FİTNE nedir? Fitnenin Olmaması İçin Gereken şey ve Ehven-i Şer
FİTNE nedir? Fitnenin Olmaması İçin Gereken şey ve Ehven-i Şer
Ayetlerde beyan edildiği üzere İslâm, “FİTNESİZ” bir dünya kurmayı istemektedir.
İnsanın, “haddini bilmeyip ilahi nitelikleri gasp etmeye çalıştığı ve kendini ilah yerine koyarak dünyada hüküm sürmeye başladığı” her yer “FİTNE ORTAMI” dır.
Allah’ın emirlerinin hayatın anlamlandırılmasında merkeze alınmadığı her siyasa ise “FİTNE YURDU” dur.
Bu anlamda “FİTNE ORTAMI”, tarihsel bir mekân olmayıp nitelikseldir. Fitne ortamlarında belirleyici olan “HEVA” dır.
Fitne ortamının banileri ise, insaniyet konumunun altına düşen tağutlardır.
Bu tip siyasalarda “vahiy”, hayatın anlam kazanmasında tamamen “yok” sayılmıştır.
Adı; ister “cahiliye” olsun, ister modernitenin farklı yüzleri fark etmez. Hukukun referanslarının “vahiy olmadığı” yerlerde egemen olan daima “Fitne”dir.
Kur’an, Müslümanlardan “Yeryüzünde fitne kalmayıp, hayat Allah’ın emirleri çerçevesinde anlam kazanana kadar mücadele ve cihad etmelerini..” istemektedir.
Bu mücadele; “Küresel Küfrün” güdümündeki verili duruma, zulmün hâkimiyetine ve “Küfür Merkezli Statükoya” karşıdır.
“Fitne karşıtı özellikler üzerinden siyaset yapanlara ve temsil edilen tüm fikirlere” meyletmek ve onların içlerinde yer almak şöyle dursun “sempati duymak” bile Kur’an’da yasaklanmıştır.[1]
Bu hakikati en iyi bilen Peygamberimiz (sas) ve tüm peygamberler, siyasette daima “çok çok net tavırlı” olmuşlardır.
Küfre ve değişik biçimlerine bir an bile itaat etmedikleri gibi hemen “Alternatif siyasetin” kurallarını da ortaya koymuşlardır.
Risalet davasında, “Velayeti” teslim ederken veya teslim alırken asla ve kat’a “Ehven-i Şer” anlayışı yoktur.
Zira Peygamberin ve davetinin var olduğu bir yerde “Hayır Kapısı” mutlak anlamda hiç kapanmamıştır.
Zamanımızda ise Peygamber Efendimiz (sas) “Fiziken” aramızda olmasa da getirdiği “Vahiy ve bu vahyin yaşanmış biçimi olan sünnet” elhamdulillah varlığını sapasağlam korumaktadır. Kıyamete kadar da bakidir.
“Hayır Kapıları” nın ihtimalli bile olsa apaçık olduğu yerlerde asla ve kat’a “Ehven-i Şer” siyaseti üzerinden kâfirlere bir “iktidar yolu” açılmaz.
Bu kapı bir defa açıldı mı, bir daha kapanmaz ve “küfrün iktidarları” devam ederler. Daha açık bir ifadeyle, Müslümanlığının şuurunda olan kimseler varsa, “Hayır Kapıları” her an açıktır; “Ehven-i Şer Siyasetine” hiç mi hiç mahal yoktur.
“Hayır Kapısını” açmayı zorlamadan “Ehven-i Şer Siyaseti” üzerinden “Verili batıl siyasete; emperyalizmin sağ ve sol yerli uygulamasına” razı olmak kötü sonuçlarını bile bile “mevziyi terk etmek” demektir.
Dünya Müslümanlarının yaşadığı tecrübeler “Ehven-i Şer” üzerinden “yerlerini terk edenlerin” bir daha eski güçlerine dönemediklerine şehadet etmektedir.
“Ehven-i şer Siyaseti”, mutlak “Şerre nefes alma ve tekrar yapılanma..” imkânını verir.
Böyle bir siyasette sadece; “İslâm düşmanlarının ve dine karşı olanların” sayıları artar.
Özelikle ülkemizdeki “Din düşmanlarının sayısını kim arttırmıştır” biliyor musunuz? “Yerli sağ siyaset ve emperyalizmin taşeronluğunu yapan liberal politikacılar..” artırmıştır.
Onların “münafık eylem ve söylemleri” yüzünden bu ülkenin binlerce evladı “gerçek dinle” tanışamadan ölüp gitmişlerdir.
Bu anlamda fitne çıkaranlar/küfrün farklı biçimlerini kurumsal hâle getirenler “melun” durlar.
[1]Bak: Hud 11/113
MEHMET SÜRMELİ
Tags: