Venezuela’ya Çingiltere Göz Yumdu, ABD Acımasızca Vurdu

Venezuela’ya Çingiltere Göz Yumdu, ABD Acımasızca Vurdu

Bizleri İslam ile şereflendiren Âlemlerin Rabbi, mülkün sahibi, Şanı yüce Allah’a sonsuz defa hamd olsun.

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi en başta ölçü ve örnek Rasul Hz. Muhammed’in, ehli Beytinin, güzide Ashabının, İslam ümmetinin ve sizlerin üzerine olsun.

Muhterem kardeşlerim ve Davetçi gençler

2026 yılının daha ilk günlerinden birinin sabahında katil ABD (Amerika Birleşik Devletleri)’ nin, bir Güney Amerika kıtası ülkesi olan VENEZUELA’ya da bir operasyon çektiği haberini duyduk. Kısaca haber şudur:

BİR HABER:

ABD, Venezuela’ yı vurdu MADURO‘ yu kaçırdı: TRUMP yönetiminden Venezuela’ya darbe.. Venezuela’nın başkenti KARAKAS’ta gece yarısı başlayan hava saldırıları sonrası WASHİNGTON-CARACAS hattında gerilim zirve yaptı.

ABD uçaklarının başkenti bombaladığı anlarda TRUMP, “Maduro ve eşini yakalayıp ülke dışına çıkardık” dedi. Venezuela hükümeti ise saldırıların petrol kaynaklarını ele geçirmek için yapıldığını belirterek sıkıyönetim ilan etti..” (Kaynak Yeni Şafak gazetesi / 03 Ocak 2026)

Bu yazımı okuyan Müslümanlardan, medrese hocalarımdan, molla ve seydalardan, İslami dernek ve vakıf yöneticilerinden, İslami cemaatlerin liderleri ve müntesiplerinden, cami imamlarımızdan, babalardan ve annelerden özel bir ricam var:

“Sırf Allah rızası için bu yazımı oturun size tabi olan, sizi seven, dinleyen, akleden, dimağı kirlenmemiş salih ve saliha kullar ile birlikte okuyun ve birlikte mütalaa edin ki, onlarda da bu yazı içeriği hakkında DOĞRU BİR İDRAK vücut bulsun..”

Anlaştık mı güzel insanlar?

Bu olayın, Venezuela ve dünya siyasetinin hakikatine vakıf olmak isteyen her kişinin, “mutlaka ama mutlaka” diğer olaylarda olduğu gibi bu olaya da “BÜYÜK RESİM & KÜÇÜK RESİM EKSENİNDE” bakması gerekiyor.

Çünkü küçük resim her ne kadar bir detay ise de Onu büyük resimden bağımsız düşünmek bizleri yanıltabilir. İllaki her ikisi arasında organik “SİYASİ BİR BAĞ” ve “Siyasi Etken & Edilgen” unsurlar vardır.

Düz bir zeminde çalışmadan “park halinde duran araba” elbette ki kendi kendine harekete geçmez.

Onun harekete geçmesini sağlayan ETKEN; ya onu itekleyen bir insan, ya vitesinin boşta ve yokuş aşağı meyilli bir yerde durması, ya da birisinin motoru çalıştırması, ileri vites ve gaz verme olayıyla arabayı sürmeye başlamasıdır değil mi?

Katil ABD ve onun katil Devlet başkanı Donald TRUMP’ ın yaptığı bu “Askeri – Siyasi Operasyon” un detayları bu yazının konusu olmayacaktır. BÜYÜK RESİM bağlamında sizlere bir “SİYASİ ANALİZ” yapmaya çalışacağım inşaAllah.

Aydın düşünebilmek ve doğru bir sonuca ulaşabilmek için “Olmazsa olmaz..” şeylerden birisi de tabii ki Arapça da SABIK MALUMAT dediğimiz “Doğru ön bilgiler..” dir.

Şimdi biraz uzun gibi olacak ama gelin şu “Doğru ön bilgileri” bir kere daha hatırlayalım:

1789 Fransız ihtilali sonrasında hızla büyüyen Kapitalist şirketler, kendi aralarında “kız alıp vermek suretiyle” daha büyük aile şirketlerine, bu aile şirketleri de diğer aile şirketleriyle birleşerek “Devasa Holding ve Tröstlere” dönüştü.

19. yüzyılda, “Paranın, sermayenin ve şirketlerin merkezi” İngiltere yani LONDRA oldu.

Ellerindeki bu korkunç sermaye birikimi, adeta İngiltere’yi, “Teknoloji ve Silah Geliştirme Üretme Merkezi” haline getirdi.

Başta İngiltere olmak üzere, Fransa, İspanya, Hollanda, Belçika, Portekiz vs. devletlerin, Dünyanın birçok kıtasında YENİ SÖMÜRGELERİ oluştu.

Tabi ki aslan payını İngilizler kaptı ve İngiltere, GÜNEŞ BATMAYAN İMPARATORLUK diye anılır oldu.

Özellikle 20. yüzyıl, bu Aile şirketlerinin adeta ALTIN ÇAĞI gibi oldu. Şöyle ki:

Bu Aileler ve kendilerine bağlı tüm şirketler maddi anlamda öyle para ve servetlere ulaştılar ki, bunların yıllık ciroları ya da bütçeleri, Dünyadaki birçok ULUS DEVLETİN yıllık bütçelerinin kat be kat üstüne çıktı.

ABD Doları bazında yıllık “300 – 500,- Trilyon Dolar..” paraya para demeyen DEVASA yapılara dönüştüler.

Bu süper para gücü ile Yerel ve Genel tüm Seçimlerde, siyasilere ya da onların partilerine “Bağış” adı altında Maddi desteklere dönüşmekle kalmadı, Adeta onları satın aldılar.

Dolayısıyla da O Ulus Devletin Dâhili ve Harici siyasetinde bu Aile şirketleri “Son sözü söyleyen yani Karar veren merciler” oldular.

Gelinen bu noktada şöyle bir ŞEYTANİ TABLO ortaya çıktı:

Artık Dünya siyasetine “Yön verenler” yada “savaşanlar”; artık Ulus Devletler değil, Devletler üstü DEV AİLE ŞİRKETLERİ olmaya başladı..

Bunun bariz bir tezahürü olarak ABD’deki devasa Aile Şirketleri gösterilebilir. Ya da başta İngiltere olmak üzere, Fransız, Alman, İspanyol, İtalyan vs. Avrupa Aile şirketleri de söz konusu edilebilir.

20. yüzyıl ile birlikte, birçok Batı Avrupalı şirket, özellikle İngiliz ve Alman sermaye sahipli aile şirketleri, kendi kurdukları yeni kıta Devletine yani AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ’ ne, Sermaye ve Teknolojilerini transfer etmeye, ABD’de yeni bir Teknoloji Üssü yani “Silikon Vadisi” oluşturmaya karar verdiler.

Dolayısıyla Kapitalist Dünyanın, Sermayedarların, Ailelerin 20. Yıldaki yeni ana mekânı ABD olmuş oldu.

Bu aile şirketleri, “Amerikan Rüyası” ve “ABD yüzyılı” diyerek Dünyanın dört bir tarafında ABD’li kovboylar, silah tüccarları yani zorbalar eliyle “Astığı astık, Kestiği kestik” bir siyaset izleyip kan ve gözyaşı döktürmedikleri ülke, devlet ve toprak bırakmadılar.

2. Dünya Savaşı ile birlikte Kıta Kabuğundan dışarı çıkan Katil Amerika Birleşik Devletleri (ABD), “Hiç yıpranmamış ZİNDE BİR GÜÇ” olarak Devletlerarası Sahnede yerini almış, eski sömürgeci Avrupa’nın Dâhili ve Harici servetlerine göz dikmiştir.

Bu nedenle Dünya Arenasında, Eski sömürgeci Katil Avrupa ile Yeni Sömürgeci Katil ABD arasında şiddetli Siyasi ve Askeri çatışmalar vücuda gelmiş, bu uğurda Milyonlarca insan katliamlara maruz kalmıştır ve hala da kalmaktadır.

Derken 21. yüzyıl geldi.

Osmanlı İslam Devleti’nin olmadığı bir dünyada istedikleri gibi at koşturan Emperyalist Kapitalist kâfirler, tatbik ettikleri tüm Kapitalizm esaslı uygulamalardan insanların, halkların bıktığını ve yeni arayışlara yöneldiğini bildikleri için, “İdeolojilerine makyaj yapmak, ACUZE İHTİYAR KADINI GENÇ KIZ GİBİ göstermek..” yoluna koyuldular.

Yani 21. yüzyılın başından itibaren “Kapitalizme yeni bir format atmak” yoluna koyuldular.

Şimdi gelin kısa bir tur ile bu minvalde neler yaptıklarına bir bakalım.

Değerli kardeşlerim, muhterem Müslümanlar ve özellikle de İslam Davetçisi gençler. Şu iki can alıcı hususu sakın ha unutmayın:

BİRİNCİSİ: Devasa aile şirketleri ve para babalarının Kapitalizme attıkları “Yeni Formatla” hedeflenen husus; 21. yüzyılda THE NEW WORLD ORDER’ı inşa etmek yani “YENİ BİR DÜNYA DÜZENİ” kurmak.. Diğer bir ifade ile “Dijital Dünya ve Dijital Küreselleşme” dir.

İKİNCİSİ: Bu devasa aile şirketleri ve para babalarının yani “Dijital Dünya ve Küreselleşme” için yola koyulanlar her ne kadar Kapitalizmin Laiklik akidesine İMAN EDİYORUZ deseler de bu taife gerçek anlamda ŞEYTANA TAPAN, Ona iman eden ve Onun yeryüzü hâkimiyeti için çalışan çok özel bir taifedir.

Ne zaman ki “KÜRESELCİLER” diye bir söz duyarsanız bilin ki bununla kastedilenler, halk arasındaki adıyla SATANİSTLERDİR yani “Şeytana Tapan” bu dev kadrodur.. Özellikle de İngiliz ROTHSCHİLD ailesidir.

Peki, bu gayretkeşlerin NİHAİ ANA AMACI neydi Bekir amca diyorsunuz sanırım kardeşlerim. CEVAP:

“İnsanı, Doğayı ve tüm Hayatı dönüştürmek, İnsan iradesini, aklını ve son tahlilde de BEDENİNİ tam teslim almak ve insanı bir Robot gibi kullanmak..” istek ve hırsı.

İşte “Şeytana Tapan bu KÜRESELCİ” İngiliz Aile şirketleri, sonunda; geliştirdikleri “Kuantum bilgisayarlar ve Yapay Zekâ teknolojisi” ile yukarıdaki ana amaca yönelik DİJİTAL ÇAĞIN yeni bir merhalesine geçerek İnsanların kendilerine “bir ROBOT gibi” itaat edeceği ‘Yeni bir Sistem Kurgusu’ gerçekleştirdiler.

Bu şeytani kurgunun özü; İnsanlar hakkında elde ettikleri tüm DİJİTAL VERİLERLE ve insan vücudunda Deri altına monte edilecek bir BİYOMETRİ CİP ile uzaktan “Hacklanebilir İnsan” oluşturmak..

Güzel insanlar, burada ÇİN konusuna da değinmek istiyorum.

İngiltere ile girdiği savaşta, ÇİN’ deki “Çing Hanedanı” nın I. Afyon Savaşını (1839-1842)’nı kaybetmesiyle İngiltere ile bu Haneden arasında, NANKİNG ANLAŞMASI imzalandı ve katil İngiltere HONG KONG Adası’nı kazandı.

“II. Afyon Savaşı” denilen savaş sonucunda yine İngiltere, 24 Ekim 1860 tarihinde yer alan “PEKİN KONVANSİYONU” ile bu sefer KOWLOON Yarımadası‘ nı da kazandı.

Son olarak, Çing Hanedanı‘nın Birinci ÇİN-JAPON SAVAŞINI (1894-1895) kaybetmesi sonrasında 9 Haziran 1898 tarihinde düzenlenen “Hong Kong Bölgesinin Genişletilmesine İlişkin Anlaşma” ile birlikte bazı yeni bölgelerin de İngiltere ‘ye verilmesi söz konusu oldu..

İşte bu 1898 de imzalanan en son anlaşma çerçevesinde HONG KONG bölgesi genişletildi ve bu topraklar üzerinde Çing Hanedanı ile İngiltere arasında “1898 yılından 1997 yılına kadar” geçerli olacak olan “99 YILLIK KİRA SÖZLEŞMESİ” başladı.

Hong Kong adasının, 1842 yılındaki devri ve 1898 yılında imzalanan “99 YILLIK KİRA SÖZLEŞMESİ” ile birlikte bu “Adalar Topluluğu” üzerindeki toplam 156 YILLIK İNGİLTERE HÂKİMİYETİ, 1 Temmuz 1997 tarihinde, ana sözleşme gereği ÇİN’e devredildi.

Katil İngiltere, görünürde HONG KONG/Çin topraklarından çekildi.. AMA, işin hakikati; geride kendisine çok çok sadık kuklalar bıraktı.

ÇİN’de 100 seneden fazladır ki başta İNGİLİZ ROTHSCHİLD ailesi ve diğer büyük aileler üzerinden büyük bir Siyasi nüfuza sahip olan “Şeytana Tapan KÜRESELCİLER”, ABD’nin Silikon Vadisinde elde ettikleri “Tüm Teknolojik birikimini”, ÇİN’e transfer etti.

Burayı kendisi için adeta bir ÜRETİM ÜSSÜ haline getirdi.

1 Milyar 400 Milyona yaklaşan Devasa nüfusuyla ÇİN devleti adeta “Şeytana Tapan İngiliz KÜRESELCİ ailelerin” Siyasi GÜDÜMÜNDE bir Devlete dönüştürülmüştür.

Bu topraklarda ARTIK “son kararı verenler” görünürde her ne kadar ÇİN’ liler gibi ise de Hakikatte ŞEYTANİ PLANLARIN sahibi olan “KÜRESELCİ” ailelerdir..

Maskeli balodaki “ÇİN YÜZLÜ” adamlar, aslında yine Emperyalist, Katil İngiltere ve Kapitalist Beyaz adamlardır.

Bu nedenle de ÇİN’ deki bu yeni siyasi varlığa, beyaz adamların “Çin Maskeli YAPAY ZEKÂ DEVLETİ” ya da “Çin artı İngiltere= ÇİNGİLTERE”  demek yanlış olmaz.

21. yüzyılın dünyasında “Zahirde görünen” her ne kadar “Devletlerarası Savaş” ya da “Rekabet” gibi de görülse de yada “ABD – ÇİN Siyasi, Askeri, Ekonomik Savaşı” sanılsa da bu gün “Asıl savaşan taraflar” artık çok çok farklıdır..

Bir tarafta 19 ve 20. yüzyılın ürünü ve bugün adına “Yerli ve Milli Devlet” dedikleri “ULUS DEVLETLER, ULUSALCILAR” ki bunların lider devleti ABD içindeki ULUSALCILARDIR.

Diğer tarafta ise Şeytana tapan İNGİLİZ KÜRESELCİ TAİFENİN kurduğu “Çin Maskeli YAPAY ZEKÂ DEVLETİ..” namı diğer; “Çin artı İngiltere= ÇİNGİLTERE..”

Artık 21. yüzyılın “YENİ ÇİFT KUTUBU” bu iki siyasi yapılanma oldu diye okuyor ve düşünüyorum.

Dolayısıyla da “Devletlerarası durumdaki Siyasi Mücadeleler ve Savaşlar”, bu iki kutup arasında olmakta ve bundan sonrada olacaktır..

Ey Müslümanlar ve ey Davetçi gençler

Konuya başlarken hatırlarsanız demiştim ki: “Bu olayın da hakikatine vakıf olmak isteyen her kişinin, mutlaka ama mutlaka diğer olaylarda olduğu gibi bu olaya da BÜYÜK RESİM & KÜÇÜK RESİM EKSENİNDE bakması gerekiyor…”

İşte VENEZUELA isimli küçük resmin arka planındaki ANA ÇERÇEVE budur. Yani “ULUSALCI ABD” ve onunla “Dişe diş mücadele eden” hatta gayrı resmi bir şekilde savaşan KÜRESELCİ “Çin artı İngiltere= ÇİNGİLTERE..” çatışmasıdır.

Ama bu günkü siyasi konjonktürde şunu da iyi görmek gerekiyor: Katil ABD’ nin, MADURO ve eşini adeta yatak odasından alıp kaçırmasına Küreselci ÇİNGİLTERE fazla ses çıkarmadı hatta göz yumdu gibi..

“- Peki, niçin bunu yaptı?” diye geriye dönüp baktığımızda şunu görüyoruz:

ABD Başkanı Donald TRUMP, Asya turunun son ayağı kapsamında 30 Ekim 2025 günü Çin lideri Xi JİNPİNG ile Güney Kore’de 2 saate yakın yüz yüze görüştü.

Bu görüşmenin ardından, ABD Başkanı dedi ki:

“Washington ve Pekin’in PEK ÇOK KONUDA hemfikir olduk ve anlaştık.. Nadir toprakların hepsi de halledildi ve bu dünya için, dünya çapında bir durumdu ve sadece ABD’ye ait bir durum değildi..” ABD lideri, şunu da sözlerine ekledi: “Artık Çin’den kaynaklanan hiç bir engel yok..”

İşte Çin lideri Xi JİNPİNG ile Donald TRUMP arasında anlaşmaya varılan konulardan birinin de “ABD artık TAYVAN konusunda asla ÇİN’ i sıkıştırmayacak ve TAYVAN’ ı tamamen ÇİN’ e terk edecek. Peki, karşılığında ne alacak?

30 Ekim 2025 bu güne yaşanan süreçte gördük ki; VENEZUELA işgaline; katil ÇİNGİLTERE GÖZ YUMDU, katil ABD ACIMASIZCA VURDU DA vurdu..”

Çünkü pazarlık bunu gerektiriyordu.

Bu pazarlık ve anlaşmaya rağmen elbette ki ÇİNGİLTERE, ne VENEZUELA ne de Güney Amerika kıtasındaki diğer menfaatlerinden asla vaz geçecek değildir.

Hatta bunlardan daha da önemli olan bir husus vardır ki; O da bizzat “ABD iç siyasetinde ÇİNGİLTERE ile Küreselci DEMOKRAT PARTİ işbirliğidir..” ve Donald TRUMP bunu adı gibi bilmektedir.

“Çin artı İngiltere=ÇİNGİLTERE” için bu işbirliğinin NİHAİ HEDEFİ ise ABD’ yi içeriden parçalamak, 50 eyaletini 50 ayrı devlet yapmak ve DÜNYANIN TEK HÂKİMİ süper bir Devlet olmaktır.

ABD’ nin kuzey komşusu KANADA için TRUMP ne demişti hatırlarsanız: “Ey Kanada gel 51. Eyaletimiz ol..”

Hâlbuki Kanada’ da İngiltere’ nin malıdır ve Londra’ da ikamet eden bir İngiliz VALİ tarafından yönetilmektedir.

Donald TRUMP’ ın bu çağrısı, İngiltere’ ye meydan okumaktı. Ama ABD, ona diş geçirebilecek bir pozisyonda değil şu an.

Özellikle de bu yılın sonunda yapılacak ABD ara seçimlerinde “çok oy ve eyalet kaybetmesi” beklenen ULUSALCI ABD ve Donald TRUMP, kendi iç siyaseti hatta İÇ SAVAŞLARIN başlayacağı bir döneme girebilir inşaAllah.

İşte Venezuela’ ya ABD’ nin çökmesi, yağmala dönemini başlatması arkasında TAYVAN pazarlığı ve ÇİNGİLTERE’ nin sinsi, münafıkça uyguladığı “BU DETANT SİYASETİ” yatmaktadır olarak görüyor ve okuyorum kardeşlerim.

Ey akıl sahipleri ve Davetçi gençler

Şimdi gelin “İğneyi önce kendine, sonra da çuvaldızı başkalarına batır..” misali şu küçücük dünyada bütün olup bitenler karşısında DÜNYA MÜSLÜMANLARI olarak hangi konumdayız bir de ona bakalım.

Bunu çok çok basit bir örnekle izah edeyim.

Çocukluk yıllarımızda yani 1960’ larda yazlık AÇIK HAVA SİNEMALARI’ da giderdik. Işıklar söner, film başlar, bizler pür dikkat filmi seyre dalar, bir yandan da paketler dolusu çekirdek çitlerdik.

İncir çekirdeğini bile doldurmayacak içerikteki filmleri, AVAL AVAL seyreden harika (!) seyircileri idik.

Acı bir gerçek ki; bu gün dünyada olup biten tüm konularda maalesef DÜNYA MÜSLÜMANLARI olarak yine AVAL AVAL seyreden aynı konumdayız..

Yani ne fikren ne de fiilen en ufak bir dahlimiz bile söz konusu değil. “İMAM BİLDİĞİNİ OKUR..” misali, dünyanın her bir yerinde EMPERYALİST KAFİRLERİN borusu ötmekte, istedikleri olmaktadır.

“Sebep & Sonuç Ekseninde” dünya siyasetine baktığımızda, siyasete yön verenlerin büyük ve güçlü devletler olduğunu görüyoruz. Yani arz üzerinde Müslümanlara sahip çıkacak, onların canlarını ve maslahatlarını görüp gözetecek İSLAMİ vasfa haiz hiç bir DEVLET yok.

Kaldı ki, böyle bir Devleti kurmayı ve toplumsal anlamda “İslam hayatını İslami bir Devletle yeniden başlatmayı..” tüm Müslümanlara Rabbimiz “Farz kere farz” kılmış olmasına rağmen, çok çok az kişi müstesna, neredeyse Müslümanların % 99’ u “Çekirdek çitleyerek” dünya filmini seyre dalmış vaziyette.

İşte bu nedenle “İki yakamız” bir araya gelmiyor, 100 yıl daha geçse gelmeyecek.

Hâlbuki ölçü ve örnek Rasul Hz. Muhammed (sas) ve onun siyasi partisi ASHABI KİRAM, 1400 küsur yıl önce FARZ KILINAN bu devleti kurmak için, her şeylerini (canlar cananlar dâhil) feda ederek ve 7/24 saat çalıştılar.

Öyle bir İSLAMİ DEVLET kurdular ki; O devletin siyasi, askeri, iktisadi ve ictimai gücü, o günün süper devletleri olan BİZANS ve PERS devletlerine “meydan okuyabilecek güçte” bir devlet idi..

Bu günün iki süper devleti; ABD ve “Çin artı İngiltere= ÇİNGİLTERE” dir.

O halde bu günün Müslümanları olarak öyle bir devlet kurmalıyız ki, bu “iki kefereye” bizler de meydan okuyabilelim.

Çünkü onu kurduğumuz günden itibaren, “7 düvel” yine bir araya gelecek ve bizi yok etmeye çalışacaklardır.

Bu günkü siyasi konjonktürde emperyalist kâfirlere meydan okuyabilecek böyle bir devlet imkânlarına, ne Suriye, Irak, ne Suud, Lübnan, Ürdün, ne de Tunus, Libya vs. sahip değillerdir olarak görüyorum.

Geriye kala kala Türkiye, Pakistan, Mısır ve Endonezya gibi birkaç coğrafya kalıyor.

Ama ne yazık ki bu coğrafyalardaki halklar da genellikle “DÜNYA HAYATINA, günlük işlerine, dükkânına, tarlasına, besiciliğini yaptığını mallarına..” çok çok düşkünler.

Neredeyse hiç kimse, 80 küsur yaşında, at sırtında İstanbul’a kadar gelen, “Onu feth edeceğim, Hz. Muhammed’ in övgüsüne mazhar olacağım inşaAllah..”diyen Ebu Eyyub el Ensari (ra) gibi “Serden, yardan, diyardan geçebilen…”bir fedai değiller..

Sıcak yataklar, çeşit çeşit yemekler, kaloriferli evler, yazlıklar, hobi bahçeleri, lüks arabalar çok çok tatlı geliyor nefislere..

Bırakın İslam hâkimiyeti için bir şeyler yapmayı, çoğu insan NAMAZINI BİLE kılmıyor.. Sonra da bekliyoruz ki; ALLAH YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN..

Allah (cc) niye yar ve yardımcımız olsun ki? Bizler hakkıyla, Allah’ın, onun dininin, hükümlerinin, nizamlarının YAR VE YARDIMCILARI olduk mu?

Hâlbuki ayetler gayet açık ve berrak:

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ تَنْصُرُوا اللّٰهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ اَقْدَامَكُمْ

“Ey iman edenler, Siz Allah’ın dinine ve peygamberine YARDIM EDERSENİZ, Allah da size YARDIM EDER ve bu uğurda bulunduğunuz her yerde ayaklarınızı sağlam tutar, kaydırmaz.” (Muhammed suresi 7)

Bu ayetteki ANA MEFHUMUN, “muhalifi olan mefhum” şudur:

“Ey iman edenler, Siz Allah’ın dinine ve peygamberine YARDIM ETMEZSENİZ, Allah da size YARDIM ETMEZ, etmeyecek ve bil fiil etmiyor da..”

Bütün bunca olumsuzluklara rağmen şu ayet bizi titretmeli kardeşlerim:

“Sakın ha Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kâfirlerden başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez..” (Yusuf suresi 87)

Keza şu ayette bizi motive eden bir hatırlatmadır ey davetçi gençler:

“Allah, içinizden iman edip de Salih amel işleyenlere vaad etti ki, kendilerinden evvel gelenleri nasıl yeryüzüne sahip ve hakim & hükümran kıldıysa, onları da yeryüzüne sahip ve hakim kılacaktır..”  (Nur suresi 55)

Ne zaman ki topraklarımızda bir gün;

Müslümanların istek, azim ve gayreti, şanı yüce Allah’ın da buna mukabil yardımı sonrasında, İSLAM AKİDESİNİN amir bir hükmü ve gereği olarak, Allah’ın kitabı ve Rasulünün Sünnetini yeniden “Hâkim, hakem ve hükümran kılacak” bir İSLAM DEVLETİ tekrar kurulur,

tüm İSLAM DIŞI UYGULAMALARA, melun şeytanın dost, müttefik ve yoldaşı emperyalist kafirlerin Demokratik Laik düzenlerine Allah’ın izni ve yardımıyla son verilir ise işte o gün, ALLAH VE RASULÜNÜN RAZI OLACAĞI yegâne “doğru ve köklü çözüme” ulaşılmış olur.

Ey emperyalist kâfirler!

Bayrağında ve sancağında “LA İLAHE İLLALLAH, MUHAMMEDUN RASULULLAH” yazan bu muhteşem İSLAM DEVLETİ’ nin kurulduğu gün; sizin yenildiğiniz ve hüsrana uğradığınız günün de başlangıcı olacaktır inşaAllah.

Çünkü o gün;

Dünya Müslümanlarının bu KELİME-İ TEVHİD bayrağı altında TEK ÜMMET, TEK BAYRAK ve TEK DEVLET oldukları muhteşem bir gün olacaktır bi iznillah.

Ey emperyalist kâfirler ve kendisini Müslüman gibi gösteren liderler.. Bakın Rabbim sizlere asırlar öncesinden ne diyor:

“İnkâr edenlere de ki: (Ey gâvurlar) Sizler yakında mağlup edilecek ve topluca cehenneme sürüleceksiniz. Orası ne kötü bir yataktır.” (Al-i İmran suresi 12)

Kardeşlerim, gelin, her zaman söylediğimiz şeyi, burada bir kere daha “Gür bir seda ile” tekrar haykıralım:

İSLAM, ASLA BİR DEVLETSİZ OLMAZ..

BİR DEVLET TE ASLA İSLAM’SIZ OLMAZ..

Bir gün ecel/süre bitecek, ölüm gelecek ve ayrılacağız dostlar. Şu boş kubbede hoş bir sadâ bırakanlara da selam olsun..

Ey Rabbim bizleri de bu salih amele memur eyle, bizlere Nusret ile İSLAMİ BİR DEVLET sahibi olmayı, bu Devletimizin ilan edeceği CİHAD yoluyla İSLAM RİSALETİNİ tüm dünyaya hakim, hakem ve hükümran kılmayı nasip et Allah’ ım..

“Ey Rabbim, bu makalemi okuyan, anlayan, benimseyen ve paylaşan tüm Müslümanlara, son nefeslerine kadar şahit, son nefeslerinde de o müjdelenen İSLAMİ DEVLET’ te şehit olmayı nasip eyle..”

Bekir Yetginbal – 03 Ocak 2026


Tags:

 
 
 

Bir cevap yazın