorum. Yukarıda bir cümlemde demiştim ki;

“Hatta şimdilerde bunu bir adım daha öteye taşıdılar.

Biyometrik Cip’ e bile gerek kalmadan yeni NANO TEKNOLOJİ ile Biyoloji Laboratuvarlarda üretilen AŞILAR İÇİNE katılacak gözle görülmeyen partüküllerle uzaktan “Hacklanebilir İnsan” oluşturmayı da başarabilmişlerdir….”

Son bir aydır hep birlikte şahit olduğumuz şu olaylar sanırım sizlerin de dikkatini çekmiştir:

“Antalya’da kadın anadan üryan çırılçıplak yürüdü.. İstanbul’da Bebek sahilinde bir kadın ile erkeğin herkesin gözü önünde sapık ilişkiye girmesi infial yarattı..

Mardin’de bir adam çırılçıplak ayağında çorap sokakta yürüdü.. Osmaniye’de sokakta soyunup çırılçıplak yürüyen M.Y. (26) gözaltına alındı…”

Ne oluyor beyler, Neler oluyor? Memleketin çivisi mi çıktı?

Bu gidişat sadece “EDEP ve HAYA YOKLUĞU” ile izah edilebilir mi? Acaba şu meşhur PLANDEMİ sonrası yurdumun insanı BİR KOBAY OLARAK kullanılıyor ve üzerinde DENEYLER mi yapılıyor?

Sokak Köpeklerinin “Çok çok anormal ve Vahşi davranışları” gibi, İnsanlar da “Çok çok anormal davranmaya” başladı.

Herkes barut fıçısı.. Herkes agresif.. Herkes burnundan soluyor.. Herkes bıçaklı geziyor, satırlı geziyor, kadın kız anne baba kardeş demeden doğruyor..

En ufak bir münakaşa anında silahlı çatışmalara dönüyor, ocaklar sönüyor. Yavrular yetim eşler dul kalıyor. Bunun altındaki GERÇEK SAİK acaba nedir?

Acaba birileri bizim insanımıza “Uzaktan kumanda ile ‘Al bu Silahı, sana yan bakan herkesi öldür.. Al bu silahı, git filan ülkenin büyükelçisini öldür’ mü diyor?” diye kendi kendime soruyorum.

Tekrar soruyorum “tüm bunlar normal şeyler mi” kardeşlerim?

Üstüne üstlük “Hain, misyoner güdümlü medyalar” YANGINA KÖRÜKLE, BARUTLA, BENZİNLE gidercesine bu işleri teşvik edercesine her şeyi CANLI YAYINDA bir bir veriyor..

Ahh canım kardeşlerim Ahh..

Dert bir değil ELVAN ELVAN..

Evet, dediğiniz gibi bütün bunlar gerçekten ONDAN’dır.. ONDAN’dır, ONDAN’ dır..

Yani Türkiye’de Allah’ın kitabı ve Rasulünün Sünnetini Anayasa ve Kanunlarının temeli yapacak, İslam’ı tekrar bu topraklarda HÂKİM, HAKEM ve HÜKÜMRAN kılacak İslami bir Devletin olmayışındandır.

Çin maskeli YAPAY ZEKÂ DEVLETİ’ nin, ABD’nin, Avrupa’nın, Şeytan ve dostlarının izinden giden Demokratik Laik Kapitalistlerin, “BİYOMETRİK CİP Operasyonları” ile insanları bir böcek yerine koyup vahşice ezen, sömüren bu Zulüm ve Cahiliye Düzeni “Bİ İZNİLLAH” ortada kalmayacaktır.

Yeter ki bizler Ashabı Kiram gibi adam, Hz. Muhammed’in (sas) Siyasi Partisi gibi bir parti, Medine’deki ecdadımız olan Ensar ve Muhacirler gibi “Allah’ın razı olduğu Salih ve Saliha kullar..” olalım.

Son söz, sözlerin en güzelini bize ulaştıran şanı yüce Allah-u Teâla’ya aittir. Rabbimiz dedi ki:

وَإِذْ يَمْكُرُ بِكَ الَّذِينَ كَفَرُواْ لِيُثْبِتُوكَ أَوْ يَقْتُلُوكَ أَوْ يُخْرِجُوكَ وَيَمْكُرُونَ وَيَمْكُرُ اللّهُ وَاللّهُ خَيْرُ الْمَاكِرِينَ

“Hani, inkâr edenler seni bağlayıp hapsetmek, öldürmek veya (Mekke’den) çıkarmak için TUZAK kuruyorlardı. Onlar TUZAK kurarken Allah da TUZAK kuruyordu. Allah TUZAK kuranların en hayırlısıdır..” (Enfal suresi 30)

Vallahi bütün Müslümanları hassaten de “İslam’ın Gönüllü Hamalı” şu Davetçi gençleri, sırf Allah rızası için çok çok seviyorum..

“Ey Rabbim, bu makalemi okuyan, anlayan, benimseyen ve paylaşan tüm Müslümanlara, son nefeslerine kadar şahit, son nefeslerinde de şehit olmayı nasip eyle..”

Sevgi, saygı ve muhabbetlerimle..

Bekir Yetginbal – 18 Haziran 2022


Tags:

 
 
 

Bir cevap yazın