İsrail’ in Mescid-i Aksa’ yı Yıkma Planı

İsrail’ in Mescid-i Aksa’ yı Yıkma Planı

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla..

Bizleri İslam ile şereflendiren Âlemlerin Rabbi, mülkün sahibi, şanı yüce Allah’a sonsuz defa hamd olsun.

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi en başta ölçü ve örnek Rasul Hz. Muhammed’in, ehli Beytinin, güzide Ashabının, İslam ümmetinin ve sizlerin üzerine olsun.

Muhterem Müslümanlar ve Davetçi gençler

Bundan yaklaşık 40 sene önce Filistin’ li bir öğrenci bana, halen evimde sakladığım 40 cm X 100 cm ebatlarında lüks kağıda basılmış bir resim hediye etmiş ve demişti ki:

“- Bu resim Kudüs’ te bulunan Mescid-i Aksa’ nın yanındaki büyük sarı kubbeli ‘Kubbet us Sahra’ dır. Bu resim üzerine Mescid-i Aksa yazıp, yüzbinlerce bastırıp dünya Müslümanlarına dağıtan ise işgalci katil İsrail Devleti’ dir..”

Çok şaşırmış ve nedenini sormuştum. Demişti ki:

“Bu bir algı operasyonudur. Mescid-i Aksa’ yı yıkmak ve onun enkazı üzerine ‘Süleyman Tapınağı’ nı yapmak isteyen Yahudiler, tüm dünyaya ‘İşte Mescid-i Aksa bu..” diyerek, insanların bilinç altlarına ‘Kubbet us Sahra’ yı, Mescid-i Aksa diye yerleştiriyorlar ki, yarın bir gün onu yıktıklarında, ‘Hayır yıkmadık, bakın sarı kubbeli Mescid-i Aksa dimdik ayakta..’ diyecekler.

Çok çok acı bir gerçektir ki; Yahudilerin bu “algı operasyonu” amacına ulaşmış, milyonlarca Müslüman, “burası neresidir?” diye kendilerine gösterilen sarı kubbeli yapıya, “bu Mescid-i Aksa’ dır..” deme gafletine düşmektedirler.

İsterseniz cep telefonunuzdan bir “Kubbet us Sahra” resmi açın ve Müslümanlara bir sorun bakın size ne cevap verecekler.

Hatta ve hatta “İslam Devleti kurmak istediğini, bunun için çalıştığını..” söyleyen nice kardeşlerimiz bile, bu gaflete düşerek, “Kubbet us Sahra” resminin altına, “zincirli bir kilit” ekleyerek, “Mescid-i Aksa ibadete kapatıldı” yazmaktadırlar.

Mescid-i Aksa, Müslümanlar için ne anlam ifade etmektedir yada önemi nereden gelmektedir kısaca buna değinmek istiyorum. Rabbimiz dedi ki:

سُبْحَانَ الَّـذ۪ٓي اَسْرٰى بِعَبْدِه۪ لَيْلاً مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ الْاَقْصَا الَّذ۪ي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ اٰيَاتِنَاۜ اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ

“Kulu Muhammed’i bir gece Mescid-i Haram’dan alıp Mescid-i Aksa’ya götüren Allah her türlü kusurdan ve ortaktan uzaktır. O Mescid-i Aksa ki biz onun çevresini mübarek, etrafını bereketli kıldık ve bu gece yolculuğunu o seçkin kula büyük işaret ve delillerimizden bir kısmını gösterelim diye yaptırdık. Şüphesiz ki O, her şeyi hakkıyla işiten, kemâliyle görendir.” (İsra suresi 1)

İslam alimleri, Kur’an’ı Kerim’de “el-Mescid-i Aksa..” adıyla anılan ve çevresinin “mübarek kılındığı” belirtilen bu yerin “Beyt ul Makdis” olduğu konusunda ittifak halindedir. Arapçada “Beyt ul Makdis”, ‘Mukaddes Ev’ demektir. (Nevevi, III, 327)

Yine Arapça “Aksâ”, mana olarak “uzak” anlamındadır ve Kudüs’teki bu mabedin Mekke’ye olan uzaklığından (1.500 km) dolayı bu ad verilmiştir. (Taberi, Câmiʿu’l-beyan, XV, 5 vd.).

Peki, Yahudilerin Mescid-i Aksa ile ilgili iddiası nedir bir de buna bakalım.

Yahudilere göre bu mabet, “Dünya yaratılmadan önce de vardı ve gökte idi. Rab dünyayı onun gölgesinin düştüğü yerden yaratmaya başlamış, ardından o noktada Hz. Adem’i yaratmıştır..” (DİA, XVI, 127; XXVI, 326).

Süleyman Mabedi’ nin Yeri: Yahudi inancına göre Kral Davut, kutsal mabedi buraya inşa etmek istemiş ve oğlu Kral Süleyman MÖ 957’de ilk tapınağı bu alanda tamamlamıştır.

Tapınak Tepesi (Har ha-Bayit): Yahudiler burayı, Tanrı’nın varlığının dünyada en yoğun hissedildiği kutsal alan olarak kabul ederler.

İkinci Tapınak ve Ağlama Duvarı: Babil sürgünü sonrası yeniden inşa edilen İkinci Tapınak da buradaydı. Günümüzde Yahudilerin en kutsal dua yeri olan Ağlama Duvarı (Batı Duvarı), bu tapınak kompleksinin bir kalıntısıdır.

Sürgün Sonrası Dönüş Umudu: Alan, Yahudi dini ve ulusal kimliğinin merkezidir ve sürgün sonrasında Kudüs’e dönüşün, yani dini yeniden dirilişin simgesidir.

Dua Yönü: Dünya üzerindeki tüm Yahudiler, ibadet ederken Kudüs’e ve dolayısıyla bu alana yönelirler.

Allah’ın “lanetlediği” bu kavim her ne kadar kendilerini “adam” zannetseler de, onlar kendilerine kıyamet gününe kadar “Zillet” damgası vurulmuş “zelil ve hakir”, cehennem ehli ve “peygamber katili” bir kavimdir.

Bu pis kavmin niçin böylesi “büyük bir lanetle lanetlendiği”, şu ayetler incelendiğinde çok çok iyi anlaşılacaktır:

Allah’a ihanetleri (Al-i İmran 181; Maide 64)

Vahye ihanetleri (Bakara 159; Nisa 46)

Peygamberlere ihanetleri (Bakara 61, 91; Al-i İmran 21, 22)

Ahiret gününe ihanetleri (Al-i İmran 24-25)

Şeriatlerine ihanetleri (A’raf 163-166)

Emanetlere ihanetleri (Bakara 88, 89)

Bu pislik kavim, insanlık tarihi boyunca; vahşeti, katliamları, fitne ve fesadı, ekini ve nesli ifsadı, münafıklığı, kısacası “insanlık dışı” ne varsa hepsini kendine “şiar edinmiş” acayip bir mahluktur..

Bu nedenle; kiminle, hangi kavimle bir araya geldilerse gerçek pis yüzleri hemen anlaşılmış, “ya kıtır kıtır doğranmış ya da sürgünden sürgüne” gönderilmiştir.

Sosyal medyada bir paylaşımcının dediği gibi: “Ey Hitler.. Şimdi bu günlerde seni çok çok daha iyi anlıyorum..”

28 Şubat 2026 günü katil İsrail ve onun kuyruğuna “dişleri ile tutunan” ABD Başkanı katil Trump’un İran topraklarına yönelik tecavüz, tahribat ve katliamlarına rağmen, “Evdeki hesap çarşıya uymamış..” ve mütecavizler hiç mi hiç beklemedikleri bir direnç ile karşılaşmışlardır.

Bu direncin arkasındaki “ana saik” ise, İran Devleti ile Çingiltere (Çin artı İngiltere) arasındaki ittifaktır.

“Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan bellidir..” diyen ve bu günlerin gelmesini dört gözle bekleyen Çingiltere, yıllarca İran ordusuna teknoloji, silah, mühimmat, strateji ve balistik füze desteği vermiştir.

Bu destek katil İsrail ve ABD’ yi şaşkına çevirmekle kalmamış, perişan da etmiştir.

Savaş böyle giderse, Çingiltere, katil Trump’a Kasım 2026 seçimlerini kaybettirmekle kalmayacak, körfezde karizması yerle bir olan ABD, Küreselci sermaye sahiplerinin amiral gemisi Çingiltere’ nin hedeflediği gibi, katil ABD parça parça olacaktır inşaAllah.

Rabbim; Çingiltere, Rusya ve Avrupa Birliğini parça parça etmeyi, Yahudi varlığını yeryüzünden silmeyi de bizlere nasip etsin.

Dolayısıyla bu bataklık ve gidişat, İsrail ve ABD’ nin kendi maslahatları için “ayrı ayrı” ve yeni bir strateji geliştirmelerini gerektirmiştir.

Katil İsrail için; yoldaşı ve partneri ABD’ nin ve katil Donald Trump’ ın hırpalanması, rezil olması hiç önemli değildir. Asıl önemli olan kendi bekası ve “Arz-ı Mev’ud / Vadedilmiş Topraklar” idealidir.

Bu amaç ve ideallerin tahakkuku için katil İsrail’ in kafasında, “Mescid-i Aksa” nın yıkılması ve yerle bir edilmesi planı da vardır.

Bunu yapmak onun için imkânsız bir şey de değildir. Nitekim haftalardır bu mübarek mabedimizi ibadete kapatmış olması, bunun bir ipucudur. Mesele, sadece, “zamanlama” meselesidir.

İster Yahudi, ister Hristiyan, ister Budist, ister Ataist, ister Komünist olsun tüm “Ehli Küfrün” ortak düşmanı; İslam, Müslümanlar ve mabetlerimizdir.

Katil İspanyollar, İberik yarımadasındaki 800 yıllık “Endülüs İslam Medeniyeti” ne ait ne kadar cami vs. varsa yerle bir etmişlerdir.

Katil Sırplar, katil Hırvatlar, katil Bulgarlar, katil Yunanlılar, Balkanlarda hemen hemen bütün Osmanlı eserlerini yakıp yıkmışlardır.

Daha yakın tarihte, Güney Asya’ da yani Hindistan’da katil Budist kâfirler 700 yıllık “Babürşah Cami” sini yıkıp onun arazisi üzerine “Hindu Budist Tapınağı” yaptılar.

Yine çok yakın bir tarihte, ABD milletvekili TANCREDO; Florida’da yayın yapan bir radyoda Cuma günü katıldığı programda sunucunun, Teröristlerin bazı ABD kentlerini nükleer silahlarla vurması durumunda ülkenin nasıl yanıt vermesi gerektiği yönündeki sorusu üzerine şunları söyledi:

“Böyle bir durumdan bahsederseniz, bu ABD’de olursa, biz bunun radikallerin, Müslüman kökten dincilerin işi olduğuna karar verirsek onların kutsal yerlerine misillemede bulunabilirsiniz?”

Milletvekili TANCREDO, ‘Mekke’yi bombalamaktan mı bahsediyorsunuz’ sorusuna ise, ‘Evet’ yanıtını verdi. (Kaynak: Haber 7 com – 19 Temmuz 2005)

İşte tüm kafirler bu zihniyettedir ey Müslümanlar.. Ve bu güne kadar yaptıkları, bundan sonra da yapacaklarının teminatıdır.

Diyelim ki “faraza” Allah korusun, bu curcuna ortamında katil İsrail, temeline yerleştirdiği şiddetli patlayıcılar ve uzaktan attığı bir füze ile Mescid-i Aksa’ yı yıktı.. “İran füzeleri yıktı” diyerek suçu İran’a attı..

Peki, dünya Müslümanlarının bu olay karşısındaki tavrı ne olur?

Filistin’ den başlayalım..

Allah-u âlem Filistin halkı büyük bir öfke patlaması ile enkaz bölgesine ulaşmak için yollara revan olur, katil devlet onları oraya sokmamak adına, binlerce kişiyi katleder ve yine de oraya sokmaz. Bir süre sonra ise kızgınlık biter, insanlar evlerine çekilir.

Diğer Arap dünyası ne yapar?

Halk büyük gösteriler düzenler, günlerce sokaklara dökülür ama başlarındaki tağut yöneticiler kanlı bir şekilde onları bastırır ve “Biz Aksa’ nın intikamını alacağız..” sözünü vererek, yalanını uydurarak işi soğumaya bırakır.

Peki, İran ne yapabilir?

İran, Mescid-i Aksa için bu güne kadar ne yaptı ki bundan sonra ne yapsın? Çok çok şiddetli kınar, kırmızı “intikam bayrağını” yine gönderine asar ve “savaş sonrası gereğini yapacağız..” diyerek işi bir başka bahara bırakır.

Peki, Türkiye halkı ne yapar?

Önce şu soruyu soralım, sonra da ikinci soruya cevap arayalım: “- Mescid-i Aksa bir aydır ki ibadete kapalı. Bu süreçte Türkiye halkı ne yaptı?”

Cevabı çok basit:

Çoğu insanın “kapandığından” haberi bile yok.. Haberdar olanların bir kısmı “vah vah” dedi, bir kısmı sosyal medya üzerinden kızgınlığını dile getirdi. Bir kısmı da “bu mesele bizim değil Filistinlilerin meselesi” dedi..

Peki, Türkiye devleti ne yaptı? Her zaman ki çok çok şiddetli bir şekilde kınadı.

Peki, İslami cemaatler (!), İslami vakıflar (!) ne yaptı? Devletin ve Reisin kendilerini yine “Büyük Galata Köprüsü Mitingine” davet etmesini bekledi ve hala da beklemekte..

Yani “Yegâne doğru, nihai ve köklü çözüm” adına ortaya bir fikir ve bir eylem koyan siyasi bir kitleler, alimler, vaizler ve dava adamları olmayınca, saliha 15-20 bacımız, “Fatih camii üst katından aşağıya, yanlarında getirdikleri yedek başörtülerini” erkeklerin üzerine attılar, “Alın ey bayanlar (!), tesettürsüz namaza durmayın..” dediler adeta.

Başta akideleri olmak üzere nice “İslami Hassasiyetleri” törpülenmiş, uyutulmuş ve uyuşturulmuş, bununla da kalınmayıp “Demokrasiye âşık edilmiş”, neredeyse tamamen “Laikleştirilmiş” üstüne üstlük, “Kredi, Faiz, Kumar, Zina, Fuhuş, Uyuşturucu müptelası” yapılmış bu halktan ne bekleyebilirsiniz ki?

Bütün bu saydıklarımız birer zulümdür ve maalesef Türkiye halkı adeta “Zulümkolik” bir halk haline dönüştürülmüştür ve bu durum, “Emperyalist kapitalizmin bir Zaferidir”. Başka bir şey değildir.

Dişleri kırılmış, pençesindeki tırnakları sökülmüş, uyuşturucu iğne vurulmuş bir aslan; değil ailesini korumak, aç karnını bile doyuramaz. “Hal-i pür melalimiz..” budur maalesef..

Zaten katil Donald Trump’ un büyük takdir, teveccüh ve övgüsüne mazhar olmuş bir coğrafyadaki bu halk, özellikle de böylesine “Fikren geri bırakılmış” bir halk, sadece “iyi bir seyirci” olur, başka da bir şey yapamaz.

Bir arabanın “ön tekeri” nereye giderse, “arka tekeri” de oraya gider değil mi? Ön tekere kim hükmediyor? Şoför..

Sarhoş şoför yolcularının vay haline vay..

Şimdi sizler haklı olarak diyebilirsiniz ki; “- Peki, Bekir amca, Mescid-i Aksa’ nın yıkılmaması için, senin yukarıda söz konusu ettiğin ‘Yegâne doğru, nihai ve köklü çözüm’ nedir?

Ey güzel insanlar ne zaman ki;

Müslümanların istek, azim ve gayreti, şanı yüce Allah’ın da buna mukabil yardımı sonrasında, “İslam Akidesinin amir bir hükmü ve gereği olarak” İslam Devleti tekrar kurulur, işte o zaman sadece Yahudilerin değil, tüm kafirlerin 100 yıldır yapa geldikleri zulümler, vahşetler ve katliamlar bitmekle kalmaz, en başta İsrail ve tüm küfür düzenleri yerle bir edilir, Mescid-i Aksa’ da, Mescid-i Nebevi de ve Mescid-i Haram da kurtulur, kurtulacaktır inşaAllah..

Bu gün Farisi halkı, “İslam dışı bir vasfa” haiz de olsa, bir “Devlete” sahip oldukları için, “Dünyanın en güçlü devleti” gibi görünen katil ABD’ ye karşı bir direniş gösterebiliyorlar.

Şimdi anladık mı “İslami bir Devlete” sahip olmanın önemini kardeşlerim?

Gelin her zaman söylediğimiz şeyi, burada bir kere daha “Gür bir seda ile” tekrar haykıralım:

İSLAM, ASLA BİR DEVLETSİZ OLMAZ..

BİR DEVLET TE ASLA İSLAM’SIZ OLMAZ..

“Ey Rabbim, bu makalemi okuyan, anlayan, benimseyen ve paylaşan tüm Müslümanlara, son nefeslerine kadar şahit, son nefeslerinde de o müjdelenen İslami Devlet’ te şehit olmayı nasip eyle..”

Ey Rabbim, bu makalemi okuyan, anlayan, benimseyen ve paylaşan tüm Müslümanlara, son nefeslerine kadar şahit, son nefeslerinde de o müjdelenen İslami Devlet’ te şehit olmayı nasip eyle.

Ey güzel insanlar ve Davetçi gençler

Bir gün bizler için de ecel/süre bitecek, ölüm gelecek ve ayrılacağız dostlar. Şu boş kubbede hoş bir sadâ bırakanlara selam olsun..

Bekir Yetginbal – 29 Mart 2026


Tags:

 
 
 

Bir yanıt yazın