Türkiye’ye Gelen Papa 14. Leo Kıbrıs Katili Makaryos’un Kardeşi
Türkiye’ ye Gelen Papa 14. Leo Kıbrıs Katili Makaryos’ un Kardeşi
Türkiye’ye ziyarete gelen 14. Leo’nun Kıbrıs katili Makaryos’ un Kardeşi Olduğunu Biliyor muydunuz?
Bizleri İslam ile şereflendiren Âlemlerin Rabbi, mülkün sahibi, Şanı yüce Allah’a sonsuz defa hamd olsun.
Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi en başta ölçü ve örnek Rasul Hz. Muhammed’in, ehli Beytinin, güzide Ashabının, İslam ümmetinin ve sizlerin üzerine olsun.
Tarih: 27 Kasım 2025 Perşembe
BİR HABER:
“Vatikan Devlet Başkanı ve Katolik Kilisesi’nin lideri Papa 14’üncü LEO, göreve gelmesinin ardından ilk yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştirdi. 11 yılın ardından ilk kez bir Papa, Türkiye’ye ziyaret gerçekleştiriyor. Tüm dünyanın yakından takip ettiği ziyaret bugün Ankara’da başladı. Papa ABD’ li ve 1955 doğumludur.” (Kaynak: AA, vs. – 27.11.2025)
Değerli Müslümanlar ve ey Davetçi gençler
Bu yazımı iki bölüm halinde sizlere arz etmek istiyorum. Her ne kadar bölümler arasında çok fark olacaksa da, sizlerden istirhamım; düşünce dünyanızda her iki bölüm arasındaki bağı mutlaka ama mutlaka yakalamaya çalışın.
Bunun olabilmesi içinde bu yazıları aynı anda birlikte okumanız, sıcağı sıcağına tefekküre dalmanız gerekmekte.
Ey Rabbim, kardeşlerime kastımı anlamalarını ve mucibince amel etmelerini nasip eyle.. Amin amin
BİRİNCİ BÖLÜM:
“Saygın, hürmete layık, mütevazi, hoş görülü, alçak gönüllü çok cömert, kısacası “Adam gibi adamdır..” Papa 14’üncü LEO..” birilerine göre..
Bu değerlendirme ya da tanımlama; akletmeyen, çok çok sathi düşünen, gafil, ahmak ve menfaatperest bir yalakanın değerlendirmesidir.
Çünkü hiçte doğru, isabetli bir değerlendirme yada tanımlama olmadığı gibi “Siyah renge beyaz diyen” bir inatçının insanları aldatmak için yaptığı yıkama yağlama operasyonudur da..
Ama kara gözlükle ya da AT GÖZLÜĞÜ ile değil de bir HAKİKAT GÖZLÜĞÜ ile bu adamı değerlendirirsek; onun aslında “Adam gibi adam..” olması şöyle dursun, “Hayvandan da daha aşağı seviyede, izzetsiz, şerefsiz ve aşağılık bir pislik, bir mahluk..” olduğu, tüm çıplaklığı ile ortaya çıkar ve insanlar;
“Aaaaa kral çıplakmış meğer…” demeye başlarlar.
“- Ya Bekir amca ‘Hayvandan da daha aşağı seviyede, izzetsiz, şerefsiz ve aşağılık bir pislik, bir mahluk..’ demek biraz AĞIR ve AYIP olmuyor mu?”
Canım kardeşim, muhterem bacım
Bu “anlama amaçlı” sorunuza önce onların vakıasını, sonrada HAKİKAT GÖZLÜĞÜMÜZ den deliller ortaya koyarak “az ve öz bir cevap” vereyim, izah edeyim inşaAllah ey AKILLI kardeşlerim.
Hristiyanların İMANI, İNANCI, AKİDESİ, “Teslis” esasına dayanır.
TESLİS, Arapça’da “ÜÇLEME, ÜÇE ÇIKARMA” demektir.
Hristiyanlar nezdinde ise TESLİS; “Baba, oğul ve Rûhu’l-Kudüs” üçlüsünden oluşan tanrı inançlarını ifade eden bir kavramdır.
Hristiyanlardan “Üç Uknum” a, yani “Üç unsurlu tek Uluhiyete, İlaha ” Tapınma, Onu takdis etme, Onu kutsama vardır.
Bunun açılımını ya da detayını sorduğunuzda Hristiyanlar derler ki:
“Tanrı tektir, Güç ondadır; İsa ise sadece Tanrı’nın oğludur, Ruhu’l-Kudüs de Tanrı’nın gücüdür..”
Bu düşünce, bu Fikir, bu Kabulleniş tamamen YANLIŞTIR..
Çünkü Yaratıcıya oğul / evlat İsnat etmek, yaratıcının da bir MAHLÛK OLDUĞUNU kabullenmek demektir.
Bir şey aynı anda hem Halik (Yaratan), hem de Mahlûk (yaratılan) OLABİLİR Mİ?
İşte muhterem kardeşim buna istinaden diyoruz ki; HRİSTİYANLIK YANLIŞ BİR İNANÇ BİÇİMİDİR. Sapıklıktır, gaflettir, cehalettir..
Ana Temeli yanlış olan bir şeyin, Üst katmanları da haliyle yanlış olacaktır. Aynı ilk düğmesi YANLIŞ iliklenen bir gömleğin, Diğer düğmelerinin de YANLIŞ olması gibi değil mi?
Nitekim HAKİKAT GÖZLÜĞÜMÜZ yani yüce kitabımız Kur’an ve Sünnet ile Hristiyan, Yahudi ya da tüm kâfirlere dikkatle baktığımızda bakın ne çıkıyor ortaya:
“Şu kesin ki: Allah Kendisine şirk koşulmasını affetmez, ama dilediği kimse hakkında bunun altındaki diğer günahları affeder. Her kim Allah’a ŞİRK KOŞARSA, haktan çok uzağa sapmış olur.” (Nisa suresi 116)
İşte bu şirk ehli hakkında Rabbimiz dedi ki:
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنَّمَا الْمُشْرِكُونَ نَجَسٌ
“Ey iman edenler, (işte bu) ŞİRK EHLİ bir pislik (bir necis) tirler.” (Tevbe suresi 28)
اِنْ هُمْ اِلَّا كَالْاَنْـعَامِ بَلْ هُمْ اَضَلُّ سَب۪يلاً۟
“Hayır, onlar tıpkı hayvanlar gibidirler, HATTA onlar (hayvandan da daha) sapık / aşağılıktırlar.” (Furkan suresi 44)
“Ey ehl-i kitap niçin HAKKI BATILLA karıştırıyorsunuz, niçin gerçeği ve HAKKI GİZLİYORSUNUZ.” (Al-i İmran Suresi 71)
“Onların bir kısmı Kitap’tan olmadığı hâlde sizin (O dediklerini) Kitap’tan zannetmeniz için Kitap’a bakarak kendi dillerini eğip bükerler. O Allah’ın katından olmadığı hâlde (O dediklerine) ALLAH KATINDANDIR derler, bile bile ALLAH HAKKINDA YALAN söylerler.” (Al-i İmran Suresi 78)
Güzel insanlar ve ey Davetçi gençler
Şimdi anladınız mı Onlara; “Aslında bunlar ‘Adam gibi adam..’ olması şöyle dursun, ‘Hayvandan da daha aşağı seviyede, izzetsiz, şerefsiz ve aşağılık pislikler, mahluklardır..” dememin sebebi ve hikmetini?
Bir de gelin; mensubu olmakla gurur duyduğumuz ve sonsuz kere hamd ettiğimiz muhteşem İSLAM RİSALETİ mensubu Müslümanlar hakkında Rabbimizin dediklerine bir bakalım:
Rabbimizin şu ifadesi de çok çok manidardır:
وَلِلّٰهِ الْعِزَّةُ وَلِرَسُولِه۪ وَلِلْمُؤْمِن۪ينَ وَلٰكِنَّ الْمُنَافِق۪ينَ لَا يَعْلَمُونَ۟
“Hâlbuki asıl İzzet (ve şeref) Allah’ındır, Rasulünündür ve Müminlerindir. (sadece ve sadece onlara aittir.) ” (Münafıkun suresi 8)
Sözlük anlamı itibariyle İZZET; “üstünlük ve galibiyet..” demektir.
İstilahi anlam olarak İzzet: “yenilgiye uğramayı ve aşağılanmayı önleyen güçlü ve saygın konum..” demektir.
“İZZ” kökünden türeyen bir kavram olarak İZZET; “bir kimsenin başkaları karşısında bedensel, psikolojik, ekonomik, sosyal statü vb. yönlerden güçlü, etkin ve saygın olması, baskı altına alınamaz bir konumda bulunması“ durumunu da ifade eder.
Yine aynı “İZZ” kökünden türemiş “AZÎZ” kavramı ise; “her türlü üstünlüğü, galibiyeti, güçlü olmayı..” tanımlar. “El AZİZ” yani “en üstün, en yüce, en mutlak izzet sahibi..” yani Allah-u Tealadır.
Kardeşlerim yazımın “Birinci Bölümü” nü tamamlarken, bu vesileyle Aziz ve Celil olan şanı yüce Allah’ın “ŞU UYARILARI” son nefesimize kadar kulağımıza küpe olmalı diyorum:
“Ey iman edenler, (sakın ha) Müminleri bırakıp KÂFİRLERİ DOST VE SIRDAŞ edinmeyin.” (Nisa suresi 144)
“İnsanlar içinde müminlere EN ŞİDDETLİ DÜŞMANLIK BESLEYENLERİN yahudiler ve Allah’a şirk koşanların olduğunu görürsün.” (Maide suresi 82)
“Ey iman edenler, Eğer imana karşı küfrü sevip tercih ediyorlarsa babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. Sizden KİM ONLARI DOST EDİNİRSE işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” (Tevbe suresi 23)
“Ey iman edenler Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olan kimseleri DOST, SIRDAŞ VE İŞLERİNİZE VEKİL EDİNMEYİN. Siz onlara safça sevgi gösterisinde bulunuyorsunuz. Oysa onlar size gelen gerçeği inkâr etmiş ve sırf Rabbiniz olan Allah’a inandığınız için Peygamber’i ve sizi yurdunuzdan çıkarmışlardır.” (Mümtehine suresi 1)
İKİNCİ BÖLÜM:
Dünya siyasetine bugün yön veren KÜRESEL SERMAYE sahipleri, özellikle de katil İngiliz sermayedarlar, 21. yüzyılın Devletlerarası güç dengesi, rekabeti ve mücadelesinde artık hiçbir dinin “BİR ÇARPAN ETKİSİ” olsun istemiyorlar.
Çünkü 2045 yılında yeni bir formatla geçmeyi düşündükleri “YENİ DÜNYA DÜZENİ” için; Kilise, Havra, Cami, Budist tapınağı vs. nin, toplumu yönetmede ya da harekete geçirmede artık bir anlamının kalmayacağına inanıyorlar.
Onlar için varsa da yoksa da kendilerine bir “Rab” edindikleri ŞEYTAN ve onun ŞEYTANİ YENİ DÜNYA DÜZENİ söz konusu olacaktır artık. Yani bu FORTMATLAMA işini buna göre planladılar ve uygulamaktalar.
1859 yılında “Türlerin Kökeni” diye kitap yazan DARWİN, ortaya attığı “Evrim Teorisinde” iki temel mekanizmayı zikretmişti hatırlarsanız: “Mutasyon ve Doğal Seçilim” dir.
20. yüzyıl bilim adamları; “Şerefsiz, ahmak ve manyak dedeleri DARWİN’in” AKIL DIŞI bu “Evrim Teorisi” anlayışından “Teorik bir Destek” alarak, Allah’ın (cc) “Mükemmel bir şekilde yarattığı” insanoğlu “BİYOLOJİK BEDENİNDE” kendilerince “Yeni bir EVRİM” yapıp insan vücudunu “BİYONİK BİR BEDENE” evirme, geçirme gayretine girdiler.
“- Peki, bu gayretkeşlerin NİHAİ ANA AMACI neydi Bekir amca?” diyorsunuz sanırım kardeşlerim. CEVAP:
“İnsanı, Doğayı ve tüm Hayatı dönüştürmek, İnsan iradesini, aklını ve son tahlilde de BEDENİNİ tam teslim almak ve insanı bir Robot gibi kullanmak..” istek ve hırsı.
İşte “Şeytana Tapan bu KÜRESELCİ” Aile şirketleri, sonunda; geliştirdikleri “Kuantum bilgisayarlar ve Yapay Zekâ teknolojisi” ile yukarıdaki ana amaca yönelik DİJİTAL ÇAĞIN yeni bir merhalesine geçerek İnsanların kendilerine “bir ROBOT gibi” itaat edeceği ‘Yeni bir Sistem Kurgusu’ gerçekleştirdiler.
Bu şeytani kurgunun özü; İnsanlar hakkında elde ettikleri tüm DİJİTAL VERİLERLE ve insan vücudunda Deri altına monte edilecek bir BİYOMETRİ CİP ile uzaktan “Hacklanebilir İnsan” oluşturmak..
Hatta şimdilerde bunu bir adım daha öteye taşıdılar.
Biyometrik Cip’ e bile gerek kalmadan yeni NANO TEKNOLOJİ ile Biyoloji Laboratuvarlarında üretilen AŞILAR İÇİNE katılacak gözle ASLA görülmeyen partüküllerle uzaktan “Hacklanebilir, kumanda edilebilir insan” oluşturmayı da başarabilmişlerdir.
Böyle bir insan teşbih yerinde ise “YARI ROBOT YARI İNSAN” yani artık O, “Hibrit bir İnsan” dır.
Ey insanlar.. Özellikle de “insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetin” evladı Müslümanlar..
DARWİN’in torunları bu NİHAİ AMAÇ için çalışırlarken, bu çalışmaya bir de isim taktılar: TRANSHUMANİZM..
HUMAN; İngilizce bir kelime olarak bizim halk arasında “BEŞER ŞAŞAR” dediğimiz aciz, sınırlı, çok çok muhtaç, fani bir mahluk.. Yani İNSAN.
Yukarıda detaylıca anlattığım Kapitalizmin DOĞUM SÜRECİNE ilave olarak bir iki hususa daha değinmek istiyorum.
Biliyorsunuz, 1789 Fransız ihtilali sonrasında Avrupalılar Batıl da olsa DİNLERİNİ ve Dince kutsal sayılan değerleri, KİLİSE ve PAPALIĞI, tüm Sosyal ve Siyasal hayatlarından kovmuşlardı.
Adına SEKÜLERİZM yani LAİKLİK dedikleri bir ilkeyi kendileri için “Akide” kabul etmiş, Hayat tasavvurlarının “Temel Taşı” yapmışlardı.
Birazda “Nabza göre şerbet sadedinde” demişlerdir ki;
“Biz dini, Tanrıyı, DİNCE kutsal sayılanları ya da DİN ADAMLARINI asla inkâr etmiyoruz. Sadece onların artık Bireysel ya da Toplumsal hayatımıza karışmasını İSTEMİYORUZ..”
Onlar bunu yapmakla kendilerince adına “TANRI” dedikleri şeyi de hayatlarından uzaklaştırmışlar yani SAF DIŞI etmişlerdir.
Artık “her şeyin merkezine” İngilizcesi HUMAN, Türkçesi İNSAN, Arapçası ise BEŞER olan mahlûk oturtulmuştur.
Peki, Kim oturtmuştur?
Sadece Arapça ifadesiyle TEDEYYÜN İÇGÜDÜSÜNE yani “Tapınma, Kutsama İÇGÜDÜSÜNE” cevap verme amacıyla kullanılan, “Akıl dışı, sapık bir inanç olan Hristiyanlıktan” ipini koparan AZGIN AVRUPALI oturtmuştur.
Başlamışlardır kendilerine “BİZ HÜMANİSTİZ..” demeye.
Sordum nedir HÜMANİST..? Dediler ki;
“Hümanizmi yani ‘insan sevgisini benimseyen, evrenselliği, evrensel değerleri önemseyen ve insanı ‘üstün bir varlık olarak gören’ kişilere Hümanist denir..”
Öyle ise “HÜMANİZM nedir..?” dedim. Dediler ki;
HÜMANİZM; İnsan bu evrendeki “tek ve en yüksek” değerdir ve hayatın temelidir. Onu daima yüceltmek ve yükseltmek gerekir. Bunun olabilmesi için de “Tanrı Merkezli” bir inanıştan “İnsan Merkezli” bir inanışa, bir kabule geçiştir HÜMANİZM..
Kardeşlerim şimdi haklı olarak diyebilirsiniz ki;
“Peki, Bekir amca bir de şu TRANSHUMANİZM nedir buna da bir açıklık getirir misin?”
TRANSHUMANİZİM; “İnsanoğlu BİYOLOJİK BEDENİNDE yeni bir EVRİM yapıp, Teknolojik araçlar vasıtasıyla insan doğasını, vücudunu BİYONİK BİR BEDENE evirmeyi, geçirmeyi, trans / transfer etmeyi Onu mükemmel hale getirme ve her türlü kapasitesini arttırmayı amaç edinmedir..” dediler.
İnsanı bir MAKİNA GİBİ ele alan bu düşünce yapısı ve ortaya koydukları Vahşi eylemleriyle TRANSHÜMANİZM, en başta İslam Ümmeti için ve tüm insanlık için ÇOK ÇOK BÜYÜK BİR BELADIR..
Ne acıdır ki, “Transhümanist insanoğlu”, bu pis amacıyla, sadece Rabbine sırt çevirmekle kalmıyor, ALLAH’A MEYDAN OKUYOR, sadece İnsanlara değil tüm Doğaya, tüm hayata TECAVÜZ EDİYOR..
Peki, kardeşlerim bu TRANSHÜMANİZM sapıklığının alt yapısındaki ANA SAİK nedir biliyor musunuz?
Sizler de sınırlı, aciz ve muhtaç AKLINIZLA bu sorunun cevabına belki ulaşamaya bilirsiniz.
Âlemlerin Rabbi, güç kudret ve azametin sahibi şanı yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’inde Lanetlenmiş kör şeytan ne demişti hatırlayalım:
“Yemin ederim ki, eğer beni Kıyamete kadar yaşatırsan, pek azı dışında, Onun neslini kendime bağlayacağım..” (İsra suresi 62)
“İblis, ‘Senin şerefine and olsun ki, içlerinden ihlaslı kulların hariç, elbette onların hepsini azdıracağım’ dedi.” ( Sad suresi 82-83)
Bir de şu ayetlere bakın kardeşlerim:
“Allah onu (şeytanı) lânetlemiştir, O da “Kullarından belli bir pay edineceğim (kendi tarafıma çekeceğim, senin yolundan saptıracağım) onları boş kuruntulara kaptıracağım, kesinlikle onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler ..” (Nisa suresi 118- 119)
“Gerçekten de İBLİS’İN İNSANLAR HAKKINDAKİ zan ve temennisi DOĞRU ÇIKTI. Çünkü bir kısım müminler dışında herkes ona uyup gitti (Hak’tan saptı).” (Sebe suresi 20)
Maalesef ki maalesef TRANSHÜMANİZM fikirli dünyanın en zengin para babalarına baktığımızda, Rabbimizin Kur’an da dediği gibi; “İBLİS’İN İNSANLAR HAKKINDAKİ zan ve temennisi DOĞRU ÇIKTI..”
İblis yani kör ŞEYTAN, özellikle de bu günlerde kendisine “Milyonlarca değil MİLYARLARCA” sadık taraftar bulabildi.
TRANSHÜMANİSTLER, 21. yüzyılın ilk çeyreğinde ise asıl Patronları olan “Kör şeytan ve dostları ile birlikte” yeni bir hamle daha yaptı.
ÇİN’de 100 seneden fazladır ki başta katil İngiliz ROTHSCHİLD ailesi ve diğer büyük aileler üzerinden büyük bir Siyasi nüfuza sahip olan “Şeytana Tapan KÜRESELCİLER”, ABD’nin Silikon Vadisinde elde ettikleri “Tüm Teknolojik birikimini”, ÇİN’e transfer etti.
Burayı kendisi için adeta bir ÜRETİM ÜSSÜ haline getirdi.
Katil İngiliz ROTHSCHİLD ailesi ÇİN’ lilere ait tüm Dijital verileri YAPAY ZEKÂ ve Kuantum Bilgisayarları aracılığıyla harmanlayarak toplumun tüm Dijital verilerini ele geçirip, ÇİN DEVLETİNİ kendisine bağlı SADIK bir Devlet haline getirdiler.
Hatta bunun da ötesinde, TRANSHÜMANİZM düşüncesinin sahibi bu KÜRESELCİ taife, ÇİN’ de gerçekleştirdikleri siyasi evrimle (!) ya da büyük dönüşümle yepyeni bir “DİJİTAL DEVLET” kurdular.
Bu yeni Devletin resmi adı şimdilik ÇİN HALK CUMHURİYETİ’ dir. Fiiliyatta ise Dijital YAPAY ZEKÂ DEVLETİ’dir.
1 Milyar 400 Milyona yaklaşan Devasa nüfusuyla ÇİN devleti adeta “Şeytana Tapan KÜRESELCİ ailelerin” hassaten de katil İngiliz ROTHSCHİLD ailesinin Siyasi GÜDÜMÜNDE bir Devlete dönüştürülmüştür.
Bu topraklarda ARTIK “son kararı verenler” görünürde her ne kadar ÇİN’ liler gibi ise de Hakikatte ŞEYTANİ PLANLARIN sahibi olan “KÜRESELCİ” aileler ve onların amiral gemisi katil İngiliz ROTHSCHİLD ailesidir..
Maskeli balodaki “ÇİN YÜZLÜ” adamlar, aslında yine Emperyalist, Katil, Kapitalist Beyaz adamlardır.
21. yüzyılın dünyasında “Zahirde görünen” her ne kadar “Devletlerarası Savaş” ya da “Rekabet” gibi de görülse de yada “ABD – ÇİN Siyasi, Askeri, Ekonomik Savaşı” sanılsa da bu gün “Asıl savaşan taraflar” artık çok çok farklıdır..
Bir tarafta 19 ve 20. yüzyılın ürünü ve bugün adına “Yerli ve Milli Devlet” dedikleri “ULUS DEVLETLER,”
Diğer tarafta ise Şeytana tapan Küreselci taifenin kurduğu “Çin Maskeli YAPAY ZEKÂ DEVLETİ..”
Artık 21. yüzyılın “YENİ ÇİFT KUTUBU” bu iki siyasi yapılanma oldu. Dolayısıyla da Devletlerarası durumdaki Siyasi Mücadeleler ve Savaşlar, BU İKİ KUTUP ARASINDA olmakta ve bundan sonrada olacaktır.
Bugün maalesef birçok Müslüman, İslami cemaat ve liderleri, siyasetçiler ya da Devlet adamları diyorlar ki; İngiltere, artık 19. yüzyıldaki güçlü, heybetli ve adına GÜNEŞ BATMAYAN İMPARATORLUK dedikleri İngiltere değil, dünya siyasetinde fazla bir etkisi de yok..”
Bu nasıl bir siyaset okumasıdır ve bu ne büyük gaflettir.
Nasıl oluyor da YENİ DÜNYA DÜZENİ adını verdikleri bu “Yeni Şeytani Düzeni” kurmakta olanın, katil ABD’ ye kök söktürenin, ABD’ nin içini alt üst edenin katil İngiltere olduğunu göremiyorlar?
Nasıl oluyor da; Asya’da, Afrika’ da katil ABD ve Avrupa menfaatlerine, SADIK UYDUSU ÇİN eliyle yön vermeye çalışanın katil İngiltere olduğunu okuyamıyorlar.
Evet, İngiliz siyaseti çok çok sinsice hareket eder ve etmekte de.. Saman altından ne sular yürütmekte..
İşte bu siyasetiyle bugün Güney Amerika’da bulunan devletlerle ve özellikle de Venezüella üzerinden katil ABD’ ye kafa tutan / tutturan akıl katil İngiliz aklıdır.
Ufukta görünen o dur ki; 10 yıla kalmadan katil ABD’ yi, sadık kölesi ÇİN isimli aparatıyla parçalamaya çalışan katil İNGİLTERE olacaktır.
Ama bir Müslümanda ve özellikle “Davetçi gençlerimizde, İSLAM DEVLETİ kurmak suretiyle İslam hayatını yeniden başlatmak için yola revan olan ve Nebevi bir metod üzere hareket eden SİYASİ PARTİLERDE” şayet Kur’an ve Sünneti merkeze alan bir FERASET ve BASİRET varsa, tüm İNGİLİZ OYUNLARINI keşfetmek imkânsız bir şey değildir.
“Müminin ferasetinden korkunuz. Çünkü o Allah’ın nuru ile bakar..” diyen Hz. Muhammed (sas) ne güzel söylemiş.
Kardeşlerim
İşte bu bağlamda yani “KÜRESELCİ & ULUSALCI” güç mücadelesi, diğer bir ifade ile “Katil KÜRESELCİ İngiltere & diğer ULUSALCI devletler” mücadelesi bağlamında olup bitenlere baktığımızda PAPAZ 14. LEO’ nun Türkiye ziyareti fazla bir anlam ifade etmemektedir.
Çünkü yukarıda da uzun uzadıya ifade etmeye çalıştığım gibi yeni FORMATTA artık DİNLERE ASLA YER YOKTUR.
İşte bu nedenle, adına “Z KUŞAĞI..” dedikleri yeni nesil GENÇLİK VE İNSAN MODELLEMESİNDE “dinsiz, imansız, kitapsız, ataist, midesine ve uçkuruna düşkün, hayvan gibi yaşamayı seven insan..” şeytana tapanların baş tacıdır..
Onlara da çok çok kısa bir zaman içinde ŞEYTANI RAB EDİNDİRMEK artık zor ya da imkânsız değildir.
“- Ya Bekir amca içimi karalar bağladı.. Bu gayrı insani ve şeytani gidişattan bir çıkış, bir kurtuluş yolu yok mu? Senin bu konuda ortaya koyduğun, doğru ve köklü bir çözümün var mı söyle ne olur..?
Evet var kardeşim..
Her şeyden evvel, ALLAH VAR GAM YOK.. Bu dünyanın asıl sahibi şanı yüce Allah’tır. Rabbimiz “şimdilik..” onlara bir mühlet verdi..
Verdi vermesine ama diğer taraftan da “Bakalım benim Müslüman kulların ne yapacak ne yapıyorlar..” diye bizleri de gözlüyor..
Ne zaman ki topraklarımızda bir gün; Müslümanların istek, azim ve gayreti, şanı yüce Allah’ın da buna mukabil yardımı sonrasında, İSLAM AKİDESİNİN amir bir hükmü ve gereği olarak, Allah’ın kitabı ve Rasulünün Sünnetini yeniden “Hâkim, hakem ve hükümran kılacak” bir İSLAM DEVLETİ tekrar kurulur,
Tüm İSLAM DIŞI UYGULAMALARA, melun şeytanın dost, müttefik ve yoldaşı emperyalist kafirlerin Demokratik Laik düzenlerine Allah’ın izni ve yardımıyla son verilir ise işte o gün, ALLAH VE RASULÜNÜN RAZI OLACAĞI yegâne “doğru ve köklü çözüme” ulaşılmış olur kardeşlerim.
Bu “doğru ve köklü çözüm” hem dünya hayatımızın hem de ahiret hayatımızın kurtuluşuna vesile olacak yegane çözümdür ey güzel insanlar..
Yazımın başlığında şu soruyu sormuştum:
Türkiye’ye ziyarete gelen 14. Leo’nun, Kıbrıs Müslümanlarının katili Makaryos’ un kardeşi olduğunu biliyor muydunuz?
Sorumun cevabı: Akide kardeşidir.. Kâfirler kardeştir, küfür bir millettir.
“Ey Rabbim, bu makalemi okuyan, anlayan, benimseyen ve paylaşan tüm Müslümanlara, son nefeslerine kadar şahit, son nefeslerinde de o müjdelenen İSLAMİ DEVLET’ te şehit olmayı nasip eyle..”
Sevgi saygı ve muhabbetlerimle
Bekir Yetginbal – 28 Kasım 2025
Tags: