Epstein’in Yaptıkları ne ki, “….. …….” nin Yaptıkları Yanında..
Epstein’in Yaptıkları ne ki, “….. …….” nin Yaptıkları Yanında..
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla..
Bizleri İslam ile şereflendiren Âlemlerin Rabbi, mülkün sahibi, şanı yüce Allah’a sonsuz defa hamd olsun.
Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi en başta ölçü ve örnek Rasul Hz. Muhammed’in, ehli Beytinin, güzide Ashabının, İslam ümmetinin ve sizlerin üzerine olsun.
O bir katil..
Adı: Jeffrey Edward Epstein, Amerikalı finansçı, iş insanı ve pedofili suçlusu. Epstein 20 Ocak 1953’te Brooklyn, New York’ta, Yahudi bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Kariyerine öğretmen olarak başladı diyor Vikipedi isimli dijital ansiklopedi..
Peki, nedir pedofili?
Yine Vikipedi de şu çarpıcı bilgileri görüyoruz:
Yetişkin bir kimsenin ergenlik öncesi çocukları cinsel açıdan çekici bulması ve cinsel eğiliminin çocuklara yönelik olmasına neden olan psikoseksüel bir rahatsızlık. Bu rahatsızlığa sahip kişilere “Pedofili” ya da “Sübyancı” denir.
Pedofili, özellikle 11 yaş ve altı çocuklara duyulan cinsel çekimdir. Diğer bir ifade ile “Ergenlik öncesi yaştaki çocuklara karşı 6 ay boyunca tekrar eden, şiddetli ve önüne geçilemez cinsel dürtüler..” olarak da tanımlanır
Bu eylem, “gayrı insanı bir sapıklık..” olduğu için, bunu yapan ya da organize eden kişi/kişiler, insanlık tarihi boyunca hep nefret ve lanetle anılmışlardır.
Keza İslam indinde bu iğrenç fiil; Kur’an’da ve hadislerde yer alan ifadelerden hareketle İslâm âlimlerimiz içinde bu fiili, “zinadan çok daha ağır bir fiil..” olarak kabul eden ve cezasını şer’i delilleriyle ortaya koyanlar vardır.
Katil Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Adalet Bakanlığı’ nın “Epstein Dosyası ve yazışmaları” nı kısmen kamuoyu ile paylaşması sonrasında, mesele hem dünyada hem de Türkiye’ de o kadar çok gündem edildi ki, adeta diğer bütün gündemler unutuldu / unutturuldu.
Özellikle de Türkiye’ de İslami camianın, yazar çizerlerin, vaiz ve hatiplerin konuyu ele alması, konu üzerine sazan gibi atlayıp, bu pislik Yahudi Epstein’ i ve organizasyonlarını günlerdir gündemlerine alıp sadece “yerden yere vurması” beni hem çok düşündürdü hem de güldürdü..
Şimdi belki içinizden birileri diyordur ki; “- Ya Bekir amca bu konu o kadar basit ve küçük bir konu mu ki güldüm ya da güldürdü diyorsun?”
Ahhh zavallı kardeşlerim, ahhh sathi düşünen insanlar, ahhh at gözlüğü ile hayata, olaylara bakıp ta yazıp bozanlar, ahhh feraset ve basiretten uzak vaiz ve hatipler..!
Bırakın tüm dünyayı, şu içinde yaşamakta olduğunuz toplumda, Türkiye özelinde; “Öyle şeyler olup bitmektedir ki, ben bunları gördükçe Epstein’ in yaptıkları ne ki..” diyorum.
“- Bana bir örnek vermen mümkün mü Bekir amcam?”
Ahhh güzel kardeşim.. Ben de zaten sadece “bir örnek” verip yazımı tamamlayacağım. Çünkü yazımı okuduktan sonra “ikinci örneğe” gerek kalmadığını sende göreceksin inşaAllah.
Muhterem kardeşlerim ve Davetçi gençler
Önce şu ayetteki Rabbimizin hitabına bakalım:
“Kim bir kimseyi öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur..” (Maide Suresi 32)
Bu ayetin bir tefsirinde denilmektedir ki:
“Bir insanı haksız yere öldürmenin büyük bir insanlık suçu olduğu ortadadır. Çünkü böyle bir cinayet büyük bir fitneye sebep olur; toplumda öldürme olaylarının yayılmasına, insanların birbirine düşmesine ve içtimaî nizamın bozulmasına yol açar.
Ayrıca haksız olarak bir başkasının canına kıyan kimse, yalnızca o kişiye haksızlık yapmakla kalmaz, aynı zamanda insan hayatının kutsallığına inanmadığını ve başkalarına karşı hiçbir merhamet duygusu taşımadığını da göstermiş olur.
Hâlbuki insan hayatının emniyet altına alınabilmesi için insanların birbirine saygı göstermeleri, hayatın kutsal olduğuna inanıp muhafazasına ciddiyetle çalışmaları ve katilleri ilâhî emirlere uygun olarak cezalandırmaları gerekir.
Bu sebeple İslâm, haksız yere insan öldürmeyi önlemek, toplumun can güvenliğini sağlamak, onları huzurlu ve mutlu bir hayata kavuşturmak için bu suçu işleyenlere dünyada kısas cezasını emretmiş (Bakara 2/178-179), ahirette ise katilin Allah’ın gazabı, laneti ve cehennem azabıyla cezalandırılacağını (Nisâ 4/93) haber vermiştir..”
Güzel insanlar, canım kardeşlerim
Bu tefsirde zikredilen bazı kelime ve cümleleri yan yana yazalım: “Cinayet, fitne, haksızlık, birbirine düşme, içtimaî nizamın bozulması, kısas cezası, Allah’ın gazabı, cehennem azabı, ilâhî emirler, huzur ve mutluluk, merhamet..”
Şimdi soruyorum sizlere; Bu güzel ülkemizde ve tüm Müslümanların yaşadığı beldelerde, buralarda yaşayan fertler, aileler, komşular, akrabalar yani toplumdaki tüm insanlar arasında huzur ve mutluluk var mı? Yok, yok, yok..
Peki, ne var?
Her gün kasten TV’ lerden izlettirilen cinayetler, kavgalar, kocasını ve karısını aldatmalar, silahlı ve kanlı gasplar, satırla kafa, kol bacak kesip çöp konteynerlerine atmalar, uyuşturucu müptelası olmuş genç kız ve erkekler, fitneler, fesatlar, rüşvetle ve faizle kazanılan yüz milyarlar, gözü yaşlı anlar, babalar var..
Bir kısmını saydığım bu şeyler, “yamyamların yaşadığı bir ülkede” olup biten vukuatlar değildir. Aileler olarak her gün yaşadığımız ve bir gün Allah korusun “Bize de bulaşmasından çok çok korktuğumuz..” acı ve ıstırap veren olaylardır.
İnsanız ya, yastığa başımızı koyduğumuzda bunları düşünmekten saatlerce uyuyamıyoruz. Çünkü hiçbir insanın, “Düşünmemek..” diye bir tercih hakkı yok. Her insan, her an illaki düşünür..
Hele de büyük bir dert sahibiyse, öyle düşünür ki “saçı sakalı bembeyaz” olur.
Allah şahidimdir ki; kaç tane kardeşim bana özelden yazıp, oğlu için, kızı, için, eşi için gözyaşları içinde “bir ilaç bir çare..” arıyor soruyor. En azı, inanın çok çok dua istiyor.
O halde, arabasının motorundan dumanlar çıkan –ki duman bir işarettir, bir alamettir- bir kişinin, “bu dumana sebep olan şeyi..” araması misali, bizler de güzel ülkemizdeki bu “Devasa problemlerin sebeplerine” yönelmemiz ve hastaları tedavi etmemiz lazım.
Annesi ya da ciğer paresi yavrusu, gözünün önünde “kırım kırım kıvranırken, ateşler içinde yanarken, acılarla dolu inim inim inlerken..” bir evlat ya da bir ebeveyn, yerine oturabilir ya da yan gelip yatabilir mi?
Onu hemen alır, hastanenin “Acil Servine” götürüp “acil bir çözüm” ortaya koymak ister değil mi kardeşlerim.
İşte bu bağlamda ve “Sebep & Sonuç Ekseninde” bu “kangren haline gelmiş” toplumsal probleme “Ciddiyet ve çözüm üretme odaklı” bir yönelim ile eğildiğimizde “Müsebbib” kabak gibi ortaya çıkıyor.
Bu müsebbibin; “kim veya ney..” olduğunu, aklınızdan çıkmayacak bir örnekle izah etmek istiyorum güzel insanlar.
Yeni tanıştığı arkadaşıyla sohbet etmekte olan adam, arkadaşına demiş ki:
“- Bu günlerde çok belim ağrıyor..” Arkadaşı ona cevaben: “- ondan dır” demiş.
“- Gözlerim de artık iyi görmüyor.” Arkadaşı cevaben: “- O da ondan dır” demiş.
“- Kulaklarım bitmek üzere çok zor duyuyorum.” Cevap yine: “O da ondan dır”
“- Uyku denen bir şeyim kalmadı.” “- O da ondan dır” cevabını alınca dayanamamış sormuş;
“- Arkadaş, belim dedim, ondan dedin. Gözüm dedim ondan dedin. Kulaklarım dedim o da ondan dedin. Uyku dedim hepsi ondan dedin. Allah için söyle, ondan, ondan dediği O şey nedir?”
Arkadaşı cevaben; “- 80 yaşındasın değil mi? Hepsi de İhtiyarlıktandır..” demiş.
Yani bu sonuca sebep olanı, diğer ifadesiyle “Müsebbibi” ona göstermiştir.
Bu hikâyede olduğu gibi, ister içinde yaşadığımız bu topraklarda olsun, ister tüm İslam coğrafyası hatta tüm dünyada var olan “Tüm devasa problemler, zulümler, facialar, katliamlar” olsun hep “ondandır..”
“- Peki, ondandır dediğin şey nedir Bekir amca?”
“- Allah’ın gönderdiği bir hayat ve Devlet nizamı olan İslamiyetin, İslami bir Devlet eliyle arz üzerinde hakim, hakem ve hükümran olmamasındandır..”
Bu topraklarda ve tüm İslam âleminde malumunuz Osmanlı İslam Devleti’nin yıkılmasından sonra, Müslüman halklar üzerine Demokrasi, Laiklik, Kraliyet ve Cumhuriyet fikir ve mefhumlarının “Akidesi” olan Kapitalizmin Laiklik Akidesi ve kapitalizmin tüm nizamları Devlet eliyle hakim ve hükümran kılındı..
Tüm batıl, sapık, insanlık dışı, adeta “Zulüm Üretme Makinası” olan bu Anayasa ve Kanunlar kâfirlerden ithal edildi, Müslüman halklara “Dipçik zoru ile ve idam üstüne idamlar ile” Cahiliye kanunları tatbik edildi.
“- Peki, tüm bu acılarımız, ıstıraplarımız ne zaman ve nasıl biter, annelerin, babaların, eşlerin yani tüm ailelerin gözyaşları ne zaman ve nasıl sona erer, senin bildiğin bir doğru ve köklü çözüm var mı Bekir amcam?”
“- Ahhh gözümün bebeği ve Kur’an’dan habersiz kardeşim. Sen şu ayeti unuttun mu yoksa?”
“Ey iman edenler, Allah ve Rasulü sizi, size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman onlara uyun.” (Enfal suresi 24)
Bak şu muhteşem ifadeye yiğidim..
Neye imiş?
“.. Size hayat verecek şeylere..”
Kim çağırdığı zaman?
“.. Allah ve Rasulü çağırdığı zaman..”
Kimleri çağırdığı zaman?
“.. İman edenleri çağırdığı zaman..”
Yani ilaç, çare, doğru ve köklü çözüm, diğer bir ifade ile “Bize hayat verecek şeyler..” yani “Kur’an ve Sünnet..” berrak bir şekilde Rabbimiz tarafından beyan edilmiş elhamdülillah.
Dolayısıyla şunu diyorum yiğidim:
“Ne zaman ki, topraklarımızda bir gün; Müslümanların istek, azim ve gayreti, şanı yüce Allah’ın da buna mukabil yardımı sonrasında, İslam Akidesinin amir bir hükmü ve gereği olarak, Allah’ın kitabı ve Rasulünün Sünnetini yeniden “Hâkim, hakem ve hükümran kılacak” bir İslam Devleti tekrar kurulur,
Tüm İslam dışı uygulamalara, melun şeytan ABD’ nin dostu, müttefiki ve yoldaşı emperyalist kafirlerin Demokratik Laik düzenlerine Allah’ın izni ve yardımıyla son verilir ise işte o gün, Allah ve Rasulünün razı olacağı yegâne “doğru ve köklü çözüme” ulaşılmış olur..
Ne demiştim yukarıda tekrar hatırlayalım:
“Türkiye’ de İslami camianın, yazar çizerlerin, vaiz ve hatiplerin konuyu ele alması, konu üzerine sazan gibi atlayıp, bu pislik Yahudi Epstein’ i ve organizasyonlarını günlerdir gündemlerine alıp yerden yere vurması beni hem çok düşündürdü hem de güldürdü.. Bırakın tüm dünyayı, şu içinde yaşamakta olduğunuz toplumda, Türkiye özelinde; Öyle şeyler olup bitmektedir ki, ben bunları gördükçe Epstein’ in yaptıkları ne ki diyorum…”
Güzel insanlar
Mademki, “Bir kimseyi öldürmek, sanki bütün insanları öldürmek gibi..” çok çok vahşi bir eylemdir, O halde bu gün güzel ülkemizde Kur’an-ı Kerim’ de emredilmiş olmasına rağmen, Allah’ın kitabı ve Rasulünün Sünnetinin “Hâkim, hakem ve hükümran kılınmamış olması..” da vahşi bir eylem değil midir?
Bakın Osmanlı İslam Devleti katil İngiltere tarafından yıkıldığı günden bu güne, Demokratik Laik tam Kapitalist düşünce ve uygulamalar, “Milyonlarca yavrumuzu”, dinini imanını, İslamiyet’i anlamaktan ve yaşamaktan uzaklaştırdı.
Yani Deist, Ataist, Satanist, Pedofilist bir toplum olduk çıktık. Bakın sadece “bir gençlik..” demedim, “Deist, Ataist, Satanist, Pedofilist bir toplum olduk çıktık..” dedim.
Bu durum, neslimize hem dünyasını hem de ahiretini kaybettiren vahşi bir cinayetin çok çok acı meyvesidir.
Sanırım “Müsebbib” ayan beyan belli oldu.
Şimdi soruyorum; “Ey yazar çizerler, ey İslami camianın vaiz ve hatipleri, ey Epstein aleyhinde mangalda kül bırakmayanlar, içinde bulunduğumuz ve bil fiil acı ve ıstıraplarını ailece çektiğimiz “bu hal ve gidişat ile müsebbipleri” orta yerde iken sizler hala “Epstein Nakaratı..” tutturmaya devam mı edeceksiniz?
Müsebbiplere söyleyecek bir çift lafınız mı yok? Ya da Allah’ tan değil de şu müsebbiplerden mi çok korkuyorsunuz?
Böyle iseniz, “susun” ve “yerinizde oturun”. Çünkü ölçü ve örnek Rasul Hz. Muhammed Mustafa (sas) efendimiz buyurdu ki:
“Allah’a ve ahiret gününe inanan ya hayır söylesin ya da sussun.” (Buhari, Edeb 31)
Canım kardeşlerim ve Davetçi gençler
Lütfen Allah için söyleyin benim; “Epstein’in yaptıkları ne ki, şu müsebbiplerin yaptıkları yanında..” düşünce ve kanaatim yanlış mı?
“- Yanlış Bekir amca..” diyen varsa, gelsin sırf “Allah rızası için” beni ikna etsin. Çünkü kalp, insana “mutmain olduğu..” şeyi söylettirir.
“Ey Rabbim, bu makalemi okuyan, anlayan, benimseyen ve paylaşan tüm Müslümanlara, son nefeslerine kadar şahit, son nefeslerinde de o müjdelenen İSLAMİ DEVLET’ te şehit olmayı nasip eyle..”
Ey güzel insanlar ve Davetçi gençler
Bir gün ecel/süre bitecek, ölüm gelecek ve ayrılacağız dostlar. Şu boş kubbede hoş bir sadâ bırakanlara selam olsun..
Bekir Yetginbal – 03 Şubat 2026
Tags: