Vefat Etti Serap Kurşun Yavuz Bacım. Mekânın Cennet Olsun..
İnna Lillahi ve İnna İleyhi Raciun
Serap Kurşun Yavuz bacım Mekânın Cennet Olsun..
Bugün 14 Ekim 2026
“Ateş düştüğü yeri yakar..” misali sosyal medyada gördüğüm bir haber/paylaşım beni çok çok üzdü, benim de yüreğimi yaktı.
Paylaşımı yapan, şahsen de tanıdığım akide kardeşim ve dava arkadaşım Hüseyin Kurşun bey idi. Diyordu ki:
“Göz yaşarır, kalp hüzünlenir. Biz ancak Rabbimizin razı olacağı sözleri söyleriz. Kız kardeşim Serap Yavuz hakkın rahmetine kavuşmuştur. Cenazesi öğle namazına müteakip Mersin Tarsus’ ta defnedilecektir.”
Henüz 40 yaşında Rabbimize kavuşan, yakalandığı ve çaresi henüz bulunamayan bir hastalıkla olan imtihanları artık sona eren bu saliha bacımı “şahsen” hiç tanımadım.
Bugün yazdığım taziye mesajıma cevaben abisi Hüseyin Bey bana demiş ki: “Bekir abi, kardeşim seni çok severdi. Ona bol bol dua et..”
Rahmetli bacım bana yazdığı eski bir mesajında demişti ki: “Bekir abi, ben Hüseyin abimle konuştum inşaAllah bir gün seni ziyaret edeceğiz ve seninle tanışacağız..” Şu fani dünyada bu kısmet olmadı.
Serap kardeşim, “Demokrasiden, Laiklikten çok çok nefret eden, bir an evvel İslami bir Devlet’ in kurulmasını canı gönülden isteyen ve bu minvalde sosyal medyada paylaşımlar yapan..” saliha bir anne, bir bacımız idi.
Benim yaptığım paylaşımların neredeyse tamamını paylaşır, altına da çok çok güzel yorumlar ve dualar yazardı.
Akabinde de bana derdi ki: “Bekir abi ne olur bana çok dua et.. Çünkü çok çok hastayım..”
Ben de sık sık yaptığı paylaşımların altına şifa bulması ile ilgili dualar da yazardım.
Bugün hasbelkader rahmetli bacımın Facebook profiline baktım. Bir de ne göreyim.. En son yaptığı paylaşımını, 8 Ekim 2026 da yani 6 gün önce yapmış ve benim makalemi paylaşmış..
Ahh muhterem bacım, Rabbim sana “kabir azabı ve cehennem ateşi” göstermesin. Dilerim ki en son mekânın Adn cenneti olsun.
Şanı yüce Allah (cc) seni; o çok sevdiğin Hz. Hatice (anha) ve Hz. Sümeyye (anha) annemizle cennette komşu eylesin.
Rabbim tüm ailene ve yavrularına sabrı cemil versin ve sizleri cennetinde buluştursun.
Ey Rabbim ben şahidim ki;
Serap kulun, Seni ve Rasulünü çok çok seviyordu. Kur’an ve Sünnetin, İslami bir Devlet eliyle hâkim, hakem ve hükümran olması için karınca kararınca çalışıyordu. Kurban olayım Allah’ ım ona merhametinle muamele eyle.. Amin amin
Ey İslam Davasının gönüllü hamalı bacılarım, can kardeşlerim ve akide kardeşim Müslümanlar
Bu taziye mesajım vesilesi ile daha önce Serap kardeşime yaptığım bir hatırlatmayı, faydasına binaen size de yapıyorum. Lütfen aşağıdaki satırlar kulağınıza küpe olsun.
Tâbiin neslinin büyük âlimlerinden Atâ bin Ebi Rebah şöyle anlatır: Abdullah İbni Abbâs (ra) bana:
Sana cennetlik bir kadın göstereyim mi, dedi. Ben: Evet, göster, dedim.
İbn Abbâs şöyle dedi: Şu (iri yarı) Habeşi kadın var ya. İşte bu kadın (bir gün) Nebî (sas)’e geldi ve:
Beni sara tutuyor ve üstüm başım açılıyor. İyileşmem için Allah’a dua ediniz, dedi. Nebî (sas):
Eğer sabredeyim dersen, sana cennet vardır. Ama yine de sen istersen, sana şifa vermesi için Allah’a dua ederim, buyurdu.
Bunun üzerine kadın: Ben (hastalığıma) sabrederim ya Rasulullah.. Ancak sara tuttuğu zaman üstümün başımın (avret yerlerimin) açılmaması için dua buyurunuz dedi.
Nebî (sas) de ona bunların açılmaması için dua etti.”(Buhari, Merda 6; Müslim, Birr 54)
Ey salih ve saliha akide kardeşlerim
İnanıyorum ki; rahmetli Serap bacıma gönderdiğim Rasulullah’ ın (sas) bu müjdesi onun için mükemmel bir teselli oldu. Onun hiçbir zaman “hastalığı hakkında şikâyet ettiğini” duymadım. “Sabır ve tevekkül” adeta onda cisimleşmiş gibi idi.
Sabretti ve kazandı inşaAllah.
Ne kadar hasta olsak da, yokluklar çeksek de, devasa problemlerle karşılaşsak da, zalimler tağutlar bize zulmetse de, bizler; İslam akidesinden, İslami fikirlerden, İslami yaşantından ve “İslam Devleti sevdamızdan” asla ve kat’a vaz geçmeyeceğiz ve bizler de inşaAllah Serap bacımız gibi kazanacağız.
Aynı iki muhteşem davetçi Hz. Mus’ab bin Umeyr (ra) ve Hz. Sümeyye (anha) annemizin kazandıkları gibi inşaAllah.
Mikro hedefimiz; İslamiyet’ i yeryüzünde tekrar “hâkim, hakem ve hükümran kılacak” İslami bir Devlettir.
Makro hedefimiz mi? Adn cenneti bi iznillah.
Ey salih ve saliha akide kardeşlerim, hatırlatma sadedinde bir kere daha diyorum ki:
Eğer bir gün, Çok büyük bir derdin olursa;
Rabbine dönüp, Benim çok büyük
Bir derdim var deme.. Derdine dönüp,
Benim çok büyük bir Rabbim var de..
Son söz, sözlerin en güzelini söyleyenindir:
حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكٖيلُ
“Allah bize yeter, O ne güzel vekildir..” (Al-i İmran 173)
Bekir Yetginbal – 14 Ekim 2026
Tags: