Kurban Bayramı Mesajı Yazmak Gelmedi İçimden

Kurban Bayramı Mesajı Yazmak Gelmedi İçimden

Şu soru ile başlayalım dertleşmeye; “Neden kurban bayramı mesajı yazmak gelmedi içinden ey ihtiyar?”

Canım kardeşlerim, güzel insanlar

Yarım yüzyıldır ki; dünya Müslümanlarının “Hal ve gidişatlarına, yaşadıkları bunca zillette” Rabbinin lütfuyla yakinen vakıf olan bu amcanız, elinden geldiği ve dilinin döndüğünce, doğruluğuna canı gönülden iman ettiği “Kur’an ve Sünnet merkezli” Rabbimizin emir ve hükümlerini insanlara hatırlattı durdu, inşaAllah son nefesine kadar da bu salih amele devam edecek.

Bu esasi çerçevede, “bayramlarımız” ve şu içinde bulunduğumuz “Kurban Bayramı” meselesine değinmek, sizleri ve her akıl sahibini aşağıda yazdıklarımı düşünmeye, “Nihai ve köklü çözüme tabi olmaya” davet ediyorum.

Umulur ki kerim olan Rabbim, bu vesileyle amel defterime bir çizik daha atmamı nasip eder.

Ben kendi kendime sürekli “şu soruyu sorup nefsimi düşünmeye zorlamak” suretiyle elhamdülillah çok çok şeyler kazandım.

“Başımızın tacı, gönüllerimizin sultanı Hz. Muhammed Mustafa (sas) efendimizin Mekke ile Medine dönemleri siyasi mücadelesi arasında ne fark var ve tam bir ‘Siyasi Operasyon’ olan Hicretin öncesinde nazil olan ayet ve sureler ile Hicretin sonrasında nazil olan ayet ve surelerin bu ‘iki farklı şehirde inmelerinin’ hikmetleri nedir?”

Malumunuz Mekke döneminde nazil olanlara “Mekkî”, hicretten sonra Medine’ de nazil olanlara ise “Medenî” ayet ve sureler denilmektedir.

“Mekkî” ayet ve surelerde görüyoruz ki genellikle; “İslam akidesinin temeli, tevhidin hakikati, ahiret, şirk ve putperestlikle mücadele ve geçmiş peygamberlerin kıssalarını vs. içerdiği, az ama öz ve kısa ifadelerle veciz söz ve tabirlerle, hararetli söz ve vurguların ‘Ey insanlar’ (Ya eyyuhe’n-nas) şeklinde” öne çıktığını görüyoruz.

“Medenî” ayet ve sureler de ise daha çok; “Toplumsal düzen, muamelat, ukubat, hukuk, aile, miras, ibadetler (namaz, oruç, zekât, kurban, hac), cihad, devletlerarası ilişkiler yani ameli boyutlu hususların ‘Ey iman edenler’ (Ya eyyuhe’llezine amenû) şeklinde” öne çıkarılması vs. söz konusu olmuş.

Sadece bu mu?

Elbette ki hayır.. Medine’de kurulan yeni toplumsal yapının ihtiyaç duyduğu tüm kanunları ortaya koymak, toplumu organize etmek ve özellikle de münafıklar ile Ehli Kitap (Yahudi ve Hristiyanlar) gibi farklı gruplarla ilişkileri düzenlemeyi de “Medenî” ayet ve surelerde tafsilatlıca ortaya koymuş “teşri sahibi” şanı yüce Allah (cc)..

Alnı secde izli güzel insanlar

İşte bu bağlamda tadımlıkta olsa “Kurban bayramı, kurban kesimi ve bayram vesilesiyle tebrikleşmeler ve mesajlar” konusuna gelin birlikte bakalım.

Şimdi de gelelim Kurban ibadetimize.

Kurban ibadeti, lütfen dikkat buyurun, “Hicretin ikinci yılında” yani Miladi 624 yılında İslam’da meşru kılınmıştır.

Rasulullah (sas) efendimiz, bu yıldan itibaren vefatına kadar her yıl Kurban Bayramı’nda kurban kesmiş, bu husus, sahih hadis kaynaklarında açıkça belirtilmiştir. (Tirmizî, Edâhî, 1506-1507; Buhari, Hac, 1712, 1714; Müslim, Edâhî, 1966).

Hatta Rasulullah (sas), Veda Haccı sırasında “100 deve” kurban etmiştir. Hz. Ali (ra) bu konuda şöyle demiştir:

“Peygamber (sas) 100 deve kurban etti. Bana bunların etlerini dağıtmamı emretti, ben de dağıttım.” (Buhari, Hac, 1718)

Ve yine Rasulullah (sas)’ in bir pratik uygulamasında daha şunu görüyoruz:

Medine’ye hicret ettikten sonra, bura sakinlerinin Farisilerden alınma “Nevruz ve Mihricân” bayramlarını kutladıklarını gören Rasulullah (sas) demiştir ki:

“Allah sizin için o iki günü daha hayırlı iki günle, Kurban ve Ramazan bayramlarıyla değiştirmiştir.” (Müsned, III, 103, 235, 250; Ebu Davud, Salat, 245; Nesai, Salatu’l-ideyn, 1)

Muhterem kardeşlerim ve ey Davetçi gençler

Sanırım bu sene, şu iki husus Hac ve Kurban bayramı vesilesiyle sizlerin de dikkatini çekmiştir.

Birinci husus:

İster sosyal medya hesaplarında isterse WhatsApp gruplarından bol bol paylaşılan bazı videolar var. Arafat meydanından Müzdelifeye, oradan da Şeytan taşlama için Mina’ ya milyonlarca Hacı’nın yaptığı yürüyüş videoları.

Bu videoların ne hikmetse bu sene bir de “Çakma yani yapay zekâya yaptırılan” videoları piyasa sürüldü, sadece yol güzergâhı değil, sağ ve soldaki “Sarp tepeler” bile, bu videolarda “insanlarla dolup taşmış” olarak gösterildi. Neden?

Bu videoları ağlayarak seyreden “saf ve temiz” Müslümanlar ise bunları, bu ihtişamı (!) sosyal medya hesaplarında “milyonlarca defa” paylaştı.

İkinci husus:

Ben bu yaşıma kadar hiç görmediğim bir oranda ülkemizde “Türkiye dışındaki Müslümanlara, Gazze’ye, Filistin’e, Afrika’ya gönderilmek üzere” yapılan “Kurban bağışı organizasyonlarına” şahit oldum. Neden?

Dünyada, milyonlarca Müslümanın çekmekte oldukları “açlık ve sefaletlere” asıl merhem olması gereken sözde devletler ve devlet adamları, acaba “bu sorumluluklarını” el altından, “örtülü ödeneklerden” birilerine mi devretti?

Birinci husus, aklıma Rasulullah (sas)’ in şu sözünü getirdi.

“Ümmetler ve milletler, (Aç insanları) sofraya davet ettikleri gibi, vahşi hayvanların bir yiyeceğe saldırmaları gibi birbirlerini sizin üzerinize çağıracaklar (saldıracaklar, davet edecekler) ve sizin üzerinize üşüşeceklerdir.”

Orada bulunanlardan birisi; “Ya Rasulullah bizim sayıca azlığımızdan mı?” diye sordu.

Rasulullah; “Hayır, aksine o gün sizin sayınız çok olacaktır. Fakat sizin çokluğunuz ‘Selin önüne katıp sürüklediği çer çöp gibi’ olacaktır. Allah; düşmanlarınızın kalbinden ‘Sizin korkunuzu’ çıkaracak ve sizin kalbinize ‘vehen’ bırakacaktır.

 “Vehen nedir ya Rasulullah?” diye sorulduğunda; “Dünyayı çok sevmek ve ölümü hoş karşılamamak / ölüm korkusu.” dedi. (Ebu Davut melahim 5, Müsned 5/278)

Evet, kardeşlerim Allah’ın arzında, bugünün dünyasında hiçbir etkinliği olmayan Milyonlarca Müslümanın, Arafat’ tan Mina’ ya o muhteşem yürüyüşü bana Rasulullah’ ın (sas) teşbihini yani ‘Selin önüne katıp sürüklediği çer çöpü” hatırlattı.

İkinci hususta ise, Kureyş’ten kurutulmuş et yiyen bir kadının oğlu olan ve Mekke dönemi siyasi mücadelesinde, bırakın 100 deve kurban etmeyi, açlık, yokluk, fakru zaruret ve işkenceler altında yaşayan Hz. Muhammed (sas) ve Ashabı, o topluma “İslam akidesini” anlatabilmek ve yerleştirebilmek için her şeylerini feda ettiler.

Özellikle de nisbeten daha varlıklı bir ailenin kızı olan Hz. Hatice (r.anha) annemiz her şeyini “bu akidenin hakimiyeti için” cömertçe harcadı.

Ey “Kurban bağışı organizasyonlarına” milyonlarca lira aktaran binlerce sanayici ve iş adamları.. Sizlere “Gelin, Allah’ın dinini sosyal hayata hakim kılmak için canlarınızı, mallarınızı, imkanlarınızı ortaya koyun..” dediğimde niye bu salih amelden kaçıyor ve kurbana gösterdiğiniz hassasiyeti (!) bu konuda göstermiyordunuz?

Ey insanları hayra davet eden gençler

Yukarıda şu soruyu sormuştum:

“Rasulullah (sas)’ in Mekke ile Medine dönemleri siyasi mücadelesi arasında ne fark var? Hicret öncesinde nazil olan ayet ve sureler ile Hicret sonrasında nazil olan ayet ve surelerin bu ‘iki farklı şehirde inmelerinin’ hikmetleri nedir?”

“Siyasi tefekkür” ile hayata, Kur’an’a, Rasule, bakmayı bizlere “farz kere farz kılan” Rabbimiz;

Mekke’ de İslamiyet’i sosyal, toplumsal hayata “bir devlet eliyle hâkim, hakem ve hükümran” kılmayan toplum ile Medine’ de Hz. Muhammed (sas)’ in kurduğu İslam Devleti ile İslam’ı “hâkim, hakem ve hükümran kılan toplum” farkını adeta “gözümüzün içine içine” sokmuş ve adeta “Artık farkı görün, aklınızı başınıza alın ey Müslümanlar..” demiştir adeta.

Ey Müslümanlar

Unutmayalım ki; tüm bayramlar, özellikle de bu “Kurban Bayramı” yukarıdaki izahlarımda da gördüğünüz gibi gerçek kimliğine ancak ve ancak “İslam Devleti kurulduktan sonra” kavuşmuş..

An itibariyle dünyanın dört bir tarafında milyonlarca Müslüman kardeşimiz kıtır kıtır kesilirken, bacılarımızın ırzına geçilirken, mini mini yavrular katledilirken, kışta kıyamette ihtiyar dedeler nineler çadırlarda tir tir titrerken, evleri ocakları emperyalist kâfirlerce yerle bir edilirken ne bayramı ey Müslümanlar?

An itibariyle, birisi gelse; “Evini patlayıcı ile yıksa, sen yaralı yerde yatarken annene, hanımına, kızına gözünün önünde tecavüz etse, kıyamadığın yavrularını kurşuna dizse..”, ertesi günü bayram kutlar mısın ey Müslüman?

Yazıklar olsun bize, yazıklar olsun bize..

Bir de Kurban bayram mesajı yazmak öyle mi? İnanın gelmedi içimden bayram demek.. Gelmedi içimden bayram mesajı yazmak..

“Kudüs kurtulmadan asla gülmeyeceğim..” sözünü veren cennet mekan Selahaddin Eyyubi’ nin tırnağı bile olamadık..

Yazıklar olsun bize, yazıklar olsun bize..

“- Peki, Bekir amca senin doğru çözüm önerin nedir?” Canım kardeşlerim doğru çözüm önerim, daha doğrusu Rabbimizin emrettiği şey şudur:

Ne zaman ki;

Müslümanların istek, azim ve gayreti, şanı yüce Allah’ın da buna mukabil yardımı sonrasında, İslam Akidesinin amir bir hükmü ve gereği olarak İslam Devleti tekrar kurulur, işte o zaman;

Kâfir Batılıların siyasi amaçları için bir aparat ya da “Truva atı” olarak kullandıkları şu Laik devletçiklerden Müslümanlar kurtulur,

bu gidişat ve tüm İslam dışı uygulamalar, Allah’ın izni ve yardımıyla işte o zaman son bulur ve insanlar süratle Hz. İbrahim (as) ve kurban etmek istediği oğlu Hz. İsmail (as)’ ın “Şuur ve tam teslimiyeti içinde” Allah’ın askerleri ve Hz. Muhammed’ in Ümmeti olma yoluna hemen koyulurlar ve göreceksiniz koyulacaklar da inşaAllah..

Yeter ki bizler şu kokuşmuş foseptik çukuru pis Demokrasiden, Laiklikten, Kapitalizmden tamamen vaz geçelim.

Yeter ki bizler gerçekten Medine ehlinin “istediği ve kurduğu gibi”, İslami bir Devleti  “Canı gönülden ve tam bir teslimiyetle isteyelim, onun yolunda canlarımızı, mallarımızı, zamanımızı ve nice emeklerimizi feda edelim” güzel kardeşlerim.

Bu nedenle bir kere daha

Ve gür bir sesle diyoruz ki;

İSLAM ASLA DEVLETSİZ OLMAZ..

BİR DEVLET DE ASLA VE KAT’A

İSLAM’SIZ OLMAZ, OLMAZ, OLMAZ..

Ey Rabbim bizleri de bu salih amele memur eyle, bizlere Nusret ile İslami bir Devlet sahibi olmayı, bu Devletimizin ilan edeceği Cihad yoluyla İslam Risaletini tüm dünyaya hakim, hakem ve hükümran kılmayı nasip et Allah’ ım..

Ey Rabbim, bu makalemi okuyan, anlayan, benimseyen ve paylaşan tüm Müslümanlara, son nefeslerine kadar şahit, son nefeslerinde de o müjdelenen İslami Devlet’ te şehit olmayı nasip eyle.

Kardeşlerim, alnı secde izli güzel insanlar

Bütün bunlara rağmen yine de diyorum ki Kurban bayramınız mübarek olsun. Rabbim bizlere ailece, İslami bir şuur ve teslimiyet içinde, bi iznillah çok yakında kurulacak İslam Devleti’nin Mekke şehrinde her sene kurban kesmeyi nasip etsin.

Bir gün bizler için de ecel/süre bitecek, ölüm gelecek ve ayrılacağız dostlar. Şu boş kubbede hoş bir sadâ bırakanlara selam olsun..

Bekir Yetginbal – 30 Mayıs 2026


Tags:

 
 
 

Bir yanıt yazın