Web Sitemizin Misyonu

Web Sitemizin Misyonu

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla diyerek başlıyorum söze

Allah’a hamd, Rasulü Muhammed Mustafa efendimize salat ve selam olsun.

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi, bir hak ve hakikat olan Allah’a, Rasulullah’a , Kitabullah’a ve Rasulullah ile Kitabullah’ın, inanmamızı emrettiği her bir şeye iman eden, Kitap ve Sünneti Seniye’de tafsilatı anlatılan hayat nizamımız İslamiyet’i canı gönülden iman edip benimseyen, yaşayan ve yolunda mücadele edenlerin üzerine olsun.

İçinde yaşamakta olduğumuz şu 21. yüzyıl, maalesef tüm dünya Müslümanları olarak, İslam’sız bir hayat yaşadığımız ve halen de yaşamakta olduğumuz yıllardır.

Ne demektir İslam’sız bir Hayat?

[Devamını Oku]

Rasulü’ nün (sas) Sünneti

Rasulü'nün (sas) Sünneti

Allah’ın ve müminlerin sevgilisi, ölçümüz ve de örneğimiz, adı güzel kendi güzel Peygamberimiz, Muhammed Mustafa (sas)’in doğum seneyi devriyesi vesilesiyle, Rasulullah (sas) çeşitli yönleriyle, kah yazılı, kah görsel medyada, yad edilmeye ve anlatılmaya çalışılır malumunuz.

Bu çerçevede, çorbada benimde tuzum bulunsun misali, Sevgili peygamberimizin Sünneti Seniyye’ sini ele alan RASULÜ'NÜN SÜNNETİ başlıklı bir çalışma, bir "derleme" yaptım.

Bir vahiy olan Sünnet hususunun ilgi ile okunması için de, Dede ile torunu arasındaki bir diyalog üslubu ile yazımı kaleme aldım ve sizlerle de paylaşmak istedim.

Ümit ederim ki, bu yazdıklarım, senin için, ailen için, ümmetimiz için ve tüm insanlık için bir takım hayırlara vesile olur.

Şayet bu yazının diğer insanlara da faydalı olabileceğini düşünürsen, sen de kaleme aldığım bu makaleyi, Link'ini mail atmakla, yazılı çıktısını alıp vermekle yada en azından okuduklarını arkadaşlarına, akrabalarına ve dostlarına anlatmakla paylaşabilirsin ve mutlaka paylaşmalısın da..

Umulur ki inşaAllah, onların dualarından, sen de ben de nasipleniriz. Ayrıca, her birimize farz kılınan "Emri bil Maruf" yani "İyiliği -ki O İslam'dır- emretmekle" mükellef olduğumuzu da unutmayalım tamam mı muhterem kardeşim.


[Devamını Oku]

Bosna Hersek Seyahatim ve Srebrenica Katliamı

Bosna Hersek Seyahatim ve Srebrenica Katliamı

31.Mayıs.2007 Perşembe saat 12:00 de kalkan uçağa binişimizle başlayan kafile halindeki Bosna Hersek ziyaretimiz, 04.Haziran.2007 Pazartesi saat 16:00 da uçaktan İstanbul’a inişle Allah’a hamd olsun tamamlanmış oldu.

4 gece 5 gündüz süren bu ziyaretimizle, daha önceleri adını duyduğumuz, haritada yerini bildiğimiz Balkanlardaki Müslüman kardeşlerimizden bir bölümünü teşkil eden Bosna ve Hersek’ teki can ciğer akide kardeşlerimizle tanışma ve kucaklaşma fırsatı bulduk.

Özellikle 1992 – 1995 yılları arasındaki adil olmayan bir savaş ve eli ayağı bağlı, yokluklarla savaşa katılan ve her türlü yokluk ve sıkıntılara rağmen izzet ve şerefle Sırp yada Hırvat küffarına karşı savaşan kahramanlarla oturduk yedik içtik dertleştik.

Ben burada, bu güzel coğrafyanın sayfalar dolusu güzelliklerinden, servetlerinde, tarihi dokusundan vs. bahsederek fazla vaktinizi almayacağım.

[Devamını Oku]

Ticarette Hile Yapmayacağız

Ticarette Hile Yapmayacağız

Sahabeden Cerir bin Abdullah(ra) bir at satın almak istemişti.

Beğendiği bir at için satıcı beş yüz dirhem fiyat teklif etti.

Cerir (ra) bu ata altı yüz dirhem verebileceğini, hatta sekiz yüz dirheme kadar fiyatı yükseltebileceğini ifade etti. Çünkü atın gerçek değeri daha yüksek olup, satıcı bunun farkında değildi.

Kendisine: “-Atı, beş yüz dirheme satın alman mümkün iken, niçin sekiz yüz dirheme kadar fiyatı yükselttin?” diye soruldu.

Cerîr (ra) şu muhteşem cevabı verdi:“-Biz alışverişte hile yapmayacağımız hususunda Allah’ın Resülü’ne söz verdik.”  (İbn-i Hazm, el-Muhallâ, Mısır 1389, IX, s.454 vd.)

Gelelim günümüze ve içinde yaşamakta olduğumuz şu topluma bir bakalım;

Cerir bin Abdullah(ra)’ın bu mükemmel duyarlılığını, kul hakkını gözetmedeki bu adaletini acaba kaç Müslüman gözetiyor? Bu günlerde böylesi şahsiyete sahip Müslümanları adeta mumla arar olduk.

Çünkü içinde yaşamakta olduğumuz toplum, kapitalist bir toplumdur. Sosyal ve siyasi hayatlarına hakim olan nizam, kapitalizm nizamıdır. Bu nizam; dini ve dinin sosyal ilişkiler için emrettiği hükümleri, tamamen sosyal hayattan ayırma esası, yani laiklik üzerine kuruludur.

Kapitalizm ve kapitalistler, dini inkar etmezler ama hayata karışmasını da kesinlikle istemezler.

Ameli konulardaki kapitalizmin tek bir ölçüsü vardır o da “Menfaatçılık”tır. Her şey menfaat için yapılır, menfaat varsa evet derler, menfaat yoksa seni tanımazlar bile.

Kapitalist bir insan, bir toplum yada bir devlet, kendi menfaatı için her türlü haksızlığı yapar ve bunu da gayet doğal hatta kendisinin en tabii hakkı sayar. Karşısındaki kişi, toplum ya da halklar, onun umurunda bile değildir.

Resulullah(sas) efendimiz dedi ki:

“İnsanoğlunun bir vâdi dolusu altını olsa, bir vâdi daha ister. Onun gözünü topraktan başka bir şey doyurmaz..” (Buhârî, Rikâk, 10; Müslim, Zekât, 116-119)

İşte, Cerir bin Abdullah(ra) ile kapitalistler arasındaki ana fark budur.

Kapitalist, Allah’ı ve Resulullah’ı yani alternatif bir hayat nizamı olan İslam dinini hiç umursamaz iken, İslam Ümmeti’nin hayırlı evladı Cerir bin Abdullah(ra), İslam’ın olmadığı her şeyi reddeder.

Rabbim bizlere de Cerir bin Abdullah(ra) gibi İslami bir toplumda, İslami bir hayat nizamı yaşamayı nasip etsin inşallah. Bir toplum, devletsiz olmaz, devletsiz yaşayamaz. İşte bu nedenle, arz üzerinde bu gün İslami bir toplum yoktur. Var olan tek şey, Müslüman halklardır.

Osmanlı İslam Devleti’nin, kapitalist sömürgeci kafirler tarafından 1918 de yıkılmasıyla birlikte, İslami bir toplum arz üzerinde kalmamıştır. Rabbim bize İslam toplumunu yeniden inşa etmeyi, İslam’a göre bir hayat yaşamayı tekrar nasip etsin inşallah. Amin