Bursa Valisi Kelime-i Tevhid Görseli Paylaşan Bekçi İçin Soruşturma Açtı

Bursa Valisi Kelime-i Tevhid Görseli Paylaşan Bekçi İçin Soruşturma Açtı

Bizleri İslam ile Şereflendiren Âlemlerin Rabbi, Mülkün Sahibi, Şanı Yüce Allah’a Sonsuz Defa Hamd Olsun.

Allah’ın Selamı, Rahmeti ve Bereketi en Başta Ölçü ve Örnek Rasul Hz. Muhammed’in, Ehli Beytinin, Güzide Ashabının, İslam Ümmetinin ve Sizlerin Üzerine Olsun.

Bittikten sonra da ifade edilebilecek bir duayı, Ben yine başlangıçta ifade ediyor ve “Ey Rabbim.. Bu paylaşımımı hayırlara vesile eyle..” diyorum.

Haber şu:

“… Bursa'da Çarşı ve Mahalle Bekçisi olarak görev yapan İsmail Belindir, 26 Temmuz'da sosyal medya hesabından #Hilafet etiketiyle "Kelime-i Tevhid" görseli paylaştı.

Bu paylaşım nedeniyle İsmail Belindir hakkında soruşturma başlatıldı.

"Kelime-i Tevhid" paylaşması nedeniyle soruşturma açılmasına Kamuoyundan büyük tepki gelince, Valilik ikinci bir açıklama yayınladı ve denildi ki:.

Söz konusu soruşturma, dini değerlerimizi ihtiva eden bir görsel sebebiyle değil, kullanılan etiketin, Devlet memuru ödev ve sorumluluğuyla bağdaşmaması nedeniyle açılmıştır…” (11 Kasım 2020)

Haber konusu olan kişi kim? İSMAİL..Yani bir Müslüman adı.

Bursa Valisinin adı ne imiş? YAKUP..Yani bir Müslüman adı.

Müslümanların yüce kitabı Kur’an da;

Deyin ki: Biz Allah'a; bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilene,Musa ve İsa'ya verilen ile bütün Peygamberlere Rabbinden verilenlere iman ettik.” (Bakara suresi  136)

Gördünüz mü her iki ismi de Allah (cc) Kitabında zikretmiş.

Peki, Kelime-i Tevhid nedir?

Arapça ifadesiyle “Lâ ilâhe illallah Muhammedun Rasulullah” sözleridir.

Bu ifade; “Demokrasiyi, Laikliği, Cumhuriyeti, Çoğulculuğu icat eden ve buna canı gönülden iman eden” Avrupalı KÂFİRLERE ait bir kavram DEĞİLDİR.

İslam’a ve Müslümanlara ait bir mefhumdur, ifadedir. İslam Ümmetinin teşbih yerinde ise TEMEL TAŞI gibidir.

Müslümanların Akidesidir.

Şimdi de gelelim şu kâfirler için adeta “Bir Bombadan” daha tehlikeli sayılan “Halife ve Hilafet” kelimelerine..

Burada Ahmed Kılıçkaya hocamın “şahsi web sitesi” İSLAMİ YÖNTEM de paylaştığı, Ahmet Kalkan hocamızdan alıntı yaptığı şu tanımlamalara dikkatinizi çekmek istiyorum..

Muhterem hocamız diyor ki:

Halife kelimesi, h-l-f (halefe) kökünden türemiştir. “Halefe”, geride kaldı, sonradan geldi anlamındadır.

HALİFE, “Selefin yerini alan, Sonradan gelen (nesil), İstihlâf edilen, Birinin yerine bırakılan..” demektir.

Aynı zamanda bu kelimenin kapsamı içinde “vekâlet ve yöneticilik” de vardır. 

HİLAFET, Halife olmak, Halifelik, Reislik, Başkanlık, birinin yerine geçmek, onun adına iş yapmak ve onu temsil etmek anlamına gelir.

Istılahta ise; "Hz. Peygamber (s.a.s.)'den sonra, Ona Halef olarak müminlere emir olmak" şeklinde tarif edilmiştir.

Bey'at sonucu müminler adına tasarruf yetkisine sahip olan ve ahkâmın tatbikini sağlayan kimseye Halife denir.

"Hatırla ki Rabbin meleklere: 'Ben yeryüzünde bir Halife yaratacağım' dedi. Onlar: 'Biz hamdinle Seni tesbih ve Seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek insanı mı Halife kılıyorsun?' dediler. Allah da onlara: 'Sizin bilemeyeceğinizi Ben bilirim' dedi." (Bakara suresi 30)

Allah, yeryüzünü imar etmek, insanları Allah'ın kanunlarına göre yönetmek üzere yarattığı Adem ve neslini Halife olarak yaratacağını belirtiyor. 

Buradaki "Yeryüzünde bir Halife yaratacağım" (Bakara 30) ifadesinden Hz. Adem yaratılmadan önce yeryüzünün yaratıldığını öğreniyoruz.

Hz. Adem yeryüzünde Halife olarak yaratıldı. Papazların dediği "Hz. Adem Cennette yasak meyveyi yemeseydi şimdi biz cennetteydik" sözünün yanlış olduğunu Rabbimiz haber veriyor.

Allah'ın, ASLA bir Halifesi olamaz.

Nitekim Hz. Ebu Bekir'e "Ey Allah'ın Halifesi!" denildiğinde,

"Ben Allah'ın Halifesi değilim; ben ancak Rasulullah (sas)'ın Halifesiyim ve bu bana yeter" (Ahmed bin Hanbel, Müsned, I/10-11) demiştir.

İbnTeymiyye’ye göre, tanım gereği; “Ölen, orada hazır bulunmayan, ya da işinde âciz olan biri için ve onun yerine” bir Halife söz konusudur.

Allah hakkında ise bu tür durumlar asla mümkün değildir. Allah’ın ne bir benzeri, ne de dengi mümkündür.

Âlemlerden müstağni olan Allah’ın Halifeye/vekile hiçbir ihtiyacı yoktur.

İbnTeymiyye, Vahdet-i Vücut’çuların insanı ulûhiyet makamına yükseltmek istediklerini, bu yüzden Muhyiddin İbn Arabi’nin “İnsanın Allah’ın Halifesi” olduğunu iddia ettiğini söyler.

Vahdet-i Vücutçular, insanın birtakım mertebelerle “Allah’la bütünleşebileceğini” iddia ederken, “Allah’ın Halifesi” gibi görünüşte kendilerince Kur’ani bir dayanak ileri sürerler.

Oysa “Allah’ın temsil edilebilir bir varlık..” olarak algılanması, Hz. İsa’yı enkarne olmuş (et giymiş -Allah’ın oğlu) biçimi olarak gören Hıristiyanlara ait bir düşünce idi. 

İslâm’ı istismar ederek, İslâm’ın öngörmediği usullerle işbaşına geçen zalim yöneticiler, İslam’ı kullanarak dini siyasete alet etmek için “Allah’ın Halifesi” , “Allah’ın Yeryüzündeki Gölgesi” vasıflarını, kendileri için uygun bir ünvan olarak gördüler.

Kötülük ve adaletsizliklerini örtbas etmek için kendilerine tanrısal bir statü vermeleri, müstekbirlerin geleneksel tavrı olsa gerek.

Bunlar; “İlahi bir tayinle” iktidar oldukları iddiasını sürekli tekrarlamışlardır..

Ey Davetçi Gençler, can kardeşlerim

Buraya kadar hocamızdan alıntı yapmamın nedeni, Düşünce dünyanızda bu kavramları BERRAK hale getirmek içindi.

Şimdi gelelim Yakup’un İsmail ile uğraşısına.. Yani şu malumunuz soruşturma meselesine.

Eğer Yakup, sokaktaki her hangi bir insan olsaydı, bu paylaşımdan dolayı DEĞİL İSMAİL İLE UĞRAŞMAK, belki de gider alnından öperdi.

İkinci husus; Yakup, Kelime-i Tevhid’i paylaştığı için SORUŞTURMA açmadı İsmail’e..

Böyle bir şey olsaydı, Türkiye’deki tüm Valiler, sosyal medyada bunu her gün paylaşan YÜZBİNLERCE Müslüman hakkında soruşturma açmaları gerekirdi değil mi?

Kaldı ki böyle bir şey Halktan tepki toplar ve Devleti yönetenler de buna izin vermezdi.

Hatta Devlet; kendi çevirttiği UYANIŞ BÜYÜK SELÇUKLU dizisinin her bölümünü KELİME-İ TEVHİD bayraklarını dalgalandıra dalgalandıra başlatıyor,

Saf garibim Müslümanlar da buna köfte olup, çevirtenlere dua üstüne dua ediyor değil mi?

“Peki, Bekir amca Yakup niye böyle bir şey yaptı ve özellikle de İsmail bu paylaşımı 26 Temmuz 2020 de yapmış, aradan 3,5 ay geçmiş, niye şimdi soruşturma açtı..” diyen kardeşlerime derim ki:

BİRİNCİ HUSUS; 10 Kasım vesilesiyle “Öküzün altında buzağı arayan” birileri, bu bilgiyi kenarda bekletti ve en sansasyonel etki yapacağını düşündüğü bir günde piyasaya sürdü.

İKİNCİ HUSUS; Hilafet kavramı, Devletin resmi kurumu olan DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI tarafından çıkartılan ve Türkiye’deki yaklaşık 80 bin Camide bulunan TDV. İSLAM ANSİKLOPEDİSİ içinde sanırım 20-25 sayfa anlatılmış.

Bu kavramı anlatmak, açıklamak, bu kavram hakkında kitap yazmak BU GÜN ASLA BİR SUÇ DEĞİL.

ÜÇÜNCÜ HUSUS: İşte işin can alıcı noktası bu 3. husustur kardeşlerim.

Şayet bu günün Türkiye’sinde sen kalkar da HİLAFET kavramına SİYASİ BİR KİŞİLİK kazandırır,

bu kavramın DEVLET OLMASINI yani Devletin sevk ve idaresi İSLAM’IN HÜKMETME NİZAMI olan HİLAFET’e göre olsun der,

bunun için de KİTLESEL SİYASİ BİR ÇALIŞMA yaparsan, sana hayat hakkı TANIMAZLARRRR güzel kardeşim.

Diyebilirsiniz ki

“Bekir amca İsmail böyle bir iş yapan, bu anlamda Siyasi çalışma içinde bulunan bir arkadaş değildi..”

Evet belki İsmail böyle değildi..

Ama İsmail’in yaptığı paylaşımın “sol üst köşesinde” ne yazıyordu biliyor musunuz?

“ #Hilafet “ etiketi..

İşte İsmail’in bütün suçu günahı (!) bu etiket oldu.

Çünkü bu etiket; muhlis ve akıllı insanları, İslam Ümmeti ve tüm insanlığın kurtuluşunun kendisinde olduğu İSLAM DEVLETİ kavramına yönlendiriyor.

Böyle bir durum ise Demokratik Laik Kemalist Devleti rahatsız ediyor, Halkın uyanmasını istemiyorlar.

Dünya nüfusu 8 Milyara yaklaştı.

Bu kadar insan bir araya gelse, Güneşi “Batıdan doğurup, Doğudan batırma” işini yapabilir mi?

Elbette ki yapamazlar..

Tan yeri ağardı.. Ve elhamdülillah HİLAFET güneşi sayılı günler sonra doğacak.. Allah hükmünde galiptir.

Ey zalimler ve tağutlar.. 8 Milyar da olsanız Güneş “Size rağmen” doğacaktır.. 

Kim bilir belki yarın.. Belki yarından da yakın inşaAllah

Kardeşiniz Bekir Yetginbal / 13 Kasım 2020

   

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Tags:

 
 
 

Bir Cevap Yazın