İslam Nedir Diye Soranlara De ki

İslam Nedir Diye Soranlara De ki

    Bizleri İslam ile şereflendiren şanı yüce Allah’a (cc) sonsuz defa hamd olsun. Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi ölçü ve örnek Resul Hz. Muhammed’in, ehli beytinin, ashabının ve bunlara tabi olan tüm Müslümanların üzerine olsun.

    Uzun bir makale okusanız ve bunun bitiminde de birisi size “bu makalede verilen ana fikir nedir” diye sorsa, makalenin içeriği ve ana hedefine tamamen vakıf iseniz bu soruya cevap vermek sizin için kolaydır.

    İşte aşağıda alıntısını yaptığımız makalesinde Mehmet Enücük kardeşimiz adeta birisi kendisi “Mehmet İslam Nedir?” diye sormuş, o da Kur’an ve Sünnet filtrelerinden geçirilmiş bir “Ana Fikir” olarak çok mükemmel bir tarif ortaya koymuştur.

    Bu öyle bir tarif ve tanım ki, ciltler dolusu kitap okumuş hatta İlahiyat Fakültesini bitirmiş “cami imamlarının bile ortaya koyamadığı ya da koymaktan korktuğu” tarif ve tanımlama olmuştur.

    Rabbim kendisinden razı olsun, Rabbim cümlemize onun gibi “sözü hak gözü pek” davetçiler olmayı nasip etsin ve onu dünyada da ahirette de muradına erdirsin. Âmin

    Çorbada benimde bir tuzum bulunsun, umulur ki Rabbim benimde amel defterime “bir nokta” koyar dersen sende bu makaleyi paylaş ki bu fikirler bereketlensin, cahiller uyansın, gafillerin aklı başına gelsin inşallah.

Kardeşiniz Bekir Yetginbal

İSLAM NEDİR?
Yazan Mehmet Enücük

    Dini hassasiyetleri olan bazı kardeşlerimiz bile bu hak DİN'in yani aziz olan İSLAM'ın ne olduğunu daha tam olarak kavrayamamış İSLAM'ı sadece “Her bireyin kendisi ile Allah arasında olan ilişkiden ibaret bir DİN” zannediyorlar.

    Oysaki böylesi bir din anlayışı ile Ebu Cehil’in din anlayışı aynı şeydir, hatta değişen hiç bir şey yok diyebiliriz de.

    Evet, bugünkü toplumun İSLAM anlayışına göre, ALLAH SADECE GÖKLERİN İLAHIDIR yani sadece yağmur yağdıran, rızkı veren, gece ile gündüzü meydana getiren bir ilahtır.

    Mevsimleri düzenleyen, eh işte fazla olmayacak şekilde yeryüzünde sadece ferdi ibadetlere karışıp geriye kalan toplumsal tüm ilişkilere hiç karışmayan bir ilahtır.

    Sadece “göklere hükmeden” yeryüzünde ise insanlar arası çeşitli alakalar dediğimiz “muamelat”a tüm sosyal ilişkilere ve Devleti ilgilendiren adına “ukubat” dediğimiz ceza kanunlarına vs. asla karışmayan bir İLAH, ALLAH ve İSLAM anlayışı maalesef hâkimdir.
    Böyle düşünen kardeşler aşağıda ifade edeceğim İSLAM kelimesinin tanımına, mefhumuna dikkatlice baksınlar, doğru tarif ve tanımlamanın ne olduğunu inşallah görsünler.
İSLAM NEDİR?
İslam; 1- Kişinin Rabbiyle,  2- Kişinin kendisiyle, 3- Kişinin diğer insanlar İle olan her türlü ilişkisini düzenleyen İLAHİ BİR DİN ve Hayat nizamıdır.

Kişinin Rabbiyle olan ilişkisi içine şu hususlar girer:

1- Akide (İman, inanma)

2- İbadetler

Kişinin kendisiyle olan ilişkisi içine şu hususlar girer:

1- Ahlak

2- Yiyecekler

3- Giyecekler

Kişinin diğer insanlarla olan ilişkisi içine şu hususlar girer:
1- Muamelat (Hayattaki komşuluk, akrabalık ilişkileri, alışveriş, ticaret vb. ilişkiler, yani diğer insanlar ile kurulan tüm sosyal alakalar )
2- Ukubat (Allah’ın ortaya koyduğu yasakları çiğneyenlere yine Allah tarafından belirlenen cezalardır ki bu cezalar şahıslar tarafından değil bizzat devlet tarafından tatbik edilir)

    Şimdi bunları biraz detaya girerek sırasıyla ele alalım.

1- KİŞİNİN RABBİ İLE OLAN İLİŞKİSİ
    Allah (cc)’ın şu ayetlerde geçen emirleri bir İslam Devleti olsa da olmasa da ferde yüklenen birer farzlardandır.
    “Namazı kılın, zekâtı verin ve rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin.” (Bakara suresi 43)
    “Ey iman edenler; sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de oruç farz kılındı. Ta ki korunasınız.” (Bakara suresi 183)
    “Orada apaçık ayetler (ve) İbrahim'in makamı vardır. Kim oraya girerse o güvenliktedir. Ona bir yol bulup güç yetirenlerin Ev'i haccetmesi Allah'ın insanlar üzerindeki hakkıdır. Kim de inkâr ederse, şüphesiz, Allah âlemlere karşı muhtaç olmayandır." (Al-i İmran suresi 97)
    “Hem namazı kılın, zekâtı verin ve peygambere itaat edin ki rahmete eresiniz.” (Nur suresi 56)
    Yukardaki İSLAM tanımında Kişinin Rabbiyle olan ilişkisi kısmında bulunan namaz, oruç, hac, gibi ferdi ibadet konularında kişi İslam Devleti olmadan da Rabbi ile olan alakasını kurabilir ve Rabbine karşı ferdi ibadetlerini yerine getirebilir. Bu durum mümkündür

2- KİŞİNİN KENDİSİ İLE OLAN İLİŞKİSİ
    Bir Müslüman kendisi ile ilgili çeşitli konularda inen şu ayetlerde ifadesini bulan emir ve yasakların gereğini yerine getirmek zorundadır.
Allah (cc) şöyle buyuruyor:
    “Allah size leşi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası putlar ve şahıslar adına kesilenleri haram kıldı. Fakat kim de mecbur kalırsa, istekli olmayarak ve sınırı aşmadan ‘sırf ölmemek için’ yerse ona hiçbir günah yoktur. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir."(Bakara suresi 173)
    “Allah’ın size temiz ve helal olarak verdiği rızıklardan yiyin. Kendisine iman ettiğiniz Allah’dan korkun helallerden kendinizi men etmeyin, yasaklarından da sakının" (Maide suresi 88)
    “Ey Peygamber Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin hanımlarına söyle, dışarı çıkarken üstlerine cilbablarını (sokak giyimini mutlaka) alsınlar. Bu, onların (hür vr iffetli bir kadın olarak) tanınmasını ve bundan dolayı incitilmemelerini sağlar. Allah Gafurdur, Rahimdir." (Ahzab suresi 33/59).
    “Mümin kadınlara da şöyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Ziynet yerlerini açmasınlar. Bunlardan kendiliğinden görünen kısmı müstesnadır. Başörtülerini yakalarının üstüne (uzun ve bolca) koysunlar “ (Nur suresi 31)
    Evet yukarda örnek olarak verilen ayetlerde olduğu gibi Allah’ın emir ve yasaklarından olan ferdi ibadetleri ya da Allah’ın insanlara helal kıldığı yiyecek ve giyecek gibi ihtiyaçları da bir İslam Devleti olmadan yine kişi yerine getirebilir.

3- KİŞİNİN DİĞER İNSANLAR İLE OLAN İLİŞKİSİ

    Bu bölümdeki sosyal ilişkilerin düzenlenmesi, İslam’ın bu emir ve yasaklarının uygulanması bir İslam Devleti olmadan asla mümkün olmaz.

    Zira sosyal bir varlık olması hasebiyle bir insanın diğer insanlarla arasındaki ilişkileri düzenleyecek bir düzen ve bir nizama ihtiyaç vardır, “olmazsa olmaz” bir zorunluluktur.
    Bu nizam herhangi bir insan tarafından ortaya konulursa toplumsal alakalar çelişkiye, ihtilafa hatta çatışmaya maruz kalınır ve sonuçta bu nizam adaletten yoksun olacağından toplum içerisinde fitne ve kaos meydana gelecektir.

    Zira insan eksik aciz ve sınırlı bir mahlûktur, kendi sorunlarına dahi çözüm üretmekten acze düşen bir sosyal varlıktır
    Allah (cc) ferde bir takım farzlar yüklediği gibi devlete de yani İslam Devleti’ne de Dâhili ve Harici siyasetinde insanlar arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi ve insanlar üzerinde tatbik edilmesi için bir takım farzlar da Kur’an ve Sünnet ifade edilmiştir..

    Aşağıda örnek olarak verilen ayetlerde Allah (cc) devletin Dâhili ve Harici siyasetinde insanlar üzerinde Allah’ın indirdiği hükümleri tatbik etmesi için İslam Devleti’ne yüklemiş olduğu farzlardır.
Allah (cc) şöyle buyuruyor:

    “Hırsız erkek ve hırsız kadının, (çalıp) kazandıklarına bir karşılık, Allah´tan, ´tekrarı önleyen kesin bir ceza´ olmak üzere ellerini kesin. Allah üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Maide suresi 38)
    “Fitne ortadan kalkıncaya ve Allah´ın dini kesinlikle hakim oluncaya kadar onlarla savaşınız. Eğer yaptıklarından vazgeçerlerse, hiç şüphesiz Allah onların ne yaptıklarını görür.” (Enfal suresi 39)
    “Ey iman edenler, Öldürülen kimselerin hakkını almak için size kısas farz kılındı. Hür hür ile köle köle ile dişi dişi ile kısas olunur. Ama kim, maktulün velisi tarafından affedilirse kısas düşer. Bundan sonra, diyeti ona güzel bir şekilde ve tam olarak ödemek gerekir. Bu esneklik Rabbiniz tarafından bir kolaylık ve lütuftur. Artık kim bundan sonra karşıdakinin hakkına tecavüz ederse, Ona son derece acı bir azap vardır.” (Bakara suresi 178)
    Yeri gelmişken şunu da ifade etmek istiyorum.
    İslam düşmanlarının bilerek, gafil ve cahil insanların ise bilmeyerek İslam'ı sadece el kesme, adam öldürme olarak göstermeleri İslam'a karşı savaş açmalarının bir sonucudur.
    İslam öyle mükemmel bir dindir ki öncelikle insanların can, mal, nesil, akıl ve din emniyetini sağlamak için gereken her türlü tedbirleri alır.

    Önce kötülüğü yapana değil, kötülüğe savaş açar.

    Kötülüğe giden tüm yolları ortadan kaldırır. İnsanları doğruluğa, ahlaka, doğru akide ve fikirlere davet eder.

    Adaleti gerçekleştirerek, insanları kötülüğe sevk edici her türlü sosyal ve ekonomik nedenleri ortadan kaldırır.
    İslam Devleti yer üstü ve yeraltı kaynaklarını en güzel şekilde kullanır, üretim artışı yaparak insanların en güzel şekilde geçimlerini temin etme imkânı sağlar.

    İnsanların alın teri ve emeğinin sömürülmesinin önüne geçer, yönetilenler yönetenlere hesap sorar, böylece yönetenler ile yönetilenler arasında bir oto kontrol sağlanır.
    İslami bir toplumda, Sosyal alanda yada siyasi ve ekonomik alanlarda adalet sağlanmasına rağmen insanlar yine de açgözlülük yapar, hiçbir ihtiyacı olmadığı halde başkasının malına el uzatırsa, İslam onu asla affetmez ve o eli keser.
    Kur'an-ı Kerim’in zina ile ilgili ayetlerine baktığımızda ise "zina etmeyin.." değil "zinaya yaklaşmayın.." buyrulmaktadır.

    Yani İslam önce zinaya giden yolları ortadan kaldırır. Zina edenlerle mücadele etmeden önce zinaya götüren yollarla mücadele edip gerekli tedbirleri alır.

    Evliliği kolaylaştırır, teşvik eder. Bunu yaparken bir yandan da zinaya giden tüm yolları kapatır.

    Bütün tedbirleri alıp, zinaya giden sebepleri de ortadan kaldırmasına rağmen hala insanların namusa uzanan bir alçak bir ırz düşmanı varsa, Devlet onu en şiddetli şekilde cezalandırır.
    Evet kardeşlerim sonuç itibariyle bugün yeryüzünde “İslam’ı bütün olarak” tatbik eden bir İSLAM DEVLETİ olmadığı için, bizler inanmış olduğumuz İslam hükümlerini maalesef kamil bir şekilde yaşayamıyoruz
    İnsanlar arasında Allah’ın indirdikleri ile hükmedecek İslami vasfa haiz bir devleti – ki o Raşidi Hilafet Devleti’dir- ikame etmenin farziyetine dair bir kaç ayeti aşağıda dikkatlerinize arz ediyorum.

HİLÂFETİN FARZİYETİ
Allah (cc) Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurdu:
    1.“Hayır Rabbine and olsun ki; onlar aralarında çıkan anlaşmazlıklarda, seni hakem tayin edip sonra da senin verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça gerçekten iman etmiş olmazlar.” (Nisa suresi 65)
    2.“Allah'ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye sana Kitabı hak ile indirdik.” (Nisa suresi 105)
    3.“Aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet ve onların (heva, heves ve) arzularına uyma! Allah'ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından seni saptırmalarından sakın.” (Maide suresi 49)
    4.“Her kim Allah’ın indirdikleriyle hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.” (Maide suresi 44)
    Kur’an’ın bu ayetleri ve diğer birçok ayetler, Allah’ın indirdikleriyle yönetmenin farziyeti konusunda şüphe içerisinde olanlara apaçık ve kuvvetli bir delillerdir.

    Özellikle ilk ayet bize, hükmün aramızda hemen tatbik edilmemesi ya da Allah’ın indirdiklerini esas almamamız halinde gerçek bir İmana sahip olamayacağımızı bildirmektedir.

    Bu ve benzeri diğer ayetler, Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmeden bir yönetim sistemini kurmanın, tüm Müslümanlar üzerinde farz olduğuna ilişkin çok çok önemli bir işaretlerdir.
    Dolayısıyla bugün yaşamakta olan Müslümanlara düşen en mühim görev, en önemli ve öncelikli farz, hatta diğer tüm farzları da içine alan en dıştaki “Ana Çember” diyebileceğimiz farz kısaca şudur:

      “İslam dinini Dâhili ve Harici siyasetinde insanlar arasında hayatın her alanına dair tüm meselelerde Allah (cc)’ın emir ve yasakları doğrultusunda İslam'ın kâmil bir şekilde toplum üzerinde tatbik edilebilmesi için,

     Sömürgeci kâfirlerin siyasi nüfuzlarının İslam coğrafyalarından silinmesi ve yerine Allah (cc)’ın razı olacağı bir hayatın sürdürülmesi için

     İslam coğrafyasında var olan tüm kargaşa ve zulümlerin bitmesi, ezilen hor görülen yok sayılan asimile edilen bütün mazlum halkların tüm zulüm ve sömürgeden kurtulması için,

     Tüm Müslümanların en öncelikli görevi fikri ve siyasi bir kitle ile çalışarak peygamberi bir metodu kendilerine esas kılıp İslam’dan asla taviz vermeden İslami hayatı yeniden başlatmak ve Allah’ın indirdiği ile hükmeden bir RAŞİD-İ HİLAFET DEVLETİ kurmak için, tüm gayretleriyle bu uğurda çalışma farzı..”

    Zira RAŞİD-İ HİLAFET; kendisinin ikame edilmesiyle var olan tüm sorunların çözüleceği İslam’ın yönetim biçimidir.

    İşte bundan dolayıdır ki RAŞİD-İ HİLÂFET DEVLETİ’ ni ikame etme farzı, “Farzların Tacı” dır.
    Kısaca özetlersek kardeşlerim, İslam dininden habersiz ya da küfrün fikri ve fiili ajanı münafık tipli bazı kimselerin iddia ettiği gibi İSLAM DİNİ sadece ferdi ibadet ya da ferdi sorumluluklara has bir din değildir
    Evet İslam hak bir Din ve bir hayat nizamıdır ve Devlet de, bu din ile yönetilen bir İslam Devleti’dir ki “Dahili siyasetinde”, fertlere Allah’ın Ümmeti Muhammed’e yüklediği farzları yerine getirmeleri için imkânlar sunar, insanlar arasında çıkan tüm ihtilafları Kur’an ve Sünnet çerçevesinde çözer, “Harici siyasetinde” ise Allah’ın dinini, yeryüzünden fitne kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar Risalet ve Cihad yoluyla taşır

    Sonuç itibariyle kardeşlerim İslam’ı hakiki manada ve Allah’ın razı olacağı bir şekilde uygulayabilmemiz ve hayatın tüm alanlarında İslam’ın tekrar tatbik edilebilmesi için;

"Devlet, Kur'an ve Sünnet esası (temeli) üzere kurulu olmalıdır”
“Devlet adamları devleti Kur’an ve Sünnet' e göre yönetmelidir”
“Ekonomi Kur’an ve Sünnet' e göre olmalıdır”
"Eğitim müfredatı Kur’an ve Sünnet' e göre olmalıdır"
“Dost ve düşman Kur’an ve Sünnet' e göre tespit edilmelidir”
“Uluslararası ilişkiler Kur’an ve Sünnet' e göre göre olmalıdır”
“İç Siyaset Kur’an ve Sünnet' e göre olmalıdır”

“Hukuk kaidelerinin tamamı Kur’an ve Sünnet' ten alınmalıdır"
    Aksi takdirde bunlardan bir tanesi bile eksik olursa o beldede İslam tam anlamıyla yaşanmıyor demektir ve Allah’ın istediği şekilde İslami bir sosyal hayatın yaşanmaması ise tüm Müslümanları vebal altında bırakır.
    Bir kardeşiniz olarak size tavsiyem ne olur dininizi çok çok iyi öğrenin. Yoksa Allah (cc) korusun yaşadığınız şeyleri din zan edersiniz..

    Son söz, âlemlerin Rabbi olan Allah’ındır. Şanı yüce olan dedi ki;

    “Ey iman edenler; sizi, size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman; Allah'a ve Resulüne icabet edin. Bilin ki; Allah şüphesiz kişi ile kalbi arasına girer. Ve muhakkak O'na dönüp toplanacaksınız.” (Enfal suresi 24)

 


Tags:

 
 
 

Bir Cevap Yazın