Ey Rahmi Koç.. Kadın; Bizim için Korunması Gereken bir Namustur

Ey Rahmi Koç.. Kadın; Bizim için Korunması Gereken bir Namustur

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla..

Bizleri İslam ile şereflendiren Âlemlerin Rabbi, mülkün sahibi, şanı yüce Allah’a sonsuz defa hamd olsun.

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi en başta ölçü ve örnek Rasul Hz. Muhammed’in, ehli Beytinin, güzide Ashabının, İslam ümmetinin ve sizlerin üzerine olsun.

BİR HABER:

Türkiye’ nin büyük sanayi kuruluşlarından Koç Holding’ e ait “İzmir Amerikan Hastanesi”, düzenlenen törenle hizmete açıldı.

Balçova’daki hastane binasında düzenlenen törende konuşan Koç Holding Onursal Başkanı ve “Amerikan Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı” Rahmi Koç, Amerikan Hastanesinin tarihi hakkında bilgiler verdi.

Türk Devletleri Teşkilatı “Aksakallar Konseyi Başkanı” Binali Yıldırım da İzmir Amerikan Hastanesinin kentte çok yakıştığını dile getirerek, böyle önemli bir sağlık yatırımını yaptığı için Koç ailesine teşekkür etti. (Kaynak: Sondakika haber. 05 Haziran 2026)

Daha sonra Rahmi Koç, misafirlerine hastaneyi gezdirdi ve Binali Yıldırım’ ın yanında şu fıkrayı dillendirdi:

“Doktor Kürt kadının derdini dinlemiş. ‘Hanımefendi perdenin arkasına giyinin, soyunun’ demiş. Kadın da ‘Doktor Bey ilk sen soyun’ demiş.”

Söz konusu bu “iğrenç fıkranın” (sözde esprinin) ardından Binali Yıldırım ve yanında yer alanların kahkahalar attıkları görüldü.

Bu iğrenç fıkra videosunun sosyal medyada süratle yayılması ve “büyük bir infiale vesile olması” üzerine Adalet Bakanı Akın Gürlek şu açıklamayı yaptı:

“Sanal medya platformlarında yer alan paylaşımlarda bir iş insanı tarafından, bir açılış programında kadınları ve belirli bir etnik kimliğe mensup vatandaşlarımızı hedef aldığı değerlendirilen ifadeler üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından resen soruşturma başlatılmıştır.

Adaletin terazisi kimsenin servetine, unvanına veya statüsüne göre tartmaz; yargı, daima insan onurunu ve hukuku korur. Kadınların onurunu zedeleyen, haysiyetini inciten ve toplumsal hassasiyetlerimizle bağdaşmayan ifadeler, kim tarafından söylenirse söylensin asla kabul edilemez.

Bu tür sözlerin bir fıkra veya mizah adı altında sarf edilmesi, kadınlarımıza ve toplumumuzun belirli bir kesimine yönelik sergilenen bu nezaketsizliği hafifletmez. Toplumumuzun temel direği olan kadınlarımızın onuruna ve vatandaşlarımıza yönelik her türlü ayrımcı yaklaşımın karşısında durmaya kararlılıkla devam edeceğiz.”

Bunun üzerine Rahmi Koç’ tan hemen şu özür beyanı geldi:

“Herhangi bir kimliği hedef alma niyeti taşımadığım sözlerim için içtenlikle özür diliyorum. Üzüntümü samimiyetle paylaşmak isterim.”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise yaptığı yazılı açıklama ile açıkça Rahmi Koç’ a sahip çıktı ve şunları söyledi:

“Koç Topluluğu 100 yıldır ülkemizin kalkınma hamlesinde önemli sorumluluklar üstlenmiştir. İstihdama katkı sağlayan güzide yatırımlarının yanı sıra, Türkiye’nin milli hedeflerini sahiplenerek Cumhuriyetimizin yüksek bir seviyeye erişmesi hedefinde de her zaman sorumlu bir anlayışla hareket etmiştir.

Tam da 100. kuruluş yıldönümünü başarılı ve görkemli bir şekilde kutladığı bir dönemde, yine aynı topluluğa ait olan İzmir’deki bir hastane açılışında Sayın Rahmi Koç’un, samimi bir sohbet ortamında yaptığı bir latife üzerinden kendisine yönelik soruşturma başlatılması yanlıştır.

95 yıllık ömründe, aldığı aile terbiyesi ve duruşuyla Türkiye’ye hizmet etme arzusu taşıyan değerli bir iş insanının kabul edilemez tabirlerle hedef alınmasını doğru bulmuyoruz..”

Devlet Bahçeli’ nin mesajında dile getirdiği; “Tam da 100. kuruluş yıldönümünün kutladığı bir dönemde..” ifadesinde geçen ve “100. yıl kutlama etkinlikleri amacıyla yapıldığı iddia edilen” 04 Haziran 2026 günü, yaklaşık 6 bin Koç çalışanının katıldığı söylenen “Atatürk’ ün Anıtkabrine yapılan” toplu ziyaret ne anlama geliyor?

Muhterem kardeşlerim ve Davetçi gençler

Arşivimizde bulunsun ve sizlere de bir hatırlatma olsun diye buraya alıntı yaptığım bu “vahim ve iğrenç olay” inanıyorum ki haklı olarak sizleri de öfkelendirmiştir.

Çünkü bizim akidemize göre “Kadın korunması gereken bir namustur.” Bunun şu kavimden ya da bu kavimden olması hiçbir şey değiştirmez.

Mademki; kadınıyla erkeğiyle tüm “Dünya Müslümanları Kardeştir”, dünyanın neresinde olursa olsun, bir Müslüman erkek olarak, Şayet bir bacımıza, anamıza, kızımıza, onun ırzına uzanan elleri görür isek, o pis, o necis elleri bileklerinden değil ta omuzlarından keseriz.”

İşte bunun bir ispatı olarak, size şan ve şerefle dolu İslam tarihimizden mükemmel bir örnek vereyim.

Alış veriş için Beni Kaynuka oğulları’ndan olan Yahudilerin çarşısına eşi ile birlikte giden tesettürlü bir Müslüman hanımın tesettürünü, bir Yahudi sinsice açmak istedi. Kadıncağız hemen çığlık attı, bunu duyan ve gören kocası bir hamlede o yahudiyi öldürdü.

“Vay sen bizim kardeşimizi nasıl öldürürsün..” diyen çarşı yahudileri, kadının kocasını oracıkta şehit ettiler.

Medine’ de İslam Devleti kurulduktan “20 ay sonra” gerçekleşen bu vahşeti duyan Devlet Başkanımız Hz. Muhammed (sas) efendimiz, Beni Kaynuka’ ya cihad ilan etti ve on beş gün sonra, katil ve pislik kavim kılıçtan geçirildi, hezimete uğratıldı. (İbni İshak: es-Sîretü’n-Nebeviyye, İbni Hişam: es-Sîre)

Güzel insanlar canım kardeşlerim

Ben bu yazımla size sadece “herkesin gördüğü, duyduğu bir olayı” nakletmeye değil, “çok daha farklı bir pencereden” bu olaya bakmanızı sağlamaya çalışacağım inşaAllah.

Hatırlarsanız, çok yakın bir tarihte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eşi Emine Erdoğan, Koç Holding Başkanı Rahmi Koç (95) ve ablası Semahat Arsel‘i (97) Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kabul etti.

Basına kapalı olarak gerçekleşen bu üst düzey kabulde ilginçtir ki, görüşmenin detaylarına dair kamuoyuna hiçbir resmi açıklama yapılmazken, sadece birkaç resim paylaşıldı. Tarih: 08 Ocak 2026

Koç Holding topluluğunun asıl sahibi ve en üst düzey yöneticisi olan Rahmi Koç 95 yaşında olmasına rağmen, “ne söylediğini ve ne yaptığını çok iyi bilen” sağlıklı bir insandır.

Yani bu iğrenç fıkrayı, “bile bile medya önünde dile getirmesi”, hasbel kader ya da “Sehven yapılmış bir yanlış amel” değildir..

Hem de yanında Türk Devletleri Teşkilatı “Aksakallar Konseyi Başkanı” Binali Yıldırım, İzmir Valisi, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve diğer resmi protokol erkânı varken bunu niçin yapmış olabilir hiç düşündük mü?

Belki birileri buna “Siyasi/ticari bir intihar” da diyebilir.. Ama adam hiç mi hiç çekinmeden ve gocunmadan bunu niye yapmış olabilir?

Ayrıca adeta “Kürt kardeşlerimizi” ve genelde de “kadınlarımızı rencide eden” bu fıkra olayı karşında, o gün bu gün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ ın kalkıp “iki kelime etmemesi” de beni düşündürdü ve çok garibime gitti.

Çünkü tanıdığımız Erdoğan bu gibi durumlarda, “anında ve canlı yayında” mutlaka bir tepki koyuyordu. Acaba onu bu tepkiden alı koyan nedir?

Erdoğan’ın “Cumhur İttifakından” baş destekçisi Devlet Bahçeli, adeta Adalet Bakanını hedef alarak; “Sayın Rahmi Koç’ a yönelik soruşturma başlatılması yanlıştır..” derken, Erdoğan’ ın Bahçeli’ ye de hiç mi hiç ses çıkarmaması ne anlama geliyor?

Özellikle de Türkiye’ de “Yeni bir Anayasa” hazırlama ve bu anayasaya “biri Kürt biri de Alevi olan iki Cumhurbaşkanı yardımcısı şartı koyma” tartışmalarının yapıldığı bu günlerde, Rahmi Koç’ un kalkıp da adeta “Kürt kardeşlerimizi tahkir ve tahrik” edercesine bu sözleri sarf etmesi acaba “bir şeylerin endirekt dile getirilmesi” mi diye düşünüyorum.

Son olarak bir de bu olaya global ölçekte “Büyük resim & Küçük resim” bağlamında bakmalıyız, bakmak zorundayız.

Çünkü;

Türkiye’deki kırmızı, siyah, yeşil vs. devasa sermaye sahipleri ile “Uluslararası Küresel Sermaye Sahipleri” arasında % 99 değil, % 100’ lük “hem resmi hem de gayrı resmi” bir içli dışlılık ve birliktelikler vardır.

Bu birlikteliklerin bir kısmı ticari, bir kısmı siyasi bir kısmı da “İdeolojik birliktelik” tir.

31 Mayıs ve 1 Haziran 2013 tarihlerinde yaşanan “İstanbul Taksim Gezi Parkı Olayları” nı yakinen bilenler gördüler ki; Koç Holding’ in bir kuruluşu olan Taksim’ deki “Divan Otel” Gezi Parkı eylemleri sırasında ortalığı yakıp yıkan, savaş alanına çeviren bu göstericilere kapılarını açtı.

Bu kapıları açma eylemi “Divan Otel” e, Dünya otelcilik sektörünün “En prestijli ödüllerden” birisi sayılan ‘Hospitality Innovation Award’ ödülünü kazandırdı.

Ödülü veren kim biliyor musunuz? Merkezi Almanya’ nın Münih şehrinde bulunan “PKF hotelexperts” isimli bir kuruluş..

Bundan 13 sene önce hem de “Canlı yayınlarda” izlediğimiz “Taksim Gezi Parkı Olayları” nın finansörleri acaba yeni bir oyunun peşindeler mi?

Bu günlerde “birilerinin” tekrar, “Taksim benzeri” bir takım girişimlere “Koç Başlığı” yapması mı söz konusu olacak bunu zaman bize gösterecek..

“Güngörmüş Bekir amcam, Rabbim bir daha bize bu gibi olayları yaşatmasın, Küresel çetelerin yerli işbirlikçilerine fırsat vermesin. Peki Bekir amca, bizleri bu ‘Irkçılık Ayrıştırması” belasından kurtaracak, birlik ve berberliğimizi daim kılacak, dünya ve ahiretimizi kazandıracak ‘yegâne doğru ve köklü çözüm’ sence nedir izah eder misin?”

İzah edeyim yiğidim.. Ne zaman ki;

Müslümanların istek, azim ve gayreti, şanı yüce Allah’ın da buna mukabil yardımı sonrasında, İslam Akidesinin amir bir hükmü ve gereği olarak İslam Devleti tekrar kurulur, işte o zaman;

Kâfir Batılıların siyasi amaçları için bir siyasi aparat ya da Truva atı olarak kullandıkları şu “ırkçılığı” teşvik ve tahrik eden “İnsanlık ve İslam düşmanı” Küresel sermaye sahiplerinden Müslümanlar kurtulur,

bu gidişat ve tüm İslam dışı uygulamalar, küfre dayalı bu sömürü düzeni, Allah’ın izni ve yardımıyla işte o zaman son bulur.

O muhteşem gün geldiğinde, insanlar Allah’a kul Rasulüne ümmet olma yoluna bi iznillah hemen koyulurlar.

Yeter ki bizler şu “kokuşmuş foseptik çukuru” Demokrasiden, Laiklikten, Kapitalizmden tamamen vaz geçelim. Kalbimizi, aklımızı, nefsimizi, ailemizi, toplumumuzu İslam’a ram eyleyelim.

Yeter ki bizler gerçekten Medine ehlinin “istediği ve kurduğu gibi”, İslami bir Devleti  “Canı gönülden ve tam bir teslimiyetle isteyelim, onun yolunda canlarımızı, mallarımızı, zamanımızı ve nice emeklerimizi feda edelim” güzel kardeşlerim.

Bu nedenle bir kere daha

Ve gür bir sesle diyoruz ki;

İSLAM ASLA DEVLETSİZ OLMAZ..

BİR DEVLET DE ASLA VE KAT’A

İSLAM’SIZ OLMAZ, OLMAZ, OLMAZ..

Ey Rabbim bizleri de bu salih amele memur eyle, bizlere Nusret ile İslami bir Devlet sahibi olmayı, bu Devletimizin ilan edeceği Cihad yoluyla İslam Risaletini tüm dünyaya hakim, hakem ve hükümran kılmayı nasip et Allah’ ım..

Ey Rabbim, bu makalemi okuyan, anlayan, benimseyen ve paylaşan tüm Müslümanlara, son nefeslerine kadar şahit, son nefeslerinde de o müjdelenen İslami Devlet’ te şehit olmayı nasip eyle.

Ey güzel insanlar ve Davetçi gençler

Bir gün bizler için de ecel/süre bitecek, ölüm gelecek ve ayrılacağız dostlar. Şu boş kubbede hoş bir sadâ bırakanlara selam olsun..

Bekir Yetginbal – 08 Haziran 2026


Tags:

 
 
 

Bir yanıt yazın