Vefatının 47. Yılında Canım Annem

Vefatının 47. Yılında Canım Annem

Geçenlerde bir işim vesilesiyle bir şirkete gitmiştim. İlgili kişiyi beklerken içeri giren bir şahıs, masasında çalışmakta olan bayana “Kolay gelsin Zekiye hanım” dedi. O da teşekkür ederek mukabelede bulundu ve onun hatırını sordu.

“Zekiye” ismi beni gerilere, ta 47 yıl öncesine aldı götürdü.

Çünkü bu isim 28.Ocak.1972 yılı Kurban bayramının 2. Günü vefat edip Allah’a kavuşan ve ertesi günü Öğle namazını müteakip yaratıldığı toprağın bağrına tekrar teslim ettiğimiz, tatlı dilli, güler yüzlü canım annemin ismidir.

Aklımın erdiği günden ta bu güne kadar geçen 47 yıl ve geride kalan nice aylar, yıllar, acı ve tatlı olaylar, bir Sinema şeridi gibi gözümün önünden geçti yine adeta.

Anneciğime olan özlemim, kalbimin derinliklerinde her an hissettiğim sonsuz hasreti, bu “Kolay gelsin Zekiye hanım” nidasıyla bir kere daha depreşti.

Adeta ağlamaklı hale geldim daha dün ölmüşcesine.

Küçük yaşta, hem de en muhtaç olduğu günlerde, Anneyi kaybetmek, “Dünya gözüyle bir daha görüşmemek üzere ondan ayrılmak” tarifi mümkün olmayan bir acıdır ve bu acıyı, annesini canından da çok seven her nefis anlar.

Şurası da bir gerçektir ki, annesi halen yaşamakta olanlar da muhakkak anlar anlamasına da, ama vefat etmiş olanlar gibi acısını derinden hiç hissetmez. Çünkü ateş düştüğü yeri yakar.

Annesi vefat ettiği halde, acısını çekmeyen, anlamayan çok insanlar da var maalesef çevremizde.

Hani şu yüreği taşlaşmış, insanlıktan nasibini almamış, değil anne sevgisi, sevginin hiç bir çeşidini görmemiş, duymamış ve yaşamamış olan insan olduğunu ve insanlığı unutmuş olanlar.

Sözüm onlara değil dostlarım. Gelin bu zavallıları bir kenara bırakalım.

Siz, siz olun da ne olur annenizin ve babanızın kadri kıymetini iyi bilin.

Yetim kaldıktan sonra, Ah canım annem, vah canım babam demek artık bir şey değiştirmiyor, değiştiremezde.

Onların, avuçlarınıza aldığınız o güzelim pamuk elleri maalesef artık yok. Tatlı dillerinden de mahrumsunuz. O gülen gözlerine, o melek gibi yüzlerine artık elveda.

En büyük hüsranınız ise,”Hayır dualarından da mahrum olmanızdır” Görüyorsunuz değil mi neler kaybettiğinizi?

Bülbül elden uçtu gitti. Çağırsanız da gelmez. Hatta duymaz ne dediğinizi..

Eyvah desek de, “Ne olur geri gel” diye yalvarsak da, feryadı figanımız havada kalacaktır.

“Anne Sevgisi” nin ne olduğunu, ya da yalın olarak “Sevgi”nin tarifini insana bırakırsanız, belki yüzlerce tarifle karşılaşırsınız. Herkes kendi tarifinin, asıl doğru tarif olduğunu iddia eder.

Diğer tüm mahlukat gibi “Aciz ve Sınırlıbir mahluk olarak yaratılmış olan insanoğlunun tarifi, elbette ki bizi acze düşüren sınırlı bir tarif olacaktır.

İşte bu nedenle, bir karışıklığa, karmaşaya sebebiyet vermemek ve yegane doğru tarife ulaşmak için, gelin bu işimizi de diğer işlerimiz gibi Rabbimize, onun tarifine bırakalım.

Niye mi?

Sevgi ya da Anne Sevgisi konusunda, Doğru tarifin manası ve Mefhumu, İnsanın cismi ile birleştiğinde, “Fiil yani Davranış biçimi” olarak ortaya çıkan bütün tezahürler, "Gerçek Sevgi" nin tezahürleri olur.

Sahte tebessümler ve sahte sevgi gösterileri terki diyar eder.

Nasıl mı?

Allah Sevgisi ile..

 Allah Sevgisi; onun yani Allah'ın "Farz kıldığı, yani emrettiği ölçülere" uyulduğunda, Onun "Haram kıldığı yani yasakladığı" hususlardan kaçınıldığında ancak söz konusu olur.     

Çünkü bu sevgi; Sevdalıyı, Ona tabi olmaya, Ona mutlak teslimiyete hatta Onun için seve seve canını bile fedaya götürür.

İşte böylesi bir Allah sevgisi, aynı anda bizi, sırf  “Allah için, Sırf onun rızası için sevme” ye de götürür.

Dikkatinizi sahabeden Enes bin Malik' in (ra) şu nakline çekmek istiyorum:

Enes bin Malik (ra) demiştir ki; Ben Rasulullah (sas)'in yanında otururken, bir adam bize uğradı ve gitti. Orada bulunanlardan birisi; "Ey Allah'ın Rasulü, ben bu giden kişiyi gerçekten çok çok seviyorum.." dedi.

Rasulullah (sas) de Ona dedi ki; "Peki kendisini çok sevdiğini Ona bildirdin mi?"

Adam; "Hayır" dedi. Rasulullah (sas); "Haydi kalk git kendisini çok sevdiğini Ona bildir.." buyurdu.

Adam derhal kalkıp O şahsın arkasından yetişti ve Ona; "Ben seni sırf Allah rızası için çok seviyorum.." dedi.

O da; "Beni kendisi için çok sevdiğin Allah da seni çok sevsin.." karşılığını verdi. (Ebu Davud – Edep 113)

İşte, insan yapısına ve ondaki tüm özelliklere uyan "yegane din ve hayat nizamı" olan İslam’ın ortaya koyduğu bu "Sevgi" kavramı, bizlerin de çok çok muhtaç olduğu asıl şeydir.

İnsanda adeta hasrete dönüşen tüm anne ve baba sevgilerinin arkasındaki gerçek, Anne ve babayı sırf “Allah için sevme” hadisesidir.

Ne mutlu, özü, sözü, gözü ve tüm fiilleri anne baba sevgisiyle dolu dolu olanlara. Ne mutlu sevginin bu asıl kaynağına ulaşanlara.

İçinde bulunduğumuz şu 2010’li yıllara bir baktığımızda, toplumumuzun, Anne ve baba sevgisi, ilgi ve alakası konusunda, ne kadar içler acısı bir durumda olduğunu görüyoruz değil mi?

Mal ve mülk için evladı tarafından öldürülen nice anneler, 30 yaşına geldiği halde öz be öz babasını “Harçlık vermiyor” diye  döven oğullar, yaşlandığı için gözü görmeyen ve kulağı da iyi  duymayan ebeveynine, “Kör müsün be adam, Sağır mısın moruk” diyen hayırsızlar, yaşlı Anne ve babasını bir nimet, bir devlet değil, bir külfet olarak gören beyinsizler,

Soğuk kış ortasında evlatları  tarafından sokağa terk edilen nineler dedeler ve son günlerini, adına “Huzur Evi” denilen evlere terk edilen atalar ne kadar da çok değil mi?

Peki niçin bu hale düştük?

Aklınızda kalsın diye, bu hususu sizlere bir “Darbı mesel” ile izah etmek istiyorum.

Yeni tanıştığı arkadaşıyla sohbet etmekte olan adam, arkadaşına demiş ki:

“- Bu günlerde çok belim ağrıyor..” Arkadaşı ona cevaben: “- Ondan dır” Demiş.

“- Gözlerim de artık iyi görmüyor.” Arkadaşı cevaben: “- O da Ondan dır” Demiş.

“- Kulaklarım bitmek üzere çok zor duyuyorum.” Cevap yine: “O da ondan dır”

“- Uyku denen bir şeyim kalmadı.” “- O da ondan dır” cevabını alınca dayanamamış sormuş;

“- Arkadaş, belim dedim, ondan dedin. Gözüm dedim ondan dedin. Kulaklarım dedim o da ondan dedin. Uyku dedim hepsi ondan dedin. Allah için söyle, Ondan, ondan dediğin O şey nedir?”

Arkadaşı cevaben; “- 80 yaşındasın değil mi? Hepsi de İhtiyarlıktan dır.” Demiş.

Bu Darbı mesel de olduğu gibi, gelin şu içinde yaşadığımız topluma bir bakalım.

Yukarıda tadımlık olarak ifade ettiğimiz, erkek olsun kız olsun tüm çocukların ebeveynlerine karşı bu gayri insani ve gayri İslam’i ve de zalimce hal ve hareketlerinin alt yapısında ne var acaba?

Neden anne ve babalar yaşlandıklarında, çocukları tarafından adeta bir yük, bir asalak olarak görülüyor,

Neden horlanıp, itilip kakılıyor?

Neden “Ölse de Kurtulsak” denilerek, dört gözle ölmeleri adeta bekleniyor. Hatta bazıları bu yaşlılara artık bakmaktan bıktıkları için, götürüp “Dar ul Aceze”ye bırakıp, bayramlarda dahi arayıp sormuyor?

Geçenlerde İstanbul Okmeydanı’ndaki Dar ul Aceze’ye bir vesileyle gitmiştim.

Osmanlı İslam Devleti’nin son dönemlerinde, Cennet mekan Sultan Abdulhamid Han tarafından yaptırılan bu sıcak yuva, “Bu günkü anlayış ve yaklaşımlardan çok farklı bir misyonun” sahibi idi.

Nasıl bir misyon mu? Kısaca ifade edelim.

“Dar” kelimesi Arapça’da “Ev, yuva, yurt ve diyar” anlamlarında kullanılır. “Aceze” kelimesi ise, aciz kökünden türemiş, “Sınırlı, çok muhtaç, mağdur” anlamlarına gelmekte.

Bu iki kelimenin birleşmesi “Dar ul Aceze” deyimini oluşturmuş, Osmanlı İslam Devletimiz de bu isimle, toplumda “Allah’tan başka hiç bir kimsesi kalmamış” bu "Kimsesizlerin Kimsesi” olmuştur.

Ama bu gün “Dar ul Aceze”ye yada adına “Huzur Evi” dedikleri evlere gidip baktığımızda veya Televizyon  muhabirlerinin  bayramlarda  ziyaretlerine  gidip çekim ve röportaj yaptıklarında görülen o ki, Buralarda kalan nice dede ve ebelerimizin bir tane değil bir kaç tane oğlu var kızı var ama hiç mi hiç arayıp soranları yok değil mi?

Yukarıda bir soru sormuş ve demiştik ki;

“Erkek olsun kız olsun tüm çocukların ebeveynlerine karşı bu Gayri insani ve Gayri İslam’i ve de Zalimce hal ve hareketlerinin alt yapısında ne var acaba?”

Cevabımız şudur:

Osmanlı İslam Devleti, emperyalist sömürgeci kafir bir devlet olan İngiltere tarafından yıkılıp, 20 parçaya bölündükten sonra, her bir parçanın tekrar yine İslam’a dönmemesi için ellerinden ne geldi ise yaptılar.

Osmanlı İslam Devleti’ni katletmekle kalmayıp, cesedini parçalara ayıran bu zalim, zorba ve kafir İngiltere, bunu yapmakla İslam Ümmetini yetim yani babasız bıraktı.

Çünkü bu hayırlı Ümmet, Osmanlı’yı çok seviyor ona “Devlet baba” olarak itibar ediyordu.

Osmanlı İslam Devleti’nin tarih sahnesinden silinmesi, İslam Nizamının da tarih sahnesinden silinmesini beraberinde getirdi.

Allah’ın ortaya koyduğu ve "Tatbikini farz kıldığı" tüm nizamlar, yani Osmanlı İslam Devleti tarafından tatbik edilen İktisadi nizam, İctimai nizam, Hükmetme nizamı vs. nizamlar, temeline dinamit yerleştirilip havaya uçurulan bina gibi bir anda yerle bir edildi.

Dolayısıyla fertler olarak, anne baba aileler olarak, toplum olarak ve özellikle de devlet olarak, hatta bütün İslam Ümmeti olarak, can damarımız ve hayat nizamımız olan İslam’ dan “Bilerek yani kasten” uzaklaştırıldık.

– İşte anne ve babaların, nine ve dedelerimizin yaşadıkları tüm dertler “Ondan dır”

– İctimai yani sosyal hayatta yaşadığımız tüm dertler ve problemler de “Ondan dır”

– İktisadi ve ekonomik olarak acısını çektiğimiz her bir şey de “Ondan dır”

– Adına terör denilen vahşet ve katliamlar da yine hep “Ondan dır.”

– Belki yüz satırlık problemler listesi yazsak ta hepsi de yine “Ondan dır”

Allah için söyle, "Ondan, ondan dediği O şey nedir?” dediğinizi duyuyorum.

Cevap olarak diyorum ki: "İslam Devletimizin yıkılıp, İslam nizamı’ nın arz üzerinden kaldırılmış olmasındandır."

İşte bundan dolayı, Rabbimiz asla bizden razı değildir ve işte bundan dolayı, ümmet perişandır, toplum perişandır, anne ve babalar hatta tüm yavrularımızda haliyle perişandır.

Halbuki, Allah (cc) razı olduğu Salih kullarına daima yardım etmiştir ve edecektir de.

Onun razı olması ise; Onun Kur’an ve Sünnet’le ortaya koyduğu Ana yasalarına ve Tali yasalarına harfiyen uyulması, bu yasalarla çerçevesi çizilmiş tüm nizamların gereği ne ise Devlet eliyle tatbik edilip onlara harfiyen itaat edilmesi ile mümkündür.

Nitekim Kur’an da ifade edilen;Allah’a itaat edin, Resulüne itaat edin ki rahmet olunasınız.” (Al-i İmran Suresi 132) diye geçen tüm ifadeler, Haşa boş ve anlamsız ifadeler midir?

Ve yine Kur’an da ifade edilen,

Biz insana anne ve babasını (onlara iyilikle davranmayı) tavsiye ettik. Annesi onu, zorluk üstüne zorlukla (karnında) taşımıştır. Onun (sütten) ayrılması, iki yıl içindedir. Hem Bana, hem anne ve babana şükret, dönüş yalnız Banadır.” (Lokman Suresi, 14)

Rabbin, kendinden başkasına kulluk etmeyin, ana ve babaya iyi muamele edin, diye hükmetti. Eğer onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlığa ererlerse, onlara “öff” (bile) deme. Onları azarlama. Onlara güzel (ve tatlı) söz söyle. Onlara acıyarak tevazu kanadını (yerlere kadar) indir ve: Ya Rab, onlar beni çocukken nasıl terbiye ettilerse, Sen de kendilerini (öylece) esirge, de.” (İsra Suresi 23 ve 24)

Ey Canım Annem, evet sen öldün, ellerimle defnettim toprağa.. Gözyaşlarımla suladım Ocak ayında karlarla kaplı kabrini..

Ama unutma ki, Sevgin Hasretin hiç bir zaman ölmedi ve ölmeyecekte. Kalbimdeki nadide yerin, Gözümün önünden gitmeyen güler yüzün hep aklımda..

Allah ”Sev” dediği için seni çok çok seviyorum. “Say” dediği için seni hep saydım. “Öff” demeyin dediği için “Öff” dememeye çalıştım.

Ahh Canım Annem, gözümün nuru, Gönlümün süruru annem,

Yaşasaydın, 95 yaşında da olsaydın Vallahi seni sırtımda Hac’ca da götürür, Kölen de olurdum. Ama Rabbimin sana takdir ettiği ömür bu kadarmış. Biz ondan geldik ve ona döneceğiz, mülk onun.

Muhtacım Annem güzel yüzüne,

Gülen gözlerine, Hikmet dolu sözlerime çok muhtacım.

Her şeyden de önemlisi; Dualarına muhtacım annem, Canım biricik annem.

Ne olur, bir kere de olsa rüyama gir..

Kokla, öp beni, canım yavrum diye.

Şımart beni 3-5 yaşımda olduğu gibi.

Önce döv, Sonra sev, Bi daha, Bi daha döv.

Ne yaparsan yap, Yeter ki bir kerecik de olsa rüyamın misafiri ol, Canım Annem..

Ey alemlerin Rabbi, nefislerin sahibi şanı yüce Allah’ım.

Bekir Yetginbal kulunun annesi Zekiye hanımın tüm günahlarını affet. Onu Kabir azabı ve Cehennem azabından koru. Mekanını Cennet eyle. Resulullah’a (sas) komşu et. Hesap gününde hesabını kolaylaştır.

Onu ve tüm müminleri merhametinle kuşat. Amin, amin

Sevgili kardeşlerim, yazıyı okurken yaptığınız bu dua için size teşekkürü bir borç biliyorum. Rabbim sizden razı olsun.

Sizden özellikle bir şey istirham ediyorum:

Annenizin, babanızın şayet hayatta ise yani elinizde ise, bu Hazinelerinizin kadri kıymetini ne olur çok çok iyi bilin.

Vefa; sadece İstanbul’da bir semtin adı değil, Sizin cisminiz, sıfatınız ve öz isminiz olsun..

Kardeşlerim özellikle şu iki şeyi, üstüne basa basa dillendirmek istiyorum:

Birincisi, Onlar hayatta iken Onlara asla "Öff" bile demeyelim, sakın ha Söz ve Fiil tacizinde bile bulunmayalım.
İkincisi ise, Onların vefatından sonraki süreçte "Amel Defterlerini kapatmamaya" bakalım.

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi bu ulu çınarlara, Anne ve babasına “Öff” bile demeyenlerin üzerine olsun.

Kardeşiniz Bekir Yetginbal

 

 

Tags:

 
 
 

56 Responses to “Vefatının 47. Yılında Canım Annem”

  1. Gravatar of Harun Açıkel Harun Açıkel
    9. Ekim 2012 at 14:34

    Cenabı Allah annenizin kabrini Cennet bahçesi eylesin.
    Sizin gibi salih bir evlat yetiştirdiği için de İnşallah
    amel defteri hiç kapanmamıştır. Selam ve dua ile…

  2. Gravatar of CEMİL YAZICI CEMİL YAZICI
    9. Ekim 2012 at 15:57

    Risale-i Nur’un en mühim bir esası şefkat olmasından, nisâ taifesi şefkat kahramanları bulunmaları cihetiyle daha ziyade Risale-i Nur’la fıtraten alâkadardırlar.

    Ve lillâhilhamd bu fıtrî alâkadarlık çok yerlerde hissediliyor. Bu şefkatteki fedakârlık, hakikî bir ihlâsı ve mukabelesiz bir fedakârlık mânâsını ifade ettiğinden, şimdi bu zamanda pek çok ehemmiyeti var.

    Evet, bir valide veledini tehlikeden kurtarmak için hiçbir ücret istemeden ruhunu feda etmesi ve hakikî bir ihlâs ile vazife-i fıtriyesi itibarıyla kendini evlâdına kurban etmesi gösteriyor ki, hanımlarda gayet yüksek bir kahramanlık var.

    Bu kahramanlığın inkişafı ile hem hayat-ı dünyeviyesini, hem hayat-ı ebediyesini onunla kurtarabilir. Fakat bazı fena cereyanlarla, o kuvvetli ve kıymettar seciye inkişaf etmez. Veyahut sû-i istimal edilir.

    Yüzer nümunelerinden bir küçük numunesi şudur:

    O şefkatli valide, çocuğunun hayat-ı dünyeviyede tehlikeye girmemesi, istifade ve fayda görmesi için her fedakârlığı nazara alır, onu öyle terbiye eder. “Oğlum paşa olsun” diye bütün malını verir, hafız mektebinden alır, Avrupa’ya gönderir.

    Fakat o çocuğun hayat-ı ebediyesi tehlikeye girdiğini düşünmüyor. Ve dünya hapsinden kurtarmaya çalışıyor; Cehennem hapsine düşmemesini nazara almıyor.

    Fıtrî şefkatin tam zıddı olarak, o mâsum çocuğunu, âhirette şefaatçi olmak lâzım gelirken dâvâcı ediyor. O çocuk, “Niçin benim imanımı takviye etmeden bu helâketime sebebiyet verdin?” diye şekvâ edecek.

    Dünyada da, terbiye-i İslâmiyeyi tam almadığı için, validesinin harika şefkatinin hakkına karşı lâyıkıyla mukabele edemez, belki de çok kusur eder.

    Evet, insanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun validesidir. Bu münasebetle, ben kendi şahsımda katî ve daima hissettiğim bu mânâyı beyan ediyorum:

    Ben bu seksen sene ömrümde, seksen bin zatlardan ders aldığım halde, kasem ediyorum ki, en esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi, merhum validemden aldığım telkinat ve mânevî derslerdir ki, o dersler fıtratımda, adeta maddî vücudumda çekirdekler hükmünde yerleşmiş.

    Sair derslerimin o çekirdekler üzerine bina edildiğini aynen görüyorum.

    Demek, bir yaşımdaki fıtratıma ve ruhuma merhum validemin ders ve telkinâtını, şimdi bu seksen yaşımdaki gördüğüm büyük hakikatler içinde birer çekirdek-i esasiye müşahede ediyorum.

    Ezcümle: Meslek ve meşrebimin dört esasından en mühimi olan şefkat etmek ve Risale-i Nur’un da en büyük hakikati olan acımak ve merhamet etmeyi, o validemin şefkatli fiil ve halinden ve o mânevî derslerinden aldığımı yakînen görüyorum.

    Evet, bu hakikî ihlâs ile hakikî bir fedakârlık taşıyan validelik şefkati sû-i istimal edilip, mâsum çocuğunun elmas hazinesi hükmünde olan âhiretini düşünmeyerek, muvakkat fâni şişeler hükmünde olan dünyaya o çocuğun mâsum yüzünü çevirmek ve bu şekilde ona şefkat göstermek, o şefkati sû-i istimal etmektir.

    Evet, kadınların şefkat cihetiyle bu kahramanlıklarını hiçbir ücret ve hiçbir mukabele istemeyerek, hiçbir faide-i şahsiye, hiçbir gösteriş mânâsı olmayarak ruhunu feda ettiklerine, o şefkatin küçücük bir numunesini taşıyan bir tavuğun yavrusunu kurtarmak için arslana saldırması ve ruhunu feda etmesi ispat ediyor.
    Risale-i Nur Külliyatı

  3. Gravatar of özgür özgür
    9. Ekim 2012 at 17:11

    Bekir hocam yüreğine sağlık..Zekiye annemizede Rabbim rahmet etsin.Mekanı cennet olsun.bizlere bu yazında annelerimizi hatırlattın,.Annelerimizin hakkını hiç bir zaman ödeyemeyiz. Allah(c.c) Razı olsun senden.

  4. Gravatar of Lütfü Şahin Lütfü Şahin
    9. Ekim 2012 at 17:21

    Vefa; sadece İstanbul’da bir semtin adı değil,

    Sizin cisminiz, sıfatınız ve öz isminiz olsun…….

    İnşallah Allah nasip eder de Zekiye annemizle cennette buluşursunuz.

    Bize unuttuklarımızı hatırlattığın için Allah Razı olsun abi….

  5. Gravatar of Doğan Bektaş Doğan Bektaş
    9. Ekim 2012 at 17:47

    Bekir bey merhaba

    Ağzınıza ve elinize sağlık anne sevgisi bundan daha iyi anlatılamazdı.
    maalasef çevremizde büyüklerimize gerekli saygıyı ve hürmeti göstermeyen
    çok insan var ve bunu çok üzüyor Allah onlara öbür dünyada yardım etsin.
    Çünkü buna çok ihtiyaçları olacak.

    Saygılar

  6. Gravatar of a.kerim a.kerim
    9. Ekim 2012 at 18:56

    ellerine sağlık çok güzel olmuş enişte ….

  7. Gravatar of Ali Yandır Ali Yandır
    9. Ekim 2012 at 22:13

    Dualarınız kabul olsun. Ölmüşlere rahmet; sağ olanlara Rabbim hayırlı ve sağlıklı uzun ömürler ihsan eylesin. Amin

    Yüreğine sağlık.

  8. Gravatar of Ferruh Mesenizli Ferruh Mesenizli
    10. Ekim 2012 at 14:19

    Bekir ağabeycim,

    Elinize, yüreğinize, sözünüze sağlık. Bu satırlar ancak sizin gibi bağrı yanık bir gönülden çıkar. Yüz yüze görüşme şansımız olmadı ancak bu kadar güzel sözler sizin gibi değerli insanlardan başkasından çıkmaz…Tekrar sözünüze sağlık der, Allah’a emanet olmanızı dilerim…Dualarınızda bizi de esirgememeniz temennisiyle…

    Selamlar.
    Ferruh Mesenizli.

  9. Gravatar of Mahmut Nedim Yiğitcan Mahmut Nedim Yiğitcan
    10. Ekim 2012 at 17:55

    Abi bu güzel paylaşımın için sağolasın,tevafuk işte bende annemlerdeydim,paylaşının giriş kısmını okurken annem odaya girdi ve ben anneme;Seni seviyorum anne dedim ve onu öptüm,sarıldım..Rabbim o mubarek annene ve cümle ölmüşlerimize rahmet etsin inşAAllah..Allaha emanet ol hacı abi…

  10. Gravatar of Mehmet KARADAĞ Mehmet KARADAĞ
    10. Ekim 2012 at 22:09

    Selamun Aleyküm Bekir Bey;

    Yazılarınızı zevkle ve ders alarak okuyorum. Allahım sizin gibi güzel yüreklerin eksikliğini vermesin.

  11. Gravatar of Murat Murat
    11. Ekim 2012 at 09:03

    Allah, ahiret yurdunda annemizle, babamızla tüm ailemizle birlikte olmayı nasip etsin Bekir Abiciğim…

    Yüce Allah, Rad suresinde Adn cennetine girecek sabrı ve takvayı kuşanabilen müslümanların yanlarında anne, baba, eş ve çocukları ile birlikte olacağının müjdesini veriyor. Yani tüm aileyi içlerindeki en iyinin makamına taşıyacağının müjdesini veriyor, inşallah biz de bu kullarından oluruz:

    جَنَّاتُ عَدْنٍ يَدْخُلُونَهَا وَمَنْ صَلَحَ مِنْ آبَائِهِمْ وَأَزْوَاجِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْ وَالمَلاَئِكَةُ يَدْخُلُونَ عَلَيْهِم مِّن كُلِّ بَابٍ

    (Rad 22-23-24) Onlar ki, Rablarının rızâsını dileyerek sabrettiler, namazı dosdoğru kıldılar, kendilerine verilen rızıklardan gizli-açık (Allah için, Allah yolunda) harcadılar ve (hepsiyle birlikte) kötülüğü iyilikle savarlar; işte onlara Dünya yurdunun güzel bir sonucu (tatlı bir ürünü), girecekleri ADN Cennetleri vardır; babalarından, eşlerinden, çocuklarından kendini düzeltip iyiler sınıfına girenler de onlarla beraber gireceklerdir. Melekler her kapıdan onların yanına girerler de, «sabretmenize karşılık selâm size ; burası Dünya yurdunun ne güzel sonucudur» derler.”

    Adn cennetine beraber girmek için müttakîlerin duası da aşağıda, bu duayı duamız yapmak boynumuzun borcu:
    (Mumin-8)

    رَبَّنَا وَأَدْخِلْهُمْ جَنَّاتِ عَدْنٍ الَّتِي وَعَدتَّهُم وَمَن صَلَحَ مِنْ آبَائِهِمْ وَأَزْوَاجِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْ إِنَّكَ أَنتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

    40.8 – Rabbimiz! Onları da, babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi hâl, güzel ahlâk üzere olanları da kendilerine va’dettiğin Adn Cennetleri’ne koy. Şüphesiz ki sen, çok üstünsün, çok güçlüsün, hikmet sahibisin.

  12. Gravatar of Esma BAŞ YILDIRIM Esma BAŞ YILDIRIM
    12. Ekim 2012 at 15:00

    ÇOK GÜZEL BİR YAZIYDI. Bizler için her şeyini feda eden annelerimiz için biz de aynı şeyleri yapar mıyız? Bir anne hiç tereddüt etmeden çocuğuna 2 böbreğini bile verir. Fakat bizler annelerimize ne kadarını verebiliriz.? Küçük bir hediye ya da tebessümü bile bazen çok görebiliyoruz. Biraz düşünelim kıymetini bilmediğimiz annelerimizin hayatta olmadığını. Eminim ki hepimiz şöyle derdik. “Keşke annemiz burada olsaydı da her dediğini yapsaydık, onla ilgilenseydik onu mutlu etseydik.”

  13. Gravatar of Turgay Kadıoğlu Turgay Kadıoğlu
    12. Ekim 2012 at 18:01

    Bekir Bey,

    Elinize, dilinize sağlık. Son zamanlarda okuduğum en etkileyici yazılardan biriydi. Allah sizlere ve tüm inananların anne babalarına sağlık versin ve de hayattayken kıymetlerinin bilinmesini nasip etsin inşallah.

    Allah’a emanet.

  14. Gravatar of Erhan Ardor Erhan Ardor
    12. Ekim 2012 at 18:07

    Tebrik ederim çok güzel bir yazı olmuş etkilenmemek elde değil.
    Saygılarımla
    Eğer bir gün, Çok büyük bir derdin olursa;
    Rabbine dönüp, “Benim çok büyük bir derdim var” deme…
    Derdine dönüp, “Benim çok büyük bir Rabbim var” de…

  15. Gravatar of esra g. esra g.
    15. Ekim 2012 at 08:16

    Bekir Bey,
    Allah razı olsun, Allah annenize rahmet eylesin.
    Sizin gibi değerli, latif insanlar o kadar az ki yazılarınızı paylaştığınız için ayrıca teşkkür ederim.
    Ahir zamanda yaşamak o kadar zor ki. Hayatlarımız o kadar sanal ve anlamsız ki. Ne yazık ki bazı değerlerimizi de bu akışta kaybettik ve gelecek nesiller daha da kötüye gidiyor. Herşeye kolay ulaşır haldeyiz ama manevi değerlerimizi yitirdik. Rabbim bizlere de imanlı, hayırlı bir ömür ve ölüm nasip etsin inşallah…

  16. Gravatar of PERVİN YÜCE PERVİN YÜCE
    15. Ekim 2012 at 14:41

    Bekir Bey bizi duygulandırdınız. Annenize Allahtan Rahmet diliyorum. Mekanı Cennet olur inşallah. Geride sizin gibi bir evlat bıraktığı için çok şanslı. Umarım bu şansa biz de nail oluruz. Arkamızdan bize de dualar eden hayırlı evlatlarımız olur inşallah. Allaha Emanet Olun.

  17. Gravatar of Zehra Yetginbal Zehra Yetginbal
    18. Ekim 2012 at 23:52

    Sevgili Abicigim ;
    Hz. Ebu Hureyre’den (ö. 58/678) rivayet edilen bir hadiste, Hz. Peygamber (s.a.v), Allah (c.c) ile ölen kişi arasında cereyan eden şu konuşmayı haber vermiştir: “Allah Teâlâ, sâlih kulunun cennetteki derecesini yükseltir. Bunun üzerine o: Yâ Rabbi! Bu (yükselme) nereden (hangi sebepten)dir? diye sorar. Cenab-ı Hakk ona şöyle der: Oğlunun senin için yaptığı istiğfar sebebiyledir.”

    Hamdolsun Zekiye annemin ameli salihini devam ettirecek ihlaslı yavruları var .Rabbim c.c sizlerden razi olsun.

    Yüce Allah’tan bizlere, hak ettiklerimizle değil, lutfu, ihsanı ve merhametiyle muamele etmesini temenni ediyorum.

    Veddua …

  18. Gravatar of Yıldıray YEDİKARDEŞ Yıldıray YEDİKARDEŞ
    19. Ekim 2012 at 23:04

    Bekir ağabeyiciğim, S.A.

    Elinize sağlık, Rabbim validenizi Cennet’ül Ala’da misafir eylesin İnşaallah.

    Saygılarımla,

  19. Gravatar of Bülent Seyrek Bülent Seyrek
    19. Ekim 2012 at 23:10

    Muhterem Bekir Bey,

    Duygularınızı ve inanın ki gözyaşları ile okuduğum bu güzel yazılarınızı bizlerle paylaştığınız için teşekkür ederim.

    Allah’tan annenize Rahmet ve mekanının Nur içinde Cennet olmasını dilerim.

    Yarın Allah’ın bize niyazı olarak hayatta olan anneme bir daha sarılıp hayır dualarını dileyeceğim. Gerçekten bundan güzel bir şey olamaz.

    Mekanı Cennet olsun, ilk Türk otomobilinin mühendislerinden olan, Türk demiryolu duayenlerinden ve ancak değeri yıllar sonra kendi isteği ile paylaştığı anıları ile anlaşılan ve çevrilen “Devrim Otomobili” filminin öncüsü olan babamı buradan Rahmetle anmadan geçemeyeceğim.

    Bizde inşallah onun gibi ülkemize ve inancımıza faydalı kullar oluruz. Sevgi ve hürmetlerimle.

    Bu güzel düşüncelerinizi paylaştığınız için tekrar teşekkürlerimi sunarım. Saygılarımla,

  20. Gravatar of Hüseyin YILDIZ Hüseyin YILDIZ
    19. Ekim 2012 at 23:37

    Bekir bey merhaba

    Gözümü uyku tutmamıştı. Yazınızı bu saatte okudum. Zor şey bilirim anneyi kaybetmek. Ben de kaybettim Ramazan Bayramı’na 5 gün kala saat 21:30 da.

    Perşembe gecesi öldü. Cuma günü Cuma namazıyla defnettik. O gece Kadir gecesiydi.

    Öldüğü gün hastaneden bir günlüğüne, zorla, yalvar yakar izin almıştı doktorlardan. Evimi özledim, bir günlükte olsa gönderin diye. Kıyamamıştı doktorlar Onun bu isteğini, bir günlüğüne izin vermişti. Cuma günü tekrar geri gelecekti hastaneye. Heyet karar verecekti durumuna. Hastanede kalsın mı, yoksa taburcu mu olsun?

    Hiçbirimiz bilemedi Onun hayattaki bu son günü olduğunu. Ecel gelmiş, Azrail süreci başlatmıştı artık.

    Eve gelene kadar yolda gördüğü tüm dilencilere ve yardım isteyenlere para vermiş, yardımda bulunmuş.

    Hastaneden Cuma günü ayrılacağım diye tüm sevdiği doktor ve hemşirelere küçük hediyeler almış. Havlu, başörtüsü filan. Paketçikler yaptırmış, üzerine isimlerini yazdırmış. Gidip dağıttım hepsini sahiplerine.

    Eve geldiğinde ise babama yemek yapmış, gece sahurda yeriz diye.

    Çamaşır yıkamak istemiş leğende. Çamaşır makinemız yoktu. Babam “Zor aldım elinden” dedi. Yıkatmamış çamaşırları.

    “Bir duş yapayım sonrasında abdest alıp bir şükür namazı kılayım” demiş babama. Namazında, niyazında idi, 5 vakti ve arada bir de nafile namazlarını kılardı, derslere giderdi arkadaşlarıyla.

    Duştan sonra, havlusuyla öldü sobamızın yanında, boy abdestiyle.

    Ölümünden 5 dakika önce görüşmüştüm telefonla. 5 dakika sonra gelen ikinci telefona ise inanamadım. Böyle şaka mı olur diye kızdım arayanlara.

    Tokat Niksar’da öğretmendim. Sabah eve gelene kadar bitmedi saatler ve yollar. Ancak cansız bedenini görünce ağlayabildim. O zaman inandım öldüğüne.

    Acısını hala yüreğimde hissediyorum. Gözyaşlarıma engel olamıyorum bazen olduğu gibi, yine…

    Ne çok severdi beni, bende onu. Ben doğduğumda Bulgaristan’dan gelen mektuptaki babasının ölüm haberi üzerine koymuştu benim adımı. 16 yaşında gelmiş ta oralardan, hem de yalnız başına. Bir daha da görememiş ailesini.

    Anacığım da Anne ve babasına hasret öldü. Ben de Ona hasretim şimdi.

    Ailenin en küçüğüyüm. Babam da 20 yıldır yanımda. Ölmeden önce annemin vasiyetiydi. “Ben ölürsem babana sen bak kimse bakmazsa” demişti.

    Biraz önce babam baktı bana salon kapısından. Gece bu saatle salonda neden lamba yanıyor diye. Sonra bir şey demeden gitti yine yatağına. işi var diye düşünmüştür herhalde.

    Her daim hala kontrol eder, uyuya kaldı mı, televizyon açık mı kaldı diye. Uyuya kalmışsam, bazen uyandırır, haydi git yatağına yat diye.

    İşte bizim hikayemiz de bu Bekir kardeşim.

    Allah ölenlere rahmet eylesin, varsa günahlarını affetsin. Geride kalanlara da sabır ve dayanma gücü versin.
    Saygılarımla

  21. Gravatar of Durmuş Mızrak Durmuş Mızrak
    19. Ekim 2012 at 23:53

    Selamun Aleyküm Bekir kardeşim.

    Ben de annemi bundan 11 yıl önce bir trafik kazasında kaybettim.

    Aynı kazada benden 3 yaş küçük erkek kardeşimi ve bu kardeşimin 6 yaşındaki kızını ve amcamı da kaybettim.

    Kendi ellerimle toprağa gömdüm hepsini. O gün benim için sanki artık her şey bitmişti. Dünyanın sonuydu sanki.

    Ama gördüğünüz gibi, o gün bu gündür hayat devam ediyor.

    Büyükler önümüzde olduğu sürece kıymetlerini anlayamıyoruz ama elimizden uçup gittiklerinde, iş işten geçmiş ve artık çok geç olmuş oluyor.

    Evet, bir daha gelmeyecekler ve arkamızı yaslayacak bir ulu çınar yok artık. Mevlam cümlemize anne ve babasının kıymetini bilmeyi ve onlara hakkıyla layık olmayı nasip etsin inşallah.

    Yazınızı içtenlikle okudum. Duygularıma tercüman oldunuz. Dediğiniz gibi ateş düştüğü yeri yakar. Elinize ve yüreğinize sağlık.

  22. Gravatar of Volkan Şimşek Volkan Şimşek
    20. Ekim 2012 at 21:51

    Hocam, Allah razı olsun. Merhuma Allah rahmet eylesin. Kabrini Nur, Mekanını Cennet eylesin. Ne mutlu o anneye ki ardında senin gibi bir evlat bırakmış.

  23. Gravatar of Şükrü Güney Şükrü Güney
    20. Ekim 2012 at 22:13

    Bekir abi merhaba,

    Allah sizden razı olsun içimizi serinlettiniz,

    Her yıl kurban bayramı yaklaştığında içimiz böyle bir buruk oluyor bilmiyorum herhalde biraz yaşımız ilerliyor annenin yokluğu daha fazla hissettiriyor kendini Rabbim mekanlarını cennet eylesin sevgisini, şefkatını, merhametini onlardan esirgemesin inşallah,

    Abi ana gibi yar olmuyor, Allah emanet olun, Saygılarımla.

  24. Gravatar of Yusuf Gürer Yusuf Gürer
    20. Ekim 2012 at 22:22

    Bekir Bey

    Allah razı olsun. Valide hanıma bende rahmet diliyorum. Gufraneke ya rahim. Cümle geçmişlerimizle beraber mekanı cennet olsun inşallah. Amin.
    Selam ve Saygılarımla.

  25. Gravatar of Nevzat SEVER Nevzat SEVER
    20. Ekim 2012 at 22:27

    Bekir bey merhabalar

    Bende 24 Kasım 2004 de babamı,5,5 ay ara ile 10 Mayıs 2005 dede annemi kaybettim.

    Her ikisi de öyle ani, öyle umulmadık bir zamanda beni terk ettiler ki, bıraktıkları derin iz, değil 7 yıl, ömrüm yetse de 77 yılda, 777 yılda silinmeyecektir.

    Anne Baba hakkındaki görüş ve düşünceleriniz, her an beynim de yankılanan, her an kalbimde çarpan duyguları yaşattı bana.

    Bende, Anne ve babasına çok bağlı, onları yaşadıkları sürede hiç bir şekilde kırmamaya çalışan bir kişi olmaya çalıştım.

    Tabii ki ne derece muvaffak oldum, takdir yüce ALLAH’ın.
    40 yıl evvel de olsa, onların acısının dünkü kadar taze olduğuna, özlemlerinin sınırsız olduğuna içtenlikle katılıyorum.

    Çünkü aynı yoğun duyguları bende her gün yaşıyorum.

    Allah, size ve sevdiklerinize uzun ömür, rahmetlilerinize de cennet mekan dileklerimi sunar, Saygı ve sevgilerimi iletirim.

    En kısa zamanda karşılıklı görüşüp tanışmak dilek ve temennisi ile…

  26. Gravatar of Haluk Seyrek Haluk Seyrek
    20. Ekim 2012 at 22:42

    Sevgili Bekir Bey,

    Sizin tüm duygu, düşünce ve dualarınızı paylaşıyorum.

    Allah inşallah hepimizi islah etsin, ebediyete göçenlerinde amel defterine katkıda bulunmaktan bizleri geri bırakmasın.

    Kıymetli annenize rahmet, size ve yakınlarınıza esenlikler diliyorum.

  27. Gravatar of Kadriye Gürgür Kadriye Gürgür
    21. Ekim 2012 at 14:12

    Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsınlar, mekanları cennet olsun.

    Benim de babam 1997’de, anneciğim de 2 Şubat 2009 da vefat etti, varlıklarına doyamadık, yokluklarına ise hiç alışamadık.

    Abim her gün kabristanda, onlara okuyor, üstündeki gülleri suluyor, acıları ilk günkü gibi içimizde. Ama emir Allah’ın.

    Saygılarımla

  28. Gravatar of Mert Nihat Sanaç Mert Nihat Sanaç
    21. Ekim 2012 at 14:14

    Değerli büyüğüm Bekir abim

    Annenize tekrardan ALLAH’tan rahmet diliyorum. Bugün tüm ettiğimiz dualarımızda değerli Anneniz içinde duamızı eksik etmedik.

    ALLAH’a emanet olun.

    Saygılarımla

  29. Gravatar of Adil ERAY Adil ERAY
    21. Ekim 2012 at 14:17

    Bekir Bey;

    ”Vefatının 40. yılında anneme olan Hasretim” adlı makaleniz beni fazlasıyla müteessir etti ve cevap yazma gereği duydum. Haddim olmadan acınızı paylaşıyorum. RABB’imden validenize rahmet diliyorum.

    Saygılarımla

  30. Gravatar of Serdar TAŞPINAR Serdar TAŞPINAR
    21. Ekim 2012 at 14:19

    ALLAH GANİ GANİ RAHMET EYLESİN, MEKANI CENNET OLSUN İNŞALLAH BEKİR ABİM.

  31. Gravatar of Meltem Marangoz Meltem Marangoz
    21. Ekim 2012 at 14:21

    Bekir Bey;

    Yazınız beni çok etkiledi. Annenize Allah’tan rahmet diliyorum mekanı cennet olsun.
    Allah geride kalanlara sağlık ve sabır versin. Teşekkür ederim.

    Saygılarımla.

  32. Gravatar of SİNAN YAĞCI SİNAN YAĞCI
    21. Ekim 2012 at 14:23

    Bekir Bey

    Allah razı olsun sizden 1 hafta önce annemle görüşmüştüm sizin yazınız üzerine arama ihtiyacı duydum. Onların duaları üzerimizden eksik olmasın.

    İyi çalışmalar.

  33. Gravatar of İsmail Yakın İsmail Yakın
    21. Ekim 2012 at 14:26

    Mekanı cennet olsun inşallah Bekir abi. Allah cennetinde kavuştursun.

  34. Gravatar of Sema TAN Sema TAN
    21. Ekim 2012 at 14:31

    Bekir bey merhaba

    Öncelikle Allah rahmet eylesin diyorum. Sizlere de uzun ömürler nasip etsin, yazınızdan çok duygulandım özellikle beni çok etkiledi. Çünkü benim annemin adı da ZEKİYE ve 10 yıl önce vefat etti. Acınızı paylaşıyorum.

    Saygılarımla

  35. Gravatar of Süleyman Gül Süleyman Gül
    21. Ekim 2012 at 20:28

    Allah C.C. senden razı olsun, Bekir ağabey. Hayırlı Cumalar. Ne olur bize de dua eyleyin.

  36. Gravatar of Şerife Kara Şerife Kara
    21. Ekim 2012 at 20:29

    Bekir bey

    Bu güzel hatırlatmalar için teşekkür ederim.
    Allah annenizi ve tüm anneleri cennet bahçelerinde kucaklaştırsın.
    Hz. Muhammed SAV’e komşu eylesin. Sizde dualarınızda bizi unutmayın.

  37. Gravatar of İlhami ÇİL İlhami ÇİL
    21. Ekim 2012 at 20:35

    Selamun aleyküm.

    Bekir bey ağzınıza dilinize yüreğinize sağlık.
    Allah(cc) mekanını cennet etsin sizi de yanına koysun.
    Yarın inşallah Hac’ca gidiyorum hakkınızı helal edin orada sizin içinde dua edeceğim.

    Allah(cc)’a emanet olun.

  38. Gravatar of Ebru Eren Ebru Eren
    21. Ekim 2012 at 20:38

    Bekir bey merhaba,

    O güzel yazınız beni o kadar derinden etkiledi ki dolu dolu gözlerle yazıyorum şu an.

    Rahmetli Annenizin ruhu şad oluyordur inşallah, sizin gibi bir evlada sahip olduğu için,

    Sevgili Annenize, Rabbim İnşallah taksiratlarını affedip Cennette bir mekan nasip eder. (Amin)

    Yazınızda bir çok hakikate değinmişsiniz, sizin gibi büyüklerimizin olması ne mutlu.

    Analarımız babalarımız başımızın tacı Allah onları başımızdan eksik etmesin.

    Rabbim, Sağlıklı Mutlu uzun ömürler versin cümlesine İnşallah…

    Böyle güzel ve içten bir çalışmanızı paylaştığınız için size çok teşekkür eder, Hayırlı günler dilerim.

  39. Gravatar of İsmail Açar İsmail Açar
    21. Ekim 2012 at 20:40

    Bekir Ağabey merhaba.

    Yazınızı çok güzel olmuş. Allah hepimizi ana babaya itaatkar, vatana millete
    faydalı kullarından eylesin. Her aileye de sağlıklı ve hayırlı evlatlar nasip etsin.
    En kısa zamanda görüşmeyi diler, sağlık ve huzur temenni ederim.

    Saygılarımla.

  40. Gravatar of Engin Aydın Engin Aydın
    21. Ekim 2012 at 20:43

    Bekir hocam

    Bu duygu yüklü yüreğini yazıya dökmeye çalışmışsın, çokta güzel yansıtmışsın.
    Ama unutmayalım ki bu dünyadan gidiş bir bitiş değil, geçiştir. Çok sevdiğimiz
    annelerimize, babalarımıza vs. muhakkak kavuşacağız inşallah, duamız, bu
    kavuşma yerinin cennet olmasıdır.

    Saygılarımla

  41. Gravatar of Niyazi Kaptan Niyazi Kaptan
    21. Ekim 2012 at 20:59

    Sevgili kardeşim,

    Zekiye teyzeme Allah’tan (c.c.) rahmet diler, onu cennetlik kullarından
    eylemesini temenni ederim. Seni çok iyi anlıyor ve ona olan hissiyatını
    çok takdir ediyorum.

    Senin gibi hayırlı bir evlat yetiştirdiği için de ayrıca Cenab-ı Hakk’ın lütfuna
    mazhar olmasını diliyorum.

    Annem bu alemden göçtüğünde şunu iyi biliyordum ki beni bu alemde bu
    kadar sevebilecek başka bir insan kalmadı ve olması da mümkün değildi.

    Beni onun gibi kardeşlerim, eşim, çocuklarım ve tüm yakınlarımdan hiç
    kimsenin bu kadar sevmesi mümkün değildi. Tüm annelerin de öyle olduğunu
    düşünüyor ve ben de annesi sağ olanlara, kıymetlerini bilmelerini, onsuz bir
    dünyanın ne kadar eksik olacağını anlatmaya çalışıyorum.

    İnsanların emin olabileceği sevgi konusunda tek gerçek kendilerinin sevgisidir
    fakat bu konudaki istisna ise anne ve babalarının kendilerine karşı olan sevgileridir.

    Çünkü onların sevgilerinin tarifi; Koşulsuz sevgidir yani sizi her halukarda severler.

    Arkadaşınız, eşiniz, akrabalarınız ve diğer insanlar, siz onları severseniz onlarda
    sizi severler. Bu koşullu sevgidir.

    İşte annem vefat ettiğinde beni koşulsuz seven son kişi de bu alemden ayrıldı
    düşüncesiyle tarifi imkansız bir üzüntüyle karşılaşmıştım. Babam daha önce Hakk’a
    kavuştuğunda da aynı hissiyata sahip olmuş ama annem ile bu acı doruğa ulaşmıştı.

    Bu vesileyle sevgili anneciğinin ruhu şad olsun, mekanı cennet olsun inşallah.
    Selam ve saygılarımla.

  42. Gravatar of Pınar Karim Pınar Karim
    21. Ekim 2012 at 21:16

    Allah rahmet eylesin, dualarınızı kabul eylesin.

  43. Gravatar of İsmihan Dabanlı İsmihan Dabanlı
    21. Ekim 2012 at 21:18

    Bekir Bey,

    Allah razı olsun paylaşımınız için, genellikle yazılarınızı okumaya çalışıyorum
    ama size dönüşüm pek olmuyor. Rabbim kaleminize kuvvet versin.

    Bu yazdıklarınız beni çok duygulandırdı. Özellikle anneniz için hissettikleriniz.
    Hem bir evlat olarak, hem de bir anne olarak ağlattırdı beni.
    Rabbim anneniz Zekiye Hanım’a gani gani rahmet etsin. Kabri Püru nurlu,
    Cennet bahçelerinden bir bahçe olsun inşallah.

    Yalnız bu dünyada olmadığı ve size dua etmediği için lütfen üzülmeyin.
    Annelik şefkatiyle O size ahirette şefaatçi olacaktır inşallah. Ve biliyorsunuz ki
    yetimlerin şah-ı Peygamberimizin himayesi altında olacaksınız inşallah.

    Selametle.

  44. Gravatar of Haydar Arslan Haydar Arslan
    21. Ekim 2012 at 21:21

    Muhterem Ağabeyim

    Babasını gençliğe adım atarken yitirmiş, Annesini ise 1200 km uzaklıktan
    hasrete gark olan bir evlat ve 4,5 yıl Kayışdağı Darülaceze Müdürlüğü’nde
    görev yapmış biri olarak hissiyatımızı paylaştığınız İçin çok müteşekkirim.

    Selam Ve Dua İle.

  45. Gravatar of İsmail Şengül İsmail Şengül
    21. Ekim 2012 at 21:39

    Bekir abiciğim ,

    Çok güzel olmuş yazın makalen. Bu vesile ile hem muhterem Zekiye
    hanım teyzemize dua etmiş, ayrıca Allah’ın rahmetine uğurladığım
    babamı da anmış ve çok sevdiğim anneciğime karşı da daha hassas
    olmam gerekliliğini hatırlamış oldum.

    Allah razı olsun, emeğin ve bu emeğini bizlerle paylaştığın için.

    Saygılarımla

  46. Gravatar of Doğuhan BOZKURT Doğuhan BOZKURT
    22. Ekim 2012 at 12:15

    Teşekkür ederim kardeşim böyle güzel bir yazıyı paylaştığın için .

  47. Gravatar of Şeref KILIÇARSLAN Şeref KILIÇARSLAN
    22. Ekim 2012 at 21:58

    Çok güzel ve etkiliyici, ömür bir film şeridi gibi insanın hafızasından geçiyor.
    Allah bize dünyada anne ve babalarımızın duasını alan kullarından eylesin .
    Annenize de Allahu Teala’dan rahmet diliyorum,makanı cennet olsun inşallah.Amin.

    Selam ve Dua ile.

  48. Gravatar of Ahmet Kayabaş Ahmet Kayabaş
    22. Ekim 2012 at 22:56

    Abi çok teşekkür ederim.

    Allah’u Teala sizden, ailenizden, anne ve babanızdan razı olsun inşallah.

    Selam ve dua ile

  49. Gravatar of Şenol Güplüce Şenol Güplüce
    22. Ekim 2012 at 22:57

    Allah anneciğinize rahmet etsin inşallah mekanı cennet olsun.

  50. Gravatar of Ersan Çakırca Ersan Çakırca
    22. Ekim 2012 at 22:59

    Bekir bey merhaba

    Öncelikle annenize ALLAH rahmet eylesin durağı mekanı
    CENNET olsun inşallah. Çok güzel ve duygulu bir yazı olmuş.

    ALLAH büyüklerimizi başımızdan eksik etmesin ve onların hayır
    dualarını da almayı her Müslüman’a nasip etsin inşallah.

    Saygılarımla

  51. Gravatar of Turgay KAZAN Turgay KAZAN
    22. Ekim 2012 at 23:01

    Bekir Bey

    Allah rahmetli annenize gani gani rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.

    Saygılarımla

  52. Gravatar of Elif Yetginbal Elif Yetginbal
    23. Ekim 2012 at 01:14

    Amcacığım çok güzel bir yazı olmuş ellerine ve yüreğine sağlık.
    Sayen de güzel babannemi bir kez daha hayırla yad etmiş oldum.

    Teyzelerimiz, babannemin ne kadar masum ve tatlı bir insan olduğunu
    hep anlatırlardı. Eminim ki siz de o çocuk yüreğinizle babannemi hiç
    üzmemişsinizdir.

    İnşallah mekanı cennet olur. Canım amcam ellerinden öpüyorum.
    Seni çok seviyorum amcacığım. Allah’a emanet Olun.

  53. Gravatar of Kadriye Kadriye
    23. Ekim 2012 at 20:41

    Değerli kardeşim Bekir bey

    Paylaşımınız çok etkili ve manidar. Çok duygulandım,
    etkilendim ve okurken inanın kendimi tutamadım ağladım.

    Allah(cc)tüm ölmüşlerinize rahmet etsin, siz yakınlarına da
    hayırlı ömür ve sabırlar ihsan eylesin. Mekanları cennet olsun.

    Saygılarımla.

  54. Gravatar of Ömer Yiğitaslan Ömer Yiğitaslan
    29. Aralık 2012 at 21:35

    Canım abim

    Bir anne ve baba sevgisi ancak bu kadar güzel anlatılabilir. Allah razı olsun senden. Dualarımız seninle Rabbim sana da rüyalarında anne hasretini gidermeyi nasip etsin inşallah. Yüce Rabbim, rahmet etsin, mekanını cennet etsin.

  55. Gravatar of Mahmut Aras Mahmut Aras
    30. Aralık 2012 at 01:02

    Bekir Ağabey

    Bir kardeşiniz olarak, rahmetli annenizle ilgili bu yazınızı okudum ve çok beğendim. Bizler elimizde olan bu değerlerimizin kıymetini idrakten zaman zaman uzak kalabiliyoruz.

    Bu makalenizdeki gibi uyarılar, zaman zaman da titreyip kendimize gelebileceğimiz ikazlar ve hayata dair farklı pencerelerden kendimizi tartabilme ve biraz da olsa toparlayabilme fırsatları sunabiliyor bizlere. Sağ olun, var olun.

  56. Gravatar of Rukiye Ak Rukiye Ak
    12. Mart 2013 at 14:45

    Değerli Bekir Abim

    Annenizle ilgili bu makale, gerçekten çok etkileyici ve güzel bir yazı. Zaten yaşanmış bir olay.
    Allah annenizin mekanını cennet eylesin inşallah. Biz insanoğlu olarak genelde sevdiklerimizin,
    değer verdiklerimizin kıymetini, onlar elimizden kayıp gittikten sonra anlıyoruz ama çok geç kalıyoruz.

    İnşallah öyle bir gün gelir ki, herkes sevgi ve saygı içinde yaşar, değer ve kıymet bilir.
    Makalenizi gerçekten çok beğendim, o kadar içten ve duygu yüklü ki.. Allah size uzun ömürler versin.
    Allah’a emanet olun muhterem abim. SAYGILARIMLA

Bir Cevap Yazın