Oruç, İmsak ve Sabah Namazı İçin Bir Uyarı

Oruç, İmsak ve Sabah Namazı Vakti Hakkında Bir Uyarı

Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın belirlediği ve uyguladığı imsak vakti, oruca başlama ve sabah ezanın okunması ile “Müslümanların sabah namazı kılmaları hususunda şöylesi yanlış ve tehlikeli bir uygulama” vardır.

Bu yanlış ve tehlikeli uygulama ortaya koymadan önce şu hususların anlaşılması lazım.

Namaz, Oruç ve Hac gibi ibadetler belli bir vakit içerisinde yerine getirilir. Yani bu ibadetlerin belirlenen o zaman dilimlerinde yapılması şarttır.

Bu ibadet vakitleri ya güneşe göre veya aya göre tespit edilir.

Mesela günde beş defa kılınan namazların vakitleri güneşe göre; yılda bir ay tutulan ramazan orucunun başlangıç ve sonu da, gökteki aya yani Hilale göre tayin ve tespit edilir.

Namaz ibadetini Müslümanlara farz kılan Allahu Teala, 5 vakit olarak ve güneşin seyri ile bağlantılı olarak bu 5 vaktin zaman dilimlerini de belirleyip, Resulullah(sas) efendimiz vasıtasıyla bize bunları beyan etmiş ve hangi namazın hangi vakitte kılınacağınıda yine Rabbimiz farz kılmıştır. Nitekim Nisa Suresi 103. Ayetinde mealen:

"Namaz, belirli vakitlerde mü'minler üzerine farz kılındı.." demiştir.

Enes(ra) anlatıyor: “Bir adam Resulullah(sas)’e, Allah, kullarına kaç vakit namazı farz kıldı diye sordu. Resulullah(sas), Allah kullarına beş vakit namazı farz kıldı” dedi. (Müslim,İman 10)

Bu vakitlerden biri olan Sabah namazının başlama vakti hakkında Resululllah(sas) bir Hadis’inde şöyle buyurmuştur:

“Sabah namazının vakti ikinci fecrin doğmasından, güneşin doğuşuna kadardır" (Buhârî, Mevâkît, 27; Ebû Dâvûd Salât).

Fecir iki tanedir.

Birinci Fecir, o zaman diliminde sabah namazı kılmanın caiz olmadığı, fakat yeme ve içmenin helal olduğu fecir’dir.

İkinci Fecir ise, yemeyi içmeyi bizlere haram kılan ve o zaman diliminde sabah namazını kılmayı helal kılan fecirdir.

Arapça bir kelime olan Fecir, sözlük anlamı olarak “Yarmak” demektir.

Fecir'in Istılahi anlamı ise, “Güneşin doğma öncesi zamanı, tan yeri vakti, güneşin doğmasından önceki alacakaranlık, şafak” demektir.

ikinci fecir; sabaha karşı, doğu ufkunda yayılmaya başlayan bir aydınlıktan ibarettir.

İkinci fecrin doğmasından, güneşin doğmasına kadar olan süre, “sabah namazının vakti”dir.

Bununla sabah vakti girmiş, yatsı namazının vakti çıkmış ve oruç tutacaklar için bu ibadet başlamış olur. Bu yüzden buna "Fecri sadık" denir.

Bunun karşıtı ise, birinci fecir’dir. Bu ise, doğu ufkunun ortasında yükseklere doğru, iki tarafı karanlık ve uzunlamasına bir hat şeklinde yayılan bir beyazlıktır.

Bu beyazlık kısa bir süre sonra kaybolur ve arkasından kendisini bir karanlık izler.

Bundan sonra ikinci fecir doğar. Bu birinci fecre, sabahın gerçekten girdiğini göstermemesi ve yalancı bir aydınlık olması yüzünden "Fecri kazib" adı verilmiştir.

Fecri kazib, gece hükmündedir. Fecri kazible, ne yatsı namazı çıkmış ve ne de sabah namazı vakti girmiş olmaz. İşte oruç tutacakların bu süre içinde yiyip içmeleri de caizdir.

Kur'an-ı Kerim'de bakın Rabbimiz şöyle buyuruyor:

"Fecirde beyaz iplik siyah iplikten ayırt edilinceye(imsak vaktine) kadar yiyin, için. Sonra orucunuzu geceye(iftar vaktine) kadar sürdürün " (Bakara suresi,187. Ayet meali).

Burada, beyaz ve siyah ipliğin görünmesinden maksat, gündüzün aydınlığı ile gecenin karanlığının birbirinden ayrılmasıdır.

Resulullah(sas) de iplik örneğinden gece ile gündüzün kastedildiğini açıklamıştır.

Adiy b. Hatim(ra.)'dan şöyle dediği nakledilmiştir:

"Yukarıdaki ayet inince, bir siyah, diğeri beyaz iki tane ip alıp, bunları yastığımın altına koydum. Sahurda bunlara bakıyor, birbirinden ayırt edilecek kadar tan yeri ağarınca yemeği içmeyi bırakıyordum. Sabah olunca, Resulullah(sas)'a gidip yaptığım şeyi ona haber verdim. O, şöyle buyurdu: "Senin yastığın ne kadar da büyükmüş.. Ayette kastedilen, gündüzün beyazlığı ve gecenin siyahlığıdır. Bunları bir yastığın altına nasıl sığdırırsın." (Buharî, Savm 16)

İmsak, sözlük anlamı olarak, kendini tutmak, bir şeyden el çekmek demektir.

Istılahi anlamı ise, Ramazan ayında oruç tutacak Müslümanların sahur sonrasında, sabah ezanı ile birlikte başlayan yeme ve içmeyi tamamen bırakma anıdır. Bu ana imsak başladı deriz.

İmsak kelimesinin zıttı ise, malumunuz olan “iftar” dır. Bu duruma göre, oruç ibadeti imsakla başlar, iftarla sona erer.
Oruca başlama vakti olan imsak, aynı zamanda sabah namazının kılınma vaktinin başlangıcını da teşkil eder. Yani oruca başlarken sabah namazının vakti de girmiş bulunur.

İmsak vaktini bildiren delil, şu hadislerdir:

Abdullah b. Ömer şöyle demiştir: "Resulullah(sas)’in:

"Bilal ezanını gece okuyor, siz Abdullah ibn Ümmi Mektum ‘ezan okuyuncaya kadar yiyiniz, içiniz.’ Hadisini nakleden kişi der ki: İbn Ümmi Mektum gözleri görmeyen bir kimse  idi. Kendisine; "sabah oluyor" denmedikçe o,(ikinci) ezanı okumazdı" (Buhârî, Ezân, II, 13, Şehâdet, II, Savm, 17).

Resulullah(s.a.s) şöyle buyurmuştur:

"Bilâl'in okuduğu ezan, hiç birinizi sahur yemeğinden alı koymasın. Çünkü O, henüz gece iken ezan okur. Amacı da, gece namazı kılmakta olana, sabahın yaklaştığını bildirmek, uykuda olanınızı uyandırmaktır. (Buhârî, Ezân, 13, Âhâd, 1, Talâk, 24; Nesaî, Ezân, 11;)

Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın belirlediği ve uyguladığı imsak vakti ve sabah ezanın okunması ile Müslümanların sabah namazı kılmaları hususunda şöylesi yanlış ve tehlikeli bir uygulama vardır.

Yukarıda detaylıca anlatmaya çalıştığımız, sabah namazının vakti ile imsak vaktinin insanlara yanlış telkini sonucu, (ki Diyanet, bu vakitte okuttuğu ezanla oruç tutma vakti girdi, yeme içme bitti diyerek Müslümanların elini ayağını ve ağzını adeta bağlamaktadır), nice Müslüman ezan okundu deyip sahur yapamazken, nice Müslümanda vakit tamam deyip sabah namazını, maalesef vaktinden önce kılmaktadır.

Burada tehlikeli olan husus ise şudur:

Vakit konusuna duyarlı bir çok Müslümanın birebir gözlemleme ile elde ettikleri sabah namazı vakti ile Diyanet İşleri Başkanlığı’nın belirleyip takvimlere bastırdığı vakit arasında kimi yerlerde 40-45 dakikalık bir zaman farkının olduğu görülmüştür.

Adeta bu nedenle nice Müslüman, 40-45 dakika önce sahuru tamamlamakta, 40-45 dakika önce evinde sabah namazını kılmakta..

Bu kadar vakit önce sahuru tamamlamanın şer’an bir mahzuru yoktur ama, sabah namazı edasının şartlarından olan “vaktin girmesi henüz söz konusu olmadığı için”, sabah namazı kesinlikle eda edilemez.

“Akşam ezanından 30 dakika önce, akşam namazımı kılarım.” diyebilir misiniz?

Yukarıda demiştik ki;

“..günde beş defa kılınan namazların vakitleri güneşe göre; yılda bir ay tutulan ramazan orucunun başlangıç ve sonu da, gökteki aya göre tayin ve tespit edilir.”

İçinde bulunduğumuz şu 2013 Ramazan orucu başlangıcında da maalesef, gökteki ayı gözlemleme gayretine girmeyen Türkiye’deki milyonlarca Müslüman, komşumuz olan ve ayı gözlemleyen, Suriye, Ürdün, Mısır vs. ülkelerden bir gün önce oruca başlamışlardır.

Nitekim Mısır’ın Rabiatül Adeviye Meydanı’ndan canlı yayın yapan televizyonlar, Mısır’lı Müslümanların, bu büyük meydanda, toplu olarak, Türkiye’deki Müslümanlardan bir gün sonra ilk teravih namazını kıldıklarına şahit olmuşlardır.

Bakalım 2013 yılı Ramazan bayramında nasıl bir durum söz konusu olacak?

Başlarındaki siyasilerin dediklerine mi tabi olacaklar, gökteki ayı / hilali mi gözlemleyecekler?

Diğer bir ifade ile Müslümanlar şimdi aynı günde mi bayram yapacaklar? Ya da birileri bayram yaparken diğerleri oruç mu tutacaklar?

Bunu, Ramazan hilali bitip Şevval hilali ortaya çıktığında hep beraber göreceğiz inşaAllah.

"Sebep Sonuç" ekseninde şu oruç ibadetimizi ve yaşamakta olduğumuz tüm problemleri incelediğimizde görüyoruz ki sadece ibadetlerde değil halkın tüm sosyal ilişkilerinde "Hakim, hakem ve hükümran.." olan İslam yürürlükten kaldırılmış onun yerine "Allah ve Resulüne savaş açan" adına "Demokrasi ve Laiklik" denilen pislik ümmetin, halkın tüm sosyal ilişkilerinde "Hakim, hakem ve hükümran" olmuştur.

Sadece Türkiye' deki Müslümanları değil tüm İslam Ümmetini oruç ve diğer tüm konularda kahrı perişan eden hakikat işte budur. Peki çare nedir? Çare bellidir ve Tek çare vardır.

O da aslımıza yani İslama rucu etmektir, İslam'ı bir güç olarak bir kuvvet yani "Devlet" olarak sosyal hayatımıza yeniden Hakim ve Hükümran kılmaktır. İşte o zaman Oruç gerçek kimliğine kavuşacaktır inşallah.

Deneme yanılmayla da görülmüştür ki; İslam Devletsiz, Devlet de İslamsız OLMUYORR.

Sadece şu ibadet konusu bile, toplumsal hayatımızda İslam’ın hakim, hakem ve hükümran olmaması nedeniyle, ne büyük problemler yaşadığımızı, Rabbimizin gazabını üzerimize çekecek hallere düştüğümüzü bize ispat etmektedir.

Ey Rabbim, işlemiş olduğumuz günahlarımızı affeyle, bize mağfiret eyle. Bizlere feraset ve basiret nasip eyle ya Rab..

Hayat nizamımız İslam’ı tekrar hayata hakim kılmayı bize nasip et ya ilahi.. Sonsuz hamd ancak ve ancak sana dır Allah’ım.

Kardeşiniz Bekir Yetginbal  12.Temmuz.2013 Mübarek Cuma


Tags:

 
 
 

5 Responses to “Oruç, İmsak ve Sabah Namazı İçin Bir Uyarı”

  1. Gravatar of Volkan ŞİMŞEK Volkan ŞİMŞEK
    19. Temmuz 2013 at 21:30

    Allah senden razı olsun Bekir Hocam.
    Saygılarımla

  2. Gravatar of Sinan Yağcı Sinan Yağcı
    23. Temmuz 2013 at 10:59

    Bekir Bey
    Bu durumda Kadir gecesini de farklı günde yaşayacağız İslam alemi ile.. Allah sonumuzu hayırlı etsin.

  3. Gravatar of Enver Arvas Enver Arvas
    24. Temmuz 2013 at 17:00

    Bekir abim

    Allah senden razı olsun, mübarek insan yine çok güzel uyarılar yapmışsın
    Saygılarımla

  4. Gravatar of Y.Turan Küçük Y.Turan Küçük
    27. Haziran 2014 at 11:54

    Muhterem abim
    Hayırlı ve bereketli bir Ramazan dileklerimle.

  5. Gravatar of Yakup Yakup
    16. Mayıs 2018 at 17:09

    Allah razı olsun üstadım

Bir Cevap Yazın