Türkiye’ den Küresel Sermayeye Müthiş bir Kıyak Daha
Türkiye’ den Küresel Sermayeye Müthiş bir Kıyak Daha
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla..
Bizleri İslam ile şereflendiren Âlemlerin Rabbi, mülkün sahibi, şanı yüce Allah’a sonsuz defa hamd olsun.
Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi en başta ölçü ve örnek Rasul Hz. Muhammed’in, ehli Beytinin, güzide Ashabının, İslam ümmetinin ve sizlerin üzerine olsun.
BİR HABER:
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’ye daha fazla ve “Nitelikli yatırım” çekmek için yeni düzenlemelerin yolda olduğunu belirtti. 2026’yı reform yılı olarak belirlediklerini ve kapsamlı yapısal adımların gündemlerinde olduğunu vurgulayan Şimşek, geçen hafta açıklanan paketin, bunun ilk bölümünü oluşturduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:
Paket kapsamında daha fazla mal ve hizmet ihracatı yapmak, daha fazla yetenek, girişimci ve sermaye çekmek, varlıkları ülkeye geri getirmek, yurt dışındaki vatandaşlarımızı faaliyetlerinin merkezi olarak Türkiye’yi kullanmaya daha fazla teşvik etmek ve elbette İstanbul Finans Merkezini bölgenin önemli merkezlerinden biri olarak konumlandırmak hedeflerimiz arasında bulunuyor.
İlk destek, transit ticarette hedef, “Sıfır kurumlar vergisi.” Bir şirket; İstanbul Finans Merkezinde yerleşik ise, transit ticaret “tamamen vergisiz” olacak. Yani “yüzde 100 vergi istisnası” sağlanacak. İstanbul Finans Merkezi dışında ise “yüzde 95 vergi istisnası” uygulanacak.
Bir diğer destek daha fazla yetenek, sermaye, girişimci, start-up ya da “yüksek varlıklı birey/şirketi” buraya çekmek. Eğer bölgesel merkezinizi İstanbul Finans Merkezine taşırsanız size “tam 20 yıl boyunca kurumlar vergisi istisnası” sağlanacak. (Kaynak: AA – 27.04.2026)
Muhterem Müslümanlar ve Davetçi gençler
Hatırlarsanız, 06 Nisan 2026 günü “Küreselci Sermaye’nin yeni Merkez üssü Dubai’den İstanbul’a mı taşınıyor?” başlıklı bir paylaşım yapmış ve bu konudaki “öngörülerimin” gerekçelerini uzun uzun o yazımda izah etmiştim.
Yukarıdaki haberde Bakan Mehmet Şimşek’ in detaylı açıklamaları, adeta benim “öngörülerimi” teyit etmektedir.
Özellikle de “İstanbul Finans Merkezini bölgenin önemli merkezlerinden biri olarak konumlandırmak hedeflerimiz arasında bulunuyor…” cümleleri, “yeni Merkez üssü İstanbul’a mı taşınıyor..” sorumuza cevap niteliği taşıyor.
Konuya girmeden önce bilmenizi istediğim bir husus vardır. Bu kararlar; asla Hazine ve Maliye Bakanının, hükümetin ya da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aldığı kararlar değildir.
Çünkü Türkiye’deki “Devlet vakıasına” kuşbakışı bir bakışla baktığımızda tüm çıplaklığı ile görülen şey; Türkiye’de 2 iktidar vardır:
A: Hakiki iktidar: “Devlet aklı ve Devlet iradesi” diye tanımladığımız ama herkesin görüp hissedemediği bir iradedir.
B: Geçici iktidar: Başbakandır, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu üyeleri, Meclis ve Anayasa Mahkemesidir.
Cumhuriyet kurulduğundan bu güne “kimin” Başbakan, Bakan ya da Cumhurbaşkanı olacağına hep “Hakiki İktidar” karar vermiştir.
Fiiliyatta da hepimizin şahit olduğu şey; “Hakiki İktidar” yani Devlet bir Hancı, Başbakan, Cumhurbaşkanları vs. yani kendisine “Geçici iktidar” emanet edilenler ise birer yolcudur.
“Sevap kazanmak”, içini süpürmek ve genel bir temizlik yapmak için camiye gelen 5-6 kadından birisi yanlışlıkla camideki “Ezan okuma ses düzeni” nin anahtarını açar. Hanımlar içeride “bir yandan temizlik, bir yandan da dedikodu” yaparlarken, içerideki tüm konuşmalar, minaredeki “Hoparlör” vasıtasıyla tüm mahallece dinlenilir.
Yani hanımlar, kazara açılan anahtar yüzünden, “Mikrofon – Hoparlör” ikilisinin azizliğine uğrarlar.
İşte Hazine ve Maliye Bakanının bu açıklamaları sadece ve sadece; bir “Hoparlörden” çıkan ya da duyulan sestir. Bu kararları alan ve seslendiren asıl irade ise, “Mikrofon” arkasındaki ‘Hakiki iktidar’ dır..
Bir diğer hakikat ise; bu kararları alan ve seslendiren “asıl iradenin” bunu yaparken, “Canı gönülden iman ettiği Laiklik akidesi, Demokrasi, Kapitalizm, Kemalizm, Küreselci sermaye ile tam entegrasyon..” gibi Batılı kafirlere ait “temel kriterlere” göre bunu yapması hatta böylelikle “Doğru bir iş yaptıklarına” inanmalarıdır.
Yani bu kadrolar, 100 küsur yıldır kendilerini bir Avrupalı/Batılı olarak sayıyor, Laikliğe inanıyor, her şeyi buna göre değerlendiriyor, benimsiyor ve uyguluyorlar. Aynı Avrupalı bir babanın; “Kızımın 3-5 sevgilisi olabilir hatta olmalı da..” demesi gibi..
Çünkü kendilerini Batılı sayan bu tam Laik yerli ve milli unsurlar indinde ve onların hayat tasavvurunda da bu amel, yani kapitalizme tam sadakat, yanlış bir iş değildir.
Ben bu yazımda, “haklılığımı ortaya çıkaran bu teyitten” ziyade, bakan Şimşek’ in açıklamasında geçen “Vergi İstisnaları” üzerinde durmaya çalışacağım inşaAllah.
Hali hazırda bizlere hükmeden, Laik anayasa ve kanunlarına dayalı “Vergi usul ve mevzuatlarıyla” halkı inim inim inleten müesses nizam için “Vergi”; Devlet gelir kaynaklarının neredeyse % 80-85’ lik bir dilimini oluşturmakta.
Yani devletin her bir masrafı, halktan alınan “vergi gelirleri” ile karşılanmakta.
Bu topraklarda yaşayan ve bu devletin tebaası (batılılar buna vatandaş diyor) olup ta “hiç vergi vermeyen bir insan” hemen hemen yok gibidir.
Halk arasında “Sinekten yağ çıkarmak” deyiminde olduğu gibi devlet, hemen her şeyden vergi almakta, yeni yeni “vergi çeşitleri” çıkarmaktadır.
Yürürlükteki mevzuatta bulunan vergi çeşitlerini saysak sanırım en az 200 çeşit vardır.
En basiti; “İşi gücü olmayan bir insandan bile alınan” meşhur bir vergi türü vardır. Adı; KDV yani “Katma Değer Vergisi” nin kısaltılmış ifadesi.
“- Nedir bu verginin muhtevası Bekir amca?”
KDV, üretimden tüketime kadar her aşamada oluşturulan “katma değer” üzerinden alınan dolaylı bir vergi türüdür.
Hani şu halkın arkasından gözyaşları döktüğü ve Cenaze namazında “Dindar Cumhurbaşkanımız” diye pankart açtığı Turgut Özal diye bir adam vardı ya, işte bu zat 5 Ekim 1984 tarihinde, 3065 sayılı kanunla KDV denilen “bu zulüm vergisini çıkarmış” ve 1 Ocak 1985 tarihinde de resmen uygulamasını başlatmıştır.
“İşi gücü olmayan her bir insan bile” bu memlekette tam 40 yıldır; ekmek alsa KDV verir, meyve sebzede KDV öder, elektrik, su, doğalgaz, telefon vs. faturaları da KDV’ lidir. Zavallı adam kıçına “bir don alsa” mutlaka ama mutlaka KDV ödemek zorundadır.
İşsiz güçsüz adamdan bile vergi alan bu düzen; şimdi kalkmış, İstanbul Finans Merkezini mesken tutacak, Türkiye’ ye “Milyon dolar sermaye getirip, Milyar dolar kâr götürecek..” süper zengin “Küreselci sermaye” şirket sahiplerine Mehmet Şimşek’ in patronu “Hakiki İktidar” diyor ki:
“Bir şirket; İstanbul Finans Merkezinde yerleşik ise, transit ticaret ‘tamamen vergisiz’ olacak. Yani ‘yüzde 100 vergi istisnası’ sağlanacak… Eğer bölgesel (mesela Dubai’ deki) merkezinizi İstanbul Finans Merkezine taşırsanız size ‘tam 20 yıl boyunca kurumlar vergisi istisnası/muafiyeti’ sağlanacak..”
Vay, vay, vay..
Kendi halkından işsiz güçsüz Muhammed, Süleyman, Ali, Veli vs. kıçına bir don alsa, ondan “bağırta bağırta” KDV alçaksın, ama dünyanın en zengini bir Yahudi ya da Hıristiyan iş adamından, bir şirket patronundan mesela Donald Trump’a, Elon Musk’a ya da Bill Gates gibilere “tam 20 yıl boyunca” kalkıp utanmadan, sıkılmadan “yüzde 100 vergi istisnası” yani muafiyeti sağlayacaksın öyle mi?
Bu vahşi bir zulüm değil de nedir?
Hatırlarsanız kardeşlerim daha yakın tarihte, Erzincan’ın İliç ilçesindeki ANAGOLD MADENCİLİK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.’nin Aralık 2010’dan bu yana “Altın Üretimi” yaptığı ÇÖPLER MADENİ’nde 13 Şubat 2024 günü “Siyanürlü Toprak Kayması” meydana geldi.
ANAGOLD MADENCİLİK, 2000 yılında kuruldu. Firmanın İliç’ in “Çöpler Köyü” nde bulunan altın madenindeki faaliyetleri ise 2009 yılından beri devam ediyordu.
Şirketin raporlarına göre, “ÇÖPLER MADENİ” nden 2019‘da 391 bin ons, 2023‘te 221 bin ons Altın üretildi. 2023′ün ortalama altın fiyatlarıyla bu üretim, 428,7 Milyon Dolarlık bir değere denk geliyor.
Şirket, 2023′te toplam 707 bin onsluk Altın üretiminin yüzde “31,3’ünü Erzincan’daki “Çöpler madeninden” elde etti.
ANAGOLD’un da, diğer “büyük holdinglerde” olduğu gibi “Vergi Borcunun Silindiği” ortaya çıktı.
Şirketin ABD‘li ortağı olan SSR MİNİNG’ in bilançosundaki “9 aylık Konsolide Verileri” ne göre “SSR MİNİNG” in 2023‘te Türkiye’de silinen vergi borcu 7,2 milyon dolar. Bu olay bize, “borç temizleme” işini de deşifre etmiş oldu.
Benim “2-3 bin liralık” bir vergi borcum için, “Gecikme faizi yada haciz uygulaması” ile adeta bir “Şahin” kesilen Demokratik, Laik, Kapitalist ve Kemalist Devlet, ABD’li şirketin vergi borcuna bir “Kanarya” oluyor, affediyor ve dahi “Milyon dolar borçlarını” bir çırpıda siliyor..
Bu da vahşi bir zulüm değil de nedir?
“- Peki, Bekir amca, bu tamamen vergiye dayalı bu vahşi zulüm düzeninden kurtuluş için, senin söz konusu ettiğin ‘Yegâne doğru, nihai ve köklü bir çözüm’ var mıdır, var ise o nedir?
Ey güzel insanlar ne zaman ki;
Müslümanların istek, azim ve gayreti, şanı yüce Allah’ın da buna mukabil yardımı sonrasında, İslam Akidesinin amir bir hükmü ve gereği olarak İslam Devleti tekrar kurulur, işte o zaman sadece “Paraya, sermayeye ve vahşi vergilere” dayalı bu zulümler ve tüm İslam dışı uygulamalar, Allah’ın izni ve yardımıyla o zaman son bulur ve bulacaktır da inşaAllah..
Yeter ki bizler gerçekten onu “Canı gönülden ve tam bir teslimiyetle isteyelim, onun yolunda canlarımızı, mallarımızı, zamanımızı ve nice emeklerimizi feda edelim” güzel kardeşlerim.
Bu nedenle bir kere daha diyoruz ki;
İSLAM ASLA DEVLETSİZ OLMAZ..
BİR DEVLET DE ASLA VE KAT’A
İSLAM’SIZ OLMAZ, OLMAZ, OLMAZ..
Ey Rabbim bizleri de bu salih amele memur eyle, bizlere Nusret ile İslami bir Devlet sahibi olmayı, bu Devletimizin ilan edeceği Cihad yoluyla İslam Risaletini tüm dünyaya hakim, hakem ve hükümran kılmayı nasip et Allah’ ım..
Ey Rabbim, bu makalemi okuyan, anlayan, benimseyen ve paylaşan tüm Müslümanlara, son nefeslerine kadar şahit, son nefeslerinde de o müjdelenen İslami Devlet’ te şehit olmayı nasip eyle.
Ey güzel insanlar ve Davetçi gençler
Bir gün bizler için de ecel/süre bitecek, ölüm gelecek ve ayrılacağız dostlar. Şu boş kubbede hoş bir sadâ bırakanlara selam olsun..
Bekir Yetginbal – 29 Nisan 2026
Tags: