1. Niçin, “Sünnet Vahiydir” bölümü açtık Biliyor musunuz?

Niçin, “Sünnet Vahiydir” bölümü açtık Biliyor musunuz?

Âlemlerin Rabbi olan şanı yüce Allah’a (cc) sonsuz defa hamd olsun. Salat ve selam, şanlı Resul Muhammed Mustafa’nın, Ehli Beytinin, güzide Ashabının ve bunlara tabi olan İslam Ümmetinin tüm evlatları üzerine olsun.

1970’li yıllardan bu güne kadar, bir kardeşiniz olarak, nice insanlarla Sünnet eksenli sohbetlerim, tartışmalarım oldu. “Kur’an bize yeter” diyen “mealciler” den tutunda, “Kur’an İslam’ı” ya da “Kur’an-i Hayat” gibi adlarla karşımıza çıkıp adeta “Sünneti dışlayan ya da inkâr eden” nice gafiller gördük.

Bir gafil ya da hain, yazdığı makalede bakın ne diyor;

“Yahudi borazanı Ebu Hüreyre’nin uydurduğu rivayetler..!!”

Allahuekber.. bu ne cürettir, bu ne kin ve düşmanlıktır ki, kalkmış bize hem yazarak hem de anlatarak en çok Hadis nakleden gözümüzün bebeği sahabe Hz. Ebu Hureyre (ra) efendimize hakaretler ediyor.

“Sünnet Vahiydir” bölümünü açma gerekçemizi ortaya koymadan önce şu iki hususun öncelikle anlaşılması lazım:

  1. Vahiy nedir?
  2. Kur’an’ın Vahiy olması ile Sünnetin Vahiy olması arasında ne fark vardır?

Sözlük anlamı itibariyle Vahiy; Gizli konuşma, işaret etme, emretme, nehyetme, ilham etme, ima etme, fısıldama, mektup yazma, elçi gönderme, acele etme, seslenme vs. anlamlarında kullanılmaktadır.

Istılahi anlamı itibariyle Vahiy;  Allah-u Teâla’nın emirlerini, yasaklarını ya da vermek istediği bir bilgiyi “Peygamberlerine vasıtasız bir şekilde veya değişik vasıtalarla” bildirmesidir.

Vahiy konusu da, İslam’a göre, Akideye dâhil hususlardandır. Her Müslüman’ın vahye inanması farzdır.

Ancak Vahyin delili, “Akli Delil” değil “Nakli Delil” dir.

Peki, “Akli Delil” dediğin şey nedir diye sorarsanız bunun cevabını vermeden önce, şu kelimelere ve bunların anlamlarına gelin bir bakalım; Delil, Vakıa, İman, Tasdik, Kesin, Zanni, His / Duyu, His / Duyu Organları, İdrak ve Sübut nedir?

Delil: İnsanı aradığı gerçeğe ulaştırabilecek iz, kanıt, emare, ispat vasıtası olarak kullanılabilen her türlü öge.

Vakıa: Halen var olan, Mevcut hadise, Varlığı ispatlanmış olan.

Duyu / His: Duygu, Sezgi, Sezme.

Duyu Organları: Göz, Kulak, Burun, Dil ve Deri olmak üzere 5 tanedir.

Tasdik: Doğruluğunu kabul etmek, Onaylamak, Doğrulamak

Kesin: Şüpheye yer bırakmayan, Geri dönülmeyen, Değişmez, Mutlak, Kat’i.

Zanni: Sanmak, Zannetmek, Zanna dayanan, Anlamı ve kaynağının doğruluğu tam ispatlanmamış olan.

İman: İnanmak, İtikat, Hakkı kabul, Tasdik, Vakıaya uygun bir delile dayalı kesin tasdik.

İdrak: Kavrayış, Akıl erdirmek, Anlamak, Hissedilenin zihinde yorumu.

Sübut: Sabit, Sabit oluş, Şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkma, Oynak olmama.

İnsan bir vakıadır. Hayat ve Kâinat da birer vakıadır değil mi? İşte bu 3 varlık, bu 3 emare birer delil’dir.

Yani hali hazırda mevcut olan bu 3 varlığı biz, duyu organlarımız vasıtasıyla yakinen hissediyor ve varlıklarını kesin bir tasdik ile tasdik ediyoruz.

Bir delilin “Akli Delil” veya “Nakli Delil” olup olmadığını, onun hakkında “kendisi ile delil getirilen konunun vakıası” belirlemektedir.

Eğer konu, duyu organları ile idrak edilerek hissedilen bir vakıa ise onun delili kesinlikle “Akli Delil” dir.

Duyu organları ile idrak edilemeyen, hissedilmeyen bir konunun delili ise “Nakli Delil” dir.

Konunun daha iyi anlaşılması için, İslam Akidesinin bizlerden iman etmemizi istediği şu iki müşahhas şeyi ortaya koyalım:

Rabbimiz olan Allah-u Teala’ya imanın delili “Akli Delil” dir.

Çünkü Allah-u Teala’ya iman konusu, duyu organlarımızla hissedilmektedir. Zira duyu organlarımız, varlıkların hepsini yaratan bir yaratıcının mutlaka var olduğunu hisleriyle idrak eder.

Aynı şekilde Resullah’a (sas) ve Kitabullah’ a olan imanımızın delilleri de, Allah-u Teala’ya iman etmemizin delili gibi, “Akli Delil” dir.

Allah’a, Resulullah’a ve Kitabullah’a Akli delile dayalı iman konusunu, sitemizin “İslamiyet Nedir” bölümünden tafsilatlıca okuya bilirsiniz.

Ahiret gününe imanın delili ise “Nakli Delil” dir.

Çünkü kıyamet günü “duyu organlarımızla” asla hissedilememektedir.

Ortada, Ahiret gününün varlığına delalet eden ve duyu organlarımızla hissedilebilecek hiç bir şey de yoktur. Akli bir delil bulunmadığı için de Ahiret gününün delili “Nakli Delil” dir. Mesela Kur’an’daki konu ile alakalı ayetler gibi..

Nakli delilin bizzat kendisiniduyu organlarımız” hissediyorsa, yani o da, bir delil olma özelliğini, “hissin algılama alanında” bulunmasından alıyorsa, işte o zaman onun varlığının, esası Akli Delile dayalı ve iman etmeye elverişli, Nakli bir Delil sayılması gerekir. Mesela bir Hadisi Şerifin varlığı gibi..

Eğer bir konuda delil olmazsa, kesinlik de olmaz. Böyle bir durumda ise sadece O haber doğrulanmış olur

Bir delilden kaynaklanmadıkça “kesin tasdik” gerçekleşmez. Bu nedenle onun, kesin tasdik edilen bir iman haline gelebilmesi için, delilin varlığı zorunludur.

Vahy, insan hissinin algılama sahasına girmediği için kesinlikle akılla ya da akıl yoluyla ispat edilemez.

Vahyi akılla ispat etmeye çalışmak yanlış ve boş bir çabadır. Çünkü o, hislerin algılama sahası içerisinde olmadığı için, vahyin akıl yoluyla ispatı asla mümkün değildir.

Bu nedenle vahyin delili, Akli değil Nakli delildir.

Peki, Nakli deliller hangisidir diye sorarsanız; onlar Allah’ın (cc) Kitabı Kur’an ve Resulü’ nün Sünneti’ dir.

Yani Müslümanlar Kur’an-ı Kerim’ e ve Sünneti bize ulaştıran, nakleden Hadisi Şeriflere “Nakli Delil” olarak itibar ederler.

Bakın örnek olarak şu iki ayet, Vahyin hakikatini ve onun varlığını Nakli delille ortaya koymaya yeterde artar.

"Aziz ve Hâkim olan Allah Sana da senden öncekilere de işte böyle vahyeder." (Şura suresi 3. ayet)

"Nuh'a ve ondan sonra gelen Nebilere vahyettiğimiz gibi, şüphesiz Sana da vahyettik." (Nisa suresi 163. Ayet)

Malumunuz İslam literatüründe Istılahi anlam olarak “Sünnet; Resulullah (sas) efendimizin dinimizle ilgili tüm sözleri, fiileri/amelleri ve sükutuna / susmasına” sünnet denilir.

Hadis ve Hadisi Şerifler konusuna gelince;

“Hadis” kelimesi, “Söz ve Haber” anlamlarına gelir.

Kur'an-ı Kerim’de de “Hadis” kelimesi, bu anlamları ifade edecek biçimde şöyle kullanılmıştır:

"(Hel etâke Hadisu Musa) Musa'nın haberi sana gelmedi mi?" (Taha Suresi 9. ayet)

Bu kelimeden türeyen “bazı fiiller” ise “haber vermek, anlatmak, nakletmek” gibi anlamlar ifade eder. Yine Kur’an’dan bir örnek vermek gerekirse, Duha suresi 11. ayette:

(Ve emmâ bi ni’meti rabbike fe Haddis), “Ve Rabbinin nimetini durmadan anlat” cümlesi içinde geçen “fe haddis" Fiili, gördüğünüz gibi  "durmadan anlat, haber ver, tebliğ et vs." anlamında kullanılmıştır.

Az ve öz olarak ifade etmek gerekirse HADİS-İ ŞERİF; Resulullah’ın (sas) tüm Sünneti’nin “söz veya yazı” ile ifade edilmiş şeklidir.

Bu manada Haber ve Hadis, aynı zamanda Sünnet ile eş anlamlıdır.

“Hadis” kelimesi zamanla, “Resulullah (sas) den rivayet edilen haberlerin genel adı” olarak da kullanılmaya başlanmıştır.

Hatta bu kelime, bizzat Resulullah (sas) tarafından da, bu Lafızda yani “Hadis” Lafzıyla aynen kullanılmıştır. İşte size örneği:

Sahihi Buhari’de yer alan bir Hadisi Şerif’e göre Ebu Hüreyre (ra), “Ya Resulullah, kıyamet günü şefaatine nail olacak en mutlu insan kimdir?” diye sorar. Peygamberimiz (sas) ona şu cevabı verir:

“Senin ‘Hadis’e karşı olan iştiyakını bildiğim için, bu hadis hakkında herkesten önce senin soru soracağını tahmin etmiştim. Kıyamet günü şefaatime nail olacak en mutlu insan, “Lâ ilâhe illâllah” diyen kimsedir” (Buhari, İlim; 33)

Âlemlerin Rabbi, mülkün sahibi Allah(cc) Ali İmran suresi 31.ayette mealen;

“(Resulum) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.”

Resulullah(sas) bir Hadisi Şerifte dedi ki;

"Benim sözümü, işitip onu kavrayan ve gereğini yerine getirenin Allah yüzünü nurlandırsın.” (İbni Mace,Mukaddime, 232; Ahmed b. Hanbel, Bakî Müs. Mukessirîn, 12871)

Burada en önemli nokta, herhangi bir Hadisin, Resulullah (sas) efendimizden bize nakledilmesini sağlayan ve adına “Rivayet Zinciri” dediğimiz nakil silsilesinin çok sağlam olmasıdır.

Dolayısıyla bu sağlamlığa sahip olan Sünnet, İslam ümmeti için ikinci bir “Ana Kaynak” demektir.

Ben burada konumuzun başlığı olan web sitemizde, Niçin, “Sünnet Vahiydir” bölümü açtık biliyor musunuz? Sorusuna bir cevap verirken, burada Sünnet ve Hadislerle ilgili tafsilata girmeyeceğim.

Sitemizin “Sünnet Vahiydir” bölümünde inşaAllah sizi de ikna edecek birçok makale bulacaksınız. Yeter ki, Kalben ve Aklen mutmain olma hırs ve azmi bizde bulunsun.

Yukarıda demiştik ki; “Kur’an’ın Vahiy olması” ile “Sünnetin Vahiy olması” arasında ne fark vardır?

Tadımlık bir bilgi olarak şunu bilin yeter:

Vahiy, Ya hem lafızla hem de mana ile olur ki, bu tür Vahiy, yalnızca Kur'an-ı Kerime has bir özelliktir.

 Ya da Vahiy, yalnızca mana ile olup, Resulullah (sas)' in kendi sözleriyle, fiiliyle veya sükûtu ile bu manayı bize açıkça ifade etmesidir ki, işte buna da Sünnet denir. 

Şu iki cümleyi hiç aklımızdan çıkarmayalım kardeşlerim:

Kur’an-ı Kerim = Lafız / söz ve mana olarak ALLAH’ tandır..

Sünnet = Lafız / söz olarak RESULULLAH (sas)’den.. mana olarak ise ALLAH’ tandır..

Evet, 1970’li yıllardan bu güne kadar, “Sünneti dışlayan ya da inkâr eden” nice gafiller gördük.

Hatta “Sünnete savaş ilan eden” kâfir, münafık, hain ve gafillerle de karşılaştık.

Bu güruhun yaptıkları, aslında sadece “Sünnetle savaşmak değil, bizzat İslam’la savaşmak” tır.

Özellikle de, İslam Ümmetinin uyanmaya ve aslına rücu etmeye başlaması, düşmanlarımızı çılgına çevirmiş ve saldırı yöntemi olarak “Sünnet ve Hadisi Şerifler hakkında şüpheler uyandırma” yoluna daha da çok gitmişlerdir ki böylelikle, hedefleri olan “İslam’ın temeline dinamit yerleştirme” operasyonu tamamlanmış olsun.

Bu çorbada benimde tuzum bulunsun diyenler, sırf Allah(cc) rızası için bu işe el atmalı, gece ve gündüzünü birbirine katmalı ki, İslam ve Sünnet düşmanları Allah’ın(cc) izni ve yardımıyla kahr-u perişan olsunlar..

İşte bundan dolayı “Sünnet Vahiydir”  başlıklı bu yeni bölümü hemen ilgi ve bilgilerinize açtım.

İnşaAllah bu yeni bölüm, sizlerin de fiili, yazılı ve sözlü paylaşımlarıyla milyonlarca Müslüman kardeşimize ulaşacak ve onların düşünce dünyasını ifsad etmeye çalışanlara karşı mükemmel bir bariyer olacaktır.

Ve yine bu çalışma inşallah, fikri bir kalkınma hamlesini başlatacak, gafillerin aklını başına getirecek, bir uyanışı başlatacak, hainleri de yerin dibine batıracaktır.

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi Kur’an, Sünnet, İcma-ı Sahabe ve Şer-i Kıyas’ı kendilerine rehber ve delil edinen tüm Müslümanların üzerine olsun.

Kardeşiniz Bekir Yetginbal

NOT: Aşağıdaki Linkte bulunan makale Sünnet ve Vahiy ilişkisi hakkında işin özünü anlatan çok güzel bir çalışmadır. Hemen tıklayıp mutlaka okumanızı istirham edeceğim. Saygılarımla

http://bekiryetginbal.com/2-sunnet-de-vahiydir-ve-kuran-gibi-seri-delildir/#more-1500


Tags:

 
 
 

Bir Cevap Yazın