Siyasi Entegrasyon Mahkûmu Erdoğan
Siyasi Entegrasyon Mahkûmu Erdoğan
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla..
Bizleri İslam ile şereflendiren Âlemlerin Rabbi, mülkün sahibi, şanı yüce Allah’a sonsuz defa hamd olsun.
Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi en başta ölçü ve örnek Rasul Hz. Muhammed’in, ehli Beytinin, güzide Ashabının, İslam ümmetinin ve sizlerin üzerine olsun.
Muhterem kardeşlerin ve Davetçi gençler
Yakın tarihli şu iki haber ile yazıma başlamak ve bunların içerikleri ile bağlantılı “Farklı bir pencereden” sizlere baktırmak ve sizleri “Aydın bir bakış açısıyla” biraz düşündürmek istiyorum.
BİRİNCİ HABER:
Suriye resmi haber ajansı SANA‘ nın haberine göre, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş Şara, terör örgütü YPG/SDG ile ateşkes ve örgütün tam “Entegrasyon” unu kapsayan bir anlaşmaya imza attı.
Anlaşmaya göre Suriye hükümet güçleri ile YPG/SDG arasında, tüm cepheler ve temas hatlarında kapsamlı ve derhal ateşkes ilan edilmesi, tüm örgüt üyelerinin Fırat’ın doğusuna çekilmesi, Deyrizor ve Rakka vilayetlerinin idari ve askeri olarak derhal ve tamamen Suriye hükümetine devredilmesi, örgütün işgali altındaki Haseke ilindeki tüm sivil kurumların Suriye devlet kurumları ve idari yapıları içine “Entegre” edilmesi kararı alındı.
Suriye hükümeti ile YPG/SDG arasında yapılan anlaşmaya göre tüm enerji kaynakları ve sınır kapıları devletin kontrolüne girecek. (Kaynak: AA – 18.01.2026)
İKİNCİ HABER:
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aydın Büyükşehir Belediyesi önünde düzenlenen, “Ev Sahibi Türkiye” 6 bin 973 Kura Çekimi, 1482 Konut Anahtar Teslimi, Şehir Hastanesi ve Yapımı Tamamlanan Diğer Yatırımların “Toplu Açılış Töreni” ne katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan “Küresel nizamın artık kökten çatırdadığını..” belirterek, “Hukukun gücü” yerine, “Gücün hukukunun” egemen olduğu bir yapıya doğru hızla ilerliyoruz.” dedi.
Yıllardır “konforlu bir coğrafyada” bulunmanın keyfini çıkaran ülkelerin ilk defa “hayatın gerçekleriyle” yüzleştiğine dikkati çeken Erdoğan,
“Bizim senelerdir uğraştığımız meselelerin çok küçük bir kısmıyla onlar da burun buruna gelmeye başladı. Davos’taki tartışmalara baktığımızda ‘küresel sisteme yönelik yaptığımız eleştirilerin’ artık Batı dünyasında da karşılık bulduğunu görüyoruz.
“Düne kadar bize küresel sistemi öven” Batılı liderler, bugün çarpıklıktan, adaletsizlikten, sistemin sorunlarından bahsediyorlar. Bizi acımasızca eleştirenler, “görüyorum ki bugün bize hak veriyor.”. ifadelerini kullandı. (Kaynak: Hürriyet – 24.01.2026)
Birinci haberde geçen ve “bize yabancı gibi gelen” iki kelime var gördünüz: “Entegre ve Entegrasyon..”
“Entegre” kelimesinin kökenine bir bakalım: Fransızca “İntégration..” yani “bütünleme, bütünleşme” sözcüğünden alıntı bir kelimedir.
Özellikle de “Elektronik” mesleği ile uğraşanlar “Entegre” kelimesi ile ifade edilen bir “Elektronik ürünün” yoğun kullanıcısıdırlar.
“Entegrasyon” ise çok farklı elektronik “devre ve sistemlerin, uygulamaların veya süreçlerin” bir araya getirilerek “Ortak bir yapı/malzeme içinde” çalışmasını sağlayan “bir sürece” verilen addır..
“Bu süreçte”; birbirleriyle ilişkili “birden çok sistem veya uygulama arasındaki etkileşimlerin sağlanması” ve “veri alışverişi yapılması, farklı yazılım veya sistemlerin birbirleriyle uyumlu hale getirilmesi, birlikte/ortak çalışabilmesi..” hedeflenir.
Her ne kadar, “Entegre ve Entegrasyon..” kelimeleri, Elektronik teknolojisinde çokça kullanılan “iki tanımlama” ise de “Siyasi Terminolojide” de bu iki kelime “kendisine çok büyük bir yer bulmuş” ve yukarıdaki ilk haberde görüldüğü gibi sık sık kullanılır hale gelmiştir.
Ne diyordu yukarıdaki ilk haberde:
“..örgütün tam Entegrasyonunu kapsayan bir anlaşma..” Keza haberin devamında; “.. tüm sivil kurumların Suriye devlet kurumları ve idari yapıları içine Entegre edilmesi..”
Bu iki kelimeyi “Siyasi açılımı ile birlikte” aynı cümle içinde, gelin tekrar kullanalım:
“..örgütün tam , bütünleşme sürecini kapsayan bir anlaşma..” Keza haberin devamında; “.. tüm sivil kurumların Suriye devlet kurumları ve idari yapıları içine tam bütünleşmesi..”
Değerli kardeşlerim ve Davetçi gençler
Şimdi de birinci haberdeki “Entegre ve Entegrasyon” kelimeleri ile ikinci haber arasındaki bir şöylesi bir “terkip” kuralım:
Cumhurbaşkanı Erdoğan şu eleştirileri yapmıştı:
“… Davos’taki tartışmalara baktığımızda ‘küresel sisteme yönelik yaptığımız eleştirilerin’ artık Batı dünyasında da karşılık bulduğunu, düne kadar bize küresel sistemi öven Batılı liderlerin, bugün çarpıklıktan, adaletsizlikten, sistemin sorunlarından bahsettiklerini görüyoruz..”
Evet, bu eleştirilerinde Erdoğan yerden göğe kadar haklıdır.. AMA;
Ben de ona şu soruyu soruyorum: “Ey Erdoğan; bu perhiz, bu ne lahana turşusu?”
Sorumda kullandığım bu deyimin, “sırtında hamallığını yaptığı yani kastettiği manaya..” bir bakalım:
Türk Dil Kurumu’ na göre “Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu..” deyimi; “Tutarlı davranmayan, teoride başka pratikte başka olan şeyleri ortaya koyan, dedikleri ile davranışları birbirleriyle örtüşmeyen insanları kınamak için..” bu deyim kullanılır.
Şimdi bir delikanlı bana soruyor:
“- Ya Bekir amca diyorsun ki; Erdoğan yerden göğe kadar haklıdır.. Arkasından da diyorsun ki adeta; tutarlı davranmayan, dedikleri ile davranışları örtüşmeyen.. İnan bir şey anladım! Lütfen, kastını berrak bir şekilde ortaya koyar mısın?”
Aferin sana delikanlı.. Soru; ilme, bilgiye ulaşmanın anahtarıdır. Ayrıca İmam Şafi (Allah ona rahmet etsin) demiş ki; “Ben, bir kişinin sorusundan, onun ‘Akli seviyesini’ hemen anlarım..”
Nitekim Kur’an’da Rabbimizin sorduğu yüzlerce soru var.
Yukarıda ifade ettiğim gibi Erdoğan; bu ifadeleri ile “Küresel sisteme yönelik eleştirilerde bulunuyor ve onlarca yıldır bu sistemi öven, hatta bil fiil uygulayan Batılı liderlerin, bu günkü tutarsızlıklarını ve ikiyüzlülüklerini kendince deşifre ediyor..” değil mi?
O zaman, saksımızı çalıştırmak için şu soruyu soralım: “100 yıldan fazladır ki, bu katıksız Kemalist düzen ve son 23 yıldır ki bu düzeni uygulayan Erdoğan, hem fikren hem de fiilen bu küresel sistemin bir parçası değil miydi?”
Halen de değil mi?
Vahşi ve katil Batı kültürü ve medeniyetinin bir pislik olan “Laiklik Akidesi..” tam kapitalist bu sermayedarlar düzeni olan Kapitalizmin akidesi, bu günkü müesses Kemalist düzenin de akidesi, küresel sistemin ayrılmaz bir parçası değil mi?
Keza 100 yıl önce Fransa, İsviçre, İtalya vs. küfür devletlerinden “ücretsizce..” ithal edilen ve toplumumuza monte edilen, Ticaret kanunu, Medeni kanunlar, Ceza kanunları ve bunların anası, babası yani Anayasası, bu günkü müesses Demokratik Laik Kemalist düzenin de esası, küresel sistemin ayrılmaz bir parçası değil mi?
Avrupa Birliğine 60 yıldır “tam üye olma” sevdası, bir “Haçlı Ordusu” olan NATO üyeliği, Birleşmiş Milletler üyeliği, Dünya Sağlık Örgütü üyeliği, Dünya Bankası üyeliği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi üyeliği vs. vs. bu katil ve vahşi küresel sistemin ayrılmaz bir parçası olmak değil mi?
Allah’ın, Rasulünün, Dünya Müslümanlarının ve tüm insanlığın azılı düşmanı katil Donald Trump bile, son birkaç ayda bu örgüt ve kurumların 66 tanesinden ABD’ yi ayırdığını ilan etti..
Dolayısıyla, “görünen köy kılavuz/rehber istemez..” misali; bu günkü müesses Demokratik Laik Kemalist düzen ve onun sadık uygulayıcısı Erdoğan da bu vahşi küresel sistemin ayrılmaz bir parçası olmaya mahkumdurlar.
“- Peki neden mahkûmdur ya da neden yazı başlığına ‘Siyasi entegrasyon mahkûmu Erdoğan’ dedin Bekir amca?”
Yine aferin sana akıllı delikanlı..
Önce şu “Mahkûm..” kelimesine bir açıklık getirelim, sonra konumuza dönelim inşaAllah.
Mahkûm: Arapça “ḥkm” kökünden gelen mahkûm, محكوم “yargılanıp hüküm giymiş olan” sözcüğünden alıntıdır ve işlediği suçun karşılığında hâkim tarafından belirli bir cezaya çarptırılmış kişi demektir.
Her ne kadar “Hukuki ıstılahta” tanımlama bu şekilde ise de, benim cümlemde kullandığım “Mahkûmdurlar..” ya da “Mahkûmu Erdoğan..” ifadem ile kastım, sadece sözlük anlamı ve halk arasında kullanılan bir deyim anlamı itibariyledir.
“Bir şeyi yapmaya mecbur olan / mesela; Oraya gitmeye mahkûmdum..” veya “Gitmekte olduğu kötü sonuçtan kaçınamayan / mesela; “Yıkılmaya mahkûm bir ev, iflâs etmeye mahkûm bir şirket..” anlamında bir “Mahkûm” kullanımıdır.
Hani bazen anneler şöyle der: “Onu sevmeye mahkûmum, çünkü o benim oğlum..”
Bu izahlardan sonra şunu soralım:
“- Bu günkü müesses Demokratik Laik Kemalist düzen ve onun sadık uygulayıcısı Erdoğan niye mahkûm oldular?”
Bu sorunun cevabı; birinci haber içinde geçen ve bugünlerde gündemimizi çok çok meşgul eden şu meşhur iki kelime içinde gizlidir: “Entegre ve Entegrasyon..”
Bugün 100 yaşını geride bırakan Demokratik Laik Kemalist düzen ve bugün 72 yaşına giren Erdoğan; devasa Küresel Sermaye sahiplerinin, “güya” eleştirdikleri ya da “sözde” şikâyetçi oldukları o “Küresel sistemine” devleti, toplumu hatta nice zavallı insanları “Tam entegre ettikleri ve tam entegrasyona cebren tabi tuttukları için..” mahkûm oldular.
Bu entegrasyonun; “Dipçik zoruyla, İstiklal mahkemeleriyle, İskilipli Atıf hoca ve Şeyh Said gibi şahsiyetlerin idamıyla, zinanın, içkinin, faizin, LBGT dernekleri vs. nin serbest bırakılmasıyla..” nasıl sağlandığını bilmeyen kaldı mı?
Çok çok küçük iki örnek vereceğim:
BİRİNCİ ÖRNEK:
Küresel sisteme tam entegre olan bu Demokratik Laik Kemalist düzen ve onun uygulayıcısı Devlet; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AHİM’e) tam üyesi biliyorsunuz.
Türk Mahkemelerinin verdiği bir cezaya itiraz için AHİM’ e başvuran Türkiye’ li vatandaşlara yaptığı yargılamada AHİM, Türkiye’ye “sadece 2020 yılında” 624 davadan 168 dava için toplam “1,5 milyon Euro” tazminat cezası verdi. (Kaynak: Euronews – 31.03.2021)
İKİNCİ ÖRNEK:
Küresel sisteme tam entegre olan bu Demokratik Laik Kemalist düzen ve onun uygulayıcısı Devlet; Anayasa ve kanunlarında, Uluslararası sözleşmeler gereği LBGT derneklerinin kurulması ve faaliyet göstermesine izin verdi ve yardımcı oldu.
Peki, nedir LBGT?
LGBT; Lezbiyen, Gey, Biseksüel ve Transseksüel kelimelerinin baş harfleri ile oluşturulmuş bir kısaltmadır.
İslam’a tamamen zıt, insanlığa tam zıt bu sapıklıkların, sözde “İslam’ın son kalesi (!)” Türkiye’ de tamamen “Serbest” bırakılmakla kalmayıp, doludizgin teşvik edilmesidir.
İşte bu cümleden olmak üzere “Tam entegrasyonun” bir gereği olarak, Türkiye’ de kurulu olan ve her sene ”Onursuzluk Yürüyüşleri” düzenleyen ve çok çok aktif, “17 LGBT Derneği” ne, ilk kuruluşlarından 2021 yılına kadar yurt dışından toplam “24 milyon 853 bin 433,- Dolar” aktarıldığı tespit edildi.
Nasıl tespit edildi?
Devletin izin verdiği “Resmi Banka Para Transferlerinden” tespit edildi. Yani ortada “kanun dışı” en ufak bir transfer yok.
En fazla yardımın ise BM ve üye ülkeler, AB Delegasyonu ve büyükelçiliklerden yapıldığı anlaşıldı. Buralardan yapılan toplam yardımın dikkat buyurun “15 milyon 174 bin 652 Dolar..” olduğu belirlendi. (kuruşları yazmadım kusura bakmayın.)
İsveç’ten 6 milyon 111 bin 994 dolar, Belçika’dan 1 milyon 390 bin 814 dolar, Hollanda’dan 1 milyon 133 bin 223 dolar, Almanya’dan da 1 milyon 42 bin 748 dolar, LGBT derneklerine aktarıldı. (Kaynak: Yeni Şafak – 24.02.2021 / Çarşamba)
İşte elin gavuru sana “kanunlarını ve uygulamalarını” böyle dayatır, dayatacakta.. Çünkü sen “Tam entegrasyonu” bağrına bastın. Bu nedenle de benim sizlere; “Entegrasyon mahkûmu Devlet ve Entegrasyon mahkûmu Devlet Başkanı” demem yanlış mı?
“- Bekir amcam son bir sorum daha var..”
“- Sende soru, ben de cevap bitmesin inşaAllah..” Canı gönülden isterim ki bu cevaplar; kalbinde itminan oluştursun, sende tam bir kanaat ve mefhum haline gelsin. Sen de benim gibi bu davanın “Gönüllü ve sevdalı Hamalı..” olasın inşaAllah güzel insan.
“- Sorum şu: Emperyalist tüm kâfirlerin bu gayrı İslami ve gayri insani Entegrasyon kıskacından çıkmanın, kurtulmanın bir yolu, bir imkânı yok mu? Yani senin kafandaki yegâne doğru ve köklü çözüm nedir canım amcam?”
“- Elbette ki var gözümün bebeği, o halde dinle beni..”
“Ne zaman ki topraklarımızda bir gün; Müslümanların istek, azim ve gayreti, şanı yüce Allah’ın da buna mukabil yardımı sonrasında, İSLAM AKİDESİNİN amir bir hükmü ve gereği olarak, Allah’ın kitabı ve Rasulünün Sünnetini yeniden “Hâkim, hakem ve hükümran kılacak” bir İSLAM DEVLETİ tekrar kurulur,
Tüm İSLAM DIŞI UYGULAMALARA, melun şeytan ABD’ nin dostu, müttefiki ve yoldaşı emperyalist kafirlerin Demokratik Laik düzenlerine Allah’ın izni ve yardımıyla son verilir ise işte o gün, ALLAH VE RASULÜNÜN RAZI OLACAĞI yegâne “doğru ve köklü çözüme” ulaşılmış olur..
“- Sorduğun soru, doğru cevap ile kucaklaştı mı yiğidim?”
“- Hem de ne kucaklaşma oldu canım amcam.. Rabbim senden daimen ve ebeden razı olsun diyor ellerinden öpüyorum..”
Değerli kardeşlerim ve ey Davetçi gençler
Şanı yüce Allah (cc), bizleri, zavallı Devlet adamları gibi, “Nefislerimize zulmetmekten..” korusun. Bizlere “İslami bir Devlet” kurma konusunda yardım etsin ve işlerimizi kolaylaştırsın.
“Ey Rabbim, bu makalemi okuyan, anlayan, benimseyen ve paylaşan tüm Müslümanlara, son nefeslerine kadar şahit, son nefeslerinde de o müjdelenen İSLAMİ DEVLET’ te şehit olmayı nasip eyle..”
Ey güzel insanlar ve Davetçi gençler
Bir gün ecel/süre bitecek, ölüm gelecek ve ayrılacağız dostlar. Şu boş kubbede hoş bir sadâ bırakanlara selam olsun..
Bekir Yetginbal – 01 Şubat 2026
Tags: