Anayasa Değişikliği Demiyor Erdoğan. Sadece Tadilatını İstiyor

Anayasa Değişikliği Demiyor Erdoğan.. Sadece Tadilatını İstiyor

BİR KAÇ HABER:

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı ardından, "Belki de şimdi Türkiye'nin tekrar Anayasayı tartışmasının vakti gelmiştir, Önümüzdeki dönemde yeni bir Anayasa için harekete geçebiliriz" (01.02.2021)

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, Erdoğan'ın yaptığı yeni Anayasa vurgusu ile ilgili olarak:

"Sayın Cumhurbaşkanımızın yeni bir Anayasa vurgusu hepimiz için heyecan verici bir müjdedir. Hukuk reformumuzun temel hedeflerinden biri olan yeni, sivil ve Demokratik bir Anayasayı hayata geçirmek; geleceğimize, çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras olacaktır" dedi..

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Türkiye'nin yeni bir Anayasaya ihtiyacı olduğu açıktır. MHP'nin amacı, görüşü ve düşüncesi de bu yöndedir, yürürlükteki 1982 Anayasası'nda bugüne dek 184 değişiklik yapıldığını ancak "Vesayetin derinlere nüfuz etmiş iz ve kalıntılarının bir türlü silinemediğini" söyledi. (02.02.2021)

Kardeşlerim sanırım bu haberleri siz de okudunuz ya da duydunuz.

29 Ekim 1923 den bu güne 98 yıldır Devlet yönetiminde tek bir İRADE vardır O da “Demokratik, Laik, Kapitalist, Türk Milliyetçisi Kemalist İrade..”

O gün bu gün 98 yıldır “Son Sözü” o söyler, “Son Kararı” o verir.. Onun “Olur” vermediği hiçbir kimse, bırakın Cumhurbaşkanı olmayı, Vali bile olamaz.

Bunu ben söylemiyorum..

Kurucu ve hala Dipdiri ayakta olan İRADE söylüyor.. İşte onun NİHAİ kararı:

Yönetim biçimi;

– MADDE 1: Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

Cumhuriyetin Nitelikleri:

– MADDE 2: Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

Devletin bütünlüğü, Resmî Dili, Bayrağı, Millî marşı ve Başkenti:

– MADDE 3: Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçe'dir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Millî marşı “İstiklal Marşı”dır. Başkenti Ankara’dır.

Değiştirilmesi Teklif Dahi Edilemeyecek Hükümler:

– MADDE 4: Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi TEKLİF DAHİ edilemez.

Görselimizdeki gibi çok katlı bir bina düşünün.

Bu binayı dimdik ayakta tutan ANA TAŞIYICI unsurlar “Dikey” konumdaki KOLONLAR ve “Yatay” konumdaki KİRİŞLERDİR..

Osmanlı camilerinde ise KİRİŞ yerine kullanılan KEMERLER vardır. Tali duvarlar, bölme duvarlar, pençeler ya da kapılar bir bina için ASLA ANA TAŞIYICI UNSURLAR değildir.

Yukarıda söz konusu ettiğim Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının ilk 4 maddesi DEVLET BİNASININ Ana taşıyıcı unsurlarıdır.

Bu nedenle üstüne basa basa “Değiştirilmesi TEKLİF DAHİ edilemez…” vurgusu vardır.

Dolayısıyla, birilerinin OLURU SAYESİNDE yeni kanun düzenlemesiyle ancak Milletvekili olabilen Erdoğan, ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ yapmayı aklının ucundan bile geçiremez.

Hatırlayın yine, birilerinin OLURU SAYESİNDE son anda partisi kapanmaktan kurtuldu. Kapatılmakla kalmayacak belki ömür boyu siyaset yasağı gelecek Cumhurbaşkanı filanda olamayacaktı..

Tapu dairesine gitmiş ve rahmetli babamdan kalan ufak bir arsayı üzerime geçirtmek istemiştim.

Memur dedi ki: “Ben bu işlemi yapamam..”

Niye dediğim de, dedi ki “Babanın tapusunda soyadı YETKİNBAL yazıyor.. Kütük kaydınızda ise soyadınız YETGİNBAL.. Yani “K” harfi problem..”

Dedim ki: “Arkadaşım bunda ne var.. Aslı astarı bir harf.. Şu işimizi hallet..” İlgili memur; “Ben asla ‘MEVZUATA AYKIRI’ işlem yapamam.. İŞİMDEN AŞIMDAN OLURUM..”

“Peki, arkadaş çözüm ne?” dediğimizde dedi ki:

“Mahkemeye SOYADI TASHİHİ davası açacaksınız, sonra Mahkeme kararını bana getireceksiniz. Ben bunu dosyanıza koyup ondan sonra usulüne uygun işlemi yapacağım..”

Bu örnekte olduğu gibi TC Anayasasının ilk 4 Maddesi “kapı gibi” orada dururken Erdoğan ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNİ aklının ucundan geçirir mi, işinden aşından olmayı göze alır mı?

Elbette ki almaz.. Bu makama gelmek için 67 yıllık ömrünün “kendi ifadesiyle” 45 yılını harcadı.

Hele bir de kalkıp desen ki;

“Ey Erdoğan, al sana her maddesi Allah’ın Kitabı ve Rasulünün Sünnetinden alınmış İslami bir ANAYASA gel bunu tatbik et.. Sen de kurtul, Ümmet de kurtulsun, tüm insanlıkta kurtulsun..”

Sakın ha böyle bir teklifte dahi bulunmayın. O zaten bunların hepsini biliyor.. Konunun yabancısı değil.

Zaten “Demokratik, Laik, Kapitalist, Türk Milliyetçisi Kemalist İrade..” Ona “kendi şartlarını dayatarak” onun sadık bir MEMUR OLMASINA izin verdi.

Erdoğan’ın; “Ben asla ‘MEVZUATA AYKIRI’ işlem yapamam..” diyen Tapu dairesi memurundan ne farkı var?

Erdoğan ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ Demiyor, diyemez de..

Sadece duvar ve pencerelerde yada iç oda kapılarında bir tadilat ve restorasyonu “Söz Konusu” ediyor. Bir memur, “Amirinden İzin Almadan” asla ve kat’a “Köklü Değişim” Ya pa mazzzz.

98 yaşında ayakta zor durabilen, ama dinç görünümlü bir teyze, yürüyerek geldiği balıkçı dükkânı önünde durup dükkân sahibine seslenir;

“- Oğlum balıkların taze mi?” Balıkçı:

“- CANLI teyzem bunlar CANLI..” Teyze yine sorar:

“- Yavrum ben TAZE olup olmadığını soruyorum…” Balıkçı:

“- CANLI dedim ya annem CANLI bunlar CANLIIIII..”

Artık sigortası atan teyze balıkçıya sert bir şekilde çıkışır: “Evlat ben de CANLIYIM ama görüyorsun halimi..”

98 yaşına gelmiş bu teyze ya da her hangi bir mahluk veya bir “Siyasi varlık” hatta ve hatta “Demokratik, Laik, Kapitalist, Türk Milliyetçisi Kemalist İrade..” şu fani alemde her ne kadar CANLI ise de “İlahi Nihaye” yaşamayacak.

Çünkü Rabbimiz diyor ki ayette:

“Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir Ecel / süre için yarattık.” (Ahkaf suresi 3)

Yani her mahlûk illaki ölümü, sonu tadacak.

Mezar taşlarında yazan şu kelime muhakkak dikkatinizi çekmiştir: “هو الباقيHUVE’L BAKİ” (Ölümsüz ve ebedi olan sadece O’dur)

Ne için bu ifade yazılır?

Dünya hayatını sona erdiren “Ölüm Hadisesi”, yüce yaratıcının “ölümsüz âlemine” geçişi sağlayan ve ibret alınması gereken bir olaydır.

“Hüve’l Bakī” ifadesi, insana bir yandan Allah’ın üstün kudret ve ebediliğini hatırlatırken diğer yandan da kulun fâniliğini ve onun “ölüm karşısındaki aczini” dile getirmektedir.

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ne demişti: “Cumhurbaşkanımızın yeni Anayasa vurgusu hepimiz için bir müjdedir..”

O bu müjdeye (!) çocuklar gibi varsın sevinsin..

Hakkın ve Hakikatlerin yegâne doğru müjdecisi, ölçümüz, örneğimiz Sevgili Peygamberimiz de (sas) bize İKİ MÜJDE verdi:

BİRİNCİ MÜJDE:

Rasulullah (sas) efendimiz ashabıyla otururken onlara dedi ki:

“Ey ashabım bir gün gelecek Konstantiniye (İstanbul) ve Roma (şimdiki İtalya’nın başkenti) fethedilecektir..”

Ashab sordu; ”Ey Allah’ın Resulü hangisi önce fethedilecek.?” Efendimiz (sas) dedi ki; ”Önce İstanbul.. Sonra Roma..”

Allah-u ekber…Bu ne mükemmel, bu ne müthiş bir müjdedir..

Alemlerin Rabbi olan Allah’a sonsuz hamdu senalar olsun ki, Rabbimiz, İstanbul’un Fethini 29 Mayıs 1453 tarihinde 20 yaşlarındaki büyük devlet adamı Fatih Sultan Mehmet Han ve onun kahraman askerleri vesilesiyle bu hayırlı ümmete nasip etti..

Canı gönülden inanıyoruz ki, şimdi sıra Roma’dadır.

Çünkü “Önce İstanbul,  sonra Roma” demişti müjdemizi veren müjdecimiz.. Salat ve selam onun üzerine olsun.

İKİNCİ MÜJDE:

“Allah’ın olmasını dilediği sürece aranızda Nübüvvet olacak, sonra kaldırmayı dilediğinde onu kaldıracaktır. Sonra Nübüvvet Minhacı üzere (Raşidi) Hilafet olacaktır. Böylece Allah’ın olmasını dilediği sürece olacak, sonra Allah onu kaldırmayı dilediğinde kaldıracaktır. Sonra ısırıcı meliklik olacaktır. Böylece Allah olmasını dilediği sürece olacak, sonra onu kaldırmayı dilediğinde kaldıracaktır. Sonra zorba diktatörlük olacaktır. Böylece Allah’ın olmasını dilediği sürece olacak, sonra onu kaldırmayı dilediğinde onu kaldıracaktır. Sonra da Nübüvvet Minhacı üzere (Raşidi) Hilafet olacaktır… Sonra sükût etti.”  (Ahmed b. Hanbel, 4/273)

RABBİMİZİN SÖZÜ VAADİ:

Son söz, Son müjde, Sözlerin en güzelini söyleyen Rabbimizin şu sözüdür:

“Allah sizden iman eden ve Salih amellerde bulunanlara vadetmiştir ki; Onlardan evvelkileri nasıl 'Güç ve iktidar sahibi' (Halife) kılmışsa, Onları da yine yeryüzünde 'Güç ve iktidar sahibi' (Halife) kılacaktır. Elbette onlara kendileri için razı olduğu Dinlerini (İSLAM DEVLETİ eliyle) tekrar hâkim kılacaktır. Ve muhakkak ki, onların korkularını güvenliğe eminliğe çevirecektir.” (Nur suresi 55)

Kardeşlerim şimdi gelin ta kalbimizin derinliklerinden gelen bir nida ile Rabbimize diyelim ki;

“Ey mülkün sahibi ve alemlerin Rabbi olan şanı yüce Allah’ım.. Şu Mübarek üç aylara girerken Ne olur bize Senin kitabın Kur’an’ı ve Senin Rasulün Muhammed Mustafa’nın Sünnetini esas alan bir İSLAM ANAYASASI ve KANUNLARINI Dâhili ve Harici siyasetinde tatbik edecek İSLAMİ BİR DEVLETİ Şu Mübarek üç aylar içinde NASİP EYLE Allah’ım..” Aminnn Amin Amin

Kardeşiniz Bekir Yetginbal / 03 Şubat 2021


Tags:

 
 
 

Bir Cevap Yazın