İngiltere’ nin Koçbaşı Çin, ABD Kapısını Kırmak Üzere
İngiltere’ nin Koçbaşı Çin, ABD Kapısını Kırmak Üzere
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla..
Bizleri İslam ile şereflendiren Âlemlerin Rabbi, mülkün sahibi, şanı yüce Allah’a sonsuz defa hamd olsun.
Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi en başta ölçü ve örnek Rasul Hz. Muhammed’in, ehli Beytinin, güzide Ashabının, İslam ümmetinin ve sizlerin üzerine olsun.
Çocukluk yıllarımda yani 1960’ lı yıllarda, her çocuk gibi benim de “gerçekleşmesi mümkün olmayan” bir takım hayallerim vardı.. Bunlardan birisi de; “Bir kuş gibi yeryüzünü uçarak seyretmek. Köyümü, çevresini, dereleri, tepeleri, bağları kuş bakışı ile temaşa etmek..”
Biliyorum yeni nesil gençler, “Temaşa etmek” deyimine yabancılar.. Arapça kökenli bu deyim; “Seyretmek, bakıp izlemek veya bir manzarayı ya da görüneni dikkatle ve büyük zevk alarak gözlemlemek” demektir.
Bu nedenle de tabiri caiz ise oldu bitti hep “kuşlara gıpta eder” onları adeta kıskanırdım.. Dedim ya çocukluk işte..
Cümlemin içinde geçen “Kuş bakışı” işte tam da budur.. Kuşlar; özellikle de Baykuş, Atmaca ve Kartallar Rabbimizin onlara bağışladığı “keskin görüşlü” kuş bakışları ile 1.000 metre yükseklikten, yüzlerce dönümlük bir yerdeki “küçük bir avını” anında görür ve ona doğru hamle yapıp yakalarlar.
Bu kuşlar faraza yerde av arasa, “çok çok sınırlı bir bölgeyi” görme imkânına sahip olurlar değil mi? “Kuş bakışı” hayata, çevreye bakmak, adeta onların yaşantısını çok çok kolaylaştırmakta.
Dolayısıyla bu yırtıcı kuşlar için; hayati öneme sahip bu “Kuş bakışı” ile söz konusu hayvanlar “yüzlerce dönümlük” bir “Tüm’den”, yerdeki bir tarla faresine yani “Tek ve özel olan bir nesneye” varım, ulaşım kolaylıkla söz konusu olmakta.
Bunlara kısaca “Tüm’den gelim ve Tüm’e varım” diyelim. Bu ikisini biraz daha açalım ki iyice anlaşılsın:
Tüm’den gelim: Genel, doğruluğu kabul edilmiş kural ve yasalardan yola çıkarak özel durumlar hakkında kesin yargılara varma yöntemidir. Kısacası “Genelden özele” giden bir akıl yürütme biçimidir.
Tüm’e varım: Tek tek özel durumlardan, olaylardan veya gözlemlerden yola çıkarak genel bir kural, yasa veya sonuca ulaşma yöntemidir. “Parçalardan bütüne” veya “Özelden genele” doğru işleyen bir akıl yürütme biçimidir.
Muhterem kardeşlerim ve Davetçi gençler
ABD Başkanı katil Donald Trump’ın, Doğu Türkistan Müslümanlarının katili Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i 13-15 Mayıs 2026 tarihleri arsındaki ziyareti ile ilgili analizime başlamadan önce “niçin böyle bir giriş yaptım” biliyor musunuz?
Dünya siyasetini, devletlerarası durumu, neler olup bittiğini doğru okuyabilmek ve doğru analizlerde bulunabilmek için de, tüm dünyaya “Kuş bakışı” bir yaklaşımla bakmak ve “Tüm’den gelim & Tüm’e varım” bağlamında yani “Genelden özele & Özelden genele” doğru işleyen bir akıl yürütmek zorundayız.
Çünkü ister “dünya genelinde” ya da “her hangi ülke özelinde” cereyan eden olaylar asla “Ana Siyasetten” ayrı gayrı değildir.
Hatta hatırlarsanız zaman zaman bu konuları sizlere izah ederken “Büyük resim ile Küçük resim arasındaki Organik bağlar” benzetmesini de kullanırdım.
Hatırlatma sadedinde “Devletlerarası durumu” bir kere daha kısaca ortaya koyup, bunun üzerine “Çin ziyareti” değerlendirmesi yapalım inşaAllah..
1789 Fransız İhtilali ile “Kapitalizm ideolojisinin temel akidesi olan Laiklik yani dini hayattan kovma/uzaklaştırma” tüm kâfirlerin “Ortak Paydası” olarak benimsendi. İnsanlara ve toplumlara bazı hürriyetler verildi.
Verilen hürriyetler içinde en yoğun kullanılan “Mülk Edinme Hürriyeti/Ekonomik Özgürlük” sayesinde “Yerel Güce” sahip nice sermaye sahipleri, parasal ve ticari imkânlarını öylesine büyüttüler ki her biri adeta birer “Küresel Sermaye” sahipleri haline geldiler.
“Milyarları değil Trilyonları” bulan bu servetleri ile “Ulus Devletler” üzerinde hegemonya kuran, istediklerini iktidara getiren, istemediklerini bir çırpıda kovan birer “Siyasi Güç” oldular.
İşte bu siyasi güç, 19. Yüzyılın İngiltere yani Britanya İmparatorluğu ,”Üzerinde güneş batmayan imparatorluk” yüzyılı olmasına karar verdiler ve 100 yıl bunu uyguladılar.
20. yüzyıl ise “ABD yüzyılı” olarak belirlendi, meşhur “Amerikan Rüyası” (American Dream), tabiri ile katil ABD, dünyanın tek süper gücü haline getirildi.
21. Yüzyıla gelince; İngiliz aklının ve sermayesinin sahipleri, 20. yüzyıl boyunca içine çöreklendikleri “Çin toprakları ve Çin Devleti siyasi iradesini”, kendilerine tabi bir devlet haline getirdiler.
Aynı “İngiliz Milletler Topluluğu” (Commonwealth of Nations) da olduğu gibi..
İngilizlerin lider olduğu bu topluluk; gönüllü (!) bir uluslararası siyasi koalisyondur. Resmi merkezi Londra‘da bulunan bu yapı, 56 üye ülkeyi ve dünya nüfusunun üçte birini (yaklaşık 2,5 milyar insanı) çatısı altında toplamaktadır.
İşte Çin ile kurulan ve patronluğunu İngiltere’ nin yaptığı bu birlikteliğe, bu tabi olma vakıasına ben “Çin + İngiltere” = “Çingiltere” diyorum.
Küresel sermaye sahipleri; Kapitalizmi temel akidesi olan “Laikliği” adeta geride bırakırcasına, bütün dinleri reddeden ve “Lanetli kör şeytanı” kendilerine “Rab” edinen, ona tabi olan ve yeryüzünde “Daha Şeytani yeni bir Düzen” kurmaya çalışan akidenin sahipleridirler.
Çin toprakları onların “Merkez Üssü” dür, Çingiltere ise onların devleti ve siyasi aklıdır.
Nihai hedefleri ise; 21. Yüzyılı “Çingiltere yüzyılı” yapmak, “Dünyaya yepyeni bir format atmak” suretiyle adına “Yeni Dünya Düzeni / İngilizcesi ‘New World Order” dedikleri, yeni bir “Dijital Dünya Düzeni” kurmaktır.
Çingiltere’ nin bu hedefini ve süper ilerleyişini gören ABD siyasi iradesi ve “Ulusalcı Sermaye” sahipleri, Çingiltere’ nin bu gidişatını durdurmak hatta parçalamak için var güçleri ile “Dünyanın dört bir tarafında” mücadele ediyorlar.
Fakat şu ana kadar bunda başarılı olmuş değillerdir.. Bilakis devasa bir “Ahtapot” a benzeyen Çingiltere’ nin kolları, siyasi, askeri ve ekonomik birçok hamleleri ABD’ yi her geçen gün daha da perişan etmektedir.
Bunun en son örneklerinden birisi, ABD – İsrail ittifakının, eline yüzüne bulaştırdığı, rezil rüsva olduğu, karizmasını çizdirdiği İran savaşıdır. İran toprakları, ABD için adeta bir bataklık oldu.
Çingiltere’ nin yine “Amiral gemisi” olduğu “Uluslararası BRICS topluluğu” adeta ABD karşıtı bir “Ekonomik Topluluk” haline dönüştürülmüş ve ABD Dolarını “Rezerv Para” olma tahtından indirmeye başlamıştır.
Hatırlarsanız 26 Mart 2021 de Çin; İran Devletini tamamen safına katmak için ona çok “büyük bir yem” atmış ve İran ile Çin arasında gelecek “25 yıl içerisinde İran’a 400 milyar dolar yatırım yapma” anlaşması imzalamıştır.
Keza ABD’ yi deli eden bir anlaşma da, Türkiye’ den daha büyük bir toprağa sahip bir Afrika ülkesi olan “Mozambik Devleti ile Çin arasında” imzalandı.
Mozambik Devlet Başkanı Daniel Francisco Chapo’nun Nisan 2026′da Pekin’e gerçekleştirdiği resmi ziyarette, iki ülke arasında 20′den fazla “Stratejik İş birliği Anlaşması” imzalandı.
Bu anlaşmalar ile Mozambik’in sahip olduğu yaklaşık “5 Trilyon metreküp” doğal gaz rezervlerini ve grafit ile lityum gibi kritik maden yataklarını ekonomiye kazandırma, bölgedeki devasa altyapı projelerinin hayata geçirilmesi için yatırım ve güvenlik desteği, Çinli şirketlerin Mozambik‘in kuzey bölgelerinde henüz keşfedilmemiş bakir mineral sahalarını ortaya çıkarmak için geniş çaplı jeolojik haritalama çalışmaları yürütmesi kararlaştırılmıştır.
Yani Mozambik, adeta Çingiltere’ nin “Babasının Çiftliği” haline getirildi.
Daha bir ay önce imzalanan bu anlaşmalar, katil ABD ve katil Donald Trump’ ı deli etmez mi? Neredeyse dünyanın birçok bölgesindeki “Nadir Toprak Elementleri” artık Çingiltere’ nin eline geçiyor.
ABD Devlet Başkanının Pekin ziyaretine bu veriler ışığı altında baktığımızda ortaya çıkan tablo şudur:
Gerçekten bil fiil, “İngiltere’ nin bir Koçbaşı gibi” hareket eden Çin, adeta ABD’ nin kapısını kırmak üzeredir.
Çünkü Çingiltere; ABD’ ye karşı, dünyanın dört bir yanında öylesine siyasi, askeri, iktisadi, ictimai operasyonlar yürütmektedirler ki, katil ABD, boks ringinde “Groki” durumuna düşen bir zavallı boksör gibidir artık.
“- Bekir amca nedir Groki durumu?”
Boksta Groki; bir boksörün aldığı sert bir darbe sonucunda bilincinin bulanması, dengesini kaybetmesi ancak yere düşmeden (veya nakavt olmadan) ayakta kalabilmesi durumudur. Genellikle sersemleme, ayakların birbirine dolanması veya gözlerin kararması olarak kendini gösterir.
Katil ABD ve onun aptal, sarı şeytan Başkanı bu durumdadırlar şu an.
Elbette ki ABD de boş durmuyor..
Dünyanın dört bir yanındaki, özellikle Müslüman halkların yaşadığı coğrafyalardaki “sadık ABD uşakları” vasıtasıyla Çingiltere’ ye karşı oyun üstüne oyunlar kuruyor ama sadık uşaklar, “ABD’ nin artık yıkılma trendine girdiğine” onlarda şahit olmaya başladığı için ABD’ ye karşı bir “Siyasi Münafık” tavrı içine giriyorlar.
Yani hem ABD’ ye hem de Çingiltere’ ye “Mavi Boncuk” dağıtıyor hain adamlar.
İster Arap dünyasındaki, ister Türk dünyasındaki, isterse Kürt dünyasındaki bu sadık uşaklar ve tüm devletçikler, bu hal ve gidişatlarıyla, Uluslararası Küresel sermayenin, Müslüman halkların bağrındaki birer “Truva Atları” dırlar.
ABD Devlet Başkanı katil Trump’ ın, katil Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i ziyaretinde ortaya “ABD lehine” çok çok somut bir şey çıkmış değildir.
Yani Trump eli boş dönmüştür.
Yalvar yakar 24 Eylül 2026 da, yani Kasım 2026 daki “ABD ara seçimleri” öncesinde Şi Cinping’i ABD’ ye “İadeyi ziyarete” davet etmekle ve “Onun geleceğini ümit ederek” çok şeyler kazandığını sanabilir.
Ama nafile..
Çünkü Çingiltere, öyle bir “Saman altından su yürütme” siyaseti izliyor ki, dünyanın hiçbir yerinde “direkt” olarak ABD ile çatışma içine girmiyor, vekil güçleri ve devletleri eliyle ABD’ yi silkeliyor de silkeliyor.. İran örneğinde olduğu gibi.
Şu ana kadar görünen o ki, bu konuda Çingiltere çok başarılıdır. Ve yine görünen o ki ABD’ nin parçalanması Çingiltere eliyle olacak gibidir.
Şimdi gelelim yazımızın finaline.
ABD – Çingiltere tepişmesi ya da siyasi çatışması seyri içinde Müslümanlar için yegâne doğru ve köklü çözüm nedir?
Bu tepişmesi ya da siyasi çatışmalar sonunda Çingiltere’ nin zafer elde etmesi, dünya Müslümanları için ne getirir ve ne götürür?
İkinci soruya önce cevap verelim. İngiltere; Osmanlı İslam Devleti’ nin ve yüz milyonlarca Müslümanın baş katilidir. Allah’ın ve tüm lanet edicilerin laneti İngiltere üzerine olsun.
Azılı ve çok çok sinsi bu İslam düşmanı katil İngiltere’ den Müslümanlar asla ve kat’a “bir medet ummamalı” ve ona “bir katile yapılması gereken muamele” ne ise onu yapmalıdırlar.
Birinci sorunun cevabına gelince:
Ne zaman ki;
Müslümanların istek, azim ve gayreti, şanı yüce Allah’ın da buna mukabil yardımı sonrasında, İslam Akidesinin amir bir hükmü ve gereği olarak İslam Devleti tekrar kurulur, işte o zaman; “Kâfir Batılıların siyasi amaçları için bir aparat ya da Truva atı olarak kullandıkları şu Laik devletçiklerden kurtulur, bu gidişat ve tüm İslam dışı uygulamalar, Allah’ın izni ve yardımıyla işte o zaman son bulur ve bulacaktır da inşaAllah..
Yeter ki bizler şu kokuşmuş foseptik çukuru Demokrasiden, Laiklikten, Kapitalizmden tamamen vaz geçelim.
Yeter ki bizler gerçekten Medine ehlinin “istediği ve kurduğu gibi”, İslami bir Devleti “Canı gönülden ve tam bir teslimiyetle isteyelim, onun yolunda canlarımızı, mallarımızı, zamanımızı ve nice emeklerimizi feda edelim” güzel kardeşlerim.
Bu nedenle bir kere daha
Ve gür bir sesle diyoruz ki;
İSLAM ASLA DEVLETSİZ OLMAZ..
BİR DEVLET DE ASLA VE KAT’A
İSLAM’SIZ OLMAZ, OLMAZ, OLMAZ..
Ey Rabbim bizleri de bu salih amele memur eyle, bizlere Nusret ile İslami bir Devlet sahibi olmayı, bu Devletimizin ilan edeceği Cihad yoluyla İslam Risaletini tüm dünyaya hakim, hakem ve hükümran kılmayı nasip et Allah’ ım..
Ey Rabbim, bu makalemi okuyan, anlayan, benimseyen ve paylaşan tüm Müslümanlara, son nefeslerine kadar şahit, son nefeslerinde de o müjdelenen İslami Devlet’ te şehit olmayı nasip eyle.
Ey güzel insanlar ve Davetçi gençler
Bir gün bizler için de ecel/süre bitecek, ölüm gelecek ve ayrılacağız dostlar. Şu boş kubbede hoş bir sadâ bırakanlara selam olsun..
Bekir Yetginbal – 17 Mayıs 2026
Tags: