Boşanmayı Düşünenlere Son Bir Nasihat

Boşanmayı Düşünenlere Son Bir Nasihat

Hitabet ve kitabet açısından dikkat çekici bir giriş yapalım…

Havalar ısınınca, insanlar gevşeyince, rahatlık batınca boşanmalar artıyor!

Oysa evlilik, Dini tamamlamaktır, iki koldan Allah’ın rızasını kazanmaya çalışmaktır.

Birbirine yardımcı olup, bağışlanmak için karşılıklı dualaşmaktır.

Boşanmak, Allah’ın en sevmediği helâldir.

Boşanmaya giden yolda ve boşanırken helâl sınırlarını aşmak ise asla helâl kapsamında değildir.

Geçimli olabilmek, “Allah ve Rasulüne” itaatten geçer. İhtilâflar takva ve ihlâs ile çözülmelidir.

Bir taraf adaletli olurken, diğer taraf da gereksiz yere çok konuşmamalıdır.

Yahut da her iki taraf da hakkaniyeti gözetmeli ve nefis müdafaası adına mücadele etmemelidir.

Bir taraf görürken, diğer taraf görmemelidir.

Bir taraf duyarken, diğer taraf duymamalıdır.

Bir taraf kızarken, diğer taraf öfkesine sahip olmalıdır.

Bir taraf konuşurken, diğer taraf susup dinlemelidir.

Bir taraf somurturken, diğer taraf tebessüm etmelidir.

Olası tartışmalar büyütülmemeli ve sakin olmayı ve gerekirse özür dilemeyi bilmelidir.

Eşlerin yakınlarına ulaşan ailevî anlaşmazlıklarda ise yakınlar kendi oğluna veya kızına değil, diğer ana kuzusuna destek vererek olgunluk ve büyüklük göstermeli ve

böylece geçimsizliği körüklememeli ve kendi yakınına “Sen ayrıl” veya “Sen boşa, Arkandayız” mesajı vermemelidir.

Kendi yakınına, “Sen haklısın” deyip, onun eşini suçlamamalıdır.

İki kişiyi barıştırırken, hususen de evli çiftlerin aralarının ıslahı için gerekirse vakıada olanın aksine sözler sarf edilebilir.

Bu asla yalan sayılmaz veya böyle bir yalana, eşlerin arasını bulmak için cevaz verilmiştir.

Bu da, geçimli olmanın; salâh ve ıslah için çaba göstermenin ve arabuluculuk yapmanın ne kadar büyük bir fazilet olduğunu göstermektedir.

Kadın kocasına, kocası da karısına, aralarında bir problem varken de yokken de zulmetmemeli, yapılmış hatalardan dönmeyi de bilmeliler.

Bunu, bir başkasının demesiyle değil, bizzat düşünerek olgunluk göstermek evlâdır.

Yoksa başkalarının devreye girdiği birçok şey, çıbanken kangrene dönüşebiliyor.

Unutmayalım ki, “Şeytanın insanları düşürmeye çalıştığı en büyük fitne” karı ile kocayı ayırmaktır.

Bunu türlü entrikalarla yapar ve böylece tarafları birbirine düşman etmek ister.

Aile yuvasını ve toplum huzurunu bozarak, ekini ve nesli yok etmek gibi nice büyük fitnelere, herc-ü merclere, katl-ü kitallere yol açmak ister.

Aslında müminler ve mümineler bütün bunları düşünerek, farklı karakterlerdeki bir çiftin Allah için oluşturdukları bu birlikteliğinin -cicim ayları bir yana- bir nevi Cihad olduğu şuurunda hareket etmelidirler.

Böylece sabrederler sevap kazanırlar, şükrederler sevap kazanırlar, affederler sevap kazanırlar,

İkrâm ederler sevap kazanırlar, hayırlı evlat sahibi olurlar sevap kazanırlar, birbirleriyle iyilik ve takvâ yolunda yardımlaşırlar sevap kazanırlar,

Sudan sebeplerle kavga çıkarmayarak ve boşanmayarak çevrelerindekilere güzel örnek olurlar sevap kazanırlar,

Sorunları büyütmeyerek sevap kazanırlar, geçmişteki bazı hatalarından tevbe ederek sevap kazanırlar…

Yani sevap kazanırlar da kazanırlar biiznillah.

Bekâr kimseler ibadet ve itaat yolunda yürürlerken, Evli çiftler koşarak sevapları kaparlar.

Bundan iyisi can sağlığı, canlarımızın selâmeti, Allah’ın rızasını kazanarak doğrudan Cennete girdiğimizin bize bildirilmesidir.

Hepimizin istediği de zaten bu değil mi?

O halde bu isteğe ulaşma yolunda beklemeyelim, teklemeyelim ve pes etmeyelim.

Bu istek yolunda en yakınımızdaki kimseler olarak ailevî anlamda birbirimize imkân elverdiğince, olabildiğince yardımcı olalım. Çocukça bahanelere ve suçlamalara tevessül etmeden..

Kadınlar, kardeşlerim.. Böyle bir meselede birilerinin yaptığı gibi “Dırdır etmeyin” diye size kızacak değilim.

Bu, objektif olmayan, hikmetsiz ve yanlı bir serzeniş olur. Bu, iki kişi arasındaki bir probleme uzaktan Ahkâm kesmektir.

Karı-koca arasındaki problemlerde şahsen ben, erkeği %51 suçlu gören biriyim.

Çünkü Kur’ân’da erkek lehine zikredilen “bir derece” ve Hadislerdeki beyanlar çerçevesinde sevk ve idare elinde olan kimsenin Velâyet alanında bir sorun varsa, Teba değil, idare eden kimse mes’ûldür.

Buna suçluluk denecekse de, o kimse suçludur veya suçun büyüğüne sahiptir.

Fakat ıslah ve geçimin değil de, suçun konuşulduğu ve karşılıklı suçlamaların olduğu bir ortamdan hayırlı bir sonuç elde edilemez.

Onun için af, bağışlama, anlayış ve hoşgörü içinde hareket edilmelidir.

Ama şunu da unutmamak gerekir ki, tarih boyunca en iyi idareciler iyi toplumlarda ortaya çıkmıştır.

Hatta senedi zayıf bir Hadis’te geçen, كَمَا تَكُونُوا يُوَلَّى عَلَيْكُمْ “Siz nasıl kimseler iseniz, Öyle idare edilirsiniz” ifadesi de buna işaret eder.

Hâsıl-ı kelâm, evlilik müessesesinde, Allah’ın emrine ve rızasına uyarak ve işleri kolaylaştırarak, eşlerin karşılıklı yardımlaşmaları neticesinde Cenneti kazanma uğraşı vermeleri gerekir.

Bu şuur ile hareket edilmelidir. Bilelim ki, Ahiret Dünyadan daha hayırlıdır.

Evet, evliliklerde eşler birbirleri için Cennet vesilesi kimselerdir.

O halde kadın kocasını, kocası da karısını Cennet sebebi olarak görmelidir.

Nefis dizginlenmeden ve hevalar kontrol altına alınmadan bu elbette zordur ama Cenneti kazanmak da zaten Nefse ve arzulara hoş gelen şeylerden yüz çevirmekle mümkün olmuyor mu?

Allah’a yaklaşmak için bir vesile arıyorum diye sağda solda eline ve eteğine yapışacak şeyh arayanlar, bıraksınlar böyle cahilce işleri, eşlerine tutunsunlar, evliliklerini en güzel şekilde idâme ettirmenin mücadelesini versinler.

Emin olsunlar ki, evliliğin devamı uğrunda çaba sarf eden ve evlilik içinde muttakice davranan eşler için onları Allah’ın rızasına götüren binlerce meşru vesileler bulunmaktadır.

Rabbim tüm geçimsiz ailelere geçim, dirlik, huzur versin.

Şeytanın vesvese ve iğvâlarına kapılmadan, Allah’ın rızasına uygun olarak bir birliktelik sürmelerini, işin sonunda da Cenneti kazanmalarını nasip etsin. Âmin ecmein.  / 06.08.2020

Yazan Yusuf Semmak

Kaynak: Yazarın Facebook Paylaşımı

 

 


Tags:

 
 
 

Bir Cevap Yazın