Size Emanet Olan Kadınları Ateşten Koruyun
Size Emanet Olan Kadınları Ateşten Koruyun
Bir kadının, değil farz ibadetlerini yerine getirmesi, nafile ibadetler dahi yapsa hatta gece teheccüdlere bile kalksa; kocasına, komşusuna veya diğer insanlara dili ile eziyet ederse, onun cehenneme gideceğine dair sahih Hadisler vardır.
Bu eziyetin kime karşı olduğu noktasında da nispeten azap artar. Babaya, kocaya veya komşuya olması, başkalarına yapılan eziyetten daha ağırdır. Dil ile olma aşamasının ötesinde el ve fiil ile olması ise daha büyük zulümdür.
Kavli veya fiili eziyet ve zulümleri kadın veya erkeğin yapması da kadın veya erkeğe karşı yapılması da fark etmez; sonuç aynıdır.
Peki, modernist ve feminist toplumlarda bu eziyetler hayatın rutini hâline gelmemiş midir? Ümmet ve aile olmaktan çıkıp, kendi uyduruk tabirleriyle “özgür birey” olan kimseler, mes’uliyet ve mükellefiyet tanımadan sorumsuzca yaşamıyorlar mı? Allah bunun hesabını sormayacak mı? Hem ifsad edenlere hem de bu ifsada kapılanlara.
Maalesef ki, başta ebeveynler olmak üzere, kadınların kendilerine emanet olduğu erkekler o emanetlere riayet etme, koruma ve kollama noktasında onların cehenneme gitmemeleri adına bu ve benzeri ehemm ve elzem hakikatleri onlara öğretmiyorlar. Özellikle câhilî toplumlarda…
Önceki asırlarda toplumca önemsenen, gözetilen ve riayet edilen o hassasiyetler günümüzde istisnalar dışında tamamen yok oldu.
Allah halimizi hayra çevirsin, istikbalimizi hayreylesin. Bizleri içimizdeki sefihler yüzünden helak etmesin.
Dur ve düşün.. Nasihat ve uyarıyı terk edip övmek, iltifat etmek, kompliman veya yağcılık yapmak onlara iyilik mi oluyor?
Peygamberimizin şu uyarısını ve tehdidini düşünerek ve Allah’ın azabından korkarak okuyalım:
Ebu Hüreyre radıyallâhu anh’tan rivâyete göre, o şöyle dedi: Nebî aleyhisselâm’a:
يَا رَسُولَ اللّٰهِ، إِنَّ فُلَانَةَ تَقُومُ اللَّيْلَ وَتَصُومُ النَّهَارَ وَتَفْعَلُ وتَصَّدَّقُ وَتُؤْذِي جِيرَانَهَا بِلِسَانِهَا ؟
− “Ey Allah’ın Rasûl’ü, Falan kadın geceyi ibadetle geçirir (geceleri nafile namaz kılar), gündüz(leri) oruç tutar, çalışır (iyilikler yapar) ve sadaka verir. Fakat dili ile komşularına (veya başkalarına) eziyet eder. (Bu kadın hakkında ne dersiniz?)” diye soruldu.
Rasulullah aleyhisselâm:
لَا خَيْرَ فِيهَا، هِيَ مِنْ أَهْلِ النَّارِ
− “O kadında hayır yoktur. O cehennem ehlindendir” buyurdu.
Ashâb:
وَفُلَانَةَ تُصَلِّي الْمَكْتُوبَةَ وَتَصَّدَّقُ بِأَثْوَارٍ وَلَا تُؤْذِي أَحَدًا ؟
− Falan kadın ise, farz namazları kılar, (koyun sütünden yapılmış, kurutulmuş) yağı alınmış peynirleri sadaka verir. Fakat o hiç kimseye eziyet etmez” dediler.
Rasulullah aleyhisselâm:
هِيَ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ
− “O kadın cennet ehlindendir” buyurdu. (el-Edebu’l Müfred, İmam Buhârî, Mektebetü’d Delîl, S: 69-70, No: 119; Silsiletü’l Ehâdîsi’s Sahîha, Mektebetü’l Meârif, No; 190, 1/329-330, Hadîs sahîhtir.)
Tekrar düşünelim.. Başkalarına veya komşulara eziyet edenin durumu buysa, kocasına, babasına eziyet edenin durumu ne olur dersiniz?
Bu tür uyarı ve nasihatlere şeytan kızabilir ama mü’min ancak müteşekkir olur. Zira din nasihattir. Biz de bu dinin dindarı, mütedeyyin’i olduğumuza göre; teknik olarak nasihati sevmememiz mümkün değildir.
Artı, bu nasihatleri etmek yiğitlik ister. Bakın çevrenize, “aile ve kadın” üzerine en öncelikli ve en gerekli olan hususlarda nasihat eden, uyaran ve sakındıran kaç kişi görüyorsunuz? Yakın çevrenize bakın, bir kişi var mı?
Bu noktalarda nasihat etmek, -kadın olsun, erkek olsun, insanların ateşe ve azaba düşmemeleri için uyarmak- ebeveynlerin bile sorumsuz oldukları bir dönemde insanın babasının veya anasının yapmadığı nasihati yapmaktır.
Tabir-i caizse, yerine göre atalık, yerine göre babalık ve yerine göre analık etmektir. Hasılı; yeri yurdu ne olursa olsun, mü’mince bir tavırdır.. Vesselâm
Yazan Yusuf Semmak
Tags: