Archive for the Category Aile Hayatımız

 
 

Türkiye Dindarlaşmıyor Aksine Dinden Uzaklaşıyor

Türkiye Dindarlaşmıyor Aksine Dinden Uzaklaşıyor

Genç akademisyen-yazar Volkan Ertit gazeteci Ahmet Hakan Coşkun'a verdiği röportajda Türkiye'nin sanıldığı gibi dindarlaşmadığını, aksine dinden uzaklaştığını söyledi. Ahmet Hakan’ın “Neye göre?” sorusuna cevap olarak Ertit, bu görüşünü şu 11 kriter üzerinden izah etti.

İşte Volkan Ertit’ in 11 kriteri:


Den ganzen Beitrag lesen…

Suriye’deki bir Mücahidin Kızına Yolladığı Mektup

Suriye’deki bir Mücahidin Kızına Yolladığı Mektup

Bismillah Elhamdulillah

Es Selamu aleykum ve rahmetullahu ve berekatuhu

Sevgili yavrum, bu satırları, Allah’ın babacığının üzerine farz kıldığı Cihad amelini yerine getiriyor olması sebebi ile yazdım. Bazı konularda seni bilgilendirmek ve sana nasihat etmek istiyorum.

Hoşumuza gitmese, nefsimize ağır da gelse, Allah zaruri durumlarda savaşı her Müslüman erkeğe farz kılmıştır.


Den ganzen Beitrag lesen…

Çok Şaka ve Espri Yapmak İnsanda Heybet Bırakmaz

Çok Şaka ve Espri Yapmak İnsanda Heybet Bırakmaz

Birçok konuda olduğu gibi şaka ya da şakalaşmak konusunda da “İfrat ve Tefrit arasında” sıkışan, adeta dengesini kaybeden günümüz Müslümanları sınır tanımaz bir şaka serbestliğini kendilerinde görmekte.

Bir “maymun maskaralığı” içinde hayata bakan, “işi gücü gırgır” olan, sulu, cıvık, taklitçiliği seven, adeta komedyenliğe meraklı nice tiplerle dolu bu günkü dünyamız.


Den ganzen Beitrag lesen…

Eşim Olma, Karım Ol..

Eşim Olma, Karım Ol..

Alemlerin Rabbi olan şanı yüce Allah(cc) yarattığı şu iki farklı mahlûkata, kendi aralarındaki ilişkilerde, “Sosyal varlık olma, bir arada ve belli bir disiplin içinde yaşama” özelliği vermiştir.

Bu mahlûklardan birisi insan, diğeri ise hayvanlardır.

Yine bu iki mahlûkunda bir başka yaratılış özelliği olarak içgüdüleri ve bedensel yani uzvi ihtiyaçları vardır.

Bu iç güdü ve uzvi ihtiyaçlar, adeta her iki mahluka da “haydi kalk ve beni doyur, beni tatmin et..” diye içten gelen dinamizmle bir baskı uygulamaya başlar.


Den ganzen Beitrag lesen…

Evlat Katili Bir Babanın İtirafları

Evlat Katili Bir Babanın İtirafları

Burada yazılanları bir başkasının hikâyesi gibi okuma ey okuyucu! Bu, senin de hikâyen aslında… 

Bir evlat katiliyim ben.

İşlediğim cinayetin farkına yeni varan bir sarhoşluk içinde, et-kemik yığını ruhsuz bir ceset karşısında avazım çıktığı kadar bağırıyorum: "Yavrum, seni ben öldürdüm; Affet beni evladım.."


Den ganzen Beitrag lesen…

Bu Dizi, Rezil Etti Bizi.. “Muhteşem Yüzyıl”

Bu Dizi, Rezil Etti Bizi.. “Muhteşem Yüzyıl”

Yerli yapım adı altında, Türkiye’de malumunuz bir Televizyon dizisi çekildi ve adına da “Muhteşem Yüzyıl” denildi. Yurt içinde gösterilmekle kalmadı, 50 den fazla ülkeye de ihraç edilip oralarda da gösterime sokuldu.

Yurt içi reytingi ve böylesi bir ihracat potansiyelinin de olması, yapımcı firmanın maddi hedefleri açısından belki kendileri için bir büyük ticari başarıdır.

Ama işin bir de sosyal boyutu, halkın fikri ve manevi dünyası açısından baktığımızda bu ve benzeri dizilerin Müslümanlardan neleri alıp götürdüğünü de görmemiz ve kör gözlere de göstermemiz lazım.


Den ganzen Beitrag lesen…

Evliliği Kurtarmanın Yolları

Evliliği Kurtarmanın Yolları

Yazan Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu

Bir evlilik nasıl kurtulur? Monoton hale gelmiş bir evliliği daha canlı hale getirmek için neler yapabilir? Boşanmalarda suç kadında mı, erkekte mi?
Çevre de bu konuda etkindir? Son zamanlarda en çok muhatap olduğum sorulardır bunlar.

Bundan dolayı bugünkü yazımda; bir evlilik nasıl daha tutarlı hale gelebilir, eşlerin birbirlerini daha iyi anlayabilmeleri için neler yapılabilir sorusuna cevaplar vereceğiz.


Den ganzen Beitrag lesen…

Aile Hayatı, Birey Olmaktan Cemaatleşmeye Bir Geçiştir

Aile Hayatı, Birey Olmaktan Cemaatleşmeye Bir Geçiştir

Aşağıda sitemize alıntısını yaptığımız makalenin yazarı Ahmed Kalkan hocamız, birey, aile hayatı, cemaat, toplum ve bunlar arasındaki tüm sosyal ilişkileri, özellikle de “Zina” konusunu irdelerken diyor ki; “zina eden bir erkek de orospudur, fâhişe ve namussuzdur..”

Bu tespite katılmamak mümkün mü?

Zina işleyen zavallı, ahmak ve sapık bu erkeklerden ne köy olur ne de kasaba.. Yani değil aile reisi olmak, ufak bir “taka” ya bile reis olamazlar.
Den ganzen Beitrag lesen…

Peçe ile Yüzünü Örtmek de Müslüman Kadının Tesettürüne Dâhildir

Peçe ile Yüzünü Örtmek de Müslüman Kadının Tesettürüne Dâhildir

Yazan Sera Kaya

Günümüz kadınlarında gözlemlenen belli başlı özellikler, hangi kültür seviyesinden olursa olsun, toplumun hemen her kesimi tarafından çok iyi bilinmekte ve kimi kadınlar tarafından titizlikle uygulanmaktadır.

Bunun önemli bir sebebi ise, tüm toplum üyelerinin, bu karakteri kız çocuklarına ta küçük yaşlardan itibaren olabildiğince cazip gösterip adeta özendirmeleridir.

Çocukluk yıllarından itibaren çevrelerindeki tüm insanlardan ‘aynı telkinleri’ alarak yetiştirilen kız çocukları, toplum tarafından kendileri için uygun görülen bu karakteri çoğu zaman hiç sorgulamadan hemen kabullenirler.

Kızlarımız, annelerini ve çevrelerindeki diğer kadınları gözlemleyerek, yetişkin bir insan oldukları zaman nasıl bir karakter sergileyecekleri ve yaşamlarını hangi idealler üzerine kuracakları konusunda belirli bir kanaat edinirler.

Günümüzde birçok kadın cahiliye yaşam tarzına özenerek hayatlarını, evliliklerini bunun üzerine kurmakta ve çocuklarını bu ‘cahiliye düzenine göre’ yetiştirmektedir.

Peki, Müslüman bir kadın nasıl olmalı hangi özellikleri taşımalı ve kimleri örnek almalı?

Bu soruyu kendimize gündem etmek zorundayız. Elbette bizler için örnek Müminlerin anneleri olan Peygamber efendimizin eşleri ve hanım sahabiler olmalıdır.

Aksi takdirde çoğunluğu kadınlarla dolu olduğu rivayet edilen cehennemin sıcaklığı ile muhatap olmak kaçınılmazdır.

Evlerinizde vakarla-oturun ilk cahiliye kadınlarının süslerinin açığa vurması gibi, sizde süslerinizi açığa vurmayın. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Allah’a ve elçisine itaat edin. ( Ahzab: 33 )

Müslüman bir kadın Allah’ın bu ayetine uyan ve cahiliye kirinden arınan bir kadındır.

Kadının iş haricinde evin dışına çıkması, erkeklerle iç içe eğlencelere dalmak için sokağa çıkması, kadınlı erkekli balolara, parti ve toplantılara katılması ise insanlığı hayvanların düzeyine indiren bir bataklığa yuvarlamaktır.

Kuşkusuz Peygamber (sas) efendimiz döneminde kadınlar yasal bir engelleme söz konusu olmaksızın Peygamberimizin mescidinde namaz kılmak için evlerinden dışarı çıkarlardı.

Ama o zaman iffet vardı, kalplerde Allah korkusu yer etmişti.

Ayrıca kadınlar namaz için evlerinden dışarı çıktıkları zaman örtülerine bürünürlerdi. Hiç kimse onları tanımazdı. Vücutlarının baştan çıkarıcı yerlerini göstermezlerdi.

Bununla beraber Hz. Aişe (ra) Peygamber efendimizin vefatından sonra kadınların namaz için evlerinden dışarı çıkmalarını hoş karşılamamıştır. Buhari ve Müslim’de Hz. Aişe’den aktarılan şöyle bir söz vardır:

“Müminlerin kadınları, Peygamber efendimizle birlikte sabah namazını kılar sonra da evlerine dönerlerdi. Fakat örtülerine bürünürlerdi ve hiç kimse sabahın alacakaranlığında onları tanımazdı.”

Burada durup düşünmemiz gerek: Müslüman bir kadın nasıl örtünmeli?

Allah Subhanehu ve Teala buyurdular ki:

 “Ey Nebi! Hanımlarına, kızlarına ve tüm müminlerin kadınlarına söyle; cilbablarını üzerlerine bürünsünler. Bu, onların tanınmaları ve eza edilmemeleri bakımından en uygun olanıdır.” (Ahzab: 59)

Hicab’ın farz olduğunu anlatan en açık ayet-i kerimelerden bir tanesi de işte budur. Ayete dikkat edilirse buradaki Hicab emri -bazılarının iddia ettiği gibi- sadece peygamberin hanımlarına veya kızlarına yönelik bir emir değildir.

Bu emir, bütün Müslümanların kadınlarına ve kızlarına da yönelik bir emirdir. Resulullah’ın (sav) hanımları ve kızlarının özellikle anılmasının sebebi ise, üstün mevkilerinden ve aynı zamanda diğer kadınlar için örnek teşkil ettiklerinden dolayıdır.

Ey Müslüman bacım

Şurası çok iyi bilinmelidir ki Hicab ayetleri kadını tepeden tırnağa örtmek için gelmiştir. En başta da onun güzelliğinin ve çirkinliğinin kendisinden belli olacağı yüzünü (peçe vs. ile) örtmek için gelmiştir.

Çünkü bu Hicab ayetlerinden önce zaten Müslüman kadınlar örtülü idiler. Yani onlar çıplak olarak dolaşmıyorlardı.

Hatırlarsınız Allah Resulü (sav) Mekke de işkence edilirken kızı Zeynep’in yanına geliş şeklini ve Resulullah’ın da ona söylediği ifadeleri.

Gamid kabilesinden Haris ‘in oğlu Haris’ten, diyor ki: Biz Mine’de iken babama “ Bu cemaat nedir“ diye sordum, babam dedi ki, Onlar bir Müneccim için toplanmışlardır.

Haris diyor ki: Biz indik -başka bir rivayette de- geldik baktık ki, Resulullah (sav) insanları tevhide ve imana davet ediyordu.

Oradaki kalabalık ise Resulullah’ın sözünü reddedip ona eziyet ediyorlardı. Gün yarıya varıp yanındaki kalabalık çekilince gerdanlığı görünen bir kadın ağlayarak Resulullah’ın yanına geldi.

Kadının elindeki kadehte su bulunuyordu, bir elinde de mendil vardı. Onu Resulullah’a sundu, Resulullah sudan içti, abdest aldı.

Sonra başını kadına doğru kaldırarak buyurdu ki : ” Ey kızım gerdanını ört. Babanın mağlup ve zelil olacağından korkma”, “Kimdir bu kadın?” dediğinde, “ O kızı Zeynep’tir ” dediler. (Tabarani Mu’cemül kebir: 1.C. 245.S – İbni Asakir Şam tarihi: 4.C.46.S)

İşte bu ve emsali deliller Müslüman kadınların Mekke’de iken yüzlerinin açık ama örtülü olduklarını ispat etmektedir.

Hicab ayeti ise Medeni’dir (Medine’de inen ayettir) ve yüzün (peçe vs. ile) örtülmesi için gelmiştir. Bunun en açık delillerinden birisi, Hz. Aişe annemizin ”İfk Hadisesi”nde kullanmış olduğu şu ifadelerdir:

 ”Ben Zekvan’ın ‘inna lillahi ve inna ileyhi raciun’ sözlerini işitince, hemen feraceme bürünüp yüzümü örttüm, hâlbuki bu zat beni Hicaptan önce tanırdı.“ (Buhari: 10.c.4598.s – Müslim: 8.c.2770.n)

Değerli Müslümanlar bacım 

Gerek Peygamberimiz kadınlarının ve gerekse diğer Müslüman kadınlarının Hicaba bürünerek yüzlerine değin (peçe vs. ile) örttüklerini belirten hadisler pek çoktur:

Enes (ra) Hayber gazası ile ilgili kıssayı rivayet ederken Peygamberimizin esirler arasında kendi nefsi için Safiye’yi ayırt edişini şöyle anlatır:

“Resulullah (sav) Hayber’den çıkınca onu henüz kendisi için almamıştı. Deve yaklaşınca Resulullah ayağını dik tutarak Safiye’nin deveye binmesi için ayağını baldırına koymasına yardım etti.

Safiye kaçındı ayağını koymadı sadece dizini Peygamberin baldırının üstüne koydu. Resulullah onun üstünü örttü. Terkisine bindirdi şalını Safiye’nin yüzüne ve beline sardı.

Sonra ayağının altından bağlayıverdi ve beraberinde eve götürerek hanımları arasına onu da girdirdi.” (İbn-i Sa’d Tabakat: 8.c.87.s)

Hz. Aişe (ra) rivayet ediyor:

Sevde hicabını çıkardıktan sonra bir ihtiyaç için dışarı çıktı. Sevde, cüsse bakımından iri yapılı bir kadındı. Onu tanıyanlar hemen farkına varırlardı.

Hattab oğlu Ömer onu görünce dedi ki : “Ey Sevde Allah’tan korkmaz mısın ki, bizim yanımıza (peçe vs. ile) örtünmeden geliyorsun? Baksana nasıl çıkmışsın.”

Bunun üzerine Sevde gerisin geriye eve döndü. Resulullah (sav) de o an benim evimde akşam yemeğini yiyordu. Elinde de bir et parçası vardı.

Sevde hemen Resulullah’ın yanına geldi ve şöyle dedi : “Ey Allah’ın Resulü, ben bazı ihtiyaçlarım için dışarı çıktım. Ömer ise böyle böyle dedi.”

Bunun üzerine gelen vahyi ilahide belirtilen ayetin hükmüne muvafık olarak Efendimiz buyurdu ki : “Öyleyse siz ihtiyacınızı gidermek için dışarı çıktığınızda (peçe vs. ile) Hicaba bürünmelisiniz.” 

Aişe der ki: “Vahiy geldiği an da etin dikesi hala Resulullah’ın elinde bulunuyordu.” (Buhari: Müslim: Ahmet: 6/56 – İbni Sa’d Tabakat: 125)

Yine Hz. Aişe (ra) rivayet ediyor:

“Biz Resulullah’la birlikte ihramlı olduğumuz zaman süvariler yanımızdan gelip geçiyorlardı. Tam hizamıza geldikleri vakit her birimiz abalarımızı başımıza ve yüzümüze (peçe vs. ile) örterek yan tarafa sarkıtıyorduk. Bizi geçtikleri vakit tekrar açıyorduk.” (Ahmet: 6/30 – Ebu Davud ve Beyhaki Hac mevzuunda zikretmişlerdir.)

Hz. Ebu Bekir kızı Esma diyor ki:

“Biz erkeklerden (peçe vs. ile) yüzümüzü örter, ihramlı iken örtmeden önce de taranırdık.” (Hâkim 1/454 de zikreder ve sahih olduğunu söyler.)

Büyük ilim adamı İbnu’l-Kayyım (rh) bu konuda şunları söylemektedir:

“Kadının ihram esnasında – peçeyi çıkarması hariç – yüzünü açmasının gerektiği hakkında bir tek harf dahi nakledilmiş değildir.”

Daha sonra şunları söyler: Esma’dan sabit olduğuna göre o ihramlı olduğu halde (peçe vs. ile) yüzünü örterdi. Âişe de şöyle demiştir : ‘Binek sırtında olan erkekler yanlarımızdan geçer ve biz o sırada Peygamber (sav) ile birlikte ihramlı halde bulunuyor idik.

Binekliler bizimle aynı hizaya geldiklerinde bizden herhangi bir hanım cilbabını (peçe vs. ile) yüzünün üzerine örterdi. Bu kişi geçip gidince biz de yüzümüzü açardık.’ (Tehzibu’s Sünen: 2. 350)

Abdurrahman İbni Avf’ın oğlu İbrahim’den dedi ki : “Ömer bin Hattab son haccında Peygamberin hanımlarının da birlikte hacca gitmelerine izin vermiştir.

Onlarla beraber Osman bin Affan’ı ve Abdurrahman bin Avf’ı da gönderdi. İbrahim diyor ki, Osman (ra) Kâbe’de şöyle bağırmıştı:

“Onların yanına kimse yaklaşmasın, kimse onlara bakmasın” dedi. Onlar indikleri zaman Osman ve Abdurrahman topluluğun gerisinde idiler ve yanlarına kimse yaklaşmamıştı. (İbni Sad Tabakatı’nın 8. cildinin 152. Sayfası)

Bütün bu hadislerden açıkça anlaşıldığı gibi Peygamber (sav)’in devrinde gerek peygamber hanımlarının ve gerekse diğer mümin kadınların yüzleri peçeli idi.

Tabi ki daha sonra gelen fazilet sahibi kişiler de onların yolunu takip ederek peçe kullanmış ve yüzlerini örtmüşlerdir.

Asım oğlu Ahvel anlatıyor:

“Biz Şirin’in kızı Hafsa’nın yanına vardığımızda abasını hep şu şekilde yapardı : “Yüzünü (peçe vs. ile) ve gözünü örterdi. Biz ona derdik ki, “Ey Allah’ın rahmeti üzerine olasıca kadın.. Allah’u Azze ve Celle Kuran’ı Kerim’inde buyurmuyor mu ki:

“Evlenme arzusu kalmamış oturan – ihtiyar – kadınlara, süslerini açığa vurmamak şartıyla, dış esvaplarını çıkarmaktan ötürü sorumluluk yoktur.“ ( Nur: 60)

Hafsa ise ‘bunda ne var’ diyordu. Biz ayetin devamını okuyup “Şayet iffetlerini takınırlarsa kendileri için daha hayırlıdır” dediğimiz zaman, O; “İşte (peçe vs. ile) Hicabın şart olduğunu beliren hüküm budur.” diyordu. (Beyhaki: 7 / 83 – Albani Hicab: 48.s)

Ey Müslüman bacım

Ayetler ve tüm hadisler edebiyat yapmak için değil, amel etmek içindir. Gel, yakıtı insanlar ve taşlar olan Cehennem ateşinden gel bedenini koru.

Yukarıda Kur’an ve Sünnet’ten derleyerek sunduğumuz bu delillerden açıkça anlaşıldığı gibi, kadının tepeden tırnağa örtünmesi onun üzerine vacip olan bir görevdir.

Bayanları edepsizliğe iten en büyük şey beğenilme arzusudur. Oysa ki, herkesin görüp beğendiği şeyin hiçbir kıymeti yoktur.

Kendisini tüm bakışlardan saklayan her bayan kıymetlidir. Açık seçik giyinmek özgürlük değil, kendini haram gözlere mahkûm etmektir.

Kaynak http://www.ummetislam.net/musluman-kadinin-tesetturune-yuzunu-ortmek-dahildir.html

ÖNEMLİ NOT: Aşağıdaki Linkte bulunan makaleyi mutlaka okuyun derim. Çünkü bu makale, okuyucularımıza çok şey kazandırdı ve onların çok dualarını aldık hamd olsun.

https://bekiryetginbal.com/islama-gore-kadinin-sosyal-hayattaki-yeri-nedir/

Ailede Kadın Neden Reis Olmamalıdır?

Ailede Kadın Neden Reis Olmamalıdır?

Bir erkeğe desen ki; “kendini bir an için kadın farz et yani bir empati yap..” Erkekler ne kadar kendilerini zorlasalar da bir kadın gibi ve kadın gözüyle istediğiniz konuyu ele alıp değerlendiremezler.

Neden mi?

Anatomik yapılarındaki temel farklılıklarla birlikte “ihsas” dediğimiz “hisler, duygular” da birbirinden çok çok farklıdır da ondan..
Den ganzen Beitrag lesen…