İnsan Doğmak mı, İnsan Olmak mı?

İnsan Doğmak mı, İnsan Olmak mı?

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla..

Hâlik & Mahlûk yani “Yaratan & Yaratılan” ekseninde doğum olayı, Hâlk eden, yaratıcı olan şanı yüce Allah’ın taktir ettiği bir süreçtir. Bu sürecin sonunda nice insanlar ve hayvanlar, birer “mahlûk” olarak dünyaya gelir.

Yani bir insan veya bir domuz olarak doğmak, “tercih” değil bir “İlahi takdir” konusudur. Rabbimizin bir kanunudur bu. Dolayısıyla bir mahlûk olarak insan, kalkıp da; “Ey Rabbim keşke beni bir kuş olarak yaratsaydın” diyemeyeceği gibi, bir domuzun da, “Ey Rabbim keşke beni de bir insan olarak yaratsaydın” deme lüksü yoktur.

Keza bir bayanın, “Keşke beni de erkek yaratsaydın Rabbim” veya bir Türk’ün kalkıp da, “Keşke beni de bir Kürt, bir Arap, bir Habeşi yada bir Berberi yaratsaydın” deme hakkı yoktur.

Çünkü bu “mülkün asıl sahibi” ve alemlerin Rabbi şanı yüce Allah, “böyle bir tasarrufta bulunmak” istemiştir. Aynı Hz. Nuh (as) için 950 sene ömür, Hz. Muhammed (sas) için 63 sene ömür takdir etmesi gibi.

Her ne kadar “bir insan olarak doğmak” insan “iradesi dışında” tahakkuk eden bir vakıa ise de, “İyi bir insan olmak” bu mahlûkun “iradesi dahilinde” olan bir vakıadır. Yani burada “Takdiri ilahi değil, tercihi insani” söz konusudur.

Nitekim bir çok ayetlerde insana “akıl” verildiği ve ona “Tercih” noktasında “iki yol” gösterildiği bildirilmiştir. Aynı, “Hayır ve şerrin, Hak ve batılın, Hidayet ve dalaletin” de bildirildiği gibi.

Sözün özü; insan buluğ çağına girdiği ve “tam temyiz kabiliyetine” sahip olduğu andan itibaren, teşbih yerinde ise tam bir “yol ayırımına” gelmiştir. Bu kritik kavşakta, “aklını kullanacak”, doğru ve isabetli bir tercih yapacaktır.

Bu nedenle Rasulullah (sas) Buhari de geçen şu rivayette demiştir ki: “Her doğan (çocuk), İslam fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar.”

Yani her insan, yaratılış itibariyle lekesiz, tertemizdir, iman ve İslam’a müsait ve meyyal bir fıtri özelliğe sahiptir. Bilahare anne, baba ve en yakın çevre; onu etkisi altına almaya başlar, kendilerine benzemesini isterler.

Onların bu isteği yanında bir de Rabbimizin istediği ve razı olduğu bir “insan modeli” vardır ki onu da şu ayetinde beyan etti:

“İşte bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Üzerinizdeki nimetimi tamamladım. Ve sizin için din (hayat nizamı) olarak (sadece) İslâm’a razı oldum.” (Maide suresi 3)

Keza, Rabbimizin “istemediği ve asla razı olmadığı” bir “insan modeli” daha vardır ki, Onlar Rabbimizin emir ve nehiylerine sadece “fikren” muhalif olarak kalmayıp, “fiilen” de itaatsizlik gösteren, meydan okuyan ve diğer insanların da “azmasına, dosdoğru yoldan çıkmasına” vesile olan insanlardır.

Onlar hakkında, onları yaratan şu hükmü uyguladı: “Onlar, iyice azgınlaşıp, kendilerine yasaklanan şeyleri küstahça işlemeye devam edince, biz de onlara ‘Aşağılık maymunlar olun’ dedik.” (Araf suresi 166)

Hatta şu ayette bir hüküm daha beyan edildi: “Bunlar, kendilerini Allah’ın lanetlediği, gazabına uğrattığı, kimini maymunlara, kimini domuzlara çevirdiği kimseler ve şeytani güçlere tapanlardır.” (Maide suresi 60)

İşte bu asi ve bagiler, “İnsan olmak” şöyle dursun, Rabbimizin şu hitabında “ne hale düştükleri” bakın ne güzel tasvir edilmiş:

“Yoksa sen onların çoğunun gerçeği dinlediklerini veya akıllarını kullandıklarını mı sanıyorsun? Onlar tıpkı hayvanlar gibidir. Hatta hayvanlardan daha aşağılık ve şaşkın durumdadırlar.” (Furkan suresi 44)

Görüyorsunuz değil mi kardeşlerim? “İnsan olmak” şöyle dursun, Rabbimizin dediği gibi; “Hatta hayvanlardan daha aşağılık..” durumdaki mahluklardır..

O halde gelin şu can alıcı soruyu soralım ve birlikte cevabını arayalım: “Niçin, Rabbimiz onlardan kimini maymunlara, kimini de domuzlara çevirdi?”

Bu sorunun cevabı; “doğru okumasını bilenler” için hem ilgili ayetin öncesinde hem de “Kur’an ve Sünnet bütünlüğü” içinde harika bir şekilde verilmiştir ve Rabbimiz demiştir ki:

“Onlar, iyice azgınlaşıp, kendilerine yasaklanan şeyleri küstahça işlemeye devam edince, biz de onlara ‘Aşağılık maymunlar olun’ dedik.”

Şanı yüce Allah’ın emrettiklerini ya da nehyettiği şeyleri gerçekten “Doğru Okuma” ancak ve ancak; İslam akidesini, Kur’an’ı, Sünneti ve İslam fıkhını, “Doğru bir yöntemle” diğer bir ifadeyle “İslami Düşünme Yöntemi ile Anlama” yoluna revan olursak olacaktır kardeşlerim.

Bu bağlamda dün ve bugün arasında hiçbir fark yoktur ve yarın da bir fark olmayacaktır. Her ne kadar “kabuklar” farklılık arz etse de “öz” aynıdır.

Dün hahamlarını, rahiplerini, Firavunları “Rab” edinenler de birer “insan” olarak doğdular ama “İnsan olamadılar.”

Aynı şekilde Karl Marx, Lenin ve Mao’ yu “Rab” edinenler, Marksizm, Leninizm yani Komünizmi din / yol edinenler de birer “insan” olarak doğdular ama “İnsan olamadılar.”  

Keza yarın birileri de kalkıp “Bekirizm, Cemalizm, Trumpizm” diye bir iddia, fikir, nizam ortaya koysa, bir kısım insanda bu zevatların “İlkeleri, inkılapları ve yolu, bizim de yolumuzdur..” diye nakarat tuttursalar, bu asi ve bagiler de birer “İnsan” olarak doğmalarına rağmen asla va kat’a, “İnsan olamayacaklardır.”

Çünkü ortaya koydukları ya da koyacakları “her bir şey” üç kuruşluk “İnsan aklının ürünü” birer pislik olacaktır.

Aynı şu an ballandıra ballandıra övdükleri; “Demokrasi, Laiklik, Sosyalizm, Komünizm, Kapitalizm, Mutlakiyet ya da Cumhuriyet” pislikleri gibi.. Çünkü bunların hepsi de “İslam’a tamamen zıt” insan aklının ürünü fikir, hüküm ve nizamlardır.

Ne demişti Rabbimiz: “Sizin için din (hayat nizamı) olarak (sadece ve sadece) İslam’a razı oldum.”

Demek ki; “Kur’an ve Sünnetteki emir ve nehiylerin yani tüm hükümlerin bütünlüğü” perspektifinden baktığımızda, “İnsan olmak” için “olmazsa olmaz şart”; İslamiyet’i sadece kendi yaşadığımız topraklarda değil, tüm arz üzerinde “İslami bir Devlet eliyle hakim, hakem ve hükümran” kılmaya çalışmaktır.

Hatırlayalım şu ayeti: “O halde fitne ortadan kalkıncaya ve bütün hâkimiyet / din sadece Allah’ın oluncaya kadar o kâfirlerle savaşın.” (Enfal suresi 39)

Ben bir insanım ama “İnsan olmak istemiyorum” diyenlere yazıklar olsun..

Ey Rabbim, şu çok çok kısa ömrümüzde bizlere de, “İslam akidesinin amir bir hükmü olan İslami bir Devlet kurma” yolunda “Razı olacağın bir insan bir dava adamı olmayı” nasip eyle. Amin

Ey güzel insanlar, insan olma yolunun garip yolcuları..

Bir gün ecel/süre bitecek, ölüm gelecek ve ayrılacağız dostlar. Şu boş kubbede hoş bir sadâ bırakanlara selam olsun..

Bekir Yetginbal – 07 Şubat 2026


Tags:

 
 
 

Bir cevap yazın