İslam Beldelerindeki İktidarlar Kendi Elleriyle Aileyi Laikleştiriyor

İslam Beldelerindeki İktidarlar Kendi Elleriyle Müslüman Ülkelerin Düzenini Bozuyor ve Aileyi Laikleştiriyor

Yazan Bara’ah Manasrah

Aile hakkında konuştuğumuzda, toplumu oluşturan bir çekirdekten bahsediyoruz ve bu nedenle bu çekirdeği etkileyen herhangi bir yozlaşma ya da işlev bozukluğu bir bütün olarak topluma ve tüm devlete yansır.

Çekirdeğin sistematik olarak bozulması başlı başına bir sorunken, devletin gözü önünde yapılmasına ne demeli…

Gel gör ki bu yozlaşma devletin kendi eliyle yapılmaktadır ve şu an tüm İslam beldelerinde hissedilmektedir.

İktidardaki tüm rejimler Amerikalı ve Avrupalı efendilerini tatmin etmek için aileyi ve Müslüman toplumu laikleştirmede ve yozlaştırmada ellerinden geleni yaptılar.

Başarıya ulaşabilmek için de büyük miktarda paralar harcadılar ve her türlü araç ve yöntemle uygulamaya geçirdiler.

Bunlardan bazıları şunlardır:

Mısır ve Suudi Arabistan'da evlilik için alt yaş sınırı belirlenmeye çalışılıyor.

Ayrıca Suudi Arabistan'da erkeğin kadın üzerindeki velayeti konusunda değişiklikler yapıldı.

Bu bağlamda verilecek örneklerin sayısı çok ama tek tek sayacak kadar yerimiz yok.

Örneğin Suudi Arabistan şu an sistematik bir Batılılaşma ve laikleşme kampanyası yürütüyor. Bunu Amerika'yı tatmin etmek için bizzat devletin kendisi yapıyor.

İlan etmiş olduğu Suud Ekonomisinde Değişim Planı’nın temel taşlarından bir tanesi "Kültür ve Eğlence" sektörüne ve turizm sektörüne yatırımların artırılması da yer alıyor.

Böylece devletin resmi rakamlarına göre "Milli Vizyon"un hedefi kraliyette kültür ve eğlencede aile harcamalarının %2,9'dan %6'ya çıkartılarak ikiye katlanacak.

Bu çerçevede, Muhammed bin Selman Vizyon 2018 planı uyarınca Eğlence Bakanlığı kurarak Suudi Arabistan'da her türlü yozlaşmayı ve çöküşü meşrulaştırmayı ve kanunlaştırmayı hedefliyor.

Böylece, Suud Şeyhleri on yıllardır süren baskı ve mahrumiyetten sonra – özellikle kadınlar için – Eğlence bakanlığı aracılığı ve "Açılım" sloganı altında haramı helal, münkeri de maruf kıldılar.

İşte şimdi gösteriler, festivaller, sanatsal ve müzikal konserler düzenliyorlar, sinemaların açılmasını denetliyorlar, Opera Binası açıyorlar, kadın modası defileleri düzenliyorlar, kadınların futbol maçlarına gitmesine izin veriyor ve kadın erkek karışık konserler yaptırıyorlar.

Bu yozlaşma organizasyon ve programlarının birçoğu başka İslam beldelerinde de bizzat devletin kendisi tarafından düzenlenmese de devletin bizatihi onayıyla düzenleniyor.

Örneğin yetenek programları (dans, ses, oyunculuk) gibi programlar ve sivil toplum kuruluşlarının ve kurumlarının düzenlediği bu programlar medyada yayınlanıyor.

Durumu daha da vahim kılan ise en son 2016'da Ürdün ve Filistin'deki müfredat değişikliklerinden sonra Aile için kullanılan resimlerde başörtülü annelerin ve büyükannelerin yerini başı açık, Batılı tarzda ve makyajlı kadın resimlerinin kullanılması.

Yine yüzü traşlı erkekler yüzü sakallı erkeklerin yerini aldı.

Bu şekilde çocukların zihinlerine “küçük bir aile yapısının en ideal aile” olduğu ve aileleri içinde uygunsuz davranışların mesela “avret yerlerini açmanın” gayet normal bir şey olduğu, hatta bunun kentleşme olduğu algısı oluşturulmaktadır.

Çocuk bağlamında ise çocuk hakları ve çocuğun hür iradesine yönelik eylemler yapılmaktadır.

Mesela ebeveynler çocuğunun olumsuz bir eylemine engel olmak istediğinde veya çocuklar ebeveynlerinden ufacık da olsa bir şiddet gördüğü takdirde, bunu hemen polise veya insan hakları organizasyonlarına şikâyet edebilecekleri çocuklara öğretilmektedir.

Böylece çocuklar açıkça ebeveynlerine itaatsizliğe davet ediliyor. Bu, “Doğrudan İslami himaye ve Şer'i açıdan koruyuculuk (kivamet) mefhumuna” bir saldırıdır.

Bunlar İslam beldelerindeki rejimlerin Müslüman aileleri bozmak ve laikleştirmek ve dolayısıyla tüm İslam beldelerini laikleştirmek için kullandığı sadece birkaç metot ve araçlardı.

Dolayısıyla samimi ve sağlam her Müslümanın, “Dini ve Ümmeti için” sağlam bir duruş sergileyip bu düzenleri ve musibetleri bozması elzemdir.

Yine her bir Müslümanın samimiyetle ve ciddiyetle bizlere Rabbimizin Kitabı ve Rasulünün (sas) Sünnetiyle hükmeden, işlerimizi gözeten ve toplumlarımızı ve ailelerimizi koruyan İslami bir Devleti yeniden ikame etmek için çalışması kaçınılmazdır.

Bu devlet, Nübüvvet Metodu üzere İkinci Raşidi Hilafettir. Yüce Rabbimizin vaadi ve Peygamberimizin (sav) müjdesidir.

Kaynak Köklü Değişim Dergisi / Kadın Kolları Facebook sayfası


Tags:

 
 
 

Bir Cevap Yazın