Yılbaşı Gavur İşi

Yılbaşı Gavur İşi

Yazan Dr. Abdurrahim ŞEN    

Allah Resulü (sas) Dar-ul beka ’ya göç etmeden önce ümmetinin başına gelecek felaketler hakkında bir takım haberler vermişti.

Bunların en çarpıcı olanı kuşkusuz Buhari’nin sahihinde geçen şu hadisi şeriftir:

“Hiç şüphesiz siz, kendinizden önceki milletlerin yoluna adım adım, karış karış, tıpatıp uyacaksınız. Öyle ki onlar keler (kertenkele) deliğine girseler, siz de girmeye kalkışacaksınız.”

Bunun üzerine sahabe Resulullah (sas)’e Hıristiyan veya Yahudileri ima edip etmediğini sorunca, Resulullah (sas) da sesini yükselterek, “ya kim olacaktı?” diye cevap vermiştir. (Buhari, Tecrid, 9/1410.)
[Devamını Oku]

ÜMMET Olma Şuuru ve Günümüzdeki Karşılığı

Ümmet Olma Şuuru ve Günümüzdeki Karşılığı

Derleyen: Hakan ŞİMŞEK

LÜGAT AÇISINDAN ÜMMET KAVRAMI:

Ümmet kelimesi Arapça bir kelime olup, "emme" fiilinden isimdir. Çoğulu "umem" dir   *(el-İsfahânî, el-Müfredat, İstanbul 1986, 27, "emme" mad.).

“Ümmet” kelimesi lügatlarda;

Nesil, Her canlı cins, Din, Belirli bir zaman dilimi, Nebilere tabi olma,  Cemaat, Tek bir sınıf, Belli bir zaman ve mekânda tek bir din (gaye, yol) üzerinde birleşmiş topluluk” gibi anlamlara gelmektedir.
[Devamını Oku]

Seni Yaratana Kurban Olayım..

Seni Yaratana Kurban Olayım.. 

Dünya hayatımıza ve tüm sosyal ilişkilerimize yön veren Rabbimiz, hayat nizamımız olan İslam’la, o kadar mükemmel sistemler, ölçüler ve kriterler ortaya koymuş ki, ona hayran olmamak mümkün değil.

İslam’ın sahibi, alemlerin Rabbi şanı yüce Allah(cc), bunları Kur’an ve Resulü Hz.Muhammed (sas) in Sünnetinde deklare etmiş ve mutlak itaatle, bizlerden itaat istemiştir.

İşte Kur’an ve Sünnette ifade edilen bu hükümler, “Söz/Lafız ve Mana ekseninde”, Arapça harflerle bize ulaşmış, teslimiyetimiz istenmiştir.

Rabbimizden gelen her bir emir ya da nehiy/yasak, Arapça harflerle oluşturulan “kelimeler” ve Mefhumlarda ifade edilmiş, sözlük anlamı değil, “Istilahi anlamı” ile bizi mesul tutmuştur.

Bu nedenle, “İstilahi mana yani anlam hamallığı yapan her bir söz/lafız ya da kelimeyi” aynen Kur’an ve Sünnette geçen yani kastedilen manada kullanmak bize farz kılındı.
[Devamını Oku]

Eşler Arası Sevgisiz Hayat

Eşler Arası Sevgisiz Hayat

İçinde yaşadığımız şu zaman diliminde, toplumumuz ve onun bireyleri neden bu kadar mutsuz ve neden yüzler hiç gülmüyor ya da gülen gözlere, gülen yüzlere niçin bu kadar çok hasret kaldık?

Özellikle de aile hayatında, eşler arası ilişkilerde bu durum, çok daha belirgin bir hal almış. Kapitalizm ve onun seküler sistemi, ne yaptı da bizi bu hale getirdi?

Ailenin iki temel direği olan anne baba yani eşler arası asık suratlar, süreklilik gösteren kızgın ve kırgın ilişkiler, bağrışmalar, bir sevgisizliğin işareti değil de nedir?

Sevgi olmayınca, saygı hiç olmaz. Sevgi ve saygıdan mahrum bu ilişki yumağının ipi, bir noktadan sonra, bu aşırı gerilmeye dayanamaz ve kopar.
[Devamını Oku]

Kur’an-ı Kerim’in Kadri Kıymetini Bilmek

Kur’an-ı Kerim’in Kadri Kıymetini Bilmek

Yazan: Ahmed Kılıçkaya

Kur’an- Kerim’in kadri kıymetini bilmek, onu hayatın tamamına hakim kılmaktır.

İçerisinde indirildiği şu mübarek ayda Kur’an-ı Kerim’in kadri kıymetini hakkıyla biliyor muyuz, hayatımızda ona ne kadar yer veriyoruz?

Aslında onun hayatımızdaki yeri ne olmalıdır? gibi sorular ile

kendimizi bir hesaba çekmek, bu konuda tefekkür ve tezekkür etmek, özellikle bu ayda oruç ve namazın yanında yapılabilecek en hayırlı ibadet olur.
[Devamını Oku]

Laik Devlette İktidar Olmak Doğru mudur?

Laik Devlette İktidar Olmak Doğru mudur?

Türkiye’yi ziyarete gelen Filistin asıllı düşünür Dr. İyad Kunaybi, bir konuşmasında, AKP modeli üzerinden “laik devletlerde yönetime katılma” tercihini değerlendiriyor. İşte bu konuşma metnin tercümesi aşağıda:

Esselamu aleykum ve rahmetullah.

Türk Modeli ve Erdoğan tecrübesi… Bu tecrübe, “Müslümanların, pozitif hukuka dayalı sistemlerde siyasete katılması”nın doğru olduğunu gösteren başarılı bir tecrübe midir?

Kardeşlerim, bu konuşma; Erdoğan’ı seviyor muyum yoksa ondan nefret mi ediyorum diye görmek isteyen duygusal kişilere yönelik değil.

Bu sadece, “Ümmetin durumunu ıslah etmek isteyen bazı kimselerin, örnek aldığı, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin metodunu tartışmak” içindir.
[Devamını Oku]

Başörtülü Bayan Vekiller, Gelin İstifa Edin

Başörtülü Bayan Vekiller, Gelin İstifa Edin

31 Ekim 2013 tarihi, bu toplumun 90 yıllık Cumhuriyet tarihi içinde, birilerine göre sanki “Tarihi dönemeç ya da bir Kırılma noktası adeta bir dönüm noktası” oldu.

Peki ne oldu da bu güne adeta bir “tarihi gün, hatta bir milat” olarak itibar edildi?

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’ inde görev yapmakta olan ve bu sene Hacca gidip gelen kadın Milletvekillerinden, Konya, Mardin, Kahramanmaraş ve Denizli Milletvekili 4 bayan vekil, “bu tarihten itibaren başlarını örterek Meclis oturumlarına katılmaya” karar vermişler.

Malumunuz buna benzer bir sevinç çığlıkları, “Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan bayan personelin kılık ve kıyafetine dair yönetmelik’ te değişiklik” yapılıp 2013 Ekim ayının ikinci haftası içinde Resmi Gazete’ de yayımlanıp yürürlüğe girdiğinde de gösterilmişti.

Ben ise, onların hayrını isteyen ve yaşça kendilerinden çok büyük bir abileri olarak, başını örten bu bayan vekillere diyorum ki;

“Bu sevinç çığlıkları atan, bu günü milat sayanlara aldırmadan, gelin şu Milletvekilliğinden istifa edin..”

“Peki neden istifa edelim Bekir abi ?” sorunuzun cevabını vermeden önce, sizlere bir hatırlatmada bulunmak istiyorum.
[Devamını Oku]

Başı Örtülü Bayan Vekiller

Başı Örtülü Bayan Vekiller

Başörtüsü ile alakalı olarak, onlarca yıldır Türkiye’de birçok şeyler olup bitmektedir. Bu konuda da, yapılan “zulüm ve işkencelerin” haddi hesabı yoktur.

Bunun acısını bil fiil yaşayan bacılarımızın yanında, “kalbinin derinliklerinde bu acıyı hisseden, dile getiren, çare arayan” onbinlerce insanımız da vardır.

Kimi vaazlarıyla, kimisi kitaplar neşrederek, ilim ehli ve yazar Ahmed Kalkan hocamız da, tesettürle ilgili birçok makalesinde olduğu gibi, yine alıntısını yaptığımız aşağıdaki makalesinde de “Hacı vekillerin başörtüsü” ile ilgili duygu ve düşüncelerini dile getirdi.
[Devamını Oku]

Türkiye’de Devletin İslam’ı Laikleştirmesi-1

Türkiye’de Devletin İslam’ı Laikleştirmesi-1

Daha çok değil, bundan 50-60 yıl öncesinde kadınlarımız ve genç kızlarımız, İslam’ın bir şiarı olarak tesettürsüz sokağa bile adım atmazlardı.

Ama şu 2013 Türkiye’sinde adeta her yerde çıplaklık gırla gidiyor. Her sezon tıklım tıklım dolu olan plajları bir kenara bırakalım, sokaklarımızın hali bile içler acısı.

Peki halkı Müslüman olan bir toplum 50-60 yıl gibi bir sürede, böylesi “Laik/dinin hayata karıştırılmadığı” bir toplum haline nasıl geldi ya da getirildi?
[Devamını Oku]

Türkiye’de Devletin İslam’ı Laikleştirmesi-2

Türkiye’de Devletin İslam’ı Laikleştirmesi-2

Daha çok değil, bundan 50-60 yıl öncesinde kadınlarımız ve genç kızlarımız, İslam’ın bir şiarı olarak tesettürsüz sokağa bile adım atmazlardı.

Ama şu 2013 Türkiye’sinde adeta her yerde çıplaklık gırla gidiyor. Her sezon tıklım tıklım dolu olan plajları bir kenara bırakalım, sokaklarımızın hali bile içler acısı.

Peki halkı Müslüman olan bir toplum 50-60 yıl gibi bir sürede, böylesi “Laik/dinin hayata karıştırılmadığı” bir toplum haline nasıl geldi ya da getirildi?

İşte aşağıya alıntısını yaptığımız makalesinde, yazar Bünyamin Zeran kardeşimiz, bu sorumuza adeta cevap veriyor ve Devlet gücünün, toplumumuzu Laikleştirmede nasıl bir etkin araç olarak kullanıldığını bize izah ediyor.

İki bölüm halinde kaleme aldığı makalesinin, ikinci bölümü aşağıda. Birinci bölümü de yine sitemizde mevcut. Anlam bütünlüğünü yakalamak için, önce Birinci bölümü, sonrasında İkinci Bölümü okuyun deriz.
[Devamını Oku]