Liderlik Önderlik Konumundaki Müslümanlar İyi Bilmeli ki..
Liderlik Önderlik Konumundaki Müslümanlar İyi Bilmeli ki..
Önderlik makamındaki insanlar diğer kimseler gibi değillerdir. Çünkü onlar toplumsal konumları itibariyle halkın örnek aldıkları yıldız şahsiyetlerdir. Yaptıkları eylemler umum nazarında meşruiyet belgesidir.
İslâm toplumlarında ise önderlik konumundaki insanların davranışları âdeta fetva hükmündedir.
Bozulan çağ içinde bizatihi dindar olmak başlı başına bir ayrıcalıktır. Bu ayrıcalığı onların boynuna milletin bakışları ve anlayışları yüklemiştir. Bu ifadeleri Kur’an ayetleriyle ilişkilendirirsek karşımıza şöyle bir durum çıkmaktadır.
Hz. Peygamber Efendimizin hanımları, “ganimet mallarının çoğalmasına bağlı artan toplumsal refahtan pay almak” istemişler ve bu taleplerini Resulullah’a sözlü olarak bildirmişlerdir.
Şu ayet konuyu net şekilde ifade etmektedir:
“يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُل لِّأَزْوَاجِكَ إِن كُنتُنَّ تُرِدْنَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا وَزِينَتَهَا فَتَعَالَيْنَ أُمَتِّعْكُنَّ وَأُسَرِّحْكُنَّ سَرَاحًا جَمِيلً”
“Ey Peygamber, (diğer kadınların yaşadığı hayat seviyesini senden isteyen) eşlerine de ki: “Eğer siz bu dünya hayatını ve onun gelip geçici güzelliklerini istiyorsanız, gelin size (evlilik bedeli olan) mehirlerinizi vereyim ve sonra da sizi güzelce boşayayım!” [1]
Boşama bedelleri verilerek [2] hanımlardan ayrılma isteği, onlara adil davranmakla ilgili önemli bir kuraldır.
Zaten “Ezvac-ı tâhirat” (temiz, arınmış, iffetli eşler )bu konudaki isteğini Resulullah’a bildirince birçok Müslüman hanım da kocalarına benzeri taleplerle gitmişlerdir.
Zira Peygamber Efendimizin hanımlarının eylemleri halk için fetva oluşturmaktaydı.
Hz. Peygamber’in hanımları bu “tahyir” (yapma veya yapmama konusunda serbest bırakması)karşısında Allah ve Resulünü seçmişlerdir. [3]
“Toplumsal önderlik/liderlik” çerçevesinde ise şu uyarı oldukça önemlidir:
“يَا نِسَاء النَّبِيِّ لَسْتُنَّ كَأَحَدٍ مِّنَ النِّسَاء إِنِ اتَّقَيْتُنَّ فَلَا تَخْضَعْنَ بِالْقَوْلِ فَيَطْمَعَ الَّذِي فِي قَلْبِهِ مَرَضٌ وَقُلْنَ قَوْلًا مَّعْرُوفًا ”
“Ey Peygamber hanımları, Siz, başka herhangi bir kadın gibi değilsiniz; Allah’a gönülden saygı beslemeli, O’na karşı gelmekten sakınmalı ve daima konumuzun gerektirdiği şekilde davranmalısınız. Bu sebeple, (nâmahrem erkeklerle konuşmak zorunda kaldığınızda bir başka mü’min kadından daha fazla dikkatli olun ve) cilveli bir eda ile konuşmayın ki kalbinde hastalık bulunan herhangi bir kişi (şeytanî bir) ümide kapılmasın. Size yaraşır şekilde ciddi ve ölçülü konuşun.” [4]
Arz ettiğimiz üzere eğer Ehli beyt konuşmadaki edep ve nezaketi terk ederse diğer insanlar da edebi bırakırlar. Bu durum onlara bir ölçü oluşturabilir.
Bu ve benzeri ayetlerden evrensel hükümler çıkarılmaktadır. Bu yaklaşıma göre halkın ittiba ettiği, (uyduğu, peşinden gittiği) söz ve davranışlarını referans saydığı, dini ilimlerde biraz okuyan veya derinleşen kimseler, toplum tarafından “Lider/önder” sayılmaktadırlar.
Kur’an, Resulullah’ın hanımları üzerinden çağlar üstü bir gönderme yapmaktadır. Mealen;
“Ey önderlik konumundaki Müslümanlar, Siz diğer insanlardan farklısınız.
İnancınıza, amellerinize, ibadetlerinize, hukukunuza, siyasi davranışlarınıza, harcamalarınıza, iş ahlakınıza, aile hayatınıza, komşuluk ilişkilerinize, giyim kuşamınıza, tesettürünüze, atamalarınıza, iktisadi muamelelerinize, kazancınızın kaynaklarına, konuşmalarınıza, nezaketinize, vd. dikkat ediniz.
Şayet tüm bu alanlarda günah işlerseniz ve topluma da dayanak teşkil ederseniz size ceza iki kat verilecektir. Birisi kendi günahınızdan dolayı, diğeri de topluma örnek olarak onları da günaha sürüklediğinizden dolayıdır..” denilmekte.
Şu ayette bu hükmün delilidir:
“يَا نِسَاء النَّبِيِّ مَن يَأْتِ مِنكُنَّ بِفَاحِشَةٍ مُّبَيِّنَةٍ يُضَاعَفْ لَهَا الْعَذَابُ ضِعْفَيْنِ وَكَانَ ذَلِكَ عَلَى اللَّهِ يَسِيرًا”
“Ey Peygamber hanımları, (Sizler, mü’minlerin anneleri konumunda bulunan örnek insanlarsınız. Bu yüzden) içinizden her kim açıkça edep dışı bir davranış yapacak olursa, (ahirette ceza olarak) ona diğer kadınlara göre iki kat azap edilecektir. Şüphesiz bu, Allah için çok kolaydır.” [5]
Bu ayetten çıkan hükme göre ulemanın ve umeranın/ilmiye ve siyaset erbabının işi zordur. Sürekli murakabe (gözetim) altında olduklarının bilinci içerisinde adil bir hayat yaşamak zorundadırlar.
İstikametten ayrılırlar ve kitleleri de peşlerine sürükleyecek olurlarsa ahirette iki kat cezaya çarptırılacaklardır.
Hz. Ömer bu ayeti doğru anlaması nedeniyle ev halkını uyarmış ve şöyle demiştir:
“Eğer hata yapar ve insanlara kötü örnek olursanız size iki kat ceza veririm”
Bu ayet günümüzde işlerlik kazansa, hayatın her alanında ahlaki bir düzelme yaşanabilir.
Bu ayetteki derin anlam ve ahkâmı din üzerinden İslamizasyon politikaları yürüten fakat gerçek İslâm anlayışıyla hiçbir ilgisi olmayan günümüz politikacılarının iyi düşünmeleri gerekir.
Reel anlamda takip edilen ve inanılan liberal sistemin baskısı altında zaten İslâm, hayatın genişlik alanında yer bulamamıştır. .
Yöneticilerin zaman zaman garnitür kabilinden Müslümanlıktan bahsetmesi ise takip edilen yolla din arasında çelişki oluşturduğu için kitlelerin dinden soğuması alenileşmiştir.
Yöneticiler geniş halk kitlelerinin oylarını almak için liberalizmi İslâm gibi sunmak isterlerken, İslâm düşmanları “bu yanlış ve zalim uygulamaları” İslâm gibi göstererek özellikle gençleri dinden uzaklaştırmışlardır.
Kazanan dünya kapitalizmi, kaybeden ise İslâm ve Müslümanlar. Acaba bunların günahı ahirette kaç kat verilecek? Bu sorunun cevabını sadece Allah Teâlâ bilir.
Resulullah’ın Hanımlarının dikkatli olmaları ve kat kat cezaya çarptırılmamaları gereken bazı ödevleri gelen ayetlerde sayılmıştır.
Bunlar; açılıp saçılmamak/tesettüre hakkıyla riayet, namazı gereği üzerine ikame etmek, zekâtı vermek, Allah’a ve Resulüne itaat, Allah’ın ayetlerini tefekkür etmek ve dinin emirlerini şuurluca yaşamaktır. [6]
[1] Ahzab 33/28
[2] Bagavi, Mealim’ü-t Tenzil, s. 753.
[3] Bak: Ahzab 33/29
[4] Ahzab 33/32
[5] Ahzab 33/30
[6] Bak: Ahzab 33/34-35
Yazan Mehmet Sürmeli
Tags: