Oruç Bir Kalkandır, Peki Ramazan’da Neler Yapmalıyız

Oruç Bir Kalkandır, Peki Ramazan'da Neler Yapmalıyız

Bizleri oruç ibadeti ile mükâfatlandıran şanı yüce Allah’a sonsuz hamd olsun. Salat ve selam olsun, ölçü ve örnek Resul Hz. Muhammed Mustafa’ya, Ehli Beytine, güzide ashabına, onun yolundan gidenlere ve İslam ümmetine..

İbadetler, kul ile Allah (cc) arasındaki bir ilişki çeşididir. Çerçevesini çizen ise bu ibadetleri emreden Rabbimiz dir.

İşte Oruç ibadeti de yılın bir ayında eda edilen, sadece kul ile Allah (cc) arasındaki mücerret bir ilişki olmanı da aşıp toplumsal boyutta yansımaları da görülen çok özel ve çok çok güzel bir ibadettir.

Evet, Resulullah (sas) efendimizin dediği gibi “Oruç bir Kalkandır..” Yani bizi fert ya da toplum olarak öyle kuşatır ve öyle korur ki, “özel kolluk kuvvetleri” adeta işsiz kalır.

Ama şurası da bir gerçek ki; İslam’ın ister ibadetle ilgili hükümleri, ister muamelatla ilgili hükümleri, isterse ukubatla (ceza kanunları ile) ilgili hükümleri İslami bir Devlet olmadan tam olarak uygulanamıyor.

Yani İslam Devletsiz, Devlet te İslamsız OL MU YORRR..

Çünkü devlet, yaptırım gücü ve otoritesi ile çok büyük bir caydırıcı güç.. Yine Resulullah (sas) dedi ki; “Halife Kalkandır..”

İşte bu kalkan öyle müthiş bir kalkan ki, Oruç kalkanı adeta bunun yanında “küçük bir kalkancık” gibi kalıyor.

Daha orucun, mübarek Ramazan ayının ilk gününde şahit oldum, “İnsanlar Allah’a ve Müslümanlara meydan okurcasına” sokaklarda sigara içiyorlar.. Niçin mi? Demokratik Laik sistem insanlara özgürlük vermiş, içki serbest, çıplaklık serbest, Faiz serbest vs..

İslami bir Devlet olsaydı, Halifemiz bulunsaydı meydanlar, sokaklar, insanlar böyle mi olurdu? Bu yönüyle baktığımızda “Oruç, Hilafet, Devlet” üçgeninde Ramazanlar çok çok daha farklı olurdu değil mi?

Rabbim o güzel günleri bir an evvel bizlere nasip etsin inşallah.

Evet, İslami bir Devlet yok ama Osmanlı İslam Devleti’ nin yıkıldığı günden bu güne onlarca Ramazan ayı geldi geçti.

En azından bu günün Müslümanları olarak Oruç ibadetimizde elimizden geldiği ve gücümüzün yettiğince Rabbimizi hoşnut edecek salih amelleri mutlaka ortaya koyup icraatta bulunmalıyız.

İşte olması gereken bu salih amelleri kaleme alan Ahmed Kalkan hocamızın çok faydalı bir makalesini sitemizde sizlerle paylaştık ki bir takım hayırlara vesile olalım inşallah.

Rabbim Ahmed Kalkan hocamızdan razı olsun. Kendisine sağlıklı hayırlı uzun ömürler versin. Amin        Kardeşiniz Bekir Yetginbal

Ramazan'da Neler Yapmalıyız

Yazan Ahmed Kalkan

Hakk'ın dininde Ramazanın en önemli özelliği, bu ayın Kur’an-ı Kerim ayı olmasıdır.

Ramazan gücünü, şerefini ve güzelliğini Kur'an'dan almaktadır (2/Bakara, 185). Kur'an bu ayda indirildiğinden, Müslümanların Kur'an'la bağlarını sağlamlaştırması Ramazan'daki ilk görevleridir.

Okumayı bilmeyenlerin hemen öğrenmesi, bilenlerin Kur'an'ı çokça okuması ve anlamlarını öğrenmeye ve yaşamaya gayret etmesi, Kur'an'ı meal ve tefsiriyle okumaya çalışması, Allah'ın emir ve yasaklarını ilk elden öğrenmesi gerekmektedir.

Kur’an-ı Kerim’in Allah’ın Kitabı olduğuna iman eden insanlar, Kur’an ayetlerini sanki bu Ramazan ayında nazil oluyormuş gibi imani bir heyecanla okumalı, dinlemeli ve üzerinde tefekkür etmelidir.

Bireysel, sosyal, siyasal, ekonomik tüm problemlerin Kur'an'ı terk etmenin, “onu tatbik etmemenin” bir ürünü olduğunu, yegâne çözümün de Kur'an'ın “tüm hükümleriyle hayata geçirilmesiyle” mümkün olacağını asla unutmamalıyız.

Ramazan, müminler için bir eğitim ayı olduğu gibi bir öğretim ayı da olmalıdır.

Rabbimiz onu bize Kur’an’ın indirildiği ay olarak tanıtıyor. Evet, Kur’an’a göre “Ramazanın en önemli özelliği”, bu ayın Kur’an-ı Kerim ayı olmasıdır. Ramazan gücünü, şerefini ve güzelliğini Kur'an'dan almaktadır.

“Ramazan ayı ki, insanlara dosdoğru yolu gösteren ve hakkı bâtıldan ayırma ölçüsü ve hidâyet için belgeler içeren Kur'an onda indirilmiştir…”(2/Bakara, 185).

Ramazan ayının değerli oluşu, “insanlığı kurtaracak mesajın” bu ayda indirilmesinden kaynaklanmaktadır.

Kur’an’ın indirildiği gece bin aydan hayırlı olduğuna göre (97/Kadr, 3), Kur'an'ı okumaya, anlamaya ve yaşamaya ayrılan bir gün de, bin aydan daha hayırlı olacağı değerlendirilmelidir.

Her gün ve gece Kur'an'a uygun olarak ihya edilmelidir.

Kur’an’ı indiriliş gayesine uygun olarak okuyup, hükümlerini ferdi olarak itikadi, ibadi, ahlaki ve ekonomik bütün yönleriyle yaşarsak, sosyal ve siyasal hayata hâkim kılıp tatbik ettirme çabasında bulunursak, yani vahyi gönlümüze ve yaşayışımıza indirirsek, o zaman biz de bin insandan daha hayırlı oluruz, böyle yaşadığımız gün ve geceler de bin aydan üstün olur.

Değeri Kur'an'dan kaynaklanan Ramazan, Kur'an'dan daha çok önemsenirken, Kur'an Müslümanlarca maalesef ihmal edilmiştir.

Kur’an’ın indiriliş amacına uygun yaşadığımız gün ve gece bizim için Kadir gecesi, böyle yaşadığımız ay ise bizim için diğer aylardan çok üstün Ramazan’dır.

Yoksa rahmet çeşmesinin büyüklüğü, ondan yararlanmasını bilmeyen, susuzluğunu gidermek için su kabını veya ağzını çeşmenin altına yerleştir(e)meyen kimseler için hiçbir şey ifade etmez.

Ramazan, oruç ve az yeme ayıdır.

Tıka basa yeme ayı, oburluk ayı değil; açlık ve mideyi dinlendirme, ruhu gıdalandırma ayıdır. Ramazan, zenginle fakiri en azından gündüzleri eşit yapar.

Oruç, bu hayatın yalnız yeme-içme, bencil duyguları ve hayvanî arzuları tatmin etme anlayışına dayanmadığını öğreten bir ibadettir. Oruç, fiil olarak fakirlik halini yaşamaktır.

Sosyal adalet fikrini, yardımlaşma duygusunu; açlık halini yaşatarak öğreten bir ibadettir. Oruç sâyesinde zengin müminler de beden ve ruh yönünden fakirliğin sınırları içinde yaşarlar. Tok insanın açın halinden anlamasını kolaylaştırır oruç.

Ramazan, nefisle cihad ayıdır, olgunluk ve sabır ayıdır.

"… Oruç sabrın yarısıdır…" (Tirmizî, Deavât, 86, 87), “Oruç bir kalkandır.” (Buhârî, Savm 9; Tirmizî, İman 8). Oruç, iradelerimizi güçlendirir. Sabır ve sebatımızı arttırır. Allah için iş yapmayı, zorluklara göğüs germeyi öğretir.

Zorluklara dayanabilme, nefsin isteklerini geri çevirebilme ayıdır bu ay. Ruhumuzu eğittiğimiz bir aydır Ramazan.

Dilimizin okumaya, beynimizin bilgiye yöneldiği, gönlümüzün İlâhî huzurla coştuğu, benliğimizin her çeşit ibadete koştuğu bir aydır, öyle olması gerekir.

Ramazan itikâf ayıdır.

Ramazan ayının son on gününde itikâfa girmek sünnettir. “Hz. Peygamber, Ramazanın son on gününde, vefatına kadar itikâfa girdi. İrtihalinden sonra da zevceleri itikâfa devam ettiler” (Buhârî, İtikâf 1).

Ramazan İbadet ve Maneviyat ayıdır.

Ramazan takva ayıdır. Oruç, yüce dinimizin haramlarından korunup sakınma duygularını, yani takvayı geliştirir. (Bakara, 183). Mümin, bu önemli faydayı da sağlamak için, günah davranış, söz, işitme ve bakışlardan korunacak, sakınacaktır.

Oruç, ruhi ve ahlaki bir eğitimdir. Ramazan tevbe ayıdır. Günahları terk etme, kötü alışkanlıkları bırakma ayıdır Ramazan. Kendine dönme, ahireti tercih etme ve diriliş ayıdır.

Bütün vücut organlarımızın, tüm duygularımızın da oruca ihtiyacı vardır, onlara da oruç tutturmak gerekmektedir. Ramazan; haramlara, şeytanî özelliklere, nefsimizin kötü isteklerine karşı bir sığınaktır, bir kaledir. Oruçla bu kaleye girilir.

Ramazan; göz ve dillerini kontrol altına alarak ağızlarını kapayıp kalp ve gözlerini açmaya Müslümanları hazırlıyor.

İmsakten iftara kadar geçen zamanda, Ramazan içinde bulunduğunu, oruçlu, yani ibadet halinde olduğunu hatırlayan kimse, sanki Allah'ı görüyormuş gibi, yaptıklarını ölçülü ve güzel yapmaya çalışacaktır.

Oruç, insana ibadet için yaratıldığını hatırlatır, her dakikanın Allah'ın emir ve yasaklarına uygun olması için gayreti artırır, ruhu olgunlaştırır. Oruçlu insan Rabbini daha çok düşünür ve huzura kavuşur.

Mideler rahatladığı için bütün vücutta bir hafiflik hissedilir, kâmil bir oruçla gönül saflaşır, berraklaşır, daima iyi şeyler düşünür. Yani kâmil bir insan olmanın yolları açılır, oruçla nefsin kötü isteklerine dur demesini öğrenir insan.

Zekât ve sadaka ayıdır. Yardımlaşma, ihsan, ikram ve cömertlik ayıdır Ramazan.

Fıtır sadakası vermek bu aya mahsus bir ibadet olduğu gibi, hayır ve hasenatı çoğaltmak da bu ayın eseridir. “Rasûlullah (s.a.s.) insanların en cömerdi idi. Onun bu cömertliği Ramazan ayı girip de kendisiyle Cebrâil (a.s.) karşılaştığı zaman daha da artardı.

Resulullah Cebrail ile buluştuğunda insanlara rahmet getiren rüzgârdan daha cömert, daha faydalı olurdu” (Buhârî, Savm 7). “Hangi sadaka daha fazîletlidir?” diye sorulunca, en büyük insan; “Ramazan ayında verilen sadaka” buyurmuştur (Tirmizî, Zekât 28).

Giderek dünyevileşen, bireyselleşen insanımızın unutmaya yüz tuttuğu ikramı, misafir ağırlamayı, infakı hatırlatır ve yeniden alışkanlık haline getirtir Ramazan; iftarlarla, sadaka-i fıtır ve zekâtlarla, bu ayda fakirlere ekstra yapılan yardımlarla..

Ramazan ayı, her Müslümanın kendisini hesaba çekmesi gereken bir aydır. Kurumsal hatalar kadar, ferdi hatalar da maalesef bu ayda çok yaygın olarak yapılmaktadır. İbadet ve sevap kazanma yerine israf, ifsat ve günah kazanma daha öne çıkıyor.

Ramazan, bir okuldur.

Bu okulun namaz, oruç, fitre, Kur'an okumak ve dinlemek, çokça zikir ve dua yapmak gibi dersleri vardır. Bu ayda geçmiş on bir ayın muhasebesini yapan, geleceğe beden ve ruh olarak hazırlanan İslâm'ı yaşayan insanlar, bu ay sonunda Allah'ın rahmet ve rıza diplomasını alırlar.

Ramazan okulundan yararlanmak için, dinimizin tüm emirlerini yerine getirip haramlarından kaçan gerçek Müslüman olmaya gayret etmek, ibadetlere ve Kur'an'a sarılmak gerekir.

Ramazan ayı, nefsimizi kontrol altına almayı, zorluklara ve arzulara direnip sabretmeyi öğrettiğinden, her çeşit haramları, kötü alışkanlıklarımızı da bırakmak, bu oruç ayında daha kolaylaşacaktır.

Ramazan okuluna kaydolan öğrencilerin, hele başarıyla diplomasını alan ve gelecek on bir ay için gerekli donanımlara sahip olan kişilerin sayısının artması için hepimize görevler düşmektedir.

Ramazan, kötü alışkanlıkları bırakmak için bulunmaz bir fırsattır.

İçkiciler bile Ramazanda içmez veya çok azaltır. Cehennem kapıları kapandığı gibi, meyhane ve kimi haram eğlence yerlerinin kapılarına da Ramazanda kilit vurulur.

Bir mümin açısından Ramazan, hâlâ sigara gibi kötü alışkanlıkları varsa, sabahtan akşama kadar içmediğine göre, akşamdan sabaha kadar da içmeyebileceğini, iradesine sahip olmanın çok da zor olmadığını kendisine öğretir.

Sık sık çay içmeden, kahve keyfi yapmadan, çerez ve benzeri abur cubur atıştırmadan yapamayanlara, arada sırada yiyip içmeden edemeyenlere, bu alışkanlıklarından vazgeçmeleri için en güzel imkanları gösterir Ramazan.

Az yemeyi, diyet ve rejimi, iştahı kontrol edebilme, yeme ve içme iradesine sahip olabilme alışkanlıklarını kazandırır / kazandırmalıdır.

Ramazan, para gibi maddi ve fani şeyleri yüceltmenin yanlışlığını öğreten bir aydır.

Kapitalist işverenler, ağır işler vermeye, işçisini ezip sömürmeye Ramazan'da da devam edecek, mesai ayarlamasına gitmeyeceklerdir.

Laik düzenin, Ramazanda bir ayrıcalık göstermesi beklenmemelidir tabii; o yine askerler, memurlar, okullardaki öğretmen ve öğrenciler için iftar saatine uygun ayarlamalara, Ramazanın manevî yapısına uygun düzenlemelere gitmeyecektir.

Ama Müslüman iş adamları da çalıştırdıkları işçilere aynı zulmü yapıyorlarsa, Ramazan'ın özellik ve güzelliklerinden bahsetmeye hakları olmayacaktır.

Ramazan, her şeyden önce Kur'an ayıdır, tefekkür ve muhasebe ayıdır, diriliş ve devrim ayıdır, arınma, yenilenme ayıdır. İlim ve kültürle değerlendirilen, ibadeti günün ve gecenin her dakikasına yayma gayreti gösterilen, manevî özelliklerin, takva, sabır ve tevbenin öne çıktığı bir aydır.

Namazlarını aksattığından mümin olduğu tartışılabilecek kişinin, Ramazanla iman tazeleyip namazlı mümin hale geleceği, namazlıların ise, namazı huşû ile ikame etmeye ve nafile ibadetlere alışabileceği bir ortamdır.

Evet, Ramazan güzel alışkanlıkların edinileceği aydır.

Teravihler, nafile ibadetlere; sahurlar da teheccüd saatinde kalkıp gece namazına alışmak için büyük bir fırsat olduğu gibi; mukabeleler, Kur'an sız ve Onun anlaşılması ve yaşanması için gayretsiz günün geçirilmemesi gerektiğini bize öğretir, alıştırır.

Rabbimizden hem kendimiz, hem de liyakat kesbeden insanlarımız için bu Ramazanın yeniden dirilişlere, canlanış ve uyanışlara vesile olmasını, secde yerlerini gözlerimizden dökülen incilerle süslediğimiz sahur seccadesinin üzerinde tüm içtenliğimizle isteyebilmeli, fiilimizle de bu duaya iştirak edebilmeliyiz.

Ne mutlu, Ramazanı gereği gibi değerlendiren, Ramazanla hayırlara doğru değişenlere!  26 Mayıs 2017 Cuma

Kaynak http://kalemder.org.tr/Article-Detail/235-Ramazanda-Neler-Yapmaliyiz

ÖNEMLİ NOT: Şu Linkteki makalemi mutlaka okuyun derim. Fayda elde edeceğiniz güzel şeyler var. (Bekir Yetginbal)

http://bekiryetginbal.com/oruc-imsak-ve-sabah-namazi-icin-bir-uyari/


Tags:

 
 
 

Bir Cevap Yazın