Ölmek Üzere Olan yani Sekerat Halindeki İnsana Dua

Ölmek Üzere Olan yani Sekerat Halindeki İnsana Dua

Soru: Amcam şu an SEKERAT halinde, yani tabir caiz ise “can çekiştiriyor, öldü ölecek” gibi.. Şu an bizler de yanındayız. Onun için ne yapabiliriz ve neler yapmalıyız?

Cevap: Muhterem kardeşim, Rabbim amcanızın akıbetini hayreylesin.

“Müminler” ile “zalimlerin” SEKERAT hali asla bir olmayacak. Kabirdeki hallerinin bir olmaması gibi. Bunu elimizdeki ayet ve Hadisi şeriflere dayanarak ifade ediyoruz.

Zalimler hakkında En’an suresi 93. Ayetinde Rabbimiz dedi ki;

“Sen o zalimlerin ölümün şiddetli sıkıntıları içinde can çekiştikleri ve meleklerin onlara pençelerini uzatarak: ‘Haydi çıkarın canlarınızı, Allah hakkında gerçek dışı sözleriniz ve O’nun ayetlerini büyüklük taslayıp kabul etmeyişiniz yüzünden bugün aşağılayıcı bir azapla cezalandırılacaksınız..’ dedikleri zaman onların hâlini bir görsen ey Rasulüm.”

Allah (cc) böyle buyurur. Bunun manası, o azabın çok çok şiddetli olduğudur.

Şüphesiz ki bu manzara çok korkutucudur ve zalimlerin göreceği azap ise gerçekten pek şiddetlidir. Melekler onların ruhlarını çekerken bir yandan da onlara vururlar:

وَلَوۡ تَرٰٓى اِذۡ يَتَوَفَّى الَّذِيۡنَ كَفَرُوا‌ ۙ الۡمَلٰٓٮِٕكَةُ يَضۡرِبُوۡنَ وُجُوۡهَهُمۡ وَاَدۡبَارَهُمۡۚ وَذُوۡقُوۡا عَذَابَ الۡحَرِيۡقِ‏

“Eğer sen, melekler kâfirlerin ruhlarını alırken onların yüzlerine ve arkalarına vurdukları anı bir görseydin. (Onlara) ‘Cehennem azabını tadın’ derler.” (Enfal suresi 50)

Muhammed Suresi 20-28 arasındaki ayetlerde bildirildiği gibi;

“Cihadı çirkin görenler, yeryüzünde yönetici olunca fesat çıkaranlar, akrabalarıyla ilişkisini kesenler, Kur’an’dan yüz çevirenler, hidayeti terk edenler, Allah’ın indirdiklerini hep çirkin görenler, kâfirler ile iş birliği yapanlar, Allah’ı kızdıran yolları izleyenler ve O’nun rızasını ise çok çirkin görenler, kalbinde hastalık olanlar”; işte tüm bunlar münafıklardır.

Onların ruhları çekilirken yani onlar ölüm sekeratında iken “melekler yoluyla” çok çok azap görürler:

‏ فَكَيۡفَ اِذَا تَوَفَّتۡهُمُ الۡمَلٰٓٮِٕكَةُ يَضۡرِبُوۡنَ وُجُوۡهَهُمۡ وَاَدۡبَارَهُمۡ‏

“Melekler onların canlarını çekerken, yüzlerine ve arkalarına vururlar.” (Muhammed 27)

Sekerat halindeki Mümin, Müslüman hastaların durumuna gelince:

Ölüm döşeğinde ve Sekerat halindeki Mümin, Müslüman hastaların yanında güzel sözler konuşulmalı, devamlı surette “Allah’ın rahmetinden” bahsedilmeli ve sekerattaki hastanın güzel yönleri söz konusu edilmelidir.

Çünkü sekerat halindeki “hastanın yanında konuşulan sözlere” melekler de amin derler. Rasulullah (sav) Ebu Seleme’ nin vefatında onun “açık kalan gözlerini kapattıktan” sonra, orada feryad edenlere,

“Kendinize kötü dua etmeyiniz; zira melekler söylediklerinize amin derler.” (Müslim, Cenaiz, 4) buyurdu.

Başka bir hadiste ise şöyle buyurur:

“Sizler bir hastanın veya ölünün yanında bulunduğunuz zaman hayır söyleyin. Muhakkak ki, melekler sizin orada konuştuklarınıza amin derler.” (Müslim, Cenaiz, 50)

Melekler maddi ve manevi pislikleri sevmedikleri için, sekerat halindeki hastanın yanında “cünüb, lahusa, hayızlı ve gayri müslim” kimselerin bulunmaması gerekir.

Hastaya eziyet vermemek şartıyla “sağ tarafına” yatırılmalıdır. Eğer bu şekilde yatırılması “hastaya zor geliyorsa ayağı kıbleye gelecek şekilde” yatırılmalıdır.

Sekerat halindeki hastanın ağzı kuruyacağından “devamlı ağzına su damlatılmalıdır”. Çünkü sekerat anında “şeytan hastaya elinde bir bardak su ile” yaklaşır.

İslam âlimleri ölüm döşeğindeki hastaya “Kelime-i Tevhid” telkin etmenin ve yanında bu kelimeleri söylemenin “bir sünnet olduğunu” söylemişlerdir. Rasulullah (sav) dedi ki:

“Siz ölülerinize (yani ölmek üzere olan hastalarınıza) Lailahe illallahı telkin ediniz.” (Müslim, Cenaiz, 1)

Başka bir hadisi şerifte de şöyle buyururlar:

“Kimin ki son sözü Lailahe illallah olursa cennete girer.” (Tirmizi, Cenaiz, 7; Ebu Davud. Cenaiz, 20)

Ölünün yanında Kur’an okumak da güzeldir. Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

“Kur’an’ın kalbi Yasin’dir. Bir kimse onu, Allah’ı ve ahiret gününü murat ederek okursa, Allah onu affeder. Onu ölülerinize okuyunuz.” (İbn Mace Cenaiz. 4; Ebu Davud, Cenaiz, 24)

Bir de kardeşim “Sekerat halindeki hastayı ile onun bulunduğu evi ve odayı temiz tutmak” gerekir.

Rabbim amcanızın yar ve yardımcısı olsun. Unutmayalım ki her fani nefse bir gün ÖLÜM gelecektir. Çünkü Rabbimiz dedi ki:

كُلُّ نَفْسٍ ذَٓائِقَةُ الْمَوْتِ ثُمَّ اِلَيْنَا تُرْجَعُونَ

“Her nefis ölümü mutlaka tadacaktır. Sonra da bizim huzurumuza döndürüleceksiniz.” (Ankebut suresi 57)

Bu ayetle ilgi bir alim şu tefsiri yapmış:

Geçim kaygısı sebebiyle Medine’ye hicret etmekten çekinen, bu hususta tereddüt yaşayan bazı Müslümanları hicrete teşvik amacı taşıyan bu ayete şu manayı vermiş ve demiş ki:

“Hicret etmek gerektiğinde gittiğiniz yerde nasıl geçineceğiniz, ne yiyip ne içeceğiniz hakkında kaygılanmayın. Çünkü sonuçta her canlı gibi siz de Allah’ın takdir ettiği kadar yaşayıp sonunda öleceksiniz; fâni olan bu hayatın geçim kaygısı, öldükten sonra Allah’ın huzuruna vardığınızda ebedî kurtuluşunuzu sağlayacak olan kulluk vecibelerinizi ikinci plana atmanıza yol açmasın..”

Nitekim bu manayı teyid edercesine bu ayetin arkasından gelen 3 ayette de şunlar ifade edilmiştir:

“İman edip dünya ve ahiret için yararlı işler yapanları -hiç şüpheniz olmasın- içinde ebedî kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetteki köşklere yerleştireceğiz; sıkıntılara katlanan, yalnız Allah’a dayanıp güvenerek işlerini gerektiği gibi yapanlara ne güzel karşılık..” (Ankebut suresi 58-59)

Üçüncü ayette ise kalplerdekini bilen şanı yüce Allah (cc) “geçim kaygısıyla hicret etmekten korkanlara”, diğer canlılar gibi “insanların rızkını verenin de” Allah olduğu hatırlatılarak bu hususta “bir güvensizliğe kapılmanın yanlışlığına” dikkat çekilmiş ve denilmiştir ki:

“Nice canlı var ki rızkını sırtında taşımıyor; onları da sizi de besleyip barındıran Allah’tır. O her şeyi işitir, her şeyi bilir.” (Ankebut suresi 60)

Ve yine unutmayalım ki; sekerat halimiz gelmeden önceki yaşadığımız dünya hayatımızdaki “en başta imanımız, akidemiz, tüm hal ve hareketlerimiz” ile sekerat halimiz ve ilk kabre konduğumuz durumlarımız elbette ki KÂFİRLERİN, FASIKLARIN ve MÜNAFIKLARIN durumlarından çok çok farklı olacaktır ki, bu da İLAHİ BİR ADALET olarak tezahür edecektir.

Bakın Rasulullah (sas) efendimiz neler dedi:

“Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe yahut cehennem çukurlarından bir çukur olacaktır.” (Tirmizi, Kıyamet, 26).

“Kabir, ahiret menzillerinden ilk menzildir. Eğer kişi ondan kurtulursa, artık ondan sonrası daha da kolay olur. Eğer ondan kurtulmazsa, ondan sonrası daha da sıkıntılı olur.” ( Tirmizi,Kenzu’l-Ummal, h. No: 42504)

“Ölü kabre konduktan sonra, Münker ve Nekir adında iki melek gelip Peygamber Efendimizi (asv)kastederek ‘Bu adam hakkında ne düşünüyorsunuz?’ diye sorarlar.

Mümin kimse daha önce/ dünyada iken dediği gibi der: ‘O Allah’ın kulu ve resulüdür. Ben şahadet ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur ve yine şahadet ederim ki, Muhammed Allah’ın kulu ve resulüdür.’

Melekler; ‘Senin böyle diyeceğini biliyorduk’ derler ve kabrini genişletip aydınlatırlar.

Münafık -ve kâfir- kimse ise, bu soruya ‘Bilmiyorum’ diye cevap verir. Melekler ona da ‘Senin böyle diyeceğini biliyorduk’ derler.

Yere denilir, o da adamın kaburgalarını iç içe geçirecek şekilde onu sıkar ve kıyamete kadar orada azap çeker.” (Buharî, Cenaiz, 87; Tirmizî, Cenaiz, 70)

Rabbim dünya hayatımızda bizlere “razı olacağı İslami bir hayat” nasip etsin. Rabbim “sekerat halimizde” de bizi yalnız bırakmasın.

Ve Rabbimiz hem kabir hayatımızı hem de ahiret hayatımızı, “razı olduğu kullarının” akıbetinden eylesin. Amin amin.

Saygılarımla


Tags:

 
 
 

Bir cevap yazın