Allah, Yar ve Yardımcın Olmasın..

Allah, Yar ve Yardımcın Olmasın..

Bizleri İslam ile şereflendiren Âlemlerin Rabbi, mülkün sahibi, Şanı yüce Allah’a sonsuz defa hamd olsun.

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi en başta ölçü ve örnek Rasul Hz. Muhammed’in, ehli Beytinin, güzide Ashabının, İslam ümmetinin ve sizlerin üzerine olsun.

İçinde yaşamakta olduğumuz Demokratik, Laik, Kemalist ve TAM KAPİTALİST Türkiye Cumhuriyeti tebaası halkın adeta “Diline pelesenk ettiği” bir cümle vardır. “ALLAH, YAR VE YARDIMCIN OLSUN..”

Peki, ne demek “diline pelesenk etmek..” deyimi bunu biraz açalım.

PELESENK ETMEK; sözlük anlamı itibariyle, “Bir sözü ya da cümleyi her zaman, YERLİ YERSİZ, GEREKLİ GEREKSİZ kullanmak, sık sık tekrarlamak..” demektir.

“- Mademki;  pelesenk etmek yani YERLİ YERSİZ, GEREKLİ GEREKSİZ kullanmaya adeta bir örnek olarak ‘ALLAH, YAR VE YARDIMCIN OLSUN..’ cümlesini gösterdin, o halde bunu izah etmek de sana düşer Bekir amca..” diyenlere tabii ki cevabım hazırdır.

Yazımızın başlığı olan “Allah, yar ve yardımcın OLMASIN..” cümlesi her ne kadar TEŞBİH yerinde ise adeta bir BEDDUA gibi görünse de, bunun zıddı olan; “Allah, yar ve yardımcın OLSUN..” cümlesi de “güzel” bir DUA ve TEMENNİ ifadesidir.

“- Hop bir dakika Bekir amca.. Güzel bir DUA ve TEMENNİ dedin. Buradaki güzellik ya da çirkinlik neye göre belirlenecek?”

“Soru, ilmin anahtarıdır..” demişler. Teşekkür ediyorum soruna.. Akletmeye adeta teşvik eden bir motivasyon aracıdır adeta sorular..

Nitekim yüce kitabımız Kur’an da Rabbimizin yüzlerce soru sorduğunu görüyoruz değil mi?

“Biz senin göğsünü açmadık mı? Belini büken yükünü üzerinden almadık mı?” (İnşirah suresi 1-2)

“Güzellik ya da çirkinlik veya iyi ya da kötü, faydalı ya da zararlı vs..” konularında biz KENDİ KAFAMIZA GÖRE bir tanımlama veya ÖLÇÜLENDİRME yaparsak, bu bizi hüsrana götürür..

Çünkü insan aklı da aynı; “aciz, sınırlı ve çok çok muhtaç..” bir mahluk olan insan gibi SINIRLIDIR, acizdir..

Allah’a ve Rasullah’a İMAN ETTİM diyen her nefse düşen görev; “Kendi kafasına ya da heva ve hevesine göre” söz konusu ettiğimiz “bu lafızlara” bir mefhum YÜKLEMEMESİDİR.

Çünkü insan aklı, birçok etkenin tesirinde kalarak onlarca “güzel çirkin vs.” tanımlaması yapar ve nitekim yapmakta olduklarına da hep birlikte şahit oluyoruz.

Halid b. Velid’in oğlu Abdurrahman’ın komutasındaki İslam ordusu, İstanbul’un fethiyle ilgili müjde ve iltifatına nail olmak ümidiyle yola çıkmıştı. Ordunun içinde Ebu Eyyub el-Ensari (ra) da bulunmaktaydı.

Rumlar arkalarını şehrin surlarına vermiş savaşırlarken, Ensar’dan bir zât, atını Bizanslıların ortasına kadar sürdü. Bunu gören bir kişi; “Kendinizi kendi ellerinizle TEHLİKEYE ATMAYIN..” (Bakara suresi 195) ayetini hatırlayarak:

“– Lâ ilâhe illâllah, Şuna bakın kendini göz göre göre TEHLİKEYE ATIYOR!” dediler. Bunun üzerine Ebu Eyyub el-Ensari (ra) şöyle dedi:

“– Ey müminler, bu ayet, biz Ensar hakkında indi. Allah, Peygamberi’ne yardım edip dinini galip kıldığında biz, «Artık mallarımızın başında durup onların ıslahı ile meşgul olalım» demiştik. Bunun üzerine Allah Teâla bu ayeti vahyetti. Bu ayet-i kerimedeki «kendi eliyle kendini TEHLİKEYE ATMAK» tan maksat, bağ ve bahçe gibi dünya malıyla uğraşmaya dalıp, cihadı terk ve ihmal etmemizdir.” dedi. Nitekim Ebu Eyyub el-Ensari (ra), seksen yaşının üzerinde olmasına rağmen cihadı terk etmedi. Şehid olup İstanbul’a defnedilinceye kadar Allah yolunda savaşmaya devam etti. (Ebu Davud, Cihad 22/2512; Tirmizi, Tefsir 2/2972)

Demek ki kardeşlerim, buradaki TEHLİKE kavramına Rabbimizin yüklediği anlam misali, bizler kalkıp ta “Güzellik ya da çirkinlik veya iyi ya da kötü, faydalı ya da zararlı vs..” konularında bir ANLAM YÜKLEMESİ veya tanımı YAPAMAYIZ.

Rabbimiz ne diyorsa o’dur asıl olan..

Ama şu da var ki; “ALLAH, YAR VE YARDIMCIN OLSUN..” duasını, kalkıp ta olur olmadık yerde SÖYLEMEMELİYİZ yani özellikle de gerçekten “HAK ETTİĞİ zemin ve zamanda” bu duamız söz konusu olmalı.

Elbette ki HAK ETTİĞİ YER, Cenab-ı Hakkın belirlediği, cevaz verdiği, amel defterimize SEVAP OLARAK YAZDIRACAK yerlerdir.

Az ve öz ifadesiyle İslamiyet’in tüm amellerimizi bağlayan yegane doğru ölçüsü olan HELAL ve HARAM ölçüsü dahilinde bunu “Hak eden” kardeşimize bol bol “ALLAH, YAR VE YARDIMCIN OLSUN..”demeliyiz.

Bunun TAM ZIDDI BİR HUSUS İÇİN kalkıp ta bu duayı yapmak, “Kendi ellerimizle KENDİ AMEL DEFTERİMİZE Allah muhafaza kocaman bir GÜNAH yazdırmamız..” demektir.

Hani şu çoğu insanın UNUTTUĞU, hiç mi hiç aklına getirmediği ayetler var ya gelin bunları bir kere daha hatırlayalım ve hatırlatalım:

“Hatırla ki insanın hem sağında hem solunda oturan ve onun amellerini tespit etmekte olan iki de (melek) vardır. O bir söz atmaya dursun, mutlaka onun yanında hazır olan gözcü (melek) vardır.” (Kâf suresi 17-18)

“Muhakkak sizin üzerinizde gözetici (hafız) çok şerefli yazıcılar vardır ki bunlar yaptığınız amel ve işlerin hepsini bilirler.” (İnfitar suresi 10-12)

Keza şu ayeti de bir kere daha hatırlayalım ve hatırlatalım:

“Artık kim zerre ağırlığınca bir iyilik yapmışsa, onu görür. Kim de zerre kadar bir kötülük yapmışsa, onu görür.” (Zilzal suresi 7-8)

Bir de işin “final kısmına” bakalım kardeşlerim:

“Biz her insanın amelini (amel defterini) boynuna doladık. Kıyamet gününde onun için (her bir insan için amelleri yazılmış) bir kitap çıkarınız ki, açılmış olduğu halde o (insan) buna kavuşur; kitabını oku, bu gün sana karşı bir hesap görücü olmak bakımından nefsin yeter (denilir).” (İsra suresi 13-14)

Güzel insanlar ve Davetçi gençler.

Bu tadımlık izahatlardan sonra, “kastettiğim şeylerin” düşünce dünyanızda TAM YER EDEBİLMESİ, hatta benimsenip “Sizlerde, sizlerden ayrılmaz bir MEFHUM haline gelebilmesi” ve bu günden sonraki davranışlarınızda da inşaAllah bu DOĞRU MEFHUMA göre, DOĞRU BİR DAVRANIŞ haline dönüşebilmesi için size bazı örnekler vermek istiyorum.

ÖRNEK BİR:

Almanya’daki gurbetçi ALİ bey, sevincini samimi arkadaşı VELİ beyle paylaşmak sadedinde diyor ki; “Kızım FATMA ile komşumuzun oğlu (Hristiyan) HANS ile nişanladık, Allah nasip ederse yazın da köyde düğününü yapacağız..”

VELİ bey de ona cevaben; “Maşallah hayırlı olsun, Rabbim tamamına erdirsin. ALLAH, YAR VE YARDIMCIN OLSUN..” dedi.

Hoppala.. Oldu mu şimdi.. Buyur buradan yak.

ÖRNEK İKİ:

HASAN efendi, bir arkadaşından amcaoğlu HÜSEYİN’ in, Partilerinde yeni bir göreve atandığını duydu, çok çok sevindi. Koşa İSLAM BOYALI Demokratik Laik parti Merkez ilçe başkanlığına vardı. HÜSEYİN’e dedi ki:

Yeni ilçe Başkanımız sen olmuşsun öyle mi? Hasan efendi de; “Elhamdulillah ben oldum gurban..” dedi.

HASAN efendi büyük bir mutlulukla; “Maşallah HÜSEYİN hayırlı olsun, ALLAH, YAR VE YARDIMCIN OLSUN..” dedi.

Hoppala.. Oldu mu şimdi.. Buyur buradan yak.

ÖRNEK ÜÇ:

Çocukluğundan beri ticarete çok çok hevesli olan ve 40 yaşına kadar ASGARİ ÜCRETLİ bir işçi olarak çalışmaktan usanan MUHAMMED bey, gitti bankadan faizli kredi çekti, işinden istifa etti, mahallesinde bir dükkan tuttu, rakı, şarap, bira vs. alkollü içecekleri satacağı bir işyeri açtı.

Haberi alan teyzesinin kızı SULTAN hanım iki gün sonra yanına vardı ve dedi ki: “Teyze oğlu hayırlı uğurlu olsun, kasan paralarla dolsun, ALLAH, YAR VE YARDIMCIN OLSUN..”

Hoppala.. Oldu mu şimdi.. Buyur buradan yak.

ÖRNEK DÖRT:

Kahire’ de oturmakta olan büyük tüccar ZEYD efendi, yeğeni ZEYNEP ALİYE’ nin, Demokratik Laik Mısır Parlamento seçimlerinde, İHVAN-I MÜSLİMİN partisi, İskenderiye milletvekili seçildiğini TV haberlerinde duydu, havalara uçtu, sarıldı telefona:

“Canım gülüm yeğenim ZEYNEP ALİYE, maşallah maşallah seçilmiş ve vekilimiz olmuşsun. Seni tebrik ediyor, gözlerinden öpüyorum. ALLAH, YAR VE YARDIMCIN OLSUN..” dedi..

Hoppala.. Oldu mu şimdi.. Buyur buradan yak.

ÖRNEK BEŞ:

Kanlı bir askeri darbe sonrasında Mısır Arap Cumhuriyeti Devlet Başkanlığı seçimleri yapıldı. Daha ilk turda, darbeci katil General ABDULFETTAH ES SİSİ’ nin, halkın % 97’ sinin oyunu alarak CUMHURBAŞKANI seçildiği ilan edildi.

8 Haziran 2014 günü Demokratik, Laik ve tam Kapitalist Mısır Büyük Millet Meclisinde Cumhurbaşkanlığı yemin metnini okuyan katil SİSİ, konuşmasının sonunda dedi ki: “ALLAH, YAR VE YARDIMCIM OLSUN..”

Muhammed MURSİ’ yi devirdikten sonra, bunu protesto etmek için Kahire’nin RABİATUL ADEVİYYE ve EL-NAHDA meydanlarında oturma eylemleri düzenleyen Müslüman Mısır halkını kurşun yağmuruna tutan ve yüzlerce kişiyi gözünü kırpmadan öldüren ey katil SİSİ..

Şimdi kalkmış meclis kürsüsünde; utanmadan, sıkılmadan “ALLAH, YAR VE YARDIMCIM OLSUN..” diyorsun..

Esma kızımızı, keskin nişancılarına başından vurduran eli kanlı katil.. ALLAH niçin sana yardım etsin, niçin edepsizce “YAR VE YARDIMCIM OL ALLAH’IM..” diyorsun?

Demokratik Laik İSLAM DIŞI Anayasa ve kanunların hamisi ve tatbikçisi olarak SENİN YAR VE YARDIMCIN, akıl hocan da olan Lanetli kör ŞEYTANDIR.

Ey Firavun’un akide kardeşi katil SİSİ.. Bak Rabbim şu ayetinde kime yardım edeceğini gayet sarih bir şekilde açıklıyor ve diyor ki:

“Müminlere YARDIM ETMEK, her zaman yerine getirmeyi üzerimize aldığımız kesin bir söz, bizim nezdimizde bir hak oldu..” (Rum suresi 47)

Kime yardım etmek “bizim nezdimizde bir hak oldu..” diyor şanı yüce Allah (cc) ey şerefsiz SİSİ?

“Müminlere YARDIM ETMEK, bizim nezdimizde bir hak oldu..”

Şimdi ey münafık SİSİ, sen kalkmışsın siyaset icabı; “ALLAH, YAR VE YARDIMCIM OLSUN..” diyorsun.. Rabbimden dilerim ki, senin de DÜNYA akıbetin, en az can dostun ve yoldaşın Enver SEDAT gibi olsun. Amin

Değerli okuyucularım

Sanırım burada verdiğim 5 ÖRNEK, meramımı anlatmaya yeterli olmuştur inşaAllah. Bundan daha fazlasını sizlerde çevrenizdeki insanlardan duyuyor ve görüyorsunuz değil mi?

O halden şu andan itibaren, bu konuya hep birlikte çok çok daha fazla hassasiyet gösterecek ve çevremizdeki tüm Müslümanlara bu hususu da anlatacağız ki, toplumda doğru bir FİKRİ KALKINMA sağlayabilelim.

Unutmayınız ki; ölçü ve örnek Rasul Hz. Muhammed (sas) ve güzide ashabı (Allah onlardan razı oldu), tüm düşmanlarını FİKİR SİLAHLARI ile tarumar etmiş ve bozguna uğratmışlardır.

Medine’de İSLAM DEVLETİ kurulmadan önce, sözü hak gözü pek cengâver Hz. Ömer (ra) Mekke’ de Rasulullah (sas) efendimize ısrarla; “- Ey Allah’ın Rasulü, beni bırak şu Kureyş liderlerinin kafasını keseyim..” dediğinde, efendimiz (sas) onu frenlemiş ve;

“- Ya Ömer henüz bununla emrolunmadık..” demiştir.

Allah Rasulü (sas); “-Ey Ömer, ey Hamza gidin Ebu Cehil ve Ebu Leheb’in başını vücudundan ayırın..” dese idi;

Vallahi de billahi de onlar bundan geri durmazlar, “ölüm pahasına” bu görevleri ifa ederlerdi.

Ama efendimizin (sas); “ASHABI KİRAM” adını verdiği “SİYASİ TEŞKİLATI” asla böyle bir yapmadı. Güçleri vardı ama yapmadılar çünkü bunu emreden bir VAHİY gelmemişti.

Böylelikle kıyamete kadar gelecek Müslümanlara şanı yüce Allah (cc), Rasulü ve Ashabı üzerinden bir NEBEVİ HAREKET keyfiyeti öğretti ve bunu farz kere farz kıldı. İtaat istedi, Rasul ve Ashabı da SİYASİ BİR TEŞKİLAT yani SİYASİ BİR PARTİ olarak buna harfiyen itaat ettiler.

Sonra ne oldu biliyor musunuz?

Medine’ de İSLAM DEVLETİ kuruldu. İlk Devlet Başkanımız ve İslam orduları başkomutanı Hz. Muhammed Mustafa (sas), 10 yıllık Medine döneminde, ortalama 5 ayda bir CİHAD ilan etti, küffarı tarumar ettiler.

Böylece “iliklerimize kadar” yakinen bir şeyi hissetmiş olduk kardeşlerim:

İSLAM ASLA VE KAT’A DEVLETSİZ OLMAZ

BİR DEVLET DE ASLA İSLAMSIZ OLMAZ..

Olmuyor, olmadı ve olmayacakta..

İşte o muhteşem Devletimizi yeniden inşa etme yolundaki tüm mücadelemizde ALLAH YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN.

Ey anneler, saliha bacılar

Sizler Mus’ab bin Umeyr’ leri, Ebu Ubeyde’ leri dünyaya getiren ümmetin “Dişi aslanları” sınız ve bu ümmet sizlerden çok çok çok şeyler bekliyor.

Yapacağınız şey çok çok basit ve kolay..

Evlerinizde ya da dışarıda kuzucuklarınıza, yavru aslanlara gerçek manada Hz. Hatice gibi, Hz. Asiye gibi, Hz. Sümeyye gibi gerçek MÜREBBİYELER, anneler olmaktır.

Onlara İSLAM AKİDESİNİ, Kelime-i Tevhid’ in tam anlamını, İslami mefhumları, KULLUK BİLİNCİNİ tam yerleştirmek, Demokrasi, Laiklik vs. Batılı mefhumların İSLAM’A TAMAMEN ZIT şeyler olduğunu idrak ettirip benimsetmektir.

Özellikle de LA İLAHE İLLALLAH, MUHAMMEDUN RASULULLAH cümlesi ile “Hayat, toplum ve İslami Devlet” alakasını TANE TANE anlatıp, bunu onlardan “ayrılmaz bir parça haline” getirmektir ey dişi aslanlar..

Bir piri fani amcanız ve abiniz olarak diyorum ki; ALLAH YAR VE YARDIMCINIZ OLSUN.. Rabbim sizleri bu ümmetin öncülerinden eylesin. Sizleri hayırların anahtarı, şerlerin kilidi kılsın.

Ey erkekler

Saliha kulların kadri kıymetini bilin. Unutmayalım ki; bu toplumun “yarısı” kadındır, “diğer yarısını” da dünyaya getiren bu annelerdir. “Cennet,” işte bu annelerin ayakları altındadır.

İlk iman eden insan Hz. Hatice’ye, ilk şehid olan insan Hz. Sümeyye’ ye ve tüm saliha bacılarıma selam olsun.

Bir gün ecel/süre bitecek, ölüm gelecek ve ayrılacağız dostlar. Şu boş kubbede hoş bir sadâ bırakanlara da selam olsun..

“Ey Rabbim, bu makalemi okuyan, anlayan, benimseyen ve paylaşan tüm Müslümanlara, son nefeslerine kadar şahit, son nefeslerinde de o müjdelenen İSLAMİ DEVLET’ te şehit olmayı nasip eyle..”

Bekir Yetginbal – 31 Aralık 2025


Tags:

 
 
 

Bir cevap yazın