Haçlı Ordusuna Karşı Türkiye’ yi Yönetenlere Sıcak Bir Çağrı
Haçlı Ordusuna Karşı Türkiye’ yi Yönetenlere Sıcak Bir Çağrı
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla..
Bizleri İslam ile şereflendiren Âlemlerin Rabbi, mülkün sahibi, şanı yüce Allah’a sonsuz defa hamd olsun.
Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi en başta ölçü ve örnek Rasul Hz. Muhammed’in, Ehli Beytinin, güzide Ashabının ve tüm Müslümanların üzerine olsun.
BİR HABER:
ABD Başkanı Donald TRUMP’ın Oval Ofis’te din adamlarıyla gerçekleştirdiği toplu dua törenine ait görüntüler uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. İran ile yaşanan sıcak çatışma sürecinin gölgesinde düzenlenen törende, EVANJELİK geleneğe özgü ritüeller dikkat çekti.
Beyaz Saray’ın kalbi sayılan Oval Ofis’te yapılan törende, dini liderler TRUMP için “ilahi rehberlik” talep etti. Dua sırasında TRUMP’ın etrafında toplanan katılımcılar, ellerini başkanın üzerine koyarak şu sözlerle yakarışta bulundu:
“Rabbim, bugün senin huzuruna çıkmaktan ve Başkanımızın kollarını yukarı kaldırmaktan onur duyuyoruz. Senin bereketinin ve lütfunun onun üzerinde kalmaya devam etmesi için dua ediyoruz. Göklerden gelen bilgeliğin onun kalbine ve zihnine dolması için dua ediyoruz; Rabbim, bugün karşı karşıya olduğumuz bu zorlu zamanlarda ona yol göster.
Onun için senin inayetin ve korumanı diliyorum. Birliklerimiz ve silahlı kuvvetlerimizde görev yapan tüm erkek ve kadınlarımız için senin inayetin ve korumanı diliyorum. Başkanımıza bu büyük ulusu yönetmesi için ihtiyaç duyduğu gücü vermeye devam etmen için dua ediyoruz…”
Ayin sırasında ABD’nin kuruluş ideallerine dini bir referansla atıf yapıldı. Duanın son bölümünde ülkenin birlik ve bütünlüğüne vurgu yapılırken şu sözler kullanıldı:
“Baba, hepimiz Tanrı’nın altında, bölünmez, herkes için özgürlük ve adaletle tek bir ulus olmaya geri dönerken, senin göksel bereketini onun üzerine diliyoruz…”
Tören, EVANJELİK geleneğin tipik kapanış ifadesi olan “İsa’nın adıyla…”sözleriyle sona erdi. (Kaynak: AA ve Takvim Gazetesi – 06 Mart 2026)
“Türkiye’ yi yöneten kadrolara sıcak bir çağrı” olarak kaleme aldığım bu mesaj; kendimde sarsılmaz bir kanaat haline gelmiş fikirlerimin, düşüncelerimin siz yöneticilerle paylaşımıdır.
“Kabul edersiniz ya da kabul etmezsiniz” bilemem ama sorumluluk duygum, bu düşüncelerimi “yüksek sesle bir kere daha sizlere hitap etmemi gerektirdiği için” bu yazımı kaleme aldım.
Çünkü ben bu vatanın bir evladıyım, ülkemi, insanlarını çok seviyorum. Daima onların “hayrını, iyiliğini, dünya ve ahiret mutluluğunu” istiyor, bunun için bir mücadele veriyorum.
Bu topraklarda yaşıyor olamam, akrabalarımın, çocuklarımın, torunlarımın ve sevdiğim nice güzel insanların da buranın ehli olması, benim daima bu toprakların “hayrı ve istikbali için” güzel şeyler yapmamı gerektiriyor.
Bunların da ötesinde ve bundan çok çok daha da önemli olan şey; “İman ettiğim Rabbimin bunu bana bir sorumluluk olarak yüklemiş olması” dır. İşte beni asıl harekete geçiren ana saik, Rabbimin bu emridir ey Türkiye’ yi yönetenler.
Şu ayette buyrulduğu gibi:
“Ey müminler, Siz, insanların iyiliği için yeryüzüne çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. Çünkü siz usulünce iyilikleri ve güzellikleri emredip yayar, kötülük ve çirkinlikleri yasaklayıp önüne geçmeye çalışırsınız. Bunu da zaten Allah’a inandığınızdan dolayı, onun bir gereği olarak yaparsınız..” (Al-i İmran suresi 110)
Ey akıl sahibi yöneticiler
Gördüğünüz gibi satırlarıma bir haber ile başladım. Bu haberde geçen ve ABD Başkanı katil Donald TRUMP’ un necis vücuduna elleri ile temas edip “EVANJELİK geleneğe özgü ritüeller ile” dua eden kişilerin yani EVANJELİSTLER’ in kim olduğunu, bir de ben sizlere hatırlatmak istiyorum..
Peki, nedir EVANJELİZM?
EVANJELİZM, ‘Sözde kutsal kitap İNCİL’E YÖNELMEK, DÖNMEK” demektir.
Hıristiyan EVANJELİSTLER; ABD’deki Hıristiyanların yaklaşık üçte biridir ve ‘DÜNYA HÂKİMİYETİ’ kurmak amacıyla “Dünya çapında organize olmuş” dev bir yapı ve teşkilattır.
EVANJELİSTLERE GÖRE; İsa Mesih’in tekrar dönmesi ve krallığını kurması için FIRAT ve DİCLE nehirleri arasındaki coğrafyanın, acilen tüm Müslümanlardan temizlenmesi gerekiyor..
Hayallerindeki bu büyük hâkimiyetin gerçekleşmesi için de, adına “ARMAGEDDON” dedikleri “Büyük / Son bir Savaş” ın olması kaçınılmazdır.
Sözde İncil‘e göre; insanlık tarihinin son savaşı olacak olan bu ARMAGEDDON SAVAŞI gerçekleştikten sonra “Yeryüzünde bir daha savaş” olmayacaktır.
Bu savaşta; “İyiler ve Kötüler” son defa karşı karşıya gelecek ve “Kötülük” sonsuza kadar yenilecektir. Hristiyanlık inancına göre TANRI, yani Hz. İsa, bizzat bu savaşta yer alacaktır.
ARMAGEDDON‘ da savaşacak olanlar; Mesih ve onu izleyen, emrindeki “Meleklerden oluşan” göksel ordulardır. Karşılarında olanlar ise, “İsrail’in de aralarında olduğu” bütün dünya krallarıdır.
Musevi inancı ise; Hz. İsa’yı Mesih olarak kabul etmediği gibi, onlar açısından KİTABI MUKADDES’ in, “Malaki” kitabından sonraki kısımları da geçersizdir.
Bu açıdan da ARMAGEDDON sözcüğünün günümüzdeki “İsrail kavramıyla” uzaktan yakından hiç bir ilgisi yoktur. Çünkü ARMAGEDDON SAVAŞI, sözde vahiy kitabı (!) olan Tevrat‘ta değil, insanların uydurduğu bir kitap olan İncil‘de yer alır.
Buna rağmen Hıristiyan EVANJELİSTLER, “Kıyametin Kopmasını Hızlandırma” konusunda Siyonist Yahudilerle işbirliği yapıyor ve onları; amaçlarını gerçekleştirebilmek için sinsice tuzaklarına çekiyor, dahası onları BİR KOBAY GİBİ kullanıyorlar.
Siyonist Yahudilerin “BÜYÜK İSRAİL ve ARZ-I MEV’UD (sözde Tevrat da İsrail oğullarına vaad edilmiş topraklar)” ideali ve Hıristiyan EVANJELİSTLERİN, İsrail’i bir “Maşa Olarak” kullanıp ARMAGEDDON SAVAŞINI başlatma arzusu ile Ulusalcı ABD’ lilerin ve katil Donald TRUMP’ un maslahatları bu noktada örtüşmekte ve “ortaya ne çıkmaktadır” biliyor musunuz?
Yukarıda ifade ettiğim “MUAYYEN AMAÇ” çıkmaktadır. Şöyle ki;
Katil TRUMP ve Ulusalcı ekibi, bir türlü ekonomik, siyasi ya da askeri imkân ve üsluplarla büyümesini, güçlenmesini durduramadıkları, Küreselcilerin Amiral gemisi Çin’i, Orta Doğuda çıkaracakları büyük bir KARGAŞA ile bölgede “durdurmak, vurmak, bu savaşa dâhil etmek ve nihayetinde de PARÇALAMAK için..” bu ARMAGEDDON SAVAŞINI muayyen bir ARAÇ olarak kullanmak istedikleri görülmektedir.
Çünkü malumunuz; Küreselci çetenin ve Çin’ in, İngilizce adıyla “One Belt One Road” (OBOR), Türkçe adıyla ise, “BİR KUŞAK, BİR YOL” projesinin ANA GEÇİŞ GÜZERGÂHI, yani “İran, Irak ve Suriye toprakları” Ulusalcıların kıvılcımını çaktıkları büyük ARMAGEDDON SAVAŞINI yapmak istedikleri “Er Meydanı” dır.
Ey akıl sahibi yöneticiler
Bu izahlarımda da gördüğünüz gibi ister Evanjelist Hristiyanların “ARMAGEDDON dedikleri Büyük / Son bir Savaş” isterse Yahudilerin “BÜYÜK İSRAİL ve ARZ-I MEV’UD (sözde Tevrat da İsrail oğullarına vaad edilmiş topraklar)” ideali, tarihte defalarca şahit olduğumuz “Büyük Haçlı Seferleri” nin 21. Yüzyıldaki izdüşümüdür.
Keza bu günkü orduları da yine “Haçlı Orduları” dır. Yani değişen sadece “kılık kıyafet ve savaş için kullandıkları araç ve gereçler” dir.
Hatta o günkü Haçlı ordularını harekete geçiren “Görünen Saik” din savaşları, bu gün de yine “Din savaşları” olarak gösterilmekte AMA asıl saik yani “Görünmeyen Saik” din savaşı değil “Menfaatler ve Gasp etme Savaşı” dır.
Hatırlarsanız, ABD’ nin New York şehrindeki “Dünya Ticaret Merkezi” ne 11 Eylül 2001 de düzenlenen saldırılar ile ilgili olarak 16 Eylül 2001 günü ABD Başkanı büyük katil George W. BUSH, yaptığı bir konuşmada bu saldırılara karşı başlattığı savaşı, tarihteki ‘Haçlı seferlerine’ benzetti ve terörizme karşı yeni ”Büyük Haçlı Seferi” başlattığını ilan etti.
İşin finalinde gördük ki; “Dini saikle” başlatılan, katil Saddam HÜSEYİN’ in idamı ile sonuçlanan operasyonun sonunda “Irak petrolleri – İngilizlere bırakılan Basra ilindekiler hariç– tamamen ABD kontrolüne” geçti.
28 Şubat 2026 tarihine gelinen süreçte, “BİR KUŞAK, BİR YOL” projesinin ANA GEÇİŞ GÜZERGÂHI üzerinde bulunan İran devleti; şayet sırtını katil Çin devletine, diğer bir ifade ile “Çin artı İngiltere ittifakına” (ben buna ÇİNGİLTERE diyorum) dayamasa idi, ABD bu savaşı şimdilik çıkarmazdı.
Ama ABD’ nin, kuyruğuna yapıştığı katil İsrail, yine “ne eder eder” yine bir bahane bulur, ortalığı “kan gölüne çevirecek” ateşleyeceği “bir savaş fitili” daha bulurdu.
Keza, bu Siyonist Yahudilerin “aklından geçenleri okuyan bir makine” icat edilmiş olsa ve bu pislik kavmin başına takılsa idi, sanırım “Türkiye hakkında, ateşlenmeye hazır onlarca savaş fitiline” şahit olurduk.
Ey akıl sahibi yöneticiler
En başta katil ABD ve katil İsrail olmak üzere, katil İngiltere, Rusya, Çin, katil Hindistan vs. tüm emperyalist kafirler, bir “Siyasi ve askeri manipülasyon aracı olarak” din faktörünü kullanıp, dünyanın tüm “yeraltı ve yerüstü servetlerine çökerken”, acaba bizim dinimiz olan İslam, bu konuda ne demiş hiç detaylı bir araştırma, inceleme yaptınız mı?
Yapmadığınızı ya da “yanlış anlatıldığını, sizlerde yanlış kanaatler oluşturulduğunu” varsayarak kısaca “İslam, hayata nasıl bakıyor, ne diyor..” sorusuna “tadımlık” da olsa bir cevap vereceğim.
Bu cevabımın bilgi kaynağı; “Allah’ın kelamı Kur’an ve onun pratik uygulayıcısı Hz. Muhammed (sas)’ dir..”
En başta insan olmak üzere, tüm kâinatı, mahlûkatı ve hayatı yaratan, onların “belli bir nizam dâhilinde” seyri sefer etmesini tanzim eden, varlığına şek’siz ve şüphesiz iman ettiğimiz âlemlerin Rabbi şanı yüce Allah’tır.
Bir ferdin, bir ailenin, bir kitle, cemaat, cemiyet ya da Devletin ve devlet adamlarının; “Allah’a iman ettiğinin, onu Rab olarak tanıdığının, her bir dediği şeye mutlaka ama mutlaka kesin bir itaat ile itaat edeceğine söz verdiğinin ve tam teslim olacağının / olduğunun..” 2 alameti vardır:
Birincisi: Kavli yani sözlü alameti
İkincisi: Fiili yani davranış alameti
Şanı yüce Allah (cc) yüce kitabında; “Kavli İslam ama fiili İslam dışı olanlara” berrak bir şekilde, “kâfirden çok çok tehlikeli..” bir mahlûk olarak “Münafık” dedi.
İster “Rububiyet” de, isterse “Uluhiyet” de Allah’a şirk yani ortak koşmak, Rabbimizin en çok nefret ettiği ve ahirette en çok cehennem azabına uğratacağı temel husustur.
Çünkü bu husus; “Sadece ve sadece Allah’a kulluk bilincini” merkeze alan ve bunu “Sadece Allah’a hasreden” İslam akidesine tamamen zıt bir husustur.
Rabbimiz yüce kitabında şunu bildirdi:
“Yahudiler: ‘Uzeyir Allah’ın oğludur..’ dediler. Hristiyanlar da: ‘Mesih Allah’ın oğludur..’ dediler. Bu, onların ağızlarında geveledikleri cahilce sözlerdir ki, kendilerinden önce gelmiş geçmiş bazı kâfirlerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, Nasıl da haktan bâtıla döndürülüyorlar.” (Tevbe suresi 30)
Keza şu ayetinde de dedi ki:
“Eğer (Muhammed) bize atfen bazı sözler uydurmuş olsaydı, elbette onu kıskıvrak yakalardık. Sonra onun can damarını koparırdık. Hiçbiriniz de buna mâni olamazdınız.” (Hakka Suresi 44-47 arası)
Ve yine Rabbimiz dedi ki:
“Yoksa siz Kitab’ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden öyle davrananların cezası dünya hayatında ancak rüsvaylık; kıyamet gününde ise en şiddetli azaba itilmektir. Allah sizin yapmakta olduklarınızdan asla gafil değildir.” (Bakara suresi 85)
Bu son ayette de net bir şekilde ifade edildiği gibi;
“Allah’a kulluk bilincini merkeze alınması” ve “Allah’ın Kur’an ile Sünnette ifade edilen tüm emir ve nehiylerinin bir kısmına inanır, bir kısmını inkâr ederiz..” demeden yani parçalamadan benimsenip uygulanması, kendisinin de bir “Müslüman” olduğunu söyleyen her fert, aile, kitle, cemaat, cemiyet, devlet ve devlet adamları için “Olmazsa asla olmaz..” bir farziyettir.
Nitekim ölçü ve örnek Rasul Hz. Muhammed (sas) hicret ile geldiği Medine’ de kurduğu İslam Devleti eliyle “Kur’an ve Sünnette ifadesini bulan İslamiyet’i” asla parçalamadan, bölmeden bir bütün olarak ele almış ve “10 yıllık Medine yaşantısında” hepsini harfiyen uygulamış ve kıyamete kadar gelecek Müslümanlara mükemmel bir “Örnek Devlet Yapısı” bırakmıştır.
Keza kendisinden sonra gelen Müslümanlar da İslam tarihinde adına “Hulafa-i Raşidin” denilen dönemde Peygamberden (sas) gördüklerini “Harfiyen uygulama” gayreti içinde olmuşlardır.
Ta o dönemden son Osmanlı dönemine kadar “İslam hep baş tacı edilmiş, Allah’a kulluk bilinci merkeze alınarak” muhafaza edilmeye çalışılmış, “13 asır boyunca” İslam, birçok “artı ve eksilerine rağmen” bil fiil “İslam Devleti eliyle” tatbik edilmiştir.
Ey akıl sahibi yöneticiler
İslam 13 asır boyunca “Neden bu kadar çok itibar görmüş, baş tacı edilmiş ve ondan Müslümanlar asla vaz geçmemiş” biliyor musunuz?
Ben size az ve öz cevabını vereyim:
Çünkü İslam akidesi; “Her insanın aklına kanaat, kalbe güven veren; bir ferdin, ailenin, toplumun ve devletin fıtratına da dört dörtlük tam uyan, her türlü ihtiyaçlarına doğru çözümler sunan, her türlü problemlerini kökten çözen yegâne doğru akli bir akidedir..” de ondan..
Tüm bunları başarmasının temel sırrı ise;
“İslam akidesinin siyasi bir akide olmasında, Kur’an’ın siyasi bir kitap olmasında, Hz. Muhammed’ in (sas) siyasi bir şahsiyet olmasında, Ashab-ı Kiram adını verdiği kitlesinin / partisinin siyasi bir kitle olmasında ve Medine’ de kurduğu yeni siyasi yapının bir Devlet olmasındadır..”
İşte tüm bu vasıfları çok çok iyi bilen emperyalist kâfirler, Osmanlı İslam Devleti’ ni yıkmakla, en başta İslam akidesinden, sonrada İslami mefhumlar ve İslami nizamlardan, “kendi cahiliye devletleri eliyle” tüm dünya Müslümanlarını uzaklaştırmışlar ve “küfrün anaforuna” itelemişlerdir.
Bundan dolayıdır ki çok uzun bir zamandır ki emperyalist kâfirlerce maalesef “kan ve gözyaşımız bitmediği gibi oluk oluk akarak ve artarak” devam etmektedir ve böyle giderse daha çok devam ettirilecektir.
Osmanlıyı 40 parçaya bölen kâfir devletler, tüm dünya Müslümanlarına Demokratik, Laik, tam kapitalist Cumhuriyetler dayatmışlar, zulüm düzenlerini ufak ufak devletçikler eliyle hâkim, hakem ve hükümran kılmışlardır.
Artık iki gözü de kör olanlar bile, 150 – 200 yıllık tatbikatlarından gördü ki; gerçekten “Demokratik, Laik, tam kapitalist Cumhuriyet devlet düzeni” gayrı Müslüm olsun, Müslüman olsun tüm insanlık için “En vahşi, en zalim, en gayrı insani” bir hayat nizamı imiş..
Bunun canlı şahidi ise bu düzenin 200 yıldır insanlığa miras olarak bıraktığı ve bırakmaya da devam ettiği “Milyonlarca insanın toplu katliamlarıdır..” İşte Arakan, Doğu Türkistan.. İşte Filistin, Irak, Suriye ve Gazze.. İşte Ukrayna ve İran..
Osmanlıyı lime lime doğrayıp parçalara ayıran Küresel sermaye sahibi emperyalist kâfirler; daha dün Yugoslavya’ yı 7 parçaya, Sovyetler Birliği’ ni 13 Parçaya, Libya’yı 2 parçaya, Irak’ı 3 parçaya, Sudan’ı 3 hatta 4-5 parçaya bölmediler mi ve bölmeye devam etmiyorlar mı?
Bu emperyalist kâfirler, Demokrasi, Laik, Kapitalizm ve Cumhuriyet havarisi devletler şimdi İran’ı lime lime doğrama peşinde.. Ve diyorlar ki; “Bundan sonra sıra Türkiye’ de..”
İmkânsız mı?
“Yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır..” sözünü teyit edercesine harıl harıl çalışıyorlar. Hatta sizler de duydunuz, bunu “yüksek sesle” defalarca dillendirdiler de..
Niçin sıra Türkiye’ de?
Çünkü İslam coğrafyası içinde; tüm ekonomik, sosyolojik, teknolojik, stratejik ve askeri unsurları ile dimdik ayakta kalan, henüz mahvetmedikleri “diri bir coğrafya” olarak bu topraklar ve bu vatan kaldı.
Ne Suriye, ne Irak, ne Suud, ne Körfezdeki Emirlikler, ne Mısır, Libya, Cezayir ve Tunus ne de Azerbaycan başta olmak üzere Orta Asya’ daki devletçikler, Türkiye’ nin sahip olduğu imkân, kabiliyet ve stratejik konuma sahip değildirler.
Ey akıl sahibi yöneticiler
Buradan bir kere daha size çağrıda bulunuyor ve diyorum ki; Vakit çok çok geç olmadan, İran’ ın başına gelenler bizim de başımıza gelmeden artık “Sırtınızı İslam’a değil, Yüzünüzü İslam’a çevirim..”
Hatta yürüyerek değil “koşa koşa” İslam’a gelin, katil Amerika ve katil Avrupa patentli şu kokuşmuş, ithal ve “İslam dışı Demokrasi, Laik, Kapitalizm ve Cumhuriyet” fikirlerinden ve vahşi nizamlarından artık vaz geçin.
Allah’ın kitabı “Kur’an’ı ve Allah’ın Rasulü Hz. Muhammed’in Sünnetini” Anayasa ve tüm kanunlarınızın temeli yapın.
Ben yakinen biliyorum ki; Şu an elinizde; mevcut düzeni, Devlet yapısını tekrar İSLAMİ BİR DEVLET haline dönüştürebilecek, “İslam Devleti Anayasa Tasarısı ve bunun Esbabı Mucibesi” adında bir taslak metin de var.
Muhtaç olduğunuz tek şey; Kuvvetli ve kudretli bir irade ortaya koyarak tüm dünyaya “Beyler, biz bu günden itibaren İSLAMİ BİR DEVLET olmaya karar verdik, Fatih Sultan Mehmet Hanın 10 kuşaktan torunu filancayı yeni Devlet başkanımız yani Halifemiz seçtik..” diyebilmenizdedir.
Allah’a dayanan, ona sonsuz bir güvenle itimat eden salih kadrolar için bu iş, “çok zor ve imkânsız” bir iş değildir.
Çünkü ne dedi Rabbimiz ayetlerinde:
“Ey iman edenler, Eğer siz Allah’a (onun dinine) yardım ederseniz, Allah da size YARDIM EDİP (zafere ulaştıracaktır. Dünyada izzet ve şerefe, ahirette ise Cennete ulaşıncaya kadar sizi hidayet üzerinde devamlı kılıp) ayaklarınızı sabit ve sağlam tutacaktır.” (Muhammed suresi 7)
“Allah, içinizden iman edip de Salih amel işleyenlere vaad etti ki, kendilerinden evvel gelenleri nasıl yeryüzüne sahip ve hakim & hükümran kıldıysa, onları da yeryüzüne sahip ve hakim kılacaktır..” (Nur suresi 55. Ayet)
Ey akıl sahibi yöneticiler
Sakın ha bu toplumu yönetmekte olan kişi ve kadrolar olarak, İslam’ın bizlere “Can veren, hayat veren, dünya ve ahiretimizi kazandıran” hüküm ve nizamlarına sırt çevirmeyin. Şu ikaz ayetlerini mutlaka ama mutlaka dikkate alın:
“Şüphe yok ki bir toplum nefislerindekini değiştirmedikçe Allah da o toplumun halini değiştirmez.” (Rad suresi 11)
“Her kim Rahman’ın Zikrini (Kur’an-ı Kerim’i, ) görmezden gelir, (Ona sırt çevirip başka şeylere) yönelirse, Biz de, (insan suretli) BİR ŞEYTANI ONA MUSALLAT KILARIZ, (şeytanın tüm kötü emellerine kendisini uşak yaparız.) Artık bu (şeytan), onun çok yakını (bir yoldaşı ve bir kaptanı) dır.” (Zuhruf suresi 36)
“Ey iman edenler, Sizi, size hayat verecek şeylere DAVET ettiği, çağırdığı zaman, Allah’a ve Resulüne İCABET edin.” (Enfal suresi 24)
Ey mülkün sahibi ve âlemlerin Rabbi olan şanı yüce Allah’ ım. Sen şu ayetinle adeta bana seslendin ve dedin ki:
“Sen (yine de) öğüt verip hatırlat; çünkü gerçekten öğütle hatırlatma, müminlere yarar sağlayacaktır.” (Zariyat suresi 55)
Ey Rabbim, sen şahidimsin ki; ben buradan bir kere daha hatırlattım. Üzerime yüklediğin vazifemi yaptım.
Ey Rabbim, en başta tüm Müslümanlara ve bu ülkeyi yönetenlere feraset ve basiret nasip et. Onların koşa koşa İslam’ a yönelmelerini ve ona dört elle sarılmalarını, senin yolunda canlarını ve kanlarını feda etmelerini nasip et.
Ey Rabbim, tüm emperyalist kâfirleri ve onların uşaklarını kahr-u perişan et, Müslümanları muzaffer eyle.
Ey şanı yüce Allah’ım, bu topraklarda artık İslamiyet’ in “Hâkim, hakem ve hükümran olmasını, İslami bir Devlet ve onun Devlet Başkanı bir Halifemiz eliyle” bunun gerçekleşmesini bizlere nasip eyle kurbanın olayım Allah’ım.
Ey akıl sahibi yöneticiler ve Türkiye halkı
Bir gün bu topraklarda kaybettiğimiz yitik malımızı geri bulmamız yani bu topraklarda İslam’ı yeniden hâkim kılacak İslami bir Devletin tekrar kurulması, muhakkak ki “çok büyük bir kazanç” olacaktır.
Fakat bundan “çok çok daha büyük bir kazanç” daha vardır.. O da nedir biliyor musunuz?
Cevabını; nusretin sahibi şanı yüce Allah (cc) kitabı Kur’an’ da veriyor ve diyor ki:
“Ey Rasulüm, İman edip salih ameller işleyenleri şöyle müjdele: Altlarından nehirler akan cennetler onlar içindir. Ne zaman kendilerine cennet meyvelerinden bir şey ikram edilse, her defasında: Bu, daha önce dünyada yediğimiz şey derler. Oysa bu rızıklar, renkte ve şekilde birbirinin benzeridir, fakat tatta ve keyfiyette çok yüksek kıymette olmak üzere kendilerine ikram edilecektir. Orada onlara tertemiz eşler verilecek ve orada ebedî kalacaklardır.” (Bakara suresi 25)
Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi tüm Müslümanların üzerine olsun.
Bekir Yetginbal – 14 Mart 2026
Tags: