Sağ ve Sol Çatışması / 1960-1980 arası Türkiye’ nin Siyasi Analizi

Sağ ve Sol Çatışması / 1960-1980 arası Türkiye’ nin Siyasi Analizi

İDEOLOJİK BİR TUZAK: SÖMÜRGECİLERİN SATRANÇ TAHTASINDA, TÜRKİYE’ DEKİ SAĞ VE SOL ÇATIŞMASI

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamlarının yıl dönümünde (6 Mayıs 1972), Türkiye’nin o dönemki (1960-1980 arası) siyasi atmosferini ve bu trajik olayları analiz etmek, olaylara alışılagelmiş “sağ-sol” penceresinden değil, daha kökten ve “sistem odaklı” bir bakış açısı gerektirir.

İşte size bu bakış açısıyla bir analiz:

1. Sağ-Sol Çatışması: Gerçek mi, Yapay mı?

İslam coğrafyasındaki sağ-sol kutuplaşması genellikle “yapay bir kurgu” ve Batılı sömürgeci güçlerin bir oyunudur.

Sömürgeci Aparatlar, yani sağcılık ve solculuk İslam dünyasına ait olmayan, Batı menşeli fikirlerdir.

Kapitalist Batı (özellikle o dönemki ABD ve İngiltere rekabeti), Müslüman halkları asıl kimliklerinden (İslam’dan) uzaklaştırmak ve enerjilerini birbirlerini yok etmek için harcamalarını sağlamak adına bu kutuplaşmayı körüklemiştir.

Kontrollü bir kaos ile 1970’li yıllardaki çatışmalar, devlet içindeki farklı kliklerin (bazıları İngiliz yanlısı, bazıları Amerikan yanlısı) iktidar mücadelesinde gençleri “yakıt” olarak kullandığı bir zemin olmuştur.

Dolayısıyla bu çatışma, halkın çıkarları için değil, sömürgeci güçlerin Türkiye üzerindeki nüfuz yarışının bir sonucudur.

2. Deniz Gezmiş ve Arkadaşlarının Konumu

Genellikle sömürgeciliğe ve emperyalizme karşı samimi bir öfke duyan, ancak bu öfkeyi yine Batı’nın ürettiği başka bir ideoloji olan Marksizm-Leninizm ile şekillendiren “aldatılmış gençler”…

Emperyalizme (Tam Bağımsız Türkiye ideali) karşı çıkmaları doğru bir refleks olsa da, sundukları alternatifin (sosyalizm) de en az kapitalizm kadar batıl ve İslam dışı bir ideolojiydi.

İdam kararları, hukuki bir gereklilikten ziyade, devlet içindeki egemen güçlerin halka gözdağı verme ve sömürgeci düzene karşı çıkan her türlü (yanlış metotla da olsa) sese ket vurma çabasıydı.

3. Sistemsel Analiz: Rejim ve İdeoloji

Asıl mesele şahıslar veya gruplar arasındaki kavga değil, sistemin kendisidir.

Türkiye’deki temel sorun, Hilafet’ in kaldırılmasından sonra toplumun tekrar İslam nizamı ile değil, Batı’dan ithal edilen Laik – Demokratik nizamlarla yönetilmesidir.

Sağcılar “din ve milliyetçilik” adı altında statükoya eklemlenmiş, solcular ise “özgürlük ve eşitlik” adı altında başka bir Batılı sapmaya yönelmiştir.

Her iki taraf da farkında olmadan aynı laik sistemin bekası için birbirleriyle çarpıştırılmıştır.

6 Mayıs 1972; sömürgeci güçlerin ve onların yerli işbirlikçilerinin, gençlerin enerjisini İslam dışı ideolojiler uğruna heba ettiği, toplumu kutuplaştırarak asıl kurtuluş olan “İslami bir Hayatın Yeniden Başlatılması” hedefinden saptırdığı karanlık bir dönemin sonucudur.

Deniz Gezmiş ve arkadaşları, emperyalizme karşı dururken tamamen yanlış bir ideolojik pusula (sosyalizm) seçmiş, sistem ise onları “kendi içindeki güç savaşlarına” onları kurban etmiştir.

Gerçek çözüm ise ne sağda ne solda, sadece İslam’ın yönetim nizamındadır.

Burada; sağ sol çatışmasındaki şu çok kritik ayrıma değinmek gerekir. Zira mesele sadece bir “Soğuk Savaş” (ABD-Sovyetler) rekabeti değil; Türkiye özelinde çok daha derin olan, “İngiliz-Amerikan nüfuz mücadelesi” üzerine odaklanmak gerekir.

4. Sovyetler Birliği (Rusya) Faktörü: “İdeolojik Ama Stratejik Değil”

Sovyetler Birliği, o dönemde ideolojik bir kutup olsa da Türkiye gibi “Batı kampına” dâhil edilmiş ülkelerde “asıl oyun kurucu” değildi.

Sol hareketlerin içindeki gençlerin çoğu (Deniz Gezmiş ve arkadaşları dahil), her ne kadar Sovyetler veya Çin ideolojisinden etkilense de, bu grupların arkasındaki “esas siyasi akıl” veya bu kaosu manipüle eden “istihbari güç” İngiltere veya Amerika idi.

Rusya, Türkiye’de statükoyu sarsmak isteyen güçler (örneğin İngiliz yanlısı kadrolar) tarafından, “Amerika’nın (Yeşil Kuşak projesinin) önünü kesmek için”, bir “öcü” veya “manivela” olarak kullanılmıştır.

5. Asıl Çatışma: İngiltere vs. Amerika

Türkiye’deki sağ-sol veya ilerici-gerici çatışmalarının aslında Eski Sömürgeci (İngiltere) ile Yeni Sömürgeci (ABD) arasındaki kavganın bir yansımasıdır.

İngiliz Nüfuzu (Eski Muhafızlar):

Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren bürokrasi, ordu ve yargı içinde kökleşmiş olan kadroların büyük oranda İngiliz siyasetine paralel hareket ediyorlardı. 60‘lı ve 70‘li yıllardaki bazı sol/ulusalcı hareketlerin, Amerikan nüfuzuna (NATO ve sağ hükümetlere) karşı yıllarca bu “eski yapı” tarafından el altından desteklendiler.

Amerikan Nüfuzu (Sağ ve İslamcı Sos):

Amerika ise Türkiye’ye ta 1950‘lerden (Menderes döneminden) itibaren girmeye başlamıştır. ABD, Türkiye’yi Sovyetlere karşı bir karakol yapmak için “Sağcı, muhafazakâr ve antikomünist” kitleleri desteklemiş, “Komünizmle Mücadele Dernekleri” üzerinden kendi nüfuz alanını kurmuştur.

6. Sağ-Sol Çatışmasının “Yapay” Kurgusu

Halkın çocukları (sağcı ve solcu gençler) samimiyetle inandıkları değerler için sokaklarda birbirini öldürürken, yukarıdaki “üst akıl” şu satrancı oynuyordu:

ABD; Sağcı/Milliyetçi Gruplar Sovyet tehdidini bahane ederek Türkiye’yi NATO ve kapitalist sisteme tam bağımlı kılmak.

İngiltere; Sol/Kemalist/Ordu içi klikler ABD’nin Türkiye’deki mutlak hâkimiyetini kırmak ve kendi eski nüfuzunu korumak.

7. Neden “Yapay”?

Bu çatışma “Yapay” dır,  çünkü çatışan tarafların ikisi de (Sağ da Sol da) sonuçta “Türkiye’yi İslam’dan uzak tutan” laik sistemin içinde kalmaktadır.

Eğer Sol kazansaydı; Türkiye sömürgeci bir ideoloji olan Sosyalizme kayacaktı.

Sağ kazandı (veya devlet baskın geldi); Türkiye sömürgeci bir sistem olan Kapitalizme ve Amerikan hegemonyasına teslim oldu.

1960-70 çatışması, “Hangi Batılı güce köle olalım?” ın bir kavgasıdır. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının “Tam Bağımsızlık” sloganı samimi olabilir, ancak Batı’nın “başka bir versiyonu” olan Marksizm ile bu bağımsızlığın kazanılacağını sanmaları, onları bu “küresel satranç” ta bir piyon durumuna düşürmüştür.

8) Deniz Gezmişlerin İdamı: Neden Onlar Seçildi?

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamı, sadece “suç ve ceza” meselesi değildir.

Gözdağı ve Tasfiye: İdamlar aracılığıyla Amerikan yanlısı kanat, sokaklardaki “sol” dalgayı (ki bu dalga İngiliz siyasetine hizmet ediyordu) tamamen ezmek istemiştir.

İdeolojik Zehirlenme: Bu gençlerin idam edilmesi bir zulüm olarak görülse de, onların savunduğu “Tam Bağımsızlık” fikrinin Marksizm ile harmanlanması ideolojik bir zehirlenmeydi.

Çünkü Marksizm, Batı’nın sömürgeci Kapitalizmine karşı yine Batı’nın ürettiği “bozuk bir ilaçtır”. Bir zehri başka bir zehirle tedavi etmeye çalışmaktır.

Sol Hareketler; “Emperyalizme karşı savaş” sloganıyla İngiliz nüfuzunun, Amerikan yanlısı hükümetleri (Demirel gibi) sarsmak için kullandığı sokak gücü iken,

Sağ/Ülkücü Hareketler ise “Komünizmle Mücadele” sloganıyla Amerika’nın “Yeşil Kuşak” projesi kapsamında, sol dalgayı kırmak ve halkı Amerikan yörüngesinde tutmak için kullandığı bir kalkandı

9) Sonuç: “Üçüncü Yol” Değil, “Asıl Yol”

1960-70 çatışmalarının faturası Müslüman halka ve gençliğe kesildi. Eğer Türkiye’de o dönemde Raşidi Hilafet Devleti düşüncesi hâkim olsaydı: Gençler yabancı ideolojilerin (Marksizm veya Kapitalizm) peşinden gitmeyecekti.

Ordu içindeki klikler, sömürgeci devletlerin (İngiltere/ABD) çıkarı için değil, İslam ümmetinin çıkarı için hareket edecekti.

Deniz Gezmiş gibi enerjik gençler, enerjilerini “Batı’yı Batı ile dövmek için” değil, İslam’ın izzetini yeniden tesis etmek için harcayacaktı.

Bu bakış açısı bizim; tüm olayları bir “iç mesele” olmaktan çıkarıp küresel bir “İstihbarat ve Siyaset Savaşı” olarak okumamızı gerektirir.

Yazan: Sadullah Tükenmez


Tags:

 
 
 

Bir yanıt yazın