NATO; “Hal’ de ve İstikbalde” Müslümanlar İçin bir Tehdit Unsurudur

NATO; “Hal’ de ve İstikbalde” Tüm Dünya Müslümanları İçin Büyük bir Tehdit Unsurudur

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla..

Bizleri İslam ile şereflendiren Âlemlerin Rabbi, mülkün sahibi, şanı yüce Allah’a sonsuz defa hamd olsun.

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi en başta ölçü ve örnek Rasul Hz. Muhammed’in, ehli Beytinin, güzide Ashabının, İslam ümmetinin ve sizlerin üzerine olsun.

Muhterem Müslümanlar ve Davetçi gençler

Malumunuz Türkiye’nin ev sahipliğinde 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da “36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zırvası” düzenlendi ve akabinde de bir sonuç bildirisi yayımlandı.

Bu yazımdan bir önceki yazımda demiştim ki:

“Türkiye’de yapılacak bu toplantıya “NATO Zirvesi” diyorlar. Ama benim gözümde ve ifade literatürümde bu bir “NATO Zırvası” dır.

Evet, “zirve” ve “zırva” iki farklı manaya hamallık eden lafızlardır.

Zırva; sözlükte “Saçma sapan, abes, manasız boş söz” olarak geçmektedir. “Zırvaladı ya da Zırvalamak” gibi fiil olarak da kullanılmakta malumunuz.

İslam akidesi ve bu akideden çıkan tüm fikir, hüküm ve tasavvurlar dışındaki her bir şey, Müslümanlar indinde birer “zırva” dırlar ve bunlara muhalefet eden her bir kişiye de haklı olarak deriz ki; “- Yine zırvaladı..”

İşte bu nedenle yukarıda yine “Zırva” kelimesini kullandım ve “36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zırvası akabinde de bir sonuç bildirisi yayımlandı..” dedim.

Türkiye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı web sitesinde 08 Temmuz 2026 günü bu “Sonuç Bildirisi” tafsilatlıca yayınlandı. Detayları öğrenmek isteyenler buraya bakabilirler.

Her ne kadar halkı Müslüman olan  Türkiye, bu ittifakın bir üyesi de olsa, asıl kuruluş amaçları, NATO’ yu temsil eden Haç (+) işaretinden de anlaşılacağı gibi benim gözümde bir “Haçlı İttifakı” dır.

Ben bu yazımda “Sonuç Bildirisi” nin tamamını ya da çok yoğun geçen ikili, üçlü veya toplu görüşmeleri ele almayacak ve sadece bildiride geçen aşağıdaki paragraf üzerinde duracağım inşaAllah.

Denilmiş ki söz konusu kısımda:

“Üye ülkelerin NATO’nun kolektif savunma maddesi olan 5. maddeye ve transatlantik bağa yönelik sarsılmaz bağlılıklarını teyit ediyor ve diyoruz ki; bir müttefike yönelik saldırı, tüm müttefiklere yönelik saldırıdır. Birliğimiz, dayanışmamız ve kolektif gücümüz, özgür ve Demokratik uluslardan oluşan İttifak’ımızdaki 1 milyar vatandaş için barış, güvenlik ve refahın temeli olmaya devam etmektedir..”

Bir de yukarıda zikredilen 5. Madde ne imiş ona bakalım. Bu maddenin detayları, uygulaması ve sınırları aşağıdaki gibidir:

BİR: Temel İlke: “Biri hepimiz, Hepimiz biri için” Kuzey Atlantik Antlaşması’nın 5. maddesi, Avrupa veya Kuzey Amerika’da bir veya daha fazla üyeye yönelik silahlı bir saldırıyı, tüm üye devletlere yönelmiş bir saldırı olarak kabul eder. İttifak, saldırıya uğrayan ülkeye yardım etmekle yükümlüdür.

İKİ: Nasıl Uygulanır? Bir üye saldırıya uğradığında, tepkinin ne olacağı ve askeri yardımın şekli otomatik bir süreç değildir. Üye ülkeler Kuzey Atlantik Konseyi (NATO Konseyi) çatısı altında toplanarak, saldırıya verilecek ortak yanıtı oybirliğiyle kararlaştırır.

ÜÇ: Tarihte Sadece Bir Kez Devreye Girdi. Madde 5, NATO tarihinde bugüne kadar sadece tek bir olayda aktif hale getirilmiştir: 11 Eylül 2001’de ABD’ye yönelik terör saldırılarından sonra.

DÖRT: İstişare Mekanizması (4. Madde). 

BEŞ: 5. madde tam bir askeri misilleme gerektirirken, bir ülkenin güvenliği tehdit altında olduğunda veya topraklarına sınır ihlalleri/füze düşmesi gibi olaylar yaşandığında genellikle 4. Madde istişareleri başlatılır. Bu madde, ülkelerin NATO’yu toplantıya çağırıp durumu değerlendirmesini ve kınama veya askeri yığınak gibi caydırıcı önlemlerin alınmasını sağlar.

Alnı secde izli güzel insanlar

NATO ittifakının “Ana kurucu unsurları” başta İngiltere olmak üzere Osmanlı İslam Devleti’ ni lime lime parçalayan, İslam’dan ve Müslümanlardan nefret eden, fikren ve fiilen İslam ile savaşan azılı Avrupa’ lı kâfirlerdir.

Avrupa’dan nice sonra kurulan katil ABD (Amerika Birleşik Devletleri)’ de İslam’ın ve Ümmeti Muhammed’ in bir can düşmanıdır. Katil İsrail’ in hamisi, abisidir şerefsizler.

Hem katil ABD, hem de katil Avrupa için Demokrasi; “Olmazsa asla olmaz” dedikleri ve çok çok önem verdikleri bir “Hayati Değer” dir. Bu değer için ölürler ve öldürürler de..

Bu nedenle dikkat ettiyseniz sonuç bildirisinde bu değere de vurgu yapılarak; “Özgür ve Demokratik uluslardan oluşan İttifakımız..” cümlesi kullanılmıştır. Zaten onu da “Demokratik bir devlet..” saydıkları için Türkiye’ yi ta 1952 yılında bağırlarına basmışlardır.

Herkesin bildiği gibi “Demokrasi”; İslam akidesine ve bu akideden kaynaklanan “Toplum, sosyal, siyasal, iktisadi, ictimai vs. tüm hususlara yani bir Devlet ile ilgili tüm fikir, hüküm ve nizamlara” 180 derece zıttır.

Yani Demokrasi kâfirlere ait bir hayata bakış ve düşünceler, nizamlar manzumesidir.

Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel sık sık; “Demokrasi bir fazilettir..” derdi. Hâlbuki Demokrasi bir zillettir, onu benimseyen bir fert, bir cemaat, bir cemiyet ve bir devlet, “zillete düçar olmuş” zavallı mahlûklardır.

Dolayısıyla bir NATO üyesi olmak, NATO içinde kalmak, NATO’ ya asker vermek “Zelil ve Hakir” olmak ile eş anlamlıdır.

Çünkü Rabbimiz şu ayetlerinde dedi ki:

“İzzet Allah’ındır, Rasulünündür ve Müminlerindir.” (Münafikun 8.ayet)

“Kim izzet isterse, bilmeli ki izzet tamamıyla Allah’a aittir.” (Fatır suresi 10)

Sözlük anlamı itibariyle İzzet; “üstünlük ve galibiyet..” demektir.

İstilahi anlam olarak İzzet: “yenilgiye uğramayı ve aşağılanmayı önleyen güçlü ve saygın konum..” demektir.

“İzz” kökünden türeyen bir kavram olarak İzzet; “bir kimsenin başkaları karşısında bedensel, psikolojik, ekonomik, sosyal statü vb. yönlerden güçlü, etkin ve saygın olması, baskı altına alınamaz bir konumda bulunması“ durumunu da ifade eder.

Yine aynı “İzz” kökünden türemiş “Azîz” kavramı ise; “her türlü üstünlüğü, galibiyeti, güçlü olmayı..” tanımlar. “El Aziz” yani “en üstün, en yüce, en mutlak izzet sahibi..” yani Allah-u Tealadır.

Mademki NATO bir haçlı ittifakıdır, o halde yarın bir gün dünya Müslümanları kendi aralarında bir ittifak kursalar, bu ittifak dese ki;

“Biz artık İslam akidesini temel edinen, anaya ve tüm kanunlarını Kur’an ve Sünnete göre oluşturan İslami bir Devlet olmaya/kurmaya karar verdik..” inanın daha o gün NATO, o devlete yani İslam Devleti’ ne savaş ilan eder.

Nitekim daha bu İslam Devleti ortaya bile çıkmadan, eski ABD Başkanı George W. Bush, 11 Eylül saldırılarından kısa bir süre sonra, 16 Eylül 2001 tarihinde Camp David’de düzenlediği basın toplantısında “Haçlı Seferlerini” başlattığını ifade etmişti hatırladınız değil mi?

İşte bu bağlamda bir “gelecek perspektifi” ortaya kurmak gerekirse NATO; istikbalde kurulacak İslam Devleti’ ni yıkma aparatı olarak kullanılacaktır.

O gün Türkiye, velev ki buna karşı çıksa da NATO üyeleri “Oy çokluğu” ile alacakları saldırı ve yok etme askeri harekâtına hemen girişeceklerdir.

Dolayısıyla diyorum ki NATO; “Hal’ de ve İstikbalde” dünya Müslümanları için bir tehdit unsurudur.

Ama şurası da bir gerçektir ki; Onların bir planı, bir tuzağı varsa, âlemlerin Rabbi şanı yüce Allah’ ın da bir tuzağı, bir planı var. Allah bize yeter, o ne güzel Mevla ve o ne güzel bir vekildir.

“- Ya Bekir amca içimi karalar bağladı.. Bu şeytani gidişattan bir çıkış, bir kurtuluş yolu yok mu? Senin bu konuda ortaya koyduğun, doğru ve köklü bir çözümün var mı söyle ne olur?” diyenlere ben de derim ki;

Evet var kardeşim..

Her şeyden evvel, bu dünyanın asıl sahibi şanı yüce Allah’tır. Rabbimiz “şimdilik..” onlara bir mühlet verdi..

Verdi vermesine ama diğer taraftan da “Bakalım benim Müslüman kulların ne yapacak ne yapıyorlar..” diye bizleri de gözlüyor..

Ne zaman ki, topraklarımızda bir gün; Müslümanların istek, azim ve gayreti, şanı yüce Allah’ın da buna mukabil yardımı sonrasında, İslam Akidesinin amir bir hükmü ve gereği olarak, Allah’ın kitabı ve Rasulünün Sünnetini yeniden “Hâkim, hakem ve hükümran kılacak” bir İslam Devleti tekrar kurulur,

Tüm İslam dışı uygulamalara, melun şeytan ABD’ nin dostu, müttefiki ve yoldaşı emperyalist kâfirlerin bir pislik olan Demokratik Laik düzenlerine Allah’ın izni ve yardımıyla son verilir ise işte o gün, Allah ve Rasulünün razı olacağı yegâne “doğru ve köklü çözüme” ulaşılmış, NATO belasından kurtulmuş oluruz kardeşlerim.

Şanı yüce Allah (cc), bizleri de “Nefislerimize zulmetmekten..” korusun. Bizlere İslami bir Devlet kurma konusunda yardım etsin ve işlerimizi kolaylaştırsın.

“Ey Rabbim, bu makalemi okuyan, anlayan, benimseyen ve paylaşan tüm Müslümanlara, son nefeslerine kadar şahit, son nefeslerinde de o müjdelenen İslami Devlet’ te şehit olmayı nasip eyle..”

Ey güzel insanlar ve Davetçi gençler

Bir gün ecel/süre bitecek, ölüm gelecek ve ayrılacağız dostlar. Şu boş kubbede hoş bir sadâ bırakanlara selam olsun..

Bekir Yetginbal – 09 Temmuz 2026


Tags:

 
 
 

Bir yanıt yazın